KPSS Adayları İçin MEB Tarih Kitabı

TARİH 12 DERS NOTLARI 2016KPSSÇalışma Yöntemi için Tıklayın 2016 ALES Çalışma Yöntemi için Tıklayın 2016 DGS Çalışma Yöntemi için Tıklayın 2016 Mühendislik Tamamlama Çalışma Yöntemi İçin Tıklayın   Bir çınar için toprak altındaki

KPSS Adayları İçin MEB Tarih Kitabı

TARİH 12 DERS NOTLARI 2016KPSSÇalışma Yöntemi için Tıklayın 2016 ALES Çalışma Yöntemi için Tıklayın 2016 DGS Çalışma Yöntemi için Tıklayın 2016 Mühendislik Tamamlama Çalışma Yöntemi İçin Tıklayın   Bir çınar için toprak altındaki

20 Şubat 2016 Cumartesi 09:41
1 Okunma
KPSS Adayları İçin MEB Tarih Kitabı
TARİH 12 DERS NOTLARI
2016KPSSÇalışma Yöntemi için Tıklayın 2016 ALES Çalışma Yöntemi için Tıklayın 2016 DGS Çalışma Yöntemi için Tıklayın 2016 Mühendislik Tamamlama Çalışma Yöntemi İçin Tıklayın
  Bir çınar için toprak altındaki kökleri ne ise - ve bu kökler kuruça çınar nasıl kurumaya başlarsa - bir millet için de tarih odur. Tarihini bilen millet, kökü sağlam çınar gibidir. Zamanla eski âdet ve anânesini, yaşayış tarzını unutan, tarihini bilmeyen, ecdâdının neler yapmış olduğundan haberi olmayan bir millet, kendini ayakta tutan köklerinden birkaçını kurutmuş demektir. Tarih okuyarak onu sulamak lâzımdır. Tarih değil, hatâlar tekerrür ediyor.

DİKKAT! KİTAP BOYUTLARI YÜKSEK OLDUĞUNDAN WİRELESS ÜZERİNDEN İNDİRİN

ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ iNDİR T.C.İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK İNDİR MEB TARİH 9  İNDİR MEB TARİH 10  İNDİR MEB TARİH 11  İNDİR MEB TARİH 12  İNDİR 
  2016 ALES Çalışma Yöntemi için Tıklayın 2016KPSSÇalışma Yöntemi için Tıklayın 2016 DGS Çalışma Yöntemi için Tıklayın 2016 Mühendislik Tamamlama Çalışma Yöntemi İçin Tıklayın
 
  1. Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki gelişmeleri açıklar.
Bu Dersteki Kazanımlar:
  1. Ünite: XX. YÜZYIL BAŞLARINDA DÜNYA:
  2. A) I.Dünya Savaşı ve Sonuçları:
1914 yılında başlayan 1918 yılında sona eren I. Dünya savaşı, milyonlarca insanın ölümüne sakat kalmasına maddi ve manevi hasarlara sebep oldu. Dünya tarihi içerisinde bu kadar yıkıcı bir savaş bu tarihe kadar görülmemiştir.                  ÖZEL
  1. Dünya savaşının bir çok sebebi vardır.
GENEL  
  1. A) GENEL NEDENLER:
  • Fransız ihtilalinin getirdiği Milliyetçilik fikri.
  • Sanayi Devrimi sonucunda gelişen Sömürgecilik yarışı ( Ham madde, Pazar arayışı )
  • Bloklaşma
  • Silahlanma yarışı
B ) ÖZEL NEDENLER:                                         Kömür
  • ALMANYA * İNGİLTERE rekabeti
  • Fransa’nın SEDAN savaşı sonucunda ALMANYA’YA kaybettiği ALSAS-LOREN
  • Rusya’nın politikaları ►    Sıcak denizlere inme isteği
Panslavizim politikası Balkanlar için Avusturya ile rekabet
  • İtalyanın v^^^yeni sömürge arayışları
Akdenize egemen olmak istemesi.
  • Japonya’nın, Uzakdoğu’daki ALMAN sömürgelerine göz dikmesi.
  • Almanya’nın Rusların yayılmasına şiddetle karşı olması.
  • Hanedanlar arası mücadele.
  • Dini ve kültürel yayılma yarışı.
  • Bulgaristan’ın II. Balkan savaşının intikamını almak istemesi.
  • Osmanlı Devleti’nin kaybettiği yerleri geri almak istemesi.
Savaşın Başlaması:
  1. Dünya Savaşı, 28 Haziran 1914’te Saraybosna’da Avusturya-Macaristan veliahtı Ferdinand’ın bir Sırplı tarafından öldürülmesi ile başladı.
  Üçlü İttifak Tarafsız Osmanlı B ul g aristan Japonya S ırbistan Romanya Karadağ Belçika Portekiz ABD Yunanistan Üçlü İttilaf Anlaşma 1907 İngiltere Fransa ☆ Çarlık Rusya Bağlaşma 1883 Almanya Avusturya-Macaristan İ,alya ☆   İspanya İsviçre Danimarka Hollanda İsveç Norveç Savaşın başında Osmanlı Devleti:
  • Tarafsızlığını ilan etti.
  • Kapitülasyonları tek taraflı kaldırdı.
  • Mebusan Meclisi kapatıldı
  • Seferberlik ilan edildi.
  • Siyasi yalnızlıktan kurtulmak için arayışlara girdi.
Sonunda OSMANLI devleti ALMANYA’nın yanında savaşa girdi. 1   Neden Savaşa girdi.
  1. Kaybettiği yerleri geri almak.
  2. Siyasi yalnızlıktan kurtulmak.
  3. Almanya’nın savaşı kazanacağına inanma.
Neden Savaşa Girmemizi İstedi.
  1. İttihat ve Terakki’nin Alman hayranlığı.
  2. Jeopolitik konum ( Yeni Cepheler )
  3. Halifelik gücünden faydalanmak istemesi
  4. İnsan gücünden faydalanmak
  Osmanlı Devleti Goben ve Breslav adlı Alman gemilerinin oyunu neticesinde savaşa girmiş oldu. Anlatılacak.  
  1. Dünya Savaşı ABD Savaşa İngiltere yanında savaşa girmesi ile İtilaf devletlerinin galibiyeti ile sonuçlandı.
Sonuçlar:
  • Avrupa’daki mevcut dengeler değişti.
  • Rakiplerini etkisiz hale getiren İngiltere ve Fransa en kazançlı devletler olurken; galipler safında yer alan İtalya ve Rusya hedefledikleri amaçlarına ulaşamamışlardır.
  • Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu parçalanmış; Çarlık Rusya’sı yıkılmıştır.
  • Türkiye, Macaristan, Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Letonya, Litvanya ve Ukrayna gibi yeni devletler kurulmuştur.
Açıklama: Yugoslavya, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Makedonya ve Slovenya’nın birleşmesi sonucunda kurulmuştur.
  • Cemiyet-i Akvam kurulmuştur(1920)
  • Sömürgecilik yerini Manda ve Himayeye bırakmıştır.
  • Barış Antlaşmalarında milliyetçilik prensibine dikkat edilmemesi azınlık sorununun ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
  • Merkezi İmparatorlukların parçalanması sonucu Avrupa ve Orta Doğu’da denge boşlukları ortaya çıkmıştır.
  • Komünizm, Faşizm, Nazizm gibi, demokratik olmayan, totaliter rejimler ortaya çıkmıştır.
  • Sivil savunma düşüncesi ortaya çıkmış; böylece cephe gerisindeki sivil halkın korunması amaçlanmıştır.
  • Barış Antlaşmaları devletlerin eşitliği ilkesine aykırı olduğu için sürekli bir barış ortamı sağlanamamış, bu yüzden II. Dünya savaşı çıkmıştır.
  • Bazı devletler ekonomik krizlere girdi
  • Ümmetçilik ve Turancılık iflas etti.
