Çapa Tıp Can Çekişiyor!

Türkiye'nin en köklü sağlık kurumlarından biri olan Çapa Tıp ya da Gerçek adıyla Çapa İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi. Son zamanlarda türkiyenin diğer büyük tıp fakülteleri gibi burasıda Mali krizle boğuşuyor.Ayrıca ayakta durmakta zorlanan

Çapa Tıp Can Çekişiyor!

Türkiye'nin en köklü sağlık kurumlarından biri olan Çapa Tıp ya da Gerçek adıyla Çapa İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi. Son zamanlarda türkiyenin diğer büyük tıp fakülteleri gibi burasıda Mali krizle boğuşuyor.Ayrıca ayakta durmakta zorlanan

25 Ağustos 2015 Salı 07:40
12 Okunma
Çapa Tıp Can Çekişiyor!

Türkiye'nin en köklü sağlık kurumlarından biri olan Çapa Tıp ya da Gerçek adıyla Çapa İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi. Son zamanlarda türkiyenin diğer büyük tıp fakülteleri gibi burasıda Mali krizle boğuşuyor.Ayrıca ayakta durmakta zorlanan hastaneye yıkılıp yeniden yapılması gündemde olduğu için şimdilik bir çivi bile çakılmıyor.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp ve Cerrahpaşa Tıp fakülteleri son zamanlarda zor günler geçiriyor. Çapa'daki İstanbul Tıp Fakültesi'nin ayakta durmakta zorlanan yıkık dökük poliklinik binaları, tuvaletlerdeki lağım kokusu ve borulardan sızan pis su, üniversite hastanesinin içler acısı halini gözler önüne seriyor. Bir yandan mali krizle boğuşan bir yandan da yıkılıp yeniden yapılması gündemde olan İstanbul Tıp Fakültesi'nin artık işlevini yitirdiğini söyleyen sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Tıp Fakültesi İşyeri Temsilcisi Ersoy Adıgüzel, "İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi çöküşte. Hastanenin yıkılıp yeniden yapılması söz konusu olduğundan yıkık dökük binalara masraf yapmak istemiyorlar, çivi bile çakmıyorlar" dedi. Türkiye'nin can damarı olan ve yılda yaklaşık 3 milyon kişiye hizmet veren sayılı üniversite hastanelerinden biri olan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, artık ayakta durmakta güçlük çekiyor. Mali krizle boğuşan ve iflasın eşiğine geldiğini söylenen üniversite hastanesinde tedavi gören hastalar, hastanenin doktorlarına güvendiklerini ama hijyen koşullarının ihmal edildiği, her yeri dökülen, yıkılmaya yüz tutmuş binalarda tedavi görmekten rahatsız olduklarını dile getiriyor. Ziyaret ettiğimiz İstanbul Tıp Fakültesi'nde durum gerçekten de oldukça kötü. Özellikle Diş Hekimliği ve Genel Cerrahi Anabilim Dalı binaları adeta yıkılmak üzere. Birçok poliklinik binasının tuvaletlerinden lağım kokuları yükseliyor. Su alıp kabarmış, döküntü duvarlar ve yoğun rutubet kokusu hastanede gezmeyi güçleştiriyor. Tüm bunlara rağmen hala bir çalışmanın olmaması ise hastaları isyan ettiriyor. Projelendirme yapıldı İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İşyeri Temsilcisi Ersoy Adıgüzel, "Daha önce bir Fransız şirketi ile yıkılıp yeniden yapılması ile ilgili projelendirme yapıldı. Ardından TOKİ ile anlaşıldı ve 2016 yılında ilk kazmanın vurulacağı binaların yıkılacağı söylendi. Ama yıllardır bu süreç öteleniyor" dedi. Adıgüzel, "Üniversite yönetimi şeffaf davranmıyor, yeterli açıklamayı yapmıyor. Gerçekten İstanbul Üniversitesi hastaneleri borç batağı içinde" dedi. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İşyeri Temsilcisi Aydın Erol ise, "İhaleye verilmiş, firma almış, her şey hazırlanmıştı. Bu projenin 2014'te bitmesi, kısım kısım bazı binaların yıkılması ve yeniden yapılması öngörülüyordu. Bu konuyla ilgili gelişme olmadı. Sonrasında 2017'de binaların yıkılıp yeniden yapılacağı konusunda bir takvimlendirme yapıldı. Bize Danışma Kurulu'nda söylenen buydu. 'Binalar dökülüyor, ne olacak hiçbir ilerleme yok' dedik. Kendilerine tepki gelebileceğini söylediler. 'Biz mali açıdan zor durumdayız, binalara tadilat başlatırsak bize karşı tepki oluşur, bir yıl sonra yıkılacak neden böyle bir şey yapalım' şeklindeydi. Maalesef birimler dökülüyor. Bu iki tıp fakültesinin çok değerli arazileri var. Yıkılsa dahi çok kısa sürede yapılması zor." "Arazi güzel yıkar başka şey yaparız" İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez, üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığı tarafından "güdümümde çalış" baskısı yaşadığını belirterek, şunları anlattı: "Üniversite hastanelerinin 2 fonksiyonu var. Birincisi eğitim, ikincisi hasta bakmak. Üniversite eğitim üreten bir yerdir ve kamu hizmeti verir. Üniversite hastaneleri sadece hasta bakan kurumlar olarak görülüyor. Doktora 'Ne kadar çok ameliyat yapar, hasta bakarsan o kadar para veririm' diyor performans sistemi. Doktorlar günde 100 hasta bakacaklarına 200 hasta bakıyor. Bu sisteme doktor yetmiyor, asistanlar da hasta bakıyor, eğitim aksıyor. Üniversitelere para verilmiyor, neden verilmiyor? Tek alıcı SGK, yani devlet. Devlet diyor ki 'Senin ameliyatın başına şu kadar para veririm' ve devlet parayı ödemekte gecikiyor. Sağlık Bakanlığı da 'Sen bu işi yapamıyorsun bak zor durumdasın. Gel benim güdümümde yap' diyor. Neticede böyle oluyor. 'Bunların çok güzel arazisi var yıkar, başka bir şey yaparız, denetim bizde olur, sağlık programımızı güzelce çalıştırırız' diye düşünüyorlar."     kaynak: Türkiye
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209