Anlatım Bozuklukları ve Soru Örnekleri

Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kullanılır. Bu cümlenin, anlatmak istediği duygu ve düşünce açık ve anlaşılır olmalıdır. Ayrıca mümkün olduğunca gereksiz unsurlardan arındırılmış yani sade olmalıdır. Anlatım bozukluklarının türle

Anlatım Bozuklukları ve Soru Örnekleri

Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kullanılır. Bu cümlenin, anlatmak istediği duygu ve düşünce açık ve anlaşılır olmalıdır. Ayrıca mümkün olduğunca gereksiz unsurlardan arındırılmış yani sade olmalıdır. Anlatım bozukluklarının türlerini şöyle gruplandırabiliriz:

Gereksiz Sözcük Kullanılması

İyi bir cümlede yeterli sayıda sözcük kullanılır. Başka bir deyişle gereksiz sözcüklere yer verilmez. Çünkü, gereksiz sözcük kullanımı cümlenin duruluğunu bozar ve anlatım bozukluğu yaratır. Bir cümlede gereksiz sözcük bulunduğunu anlamak için, sözcük cümleden çıkarılır. Bu durumda cümlenin anlam ve anlatımında bir bozulma oluyorsa o sözcük gerekli, anlatımında bozulma olmuyorsa ise gereksizdir. Mecburen karakola gitmek zorunda kaldım. Son yazdığı romanına isim bulmakta bir hayli zorlanmış. Uçak, alçalarak havaalanına başarılı bir iniş yaptı. Araba şu anda yola çıkmak üzere. Tatile ailesi ile birlikte çıkacaktı. Vakfımıza karşılıksız bağışta bulundular. Verilen vaatlerin hiçbiri yerine getirilmedi. Gitmeden önce bir daha ara. Yukarıdaki cümlelerdeki altı çizili sözcükler gereksizdir. Çünkü, bu sözlerin anlamı, aynı cümledeki başka sözcük ya da eklerde vardır. Bunların çıkarılması anlamda bir daralmaya yol açmaz.Bu anlatım bozukluğu şu şekillerde olabilir:
Eş ve Yakın Anlamlı Sözcüklerin Aynı Cümle İçinde Kullanılması:
Atatürk’ün yaptığı yenilikçi devrimler, sosyal ve siyasal yaşamımızı kökünden değiştirmiştir. Atatürk’ün yaptığı devrimler, sosyal ve siyasal yaşamımızı kökünden değiştirmiştir. Yatmadan önce dişlerini fırçalamayı unutma. Yatmadan dişlerini fırçalamayı unutma. Giyimlerinde, konuşmalarında ve davranış biçimlerinde bir gariplik yoktu. Giyimlerinde, konuşmalarında ve davranışlarında bir gariplik yoktu.

Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması

Dilimizde bazı sözcükler, anlam inceliklerine dikkat edilmeden kullanılır. Sözcükleri kendi anlamını yansıtacak şekilde kullanmamak veya uygun olmayan yerde kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar. Böyle bir yanlışa düşmemek için hangi sözcüğün nerede kullanılıp nerede kullanılmayacağını çok iyi bilmek zorundayız. Ülkenin bunalıma girmesini sağlayan bu tür açıklamalardan kaçınmak gerekir. Ülkenin bunalıma girmesine neden olan bu tür açıklamalardan kaçınmak gerekir. Bu tür bilimsel çalışmalar, dilimizin zenginleşmesine neden olacak. Bu tür bilimsel çalışmalar, dilimizin zenginleşmesine katkıda bulunacak.
“Sağlamak” ya da “katkıda bulunmak” elde edilmesi istenen olumlu bir sonuca ulaşmaktır. İstenmeyen sonuçlar ortaya çıktığında “neden olmak” kullanılır.Avukat, sanığın suçlu olduğunu savunuyor. Avukat, sanığın suçlu olduğunu öne sürüyor. 
“Savunma” bir saldırıya ya da düşünceye karşı olan davranıştır. Ortada böyle bir durum yoksa “savunma” yerine “öne sürme” ya da “iddia etme” kullanılır.Çömleğin üzerine yazılmış desenlere hayranlıkla bakıyordu. Çömleğin üzerine çizilmiş desenlere hayranlıkla bakıyordu.