  • Milliyetçilik güçlendi ve ulusal devletlerin kuruluşu hızlandı
  • Deniz altı gemileri önem kazandı
  • ABD tekrar içine kapandı
  • İ ngiltere ve Fransa Orta Doğu kaynaklarını ele geçirdi
  • Suriye, Irak, Lübnan ve Hicaz Osmanlı’dan ayrıldı.
  • Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin’de mandater yönetimler kuruldu.
  • İttihat ve Terakki Partisi dağıldı.
Açıklamalar:
  • Dünya Savaşında ilk defa tank ve kimyasal silah kullanıldı
  • Savaştan sonra sınırlar çizilirken milliyetlerin dağılımı dikkate alınmadığından dolayı savaştan sonra da milliyet olayları devam etti.
  • ABD I. ve II.Dünya savaşının bitmesinde etkili oldu.
  • Savaştan sonra; Almanya’nın güçlenmemesi İngiltere ve Fransa için temel politika oldu.
  • Savaştan önce İngiliz sömürgeleri kendisinin 104 katı; Fransız sömürgeleri ise kendisinin 20 katıdır.
  • Osmanlı’yı paylaşmak savaşın başlangıç sebeplerinden değildir.
  • Mağlup devletlerin bir daha savaşmaya cesaret edememesi için antlaşmalara ağır maddeler kondu.
Savaşın Sonunda Önce; Ateşkes Baı rış
Almanya Redhandes VERSAY
Bulgaristan Selanik NÖYYİ
Osmanlı Mondros SEVR
Avusturya- Macaristan Villa-Gusti
Avusturya SEN JERMEN
Macaristan TRİANON
1 r
PARİS KONFERANSI
  1. Dünya Savaşı’nı kesin olarak bitirecek ve bozulan dengeleri yeniden kuracak barış antlaşmaları İmzalanması için GALİP devletler 18 OCAK 1919’da PARIS’te bir konferans toplandı. Amaç Bir an evvel barış anlaşmalarını imzalayarak galipler güçlerini daha da artırmanın peşinde.
Sözü geçen devletler İng, Fra, Abd, İta Paris konferansı sonucunda yenenler, yenilen devletlere çok ağır antlaşmalar imzalattılar.   Sınırları küçülttüler. Ekonomik baskı uyguladılar. Askerliği sınırlandırdılar. Vb. Amacı : Wilson ilkelerinde yer alan “Milletler Cemiyeti” kudurma düşüncesini   gerçekleştirdi ve tekrar içine KAPANDI.   MONREO DOKTRİNİ 1823
  1. ABD, Avrupanın iç işlerine karışmaz.
  2. Avrupa’da ABD kıtasına karışmasın
Paris Konferansında etkili olan dört devletin başbakan ve dışişleri bakanlarından oluşan “Onlar Konseyi” ( Büyük Dörtlü ) kuruldu.   Konferansta Alınan Kararlar:
  • İtilaf devletleri sömürgecilik yerine “Manda ve Himaye” tabirini kullamışlardır. ★
\ San Remo
  • Aralarında görüş birliğine varılamadığı için Osmanlı devleti ile antlaşmayı sona bıraktılar.
  • Yunanistan sahte belgelerle İzmir ve Batı Anadolu’nun kendilerine verilmesini sağladı.
  • Milletler Cemiyeti kuruldu.
  • Doğu Anadolu topraklarında bir Ermeni devleti’nin kurulması kararlaştırıldı.
Not: 3 Mart 1918’de Sovyet Rusya ve Almanya arasında   BREST LİTOVSK İMZALANIYOR.  
  • KARS, ARDAHAN VE BATUM
  • DOĞU ANADOLUDAN ÇEKİLECEK (RUSYA)
Bu Dersteki Kazanımlar:
  • KAFKAS, GALİÇYA, MAKEDONYA VE ROMANYA cepheleri kapandı.
  1. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin kurulması ve sonrasında Orta Asya’daki Türk devlet ve toplulukları ile ilgili gelişmeleri kavrar.
1 ) Çarlık Rusyası’nın Yıkılışı ve Bolşevik İhtilali: SSCB’nin tarihi Vladimir İlyiç Lenin’in başkanlığındaki BOLŞEVİK PARTİSİ’nin 1917’de iktidarı ele geçirmesi ile başlar. İktidarı ele geçirmesinde Rusyanın içinde bulunduğu ekonomik şartların çok kötü olması etkili olmuştur. Bolşevikler, “ Barış, toprak ve ekmek” vaat ettiler. Hükümeti deviren Bolşevikler 1917 yönetimi ele geçirdiler.    II. NİKOLA öldürüldü. Dış güçlerin desteklediği Çar yanlısı BEYAZ ORDU ile mücadeleye başlayan Bolşevikler üç yıl süren iç şavaşı kazandılar. ( 13.000.000 insan öldü, Sanayi bitme noktasına geldi. ) Bu nedenlerden dolayı LENİN, Bolşeviklerin güçlenmesi için geçici uzlaşma politikalarından ibaret olan NEP adı verilen yeni ekonomik politikasını ilan etti. ( 1922-1928) Lenin Rus İmparatorluğu 1 Ocak 1923’te Federasyona dönüştürüldü ve SSCB ismini aldı. Birlik içinde farklı yapıda oluşumlar söz konusu idi. Bütün yönetim yetkisi sadece SOVYETLER BİRLİĞİ KOMİNİST PARTİSİ’NİN KONTROLÜNDE. 1924 yılında Lenin’in ölümü ile iktidar mücadelesini kazanan JOSEPH STALİN ★
  1. BEŞ YILLIK kalkınma planını uygulamaya koyarak 1928 Rusya’ nın kendi öz kaynakları ile kalkınmasını sağladı.
Tarım devrimini gerçekleştirmek için köylülerin küçük topraklarını birleştirerek “KOLEKTİFLEŞME” politikası izledi. Köylülerin büyük tepkisine rağmen bu uygulamadan vazgeçilmedi.
  • 000 köylü öldürüldü.
  Ağır sanayide çok hızlı bir ilerleme kaydedildi. 1950’den sonra Sibirya’daki petrol, gaz ve maden rezervleri işletilmeye başlandı. Kısa sürede dünyanın en büyük askeri, ekonomik gücü haline geldi. i KIZIL ORDU
  1. Balkanlardan
  2. Baltıklardan
  3. Kafkaslardan
  4. Karadenizden
Rusların Orta Asya’yı İstilası:
  • Sıcak Denizlere inme.
  • Ortadoksları birleştirmek.
  • Panslavizm
  • Orta Asya’yı işgal etme ( Pamuk, vb)
SSCB politikalarından biri de Türkistan’ın topraklarını ve siyasi bütünlüğünü parçalamaktı. 1920 yılından itibaren Türk toplulukları üzerinde doğrudan hakimiyet kurmaya yöneldi. <tableborder="1" width="100%"> U YOGOUOLOA MOAOLOAORO O
  • Çarlık Rusyası döneminde işgal edilen yerler HRİSTİYANLAŞTIRILDI.
  • Rus okulları açılarak asimilasyona başlanıldı.
