Freud'un Kişilik Kuramı Hakkında Püf Noktalar

* Freud, ahlak ve kişilik gelişimini duygusal – güdüsel bir süreç olarak ele almıştır.  *  Duygusal – ahlak gelişmesi = İd + Ego + Süperego ilişkilerindeki denge kavramına bağlıdır.  *  İd (alt ben: Cinsiyet + Saldırganlık): Kişiliğin psişik enerji

Freud'un Kişilik Kuramı Hakkında Püf Noktalar

* Freud, ahlak ve kişilik gelişimini duygusal – güdüsel bir süreç olarak ele almıştır.  *  Duygusal – ahlak gelişmesi = İd + Ego + Süperego ilişkilerindeki denge kavramına bağlıdır.  *  İd (alt ben: Cinsiyet + Saldırganlık): Kişiliğin psişik enerji deposu yani bilinç altı kısımdır. İnsanın doğuştan itibaren sahip olduğu tüm güdülerinin toplamıdır ve temel olarak cinsiyet ve saldırganlık güdülerinden oluşur.  *  İd: Sürekli ilişkilerinde doyum arar.  * Burada ego (ben) önem kazanmaktadır.   *  Ego: Kişinin çevreyle etkileşimi sonucu ortaya çıkan kişiliğin gerçekçi ve ussal ögesidir.  * İd in isteklerine ancak ego nun amaca yönelik işleyişi doyum sağlayabilir. Bundan ötürü id, sürekli olarak isteklerinin karşılaması için egoya baskı yapar.  * Bu baskı, bilinç altı id isteklerinin egoya yani bilinç düzeyine çıkma çabası şeklindedir.   * Ego, bilinçdir ve id in isteklerinden toplumca kabul edilenlerin bilinç düzeyine çıkmasına izin verir. Diğerlerini ‘’’ bastırma’’’ mekanizmasını kullanarak bilinç altında tutar.  *  Süper ego (üst ben) : Ego nun isteklerinden hangisinin bilinç düzeyine çıkmasına izin vereceğini hangilerinin ise bilinç altında tutulması gerektiğini belirleyen dir.  *  Süper ego: Çocukluk devresinde çocuğun büyükleri ile olan etkileşimi sonucu gelişir ve toplumsal yasakları içerir.  * Yasakları içeren süper ego nun bir bölümü bilinçli diğer bölümü ise bilinç altıdır. Çünkü bir kısım yasaklar bilincin daha tam olarak gelişmediğini çok küçük yaşlarda öğrenilmiştir.  *  Süper ego = ‘vicdan’ + ‘ego idealini’ içerir. Ego ideali, çocuğun nasıl bir kimse olmak istediğini yansıtır.  * Bu yapısal analize göre,   * Toplumun kuralları süper ego yoluyla kişiliğin bir parçası haline gelir.   * Böylece kişi dışardan onu gözleyenler olmadığı durumlarda da kendi kendisinin gözcüsü olarak o toplumun ahlak kurallarına uyar.  * Güçlü ve gerçekçi bir ego, id den gelen ve doyum isteyen, daha ziyade cinsel ve saldırgan güdülerle süper ego nun bazen aşırıya kaçan yasaklamaları arasında sağlıklı bir denge kurabilir. Bu durumda hem ahlak gelişimi yeterlidir, hem de psikolojik sağlık yerindedir. Bu dengenin bozulduğu hallerde, eğer süper ego ağır basarsa, kişi suçluluk duyguları içinde bunalır; eğer id ağır basarsa, kontrolsüz, taşkın davranışlar görülebilir.  *  Kişilik gelişimi ve ona paralel olarak ahlak gelişimi belirli psiko – seksüel devrelerden geçerek gerçekleşir:  * Bir devredeki biyolojik ve psikolojik gereksinmeler yeterince karşılanmamışsa o devrede bir miktar enerji saplanıp kalır ve bir sonraki devredeki gelişimi de bundan zarar görebilir.  * Ayrıca o devredeki gereksinimlerin yeteri kadar karşılanmamasının yaratacağı olumsuz sonuçlar, etkisini ileriki yıllarda da gösterir.  * Örneğin: Hayatın birinci yılına rastlayan ‘oral’ devresinde beslenmeyle ilgili gereksinmeleri yeterince karşılanmamış olan bir kimse, yetişkinlik devrinde içki, sigara tiryakiliği, fazla konuşma, sakız çiğneme gibi ağızla ilgili davranışlar gösterebilir.  * Ahlak gelişimi için en önemli devre 3 – 4 yaşlara rastlayan Ödipal Devre (5 yaş) ile bunun sonuçlanmasıdır.  * Bu devrede çocuk karşı cinsten olan ebeyvne aşırı düşkünlük gösterir.   * Bu durumdan kurtulması ise hemcinsi olan ebeveyni ile olan özdeşleşmesiyle mümkün olur.  * Freud bu devrede özellikle erkek çocuğun psiko – seksüel gelişimi üzerinde durmuştur.  *  Şöyle ki;  * Annesine bu devrede aşırı düşkün olan çocuk annenin sevgi için babayı rakip olarak görmektedir.  * Ancak, diğer taraftan babasını da sevdiği için ona karşı duyduğu olumsuz duygulardan dolayı kendini suçlu hissetmektedir.  * Bu suçluluk duygusu Freud a göre VİCDAN gelişiminin temelini teşkil eder.  * Çocuk bu suçluluk duygusundan nasıl kurtulur?  * Ancak anneye sahip olma isteğinden vazgeçip babaya benzemeye çalışarak kurtulabilir.  *  Böylece,  * Erkek çocukların babalarıyla, kız çocuklarının da anneleriyle özdeşleşmesi onların kendi cinsiyetleri ile ilgili toplum tarafından belirlenmiş rolleri ve kuralları da öğrenmeleri demektir.  Bu kuram ışığında Freud, kişilik ve ahlak gelişiminin ana hatlarının ilk 5 yılda tamamlandığını ve 6 yaşından sonra kuramsal bakımdan önemli başka bir gelişmenin olmadığını ileri sürer.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.