Birbiriyle Karıştırılan Sözcüklerin Kullanılması

Kimi sözcükler aynı kökten türediği için yazılış ve okunuş olarak birbirine benzer; ancak bunların anlamları farklıdır. Bu sözcükler karıştırılıp birbirinin yerine kullanılırsa, anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Bu kadar çekimser olmana gerek yok; aralarına katıl, girişken ol. Bu kadar çekingen olmana gerek yok; aralarına katıl, girişken ol. Bunca yağmura karşılık barajlarda yeterince su birikmemiş. Bunca yağmura karşın barajlarda yeterince su birikmemiş. Bu iki olay arasındaki ayrıntıyı kimse hesaba katmıyor. Bu iki olay arasındaki ayrımı kimse hesaba katmıyor. Ahmet Bey, saygılı kişiliğiyle çevresine örnek olmuştu. Ahmet Bey, saygın kişiliğiyle çevresine örnek olmuştu.

Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanılması:

Anlamca cümlenin yargısıyla uyuşmayan, cümlede iletilen yargıyla çelişen ya da karşıtlık yaratan sözlerin bir arada kullanılması önemli bir anlatım kusurudur. Anlamlarıbirbirine ters sözcüklerin aynıcümlede kullanılmasıdır. Cümlenin anlamında çelişki, genellikle “kesinlik” ve “olabilirlik” anlamı taşıyan sözlerin bir arada kullanılmasından kaynaklanır. Kapının önünde tamı tamına üç beş nöbetçi vardı. Kapının önünde üç beşnöbetçi vardı. Aşağı yukarı tam üç ay önce benzer bir yazı daha çıkmıştı. Üç ay önce benzer bir yazı daha çıkmıştı.

Mantıksal Tutarsızlık

Bir cümlede, iletilmek istenen anlamın eksiksiz olabilmesi için düşünce ve mantık son derece önemlidir. İyi bir anlatımda sağlam bir düşünme ve mantık yürütme temel koşuldur.Mantıksal hataları ve  tutarsızlıkları içeren cümleler, dil bilgisi kurallarına uygun olsalar bile anlamı ve yargıyı eksiksiz iletmezler. Bu tür yanlışlar genellikle dikkatsizlik sonucu ortaya çıkar. Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık. Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere tanıtmaya çalıştık. Önlem alınmazsa bu hastalık ölüme, hatta kısmi felce neden olabilir. Önlem alınmazsa bu hastalık kısmi felce, hatta ölüme neden olabilir.

Tamlama Yanlışlıkları

Sıfat ve isim tamlamalarının aynı tamlanana bağlanması anlatım bozukluğuna yol açar. Çünkü isim tamlamalarında tamlanan iyelik eki aldığıhalde, sıfat tamlamalarında tamlanan ek almaz. Dolayısıyla tamlananlar, niteliği farklı olduğundan ortak kullanılamaz. Kaza yerine birçok askeri ve polis aracı geldi. Kaza yerine birçok askeri araçla polis aracı geldi. Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de zamanıdır. Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de bunun zamanıdır. İhaleye birçok yerli ve yabancı firmalar katıldı. İhaleye birçok yerli ve yabancı firma katıldı. Bu önlemler ekonomik ve sağlık açısından olumlu sonuçlar verdi. Bu önlemler ekonomik açıdan ve sağlık açısından olumlu sonuçlar verdi.