SSCB döneminde Türk illeri ele geçirildikten sonra Rus harita ve kitaplarında TÜRKİSTAN ismi yasaklandı. Türkistan beş ayrı Cumhuriyete bölündü. O Türkler arasında birlik ve beraberliğin bozulması için farklı lehçelerin kullanılması yaygınlaştırıldı. O Türkistan’daki Türk toplulukları içerisine Özbekçilik, Kazakçılık, Türkmencilik vb. kabilecilik aşılandı. O SSCB 10 ciltlik “SOVYETLER BİRLİĞİ TARİHİ” yazdırdı, başka milletlerin tarihinden bahsedilmedi. O Cami, mescitler tahrip edildi O Din adamı yetiştiren medreseler kapatıldı. O Din adamları sürgüne gönderildi. O İskan politikası uygulandı. O 1924 Arap alfabesinden ------ Latin alfabesine geçirdiler. (û Ancak Türkiye Cumhuriyeti 1928 yılında Latin alfabesine geçince, Sovyetler hükümeti Türklerin alfabesini bir kez daha değiştirdi. “RUS KRİL” alfabesine geçiş yaptılar. BASMACI HAREKETİ: 1918 - 1922 Bütün bu eziyetlere karşı Çarlık Rusya döneminde ve SSCB döneminde Türkler arasında başlayan direniş hareketine Basmacı hareketi denir. “Baskın yapan, hücum eden” manasına geliyor. 1918 yılında Milli Hokand hükümetinin Ruslar tarafından dağıtılması üzerine BASMACI hareketi bir halk hareketine dönüşmüştür. Her kuvvetin başında “KORBAŞI” ünvanlı kişiler bulunurdu. Amaçları TÜRKİSTANI RUSLARDAN KURTARMAK. Enver paşa’nın katılımı ile basmacı hareketi güç kazanmasına rağmen 1922 yılında Ruslar tarafından yok edilmiş bir harekettir. BASMACI HAREKETİ NEDEN BAŞARILI OLAMADI:
  • Korbaşıların kendi aralarında birlik oluşturamamaları.
  • Basmacıların merkezi bir kumandanlık kuramamaları.
  • Basmacı hareketi’nin dış yardım alamaması.
  • SSCB’nin tank, uçak, zehirli gaz kullanmalarına rağmen Basmacıların buna karşı koyacak güçlerinin olmaması.
İsmail Gaspıralı                                   | Yusuf Akçura                                       I Zeki Velidi Toğan                               \ “ Dilde, işte, fikirde birlik”
  1. Ortadoğu’da manda yönetimlerinin kurulma sürecini açıklar.
Bu Dersteki Kazanımlar:
  1. Japonya’nın Uzakdoğu’da yeni bir güç olarak ortaya çıkması ve dünya güçler dengesine etkisini fark eder.
 
  • Orta Doğu'da MANDA yönetimlerin Kurulması:
  Coğrafi konumu, yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle önem arz eden Ortadoğu, I. Dünya Savaşı'na kadar İran hariç olmak üzere Osmanlı Devleti'nin egemenliği altında bulunuyordu. 19.yy Osmanlı Devleti'nin içte ve dışta birçok mesele ile uğraşması sonucunda İngiltere Fransa Rusya Almanya İtalya J Orta Doğu ile ilgilenmeye başladılar.
  1. Dünya Savaşı devam ederken İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusya aralarında yaptıkları gizli antlaşmalarla paylaşım tasarıları yaptılar.
Gizli Antlaşmaların Yapılma Sebepleri:
  • Şark meselesi (Osmanlı ülkesini paylaşma meselesi) halletmek.
  • İtilaf bloğunun birlik ve istikrarını sağlamak
  • Savaştan sonra Osmanlı'yı paylaşma konusunda anlaşmazlığa düşmemek
  • İtalya'yı İtilaf bloğuna katmak.
  • Rusya'yı İtilaf bloğunda tutmak
Gizli Antlaşmaların İsimleri Kimler Arasında Paylaşım Maddeleri
1-Boğazlar Antlaşması (Mart-Nisan 1915): Çanakkale Savaşı esnasında Rusya boğazlar konusunda tedirginleşince; İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan antlaşma ile boğazlar ve çevresi Rusya'ya bırakılmıştır. Antlaşmanın Önemi: 1-                           Rusya'nın        Almanya tarafına geçmesi önlendi 2-                         Gizli    antlaşmalar başladı 3-                        İngiltere            ve Fransa ilk defa Rusya'nın boğazlar konusundaki isteklerini kabul etti. NOT: Rus Çarlığı yıkıldıktan sonra; tekrar yapılan gizli antlaşmalar sonucunda boğazlar bölgesinin yönetiminin İtilafların ortak kontrolünde olmasına karar verildi.
2-Londra Antlaşması (26 Nisan 1915): Bu antlaşma İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalandı. İtalya'ya On İki Ada ve Antalya bırakıldığı gibi; İtalya'ya,Osmanlı'nın Libya üzerindeki halifelik haklarının da kaldırılacağı vaat edildi. Bu antlaşma sonucunda İtalya İtilaf bloğuna geçti.
3-Sykes-Pıcot (1916): Bu antlaşma İngiltere ile Fransa arasında imzalanmıştır. 1-                  Musul     hariç, Irak İngiltere'ye bırakıldı 2-                    Adana,  Antakya, Lübnan ve Suriye kıyıları Fransa'ya bırakıldı. 3-                        Musul,               Ürdün ve Suriye'nin bir kısmında Arap krallığının kurulması ve bu devletin Fransa ile İngiltere'nin ortak denetiminde olması kararlaştırıldı. 4-                                  Filistin'de,   Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya ve Şerif Hüseyin tarafından kararlaştırılarak, uluslar-arası bir yönetimin kurulması kararlaştırıldı. 5-                           Hicaz'ın            serbest bölge olması kararlaştırıldı. Önemi: /\ 1-Arap bölgeleri (Orta Doğu) paylaşıldı
4-Petrograt Protokolü: Bu antlaşma Rusya, Fransa ve İngiltere arasında imzalandı.Rusya'ya, İngiltere ve Fransa'nın Orta Doğu çıkarlarını kabul etmesine karşılık boğazlar bölgesine ek olarak Trabzon'a kadar Doğu Karadeniz, Erzurum, Van ve Bitlis verildi.
5-Mc Mahon (1916): İngiltere'nin Mısır valisi ile Şerif Hüseyin arasında imzalanmıştır. Şerif Hüseyin'e bağımsız bir Arap devleti vaat edilmiştir. Arapları Osmanlı'ya karşı savaştırmak isteyen İngilizler bu tür gizli ant-laşmalarla amaçlarına ulaşmıştır.
6-Saint Jean de Maurıenne (19 Nisan 1917): Bu antlaşma İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalanmıştır. On İki Ada, Antalya, İzmir,Aydın ve Muğla İ-talya'ya bırakılmıştır. İngiltere; İzmir'in İtalya'ya verilmesini Rusya istemeyeceğinden dolayı; bu antlaşmanın geçerli olabilmesini, Rusya'nın antlaşmayı imzalamasına bağlamıştır. Rusya kısa bir süre sonra savaştan çekildiği için bu antlaşma Rusya tarafından imzalanamamıştır. Paris Konferansında İzmir'i Yunanistan'a bırakmak isteyen İngiltere'ye İtalya karşı çıkınca; İngiltere Sen Jön dö Möryen antlaşmasının geçersizliğini ileri sürmüştür.
Gizli Antlaşmaların Önemi:
  • İtilaf devletleri aralarında çıkar birliği sağlamışlardır.
  • Savaş daha bitmeden, Osmanlı toprakları paylaşılmıştır.
  • Bu antlaşmalar Mondros Mütarekesinin ağır şartlar taşımasında etkili olmuştur.
  • İtilaf devletleri aralarındaki birlik ve bütünlüğü güçlendirmişlerdir.
  • Gizli antlaşmalar İtilaf devletlerinin zaferden emin olduğunu gösterir.
Rusya'nın savaştan çekilmesi ile gizli antlaşmaları açıkladı. ABD, savaşa girerken yayınladığı WİLSON PRENSİPLERİ' NE göre gizli antlaşmaları kabul etmeyeceğini açıkladı. Wilson prensipleri, İngiltere ve Fransa'nın ORTA DOĞU planlarını bozacak nitelikte maddeler içermekteydi. Bunun üzerine iki devlet ( İng - Fra) ortak bir bildiri yayınlayarak Orta doğu halkları kendi idare İngiltere ve Fransa Nisan 1920'de toplanan SAN REMO konferansın'nda Orta Doğu'yu kendi aralarında paylaştılar. Buna göre İNGİLTERE: Irak, Filistin, Ürdün FRANSA: Suriye, Lübnan   ıııımııı   NOT: 1878 yılına kadar OSMANLI devletinin toprak bütünlüğünü savunan İngiltere bu tarihten sonra Osmanlı devletinin topraklarını paylaşmak için harekete geçti.   Irak: 1930 yılında bağımsızlığını   kazanmıştır. Ürdün: 1946 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Mısır: 1922 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Suriye: 1946 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Bağımsızlık mücadelesine girişmelerinde Türkiye Cumhuriyetinin kurulması etkili olmuştur.   Lübnan: 1946 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Filistin: Yahudi devleti kurulacak
  • UZAKDOĞU'DA YÜKSELEN BİR GÜÇ: JAPONYA
19.yy ikinci yarısına kadar derebeylik düzenin hakim olduğu Japonya, dış dünyaya kapalı bir ülkeydi. Ülkeyi ŞOGUNLAR ( feodal bey, Ayan) yönetiyor. İmparator sembolik bir görünüm arz ediyordu. 1867'de genç yaşta tahta geçen İmparator MUTSUHİTO'nun aydınların etkisi ile BATI tarzı yenilikler yapılması fikrine destek vermesi ile Japonya'da "MEİJİ RESTORASYONU"( Aydın Hükümet ) denilen reform süreci başladı.
  • 1868'de Derebeylik düzeni yıkılarak, Batı tarzı hükümet kuruldu.
  • 1889'da Hukuk sisteminde reform yapılarak Prusya modeline dayalı ilk anayasa yapıldı.
  • Takvim değiştirildi.
  • Giyim kuşam batı tarzına dönüştürüldü.
  • Çağdaş bankacılık sistemi oluşturuldu.
  • Japon donanması için İngiliz donanması örnek alındı.
  • Prusyalı Askeri uzmanlar sayesinde ordu yenilendi.
  • Silah sanayisi kuruldu.
  • Avrupa'ya öğrenci gönderildi.
  • 1872'de çıkarılan bir kanunla kadın-erkek için ilkokul zorunlu.
  • 1868 - 1898 yıllık sürede 2190 fabrika açıldı.
“DEVLET ASLA TEHDİT EDİLEMEYECEK KADAR GÜÇLÜ VE ZENGİN KILINMALIDIR.” Gerçekleştirilen bu reformlarla kısa sürede gelişen Japonya 19. yy sonlarında güçlü bir devlet haline geldi. Sanayileşen fakat ham madde açısından fakir olan Japonya ASYA kıtasına ulaşmak için yayılmacı politika izlemeye başladı.
  1. 1894-1895 ÇİN - JAPON SAVAŞI:
Nedeni: Japonya'nın, KORE'nin ham madde ve Pazar kaynaklarını ele geçirmek istemesi. Sonuç: Japonya yendi. 1895 SHİMONOSEKİ antlaşması imzalandı. Japonya MANÇURYA VE KORE'yi kotrol altına aldı.
  1. 1904-1905 RUSYA - JAPONYA SAVAŞI:
Nedeni: Çin toprakları'nın Japonya ve Rusya arasında savaşa neden olması. Sonuç: Rusya bu savaşta yenildi. ÇİN ve KORE üzerindeki etkisini kaybetti. Kore topraklarını alırken, RUSYA ve ÇİNE karşı kazanılan zaferler. UZAK DOĞU'DA YENİ BİR GÜCÜN ÇIKMASI OLARAK KABUL EDİLİR.   Bu Dersteki Kazanımlar:
  1. 1929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın ortaya çıkması ve dünyaya etkilerini açıklar
  • Ekonomik Kriz Öncesi Dünya:
1929 Dünya Ekonomik Krizi, 1929'da başlamış, 1930'lu yıllar boyunca devam etmiş, Kuzey Amerika ve Avrupa başta olmak üzere tüm dünyayı etkileyen bir olaydır. 1920 yıllarda özellikle Avrupa dışında üretim kapasitesi artmış özellikle AMERİKA başı çeken devlet konumundaydı. Baş döndürücü teknoloji ve üretim patlaması yaşıyordu. Otomotivden enerji sektörüne kadar her alanda büyük bir gelişme yaşanıyor her gün bir buluş haberi geliyor. Otomobil sayısı 6 milyondan
  • 000 çıkmış, işçilere verilen ücretler artıyor bununla birlikte üretimde artıyordu. ( HENRY FORD )
BORSA gün geçtikçe yükseliyor herkes kazanıyordu. 1920 yıllara KÜKREYEN YİRMİLİLER adı verilmiştir. Amerika'da küçük şirketler birleşerek TEKELLER oluşturmuş, HOLDİNGLER Amerikan ekonomisini yönetiyorlardı. ( 200 Holding ) Bir holding batarsa bu domino etkisi oluştura bilirdi. Ekonomik Krizin Ortaya Çıkışı: 3 Ekim 1929 başlayan borsa'da satışlar başladı, 21 Ekim 1929 yılında düşüş en sert şeklini aldı. Bu satışların yapıldığı güne "KARA PERŞEMBE" denir. 4.200.000.000 ( DOLAR ) yok oldu. Bu andan itibaren bankalar batmaya başladı ( 4.000 ) , sonrasında fabrikalar kapanmaya, işsizlik artmaya başladı kısa sürede tüm dünyaya kriz yayıldı. Krizin Sebepleri:
  • Tekellerin ve Holdinglerin oluşması
  • Amerika'nın diğer ülkelere verdiği Kredilerin zamanında geri gelmemesi.
  • Bankacılık yasalarının yetersiz olması.
  • Her şey taksitle.
  • Amerikan Başkanı HOOVER'ın ekonomiyi iyi yönetememesi.
  • Merkez bankasının para basmakta geç kalması.
  • Gelir dağılımındaki eşitsizlik.
  • Aşırı israf ( ABD halkında )
Not: 1) İnsanlar varlıklarını sürdürebilmek için Takas yapmaya başladılar.
  • ROOSVELT ekonomiyi düzeltmek için "NEW DEAL" yeni görüş politikasını ortaya attı. (1930-1937)
  • İşsiz ve evsiz sayısı arttı.
  • Madencilik ve inşaat sektörü durdu.
  • Tarım fiyatları düşünce köylülerde etkilendi. %40 - 60
  • 000.000 insan işsiz.
  • Yeryüzündeki toplam üretim % 42 azaldı.
  • Dünya ticareti % 65 azaldı. * II. Dünya savaşına kadar sürdü.
Krizin lürkiyeye Etkileri:  
  1. Türkiye Korumacı politikaya yönelir.
  2. Gümrük vergileri yükseltilir.  ^
  3. İthalata kısıtlama getirilir. ►
  4. Yerli Malı Özendirilir.
  5. KLİRİNG sistemini uygular.
Amaç ülkenin parasının dışarıya çıkmasını engellemek. Bu Dersteki Kazanımlar:
6.        İki savaş arası dönemde Avrupa’da meydana gelen siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmeleri kavrar. 7.        İki savaş arası dönemde dünyada meydana gelen bilimsel, teknolojik ve kültürel gelişmeleri kavrar.
  1. A) İKİ SAVAŞ ARASI DÖNEMDE AVRUPA :
  • Barışın sürekliliğini sağlama çabaları
  • Avrupa'da sosyal ve ekonomik hayat
  • Totaliter rejimlerin kuruluşu
  1. İtalya'da Faşizm
  2. Almanya'da Nazizm
  3. İspanya'da Franco
  • İki savaş arasın dönemde dünya
  • Atatürk dönemi Türk dış politikası
  • Barışın sürekliliğini sağlama çabaları
  1. Milletler Cemiyeti: 1919
  2. Dünya savaşının ardından İsviçre'de 1919 "Cemiyet-i Akvam" ( Milletler Cemiyeti ) adıyla kuruldu. Kurulmasında ABD'nin ( Wilson ) etkisi bir hayli fazla olmasına rağmen ABD katılmamıştır. Amacı, uluslararası barışı ve güveni sağlamak. İngilizleri etkisinde kalmış tarafsız olamamıştır. II. Dünya savaşının çıkmasını engelleyemedi. Türkiye 1932'de üye olmuştur.