Özne Yüklem Uyumsuzluğu (Uyuşmazlığı):

İyi bir cümlede tekillik-çoğulluk, olumluluk olumsuzluk ve şahıs bakımından özne ile yüklem arasında bir uyum olması gerekir. Eğer özne ile yüklem arasında bir uyum yoksa, anlatım bozukluğu olur. Cümlede özne tekilse yüklem de tekil; özne çoğulsa yüklem de çoğul olur. Kardeşim / bugün evde / kalacak. (Özne Tekil /Yüklem Tekil) Dostlar / yıllar sonra bir araya / geldiler. (Özne Çoğul / Yüklem Çoğul) Bitki, hayvan, organ, cansız varlıklar ve zaman adları, çoğul özne olarak kullanıldığında yüklem tekil olur. Meyveler / bu yıl geç çiçek / açtı. (Özne bitki çoğul / Yüklem tekil) Köpekler / sabaha kadar / havladı. (Özne hayvan çoğul / Yüklem tekil) Söze saygı, alay ya da küçümseme anlamı katılmak istenirse özne tekil, yüklem çoğul olur. Beyefendi / hala / kalkmadılar mı? (Özne tekil / Yüklem çoğul) Cümlede özne kişi zamiri ise yüklemin kişi eki de ayn zamiri gösterir. Ben / tiyatroya / gidiyorum. (Özne 1.Tekil kişi /Yüklem  1. Tekil kişi) Biz / yakında bu araştırmayı / bitireceğiz. (Özne  1. Çoğul kişi /Yüklem 1. Çoğul kişi) Özne 1. ve 2. tekil kişi ise, yüklem 1. çoğul kişi olur. Ödevi sen ve ben hazırlarız. (Özne  2. ve 1. Tekil kişi  / Yüklem 1. Çoğul kişi) Özne 1. ve 3. tekil kişi ve 1. ve 3 çoğul kişi ise yüklem 1. çoğul kişi olur. Şiir etkinliğini ben ve Ali (o)/  izledik. (Özne  1. ve 3. Tekil kişi  / Yüklem 1. Çoğul kişi ) Özne 2. ve 3. tekil kişi ve 2. ve 3 çoğul kişi ise yüklem 2. çoğul kişi olur. Sen ve Ayşe (o) / bana / yardım edebilirsiniz. (Özne  2. ve 3. Tekil kişi / Yüklem 2. Çoğul kişi) “Ağaçlar yapraklarını döküyorlar.” Cümlesinin öznesi “ağaçlar” insan dışı bir varlık olduğu için, çoğul da olsa tekil yüklemle  kullanılmalıdır. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır: Ağaçlar yapraklarını döküyor. “Ahmet ve kardeşi gezmeye gitti.” cümlesinin öznesi “Ahmet ve kardeşi” iki kişiden oluşmuştur. Bu özne onlar zamiri ile anlatılır. Bu durumda cümlenin yüklemi de “onlar” ı karşılayan 3. çoğul kişi olmalıdır.Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır: Ahmet ve kardeşi gezmeye gittiler. “Sen ve Berkay dün nereye gitti?” cümlesinin öznesi 2. ve 3. tekil kişi olduğuna göre cümlenin yüklemi 2. çoğul kişi olmalıdır. Cümlenin doğrusu şöyle olmalıdır: Sen ve Berkay dün nereye gittiniz?
Türkçede bazı özneler olumlu, bazı özneler ise olumsuz anlamlar verdiği için bu cümlelerin yüklemleri de özneye göre olumlu ya da olumsuz olması gerekir. Eğer özne “kimse, hiçbiri, hiç kimse” gibi kelimelerden oluşuyorsa yüklem olumsuz olmalıdır. Eğer özne “hepsi, herkes” gibi kelimelerden oluşuyorsa yüklem olumlu olmalıdır. Özellikle sıralı cümlelerde farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanması durumunda özne-yüklem uyumsuzluğunun ortaya çıkabileceğini unutmamalıyız.
“Hiçbiri onun öldüğüne inanmıyor, hayret ediyordu.” cümlesinde “inanmayanlar” ve “hayret edenler” aynı kişiler fakat “hiçbiri” olumsuz bir özne olduğu için yüklemi de olumsuz çekimlendiği halde “hayret ediyordu” olumlu çekimlenmiştir. Dolayısıyla anlatım bozukluğu olmuştur. Cümlenin doğrusu şöyleolmalıdır: Hiçbiri onun öldüğüne inanmıyor, herkes hayret ediyordu.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.