  3. Küçük Antant: 1921
Çekoslavakya, Yugoslavya, Romanya aralarında kurdukları işbirliği ve ittifak sistemidir. ( Alman-Macar- Bulgar) tehlikesine karşı.
  1. Locarno Antlaşması: 1925
Alsas-Loren bölgesi yüzünden 19.yy savaşan Fransa 1925 yılına gelindiğinde ALMANYA'ya olan güven sizliğini göstererek yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu bildirdi. 1 ARALIK 1925 Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya, Çekoslavakya Bu antlaşma ile Almanya yeniden uluslararası işbirliğine girmiş oldu. d ) Briand - Kellogg Paktı : 1928 Fransa, Locarno antlaşmasına rağmen doğu sınırlarının güvenliğinden endişe duyduğu için, bu yolda yeni ve başka garantiler elde etmek istedi. Fransız dış işleri Briand ile ABD dış işleri bakanı Kellogg arasında iki devletin aralarında karşılıklı ilişkilerinde savaşa başvurmayacakları prensibine yer verilmesi istendi. ABD senatosu bunu kabul etmedi. ????? c pmn- Bunun üzerine ABD tüm devletlerin muhtemel bir savaşı lanetleme paktı imzalamalarını önerdi.1928 'de imzalandı. Abd, Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere, Japonya, Polonya, Çekoslavakya, Belçika, SSCB, TÜRKİYE SAVAŞIN LANETLENMESİ ŞEKLİNDE ÖZETLENEBİLR.
  • Avrupa'da sosyal ve ekonomik hayat:
  1. Dünya savaşı, milyonlarca insanın ölmesinin yanı sıra ABD ve AVRUPA'nın siyasi, sosyal ve ekonomik değişikliklere yol açtı.
  • Avrupa'dan ABD göçler azalırken , Avrupa'nın iç göçleri hızlandı.
  • İşsizliğe çözüm bulmak için 8 saatlik uygulamaya geçildi.
  • Almanya'da HİPER ENFLASYON dönemi başladı.
  • ABD 1920 yılların başında büyük bir ekonomik güce ulaşırken Avrupa'ya borç veriyordu. ( 1929 )
  • Rusya NEP     ►    Beş  yıllık   kalkınma------------------- planı.
  • 1930 yılların ortalarında ALMAN ekonomisi güçlenmeye başladı.
  • 1933 yılında Hitler iktidara geldi. ( N S A İ P ) Anayasayı değiştirdi.
  • Totaliter rejimlerin kuruluşu :
Totalitarizm bireyin özgürlüğünün devlet tarafından ortadan kaldırılması ve bireysel yaşamın ikinci dereceye bırakılmasıdır. Baskı sistemidir.
  1. İtalya'da Faşizm :
Kendi milletlerinin yükselişini amaçlarlar. Mussolini 1922 yılında İtalya kralı tarafından Başbakanlığı getirildi. İtalya'nın I. dünya savaşından sonra zor günler yaşaması iktidara gelmesinde etkili olmuştur. Syf, 27 okunacak 'İnan, itaat et, dövüş."  
  1. Almanya'da Nazizm:
Milliyetçi ve ırkçı görüşler ile sosyalizmi birleştirmiş bir sistemdir. Ulusal güçlü bir ALMANYA hedefi etrafında oluşmuş bir fikir akımıdır.
  1. Dünya savaşının kaybedilmesi, VERSAY antlaşmasının imzalanması ülke içerisinde bunalımı artırmıştır. Versay antlaşması toplumun her kesimi tarafından tepkiyle karşılanmıştır.
1919'da "WEİMAR ANAYASASI" ilan edilerek demokratik bir düzene geçildi. Bu tarihten sonra kurulan hükümetler Almanya'nın karşılaştığı sorunları çözmekte yetersiz kaldı. Kurulduğu günden beri VERSAY antlaşmasının yok edilmesini ve ALMAN ırkının üstünlüğünü savunan NAZİ partisi 1924 seçimlere girdi. 1933'te ise ADOLF HİTLER başbakan oldu. Syf, 28 okunacak.
  1. İspanya'da Franco:
İspanya iç savaşı milliyetçiler ile cumhuriyetçiler arasında olmuştur. Fransa, SSCB = Cumhuriyetçileri Almanya, İtalya = Milliyetçileri ( FRANCO ) İcat, keşif 1939'da Madrid'in Milliyetçiler tarafından ele geçirilmesi ile iç savaş son bulmuştur.
  • İki Savaş Arasın Dönemde Dünya:
  1920 1921 1923 1924 1925 ABD’de ilk radyo yayınının yapılması Vnrnrr .ısısının < jelıştırılnı. sı 1926 i İlk başarılı roket denemesi Elektrikli ses kayıt aygıtlarının geliştirilmesi Elektrikli trafik ışıklarının geliştirilmesi Dondurulmuş yiyeceklerin üretilmesi İlk sesli sinema filminin yapılması C vitamininin keşfedilmesi Penisilinin bulunması Nötronun bulunması Elektron mikroskobunun geliştirilmesi 1927 1928 1929 1932   1935 1938 Radarın geliştirilmesi Çekirdek bölünmesi (fizyon)  
  • Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası:
Türkiye Cumhuriyeti Lozan Antlaşmasından sonra Lozan'da halledilemeyen meseleleri çözmeye öncelik verdi ( Musul, Suriye sınırı, Dış Borçlar, Nüfus Mübadelesi, Boğazlar ) bu sorunların bazılarını çözdükten sonra Batı ülkeleri ile iyi ilişkiler kurmaya başladı. Lozan antlaşmasından sonra ülkenin yaralarını sara bilmek için inkılap hareketine başladığı için dış politikada "YURT BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ" ilke edinerek barışçı bir politika izlemeye başladı.
  1. Milletler Cemiyetine Giriş 1932
  2. Balkan Antantı 1934
  3. Montrö Boğazlar Sözleşmesi 1936
  4. Sadabat Paktı 1937
  5. Hatay'ın Anavatana Katılması 1939
Cemiyetine üye oldu. 1930'dan ( ALMANYA VE İTALYANIN YAYILMACILIĞI ) sonra Avrupa ekseninde başlayan siyasi gerilimler sonucunda Türkiye Cumhuriyeti de Dış politikasında kendini koruma yöneldi.
  1. Milletler Cemiyetine Giriş 1932 :
1930'dan itibaren Avrupa'da baş gösteren gruplaşmalardan sonra Türkiye'nin bulunduğu coğrafya'nın öneminden dolayı batılı devletler Türkiye'ye davet mektubu gönderdiler. Bunun üzerine Türkiye'de, barışa hizmet etmek ve yalnız kalmamak için Milletler
  1. Balkan Antantı 1934 :
Balkan sınırlarında ki İTALYA'nın saldırgan tutumu sebebi ile ( TeYYaRe ) ile barış ve sınırlara saldırmazlık     anlaşma imzalandı. ( Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya ) Bulgaristan ve Arnavutluğunun antlaşmaya katılma hakkı açık tutuldu. Not: Venizelos, M.K Nobel barış ödülüne aday gösterdi ( 1930 )
  1. Montrö Boğazlar Sözleşmesi 1936 :
Lozan antlaşması'nda aleyhimize çözülen bir konu olan Boğazlar Sorunu uygun ortamın geldiğine inanan M.K tarafından tekrar gündeme getirildi.
r
1)  İtalya’nın, 1935’te Habeşistan’a saldırması. 2)   İtalya’nın on iki adayı silahlandırması. 3)   Almanya’nın Ren bölgesine asker göndermesi. 4)   Almanya’nın Locarno antlaşmasına son vermesi.
Dünyadaki bu gelişmeler sonucunda Türkiye, yeni bir boğazlar Rejimini ortaya koymak üzere bir konferans toplanmasını istedi. Devletlerin ( İtalya dışında ) bu olumlu tutumu üzerine Lozan Boğazlar Sözleşmesini değiştirmek için 1936 İsviçre'nin Montrö kentinde konferans toplandı. BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ İLE LOZAN BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ > 24 Temmuz 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesiyle; Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi ile, İstanbul Boğaz ından denizden ve havadan serbest geçiş esas alınmış; bu geçiş güvenliğinin sağlanması amacıyla, Çanakkale Boğazının doğu ve batısında 20'şcr, İstanbul Boğazı nın doğu ve batısında 15 er kilometrelik alan, Marmara Dcmzı’ndcki adalar, askersiz hâle getirilmiş, bu bölgelerde tahkimat yapmak ve asker bulundurmak yasaklanmıştı Buna karşı-lık, bu bölgenin güvenliği Milletler Cemiyetinin garantisi altına konulmuştu Ayrıca, bu statü­nün yürütülmesini kontrol için, bir Türk temsil­cisi başkanlığında, sözleşmede imzası bulu­nan devletlerin temsilcilerinden oluşan "Boğazlar Komisyonu" kurulmuştu   MOTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ İLE DEĞİŞTİ Kararlar:
  • Boğazlar kayıtsız şartsız Türkiye Cumhuriyeti'ne bırakılacak, tahkimat yapmak hakkı tanınacaktır.
  • Barış zamanında her devletin ticaret gemileri serbestçe geçebilecek, buna mukabil savaşta ve barışta asker ve sivil deniz kuvvetlerinin geçmesine müsaade edilmeyecektir.
  • Savaş zamanında eğer Türkiye tarafsız kalmışsa ticaret gemileri geçebilecektir.
  • Barış zamanında denizaltı gemileri müstesna olmak şartıyla savaş gemileri on beş gün evvel Türkiye Hükümeti'ne haber verecek, gidecekleri yer, isim, tip ve adetleri bildirilecek ve uçak kullanmamak şartıyla Boğazlardan geçebileceklerdir.
  • Eğer Türkiye savaşa girmişse yalnız tarafsız devletlere mensup ticaret gemileri, düşmana hiçbir surette yardımda bulunmamak şartıyla gündüzün serbestçe geçebileceklerdir.
Not: Boğazlar üzerindeki Egemenliğimiz artmıştır.
  1. Sadabat Paktı 1937 :
Türkiye, İran, Irak ,Afganistan ile imzalandı. Amaç barışı korumak ve sınırlara saldırmamazlık antlaşmasıdır. 1939'da Dünya Savaşı başlayınca önemini yitirmiştir.
  1. Hatay'ın Anavatana Katılması 1939 :
Halkının büyük çoğunluğu Türk olan ve Misak-ı Milli sınırları içerisinde bulunan Hatay, Fransa ile yapılan 1921 Ankara antlaşması ile Türkiye sınırlarının dışında kalmıştır. Bölge Suriye ile birlikte Fransız mandasına girdi. Hatay'da Özerk bir yönetim kuruldu ( Türk Dili Resmi Dil Olacak ) 1930 yılında Hatay sancağı kuruldu. 1936 Fransa, Suriye ile antlaşma yaparak, bütün yetkileri Suriye'ye bıraktı. Milletler Cemiyeti 1936'da Özerk bir statü verdi. Almanya, İtalya'nın yayılmacılığı sebebi ile Fransa, Türkiye'nin isteklerini kabul etmek zorunda kaldı. 1938'de Hatay Cumhuriyeti kuruldu. Cumhurbaşkanı: Tayfur Sökmen Başbakan : Abdurrahman Melek atandı. Türkiye Cumhuriyeti kanunları ve parası kabul edildi. Hatay Millet Meclisi oy birliği ile Anavatan'a katılmak kararını alarak Hatay Devleti'ne son verdi.  
  1. Milletler Cemiyetine Giriş 1932
Tehdidi ALMANYA İTALYA
  1. Balkan Antantı 1934
  2. Montrö Boğazlar Sözleşmesi 1936
  3. Sadabat Paktı 1937
  4. Hatay'ın Anavatana Katılması 1939
İMZALANMASINI SAĞLAMIŞTIR.  
  1. ÜNİTE: İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI
Bu Dersteki Kazanımlar:
  1. Almanya, İtalya ve Japonya’nın Birinci Dünya Savaşı sonrasında izlediği politikaları açıklar.
  2. İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ve yayılması ile ilgili gelişmeleri kavrar.
  3. A) Yeni Bir Savaşa Doğru:
1 Eylül 1939 yılında başlayan ve 15 Ağustos 1945 yılında sona II. Dünya Savaşı ( 5 yıl, 11 ay, 15 gün ) sürmüştür. POLONYA'nın işgali ile Avrupa'da başlayan savaş, Afrika'ya ve Uzak Doğu'ya sıçramıştır. MİHVER ve MÜTTEFİK kuvvetler arasında süren savaşı, müttefikler kazanmıştır. Savaş önce Afrika'da sonra Avrupa'da en son olarak da Uzak Doğu'da sona ermiştir. MÜTTEFİKLER ( İngiltere - Fransa - Rusya - Abd )
POLONYA'NIN İŞGALİNDEN SONRA Polonya: 1939 Sfl Avustralya: 1939 ^ Yeni Zelanda: 1939 Ş3EI Büyük Britaya: 1939 1 1 Fransa: 1939 ^ Nepal: 1939 hh Güney Afrika: 1939 SB Kanada: 1939 NORVEÇ'İN İSTİLASI'NDAN SONRA ■ Norveç: 1940 1 1 Belçika: 1940 Lüksemburg: 1940 Hollanda: 1940 SS Yunanistan: 1940 Yugoslavya: 1941 HSSCB: 1941 OTannu Tuva: 1941 PEARL HARBOR SALDIRISI'NDAN SONRA ■™Panama: 1941 Kosta Rika: 1941 ™‘Z Dominik Cumhi: 1941 = El Salvador: 1941 D Haiti: 1941 ^ Honduras: 1941 ^Z Nikaragua: 1941 E ABD:1941 Hçin: 1941 Guatemala: 1941 E Küba: 1941 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'İN DEKLARASYONUNDAN SONRA ■ '■Meksika: 1942 E§3 Brezilya: 1942 ^ZEtyopya: 1942 drak Krallığı: 1943 Bolivya: 1943 = İran: 1943 IE1 İtalya: 1943 ^■Kolombiya: 1943 = Liberya: 1944 1 1 Peru: 1944
NORMANDİYA ÇIKARMASI'NDAN SONRA HİROŞİMA'YA ATOM BOMBASI SALDIRISINDAN 1 Moğolistan: 1945
1*1 Romanya: 1944 Bulgaristan: 1944 ^ San Marino: 1944 H Arnavutluk: 1944 S Macaristan: 1945 £ " Bahavvalpur: 1945 ■h Ekvador: 1945 S Paraguay: 1945 -^= Uruguay: 1945 ■M Venezuela: 15 Şubat 1945 H Türkiye: 23 Şubat 1945 Arjantin: 27 Mart 1945 kşili: 11 Nisan 1945
  MİHVERLER ( Almanya - İtalya - Japonya)   E9 Almanya * Japonya (1937-45) l-l İtalya (1940-43) Macaristan (1940-45) I Romanya (1941-44) Bulgaristan (1941-44) Askerî müttefikler H“ Finlandiya (1941-44) Tayland (1942-45)   100 milyondan fazla askeri personelin dâhil olduğu savaş, dünya tarihindeki en büyük savaştır. Savaşın önemli katılımcıları tüm ekonomik, endüstriyel ve bilimsel güçlerini, sivil ya da askeri kaynak farklılığı gözetmeksizin, bu savaş için kullanmıştır. Nükleer silahların kullanıldığı tek savaş olan ve Yahudi Soykırımı gibi kitlesel sivil ölümlerin gerçekleştirildiği II. Dünya Savaşı, insanlık tarihindeki en kanlı savaştır. Savaş boyunca 50 ila 70 milyon insan hayatını kaybetmiştir.
  • Dünya savaşı sonunda galip devletlerin yenilmiş olan devletlerle (barış getirmek için) imzaladıkları barış antlaşmaların ağır şartlar içermesi yenilen devletleri başka yollar aramaya sevk etmiştir.
  • Savaş sonrasında çizildiği söylenen sınırlarda Milliyet unsuruna dikkat edilmedi. Farklı milletlerden olanlar dahi bir devlet sınırı içerisinde gösterilmiştir.
YUGOSLAVYA 8 ayrı bölümden oluşuyor.
  • Almanya için VERSAY antlaşmasının ağır şartları.
  • 1929 Ekonomik Buhran.
  • Almanya'nın yaşadığı Hiper Enflasyon.
  • İtalya'nın, I. Dünya Savaşını kazanan grubun içerisinde olmasına rağmen fazla kazanç elde edememesi.
  • Diktatörlerin Etkisi ( Hitler, Mussolini )
  • Milletler Cemiyetinin etkisiz kalması.
1919'da barışı korumak ve uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla kurulan Milletler Cemiyeti, bu görevleri yürütebilmek için gerekli olan yaptırım gücünden yoksundu. ABD bu örgütün dışında kaldı; öbür üyeler arasında da kararlara uymayan devletlere karşı zor kullanma konusunda görüş birliğine varılamadı. Bu sorun, 1931'de Japonya'nın protestolara aldırmayarak Çin'i Mançurya bölgesini ele geçirmesiyle iyici açığa çıktı. Japonya 1930'lar boyunca gücünü artırdı. 1935'te Benito Mussolini yönetimindeki İtalyanlar, Etiyopya'yı işgal ettiler. Milletler Cemiyeti bu kez de etkin önlemler alamadı.Bu zayıflıktan yararlanan Adolf Hitler 1936 Mart'ında Almanya'nın Ren Irmağının batısında kalan topraklarına askeri birliklerini gönderdi. Oysa 1925'te Almanya'yla Milletler Cemiyeti arasında yapılan anlaşmaya göre bu bölgede hiçbir devlet asker bulunduramayacaktı. Milletler Cemiyeti bu konuda da protestolar dışında yaptırım uygulayamadı.
  • Japonya:
- 1920/1930 yıllarda Uzak Doğu'nun en güçlü devleti olan Japonya, ham madde açısından zengin olan Mançurya ve Çin'i ele geçirip Asya'nın içlerine yayılmak istiyor. Bu gelişmeler, Uzak Doğu'da çıkarları olan Avrupa devletlerini, Japonya'ya karşı bir takım önlemler almaya sevk etti. 1922 "WASHİNGTON DENİZ SİLAHSIZLANMASI KONFERANSI" yapıldı. Japon deniz kuvvetleri sınırlandırıldı. - 1930 yıllarda askeri destekli hükümetlerin kurulmasının ardından Japonya
  1. Mançurya 1931
  2. Milletler Cemiyetinden Çekildi 1933
  3. Washington antlaşmasından 1934
  4. "ASYA ASYALILARINDIR." 1934 diyerek Batılıların bu bölgeden çekilmelerini söylemiştir.
  5. Çin'e saldırı 1937
  • Italya ( Habeşistan) Almanya ( Ren ) saldırdı tepki yokkkkk
  • İspanya iç savaşı başladı.
Yönelme sebepleri
  • Ingiltere YATIŞTIRMA politikası uyguluyor.
  • Amerika MONREO doktrinini uyguluyor.
  • İtalya:
- I. Dünya Savaşı'nda isteklerini elde edemeyen İtalya, savaşın sonunda siyasi, sosyal ve ekonomik sıkıntılarla karşılaştı. Bu sıkıntılar 1922 MUSSOLİNİYİ iktidara taşıdı.
  1. Roma İmparatorluğunu yeniden kurmak.
  2. Fiume denilen ( Serbest Şehir ) 1924 yılında YUGOSLAVYA dan alındı.
  3. Yunanistan'a ait KORFU adası işgal edildi.
  4. ARNAVUTLUK 1924 yılında İtalya'nın Nüfuzu altına girdi.
  5. Sanayi ülkesi olması sebebiyle doğal zenginlikleri olan HABEŞİSTAN yöneldi (1934)
1936 yılında işgal ile sonuçlandı. Yukarıdaki gelişmeler Almanya ile İtalya'yı ( BERLİN-ROMA )birbirine yaklaştırırken; diğer taraftan Fransa ile İngiltere birbirine yaklaşmışlardır. 1937 yılında BERLİN-ROMA- TOKYO MİHVERİ kuruldu.
  • Almanya:
  1. Versay Antlaşması.
  2. 1929 Ekonomik Buhran.
  3. Hiper Enflasyon *****d) Hitlerin Gelişi
  4. Almanya dışında ALMANLARIN yaşadıkları yeri almak, sınırları genişletmek.( Hayat
Sahası )
  1. Versay antlaşması ile Fransa bırakılan SAAR bölgesi 1935 yılında Alman yönetimine
geçti.
  1. Silahsızlanma Konferansından çekildi. 1933
  2. Milletler Cemiyetinden çekildi. 1933 ı) REN bölgesine asker gönderdi.1936
  3. Almanya'nın AVUSTURYA yı alması
  4. ÇEKOSLAVAKYA'nın SÜDET bölgesinde 3.5 milyon Alman yaşıyor. Almanya burayı işgal etti. Bu durum Avrupa'da savaş ihtimalini ortaya çıkardı. İngiltere'nin önerisi ile ALMANYA, İTALYA, FRANSA, İNGİLTERE arasında Münih Konferansı toplandı. Bu konferansta SÜDET, ALMANYA'ya verildi. Çekoslavakya toprakları İngiltere ile Fransa garantisine verildi.
Yukarıdaki gelişmeler II. Dünya savaşının başlamasına neden olmuştur. SAVAŞ YILLARI 1939-1945 Çekoslavakya buhranında batılıların pasif kalması üzerine Almanya 1939 yılında Çekoslavakya'yı işgal etmiştir. Tamamı Almanlardan oluşmamasına rağmen işgalin yapılmış olması, Hitler'in yayılmacılıkta sınır tanımayacağını göstermektedir. Almanya'dan cesaret alan İtalya, Arnavutluğu işgal etti. Bu gelişmeler sonucunda, Çelik Pakt gelişme göstermiştir. Almanya'nın ticari antlaşmalar ile Romanya'yı nüfuzu altına alması İNGİLTEREYİ uyandırdı. YATIŞTIRMA politikasından vazgeçti. YATIŞTIRMA POLİTİKASI II Dünya Savaşı na giden dönemde Ingiltere Başbakanı Chamberlain'la özdeşleşen politikadır. Hitler'in esas ilgi alanının doğuda olduğuna inanan Chamberlam. SSCB’ye karşı Almanya'nın kendileriyle ış birliğine gireceğim düşünüyordu Chamberiaın. Münih Antlaşması ile Südet; alan Hitler'in artık durarak kazandıklarını elinde tutma­ya çalışacağını tahmin etti Fakat 15 Martta Almanya, az sayıda Almanın yaşadığı Çekoslovaky yınca yatıştırma politik; İNGİLTEREYİ Uyandırdı Almanya, Versay'la serbest şehir statüsüne geçirilen DANZİNG'i Polonya'dan istedi. Bu istek kabul edilmeyince, Almanya Polonya'yı işgal etmeye karar verir. Ancak İtalya'nın 1942 yılında savaşa gireceğini bildirmesi üzerine Almanya, SSCB ile Saldırmazlık Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre Baltık ve Polonya bölgesi iki devlet arasında pay edilmiştir. Polonya'yı İşgal Bu gelişmeler üzerine İngiltere, Polonya ile bir ittifak antlaşması yaptı. 1 Eylül 1939 yılında Almanya 3 Eylül İngiltere, Fransa *• Almanya'ya savaş açtılar. ve savaş başlarrrrrrrrrrrrrr. 3 Eylülde Almanya'ya karşı savaş ilan eden Fransa ve İngiltere savaşın ilk yıllarına savaşı taşıya bilecek güçte olmadıkları için Mihver devletler savaşın ilk üç yılı zaferler kazanmışlardır. Almanya Yıldırım Harekatı şeklinde ilerliyor. (Yıldırım savaşı, II. Dünya Savaşı'nda Almanların savaş doktrinidir. Doktrinin amacı hızlı ve ani saldırılarla, düşmanın düzenli bir savunma kurmasını engelleyip sonra da hızlı bir şekilde yok etmektir. I. Dünya Savaşı'nda uygulanan siper savaşı yöntemine karşı geliştirilmiştir. Tankların, uçakların ve zehirli gazların gelişmesiyle siper savaşları terk edilmeye başlanmış, daha çok hareketli savunmaya geçilmiştir. Almanların bütün savaş araçları bu doktrin üzerine üretilmiştir.) Savaş
  1. Avrupa
  2. Pasifik
  3. Afrika cereyan etmiştir.
  Fransa 5 Ingiltere O 3E ABD Savaşın Liderleri. SSCB w Almanya o £ İtalya Japonya Nisan 1945'e kadar Franklin Roosevelt 1945'den sonra Harry S. T ruman Joseph S talin AdolfHitler Benito Mussoiini İmparator Hirohito Vıchy hükümetinin Nden Mareşal Petain Ingiltere'deki Fransız direniş hareketi liden Charles de Gaulle (Carls Dö Gol) 1940 a kadar Neville Chamberlain Temmuz 1945'e kadar VVinston Churchill 1945'ten sonra Clement Attlee   A ) Avrupa'da Savaş : Polonya'ya saldırı ile başlayan savaş Almanların, Danimarka, Norveç, Hollanda, Belçika ve kısa bir süre sonra Fransa'yı ele geçirmesi ile sonuçlandı. Fransa ile yapılan antlaşma ile Fransa'nın büyük bir bölümü Almanya'ya, kalan bölümünde ise Alman kontrolünde Vichy Hükümeti kuruldu. Magino Hattı: HATTI '""'Fransız generalleri, 1930’larda dünyanın en güçlü savunma hattını kurmaya karar vererek Maglnot Hattı'nı oluşturdular. II. Dünya Savaşı’na kadar hiç test edilmeyen bu hat, birbirinden bir top atımı uzaklıkta 50 savunma kulesi ve bunlnrn bağlantılı yor altı sığınakların­dan oluşuyordu. Düşmanın olo goçirmosi norodoyso imkânsız olan sığınaklarda, askerlerin yaşaması için her şey mevcuttu. Maginot Hattı'nın iki zayıf noktası vardı: Belçika sınırı ve askerlerin İlerlemesini olanaksız kılan sıklıkta ağaç örtüsüyle Ardennes orman­ları civarı. Fransızlar savaş başladığında Almanların kuzoydon savunmasız Bolçi- ka sınırından snldıracaklarını hesapla­mışlar ve güçlerinin büyük bir kısmını bu bölgeye kaydırmışlardır. Almanlar ise Ardennes'de Fransız hatlarını yararak “aşılmaz" Maginot Hattı'nı geçtiler ve Belçika sınırına yığılmış Fransız orduların ı arkadan sararak teslim ald ılar. ■Bani Di aaakıfa-OflAAL Not : Fransız General de Gaulle ( DÖ GOL ) İngiltere'ye kaçarak, Fransa'nın kurtuluşu için mücadele başlatmıştır. Almanya işgallerinde başarılı olunca, İngiltere'ye karşı HAVA SALDIRISI başlattı.   Nazilerin Hava mareşali GÖRİNG'in, Londra'ya yapılan büyük hava saldırıları dolayısı ile 15 Ağustos 1940'ta, "Dört gün içinde İngiliz avcı uçakları imha edilecek, sonra sıra sanayi gelecekti. İngilizlerin barış istemeye mecbur kalacaklardır." Führer başarılı olamadığı için İngiltere'yi istila teşebbüsünden vazgeçerek, SSCB'nin üzerine yürümeye karar verdi.   Almanya neden Doğu'ya ( SSCB ) yöneldi ?
  • Almanya için gerekli doğal zenginliklerin doğuda olduğunu biliyor.
  • SSCB'nin Balkanlara doğru genişlemesini kendine karşı tehdit olarak görüyor.
  • Finlandiya'nın işgali sırasında, SSCB'nin çok zorlanması, Hitleri saldırı için cesaretlendiriyor.
Almanya, SSCB'nin üzerine yürümeden önce Balkanlara yönelerek Romanya ve Bulgaristan ile ittifak antlaşması yaptılar. Almanya, kısa süre sonra Yunanistan ve Yugoslavya ele geçirdi. Daha sonra 1941 'de "BARBAROSSA" harekatını başlattı. Amaç 6 ay içinde SSCB'yi teslim almak istiyor. 1942 yılında ikinci saldırı yapılır.     Kafkaslar üzerinden İRAN’a geçerek petrol kaynaklarını ele geçirmek.   Alman ordusu Kırım’ı alarak Kafkaslara girdi. “MAİKOP PETROL BÖLGESİ” düştü. SSCB’nin kömür ve petrol kaynaklarının yarısı Almanların eline geçti. SSCB orduları STALİNGRAD’a çekildi. Bu bölgede üç ay süren mücadelede ALMANLARIN yenilgisi ile sonuçlandı. Yenilgi Nedenleri :
  • İki cephede birden yapılan mücadele.
 
  1. B) Kuzey Afrika’da Savaş
  • Kış şartları.
  • Lojistlik ihtiyacının giderilememesi.
İngiltere'nin mağlup edilebilmesi ancak İngiliz donanmasının en önemli üslerinden biri de Süveyş Kanalının alınmasıdır. Savaşın ilk haftalarında İtalya, Süveyş'i; İngiltere ise Rodos'u bombaladı. İtalya 1940 yılında Somali ve Sudan'a saldırdı. Bu bölgelerden İngilizleri çıkardı. Akdeniz'e kesin hakimiyet kurmak isteyen İtalyanlar, Süveyş harekatına karar verdiler. Önceleri başarı sağlayan İtalyanlar, sonraları ise Mısırdan geri çekilmek zorunda kaldı. İtalya, 1941'de Almanya'nın müdahalesi ile Kuzey Afrika'da yeni bir harekat başlattı. Alman-İtalyan harekatı, İngilizler tarafından geri püskürtüldü. İngiltere Kuzey Afrika'nın tamamını ele geçirdi. EL ALAMEIN SAVAŞI (Kuzey Afrika'da savaş MÜTTEFİKLERİN lehine dönmüştür.)   10 Temmuz 1941 - 22 Temmuz 1941 Rommel' in Kuzey Afrika' daki SOn taarruzu   Mihver kuvvetleri Komutan: Rommel Alman Afrika Ordusu Muharebeye katılan önemli birlikler:
  • Panzer Tümeni
  • Panzer Tümeni
  • İtalyan XXI, XX ve X Kolordu
Müttefik Kuvvetleri Komutan: Montgomery
  1. İngiliz Ordusu
Muharebeye katılan önemli birlikler:
  • ve 13. Kolordu
  • Tümen
  • & 10. Mekanize Tümen
  C ) ASYA ve PASİFİKTE SAVAŞ: Savaş Öncesinde ABD:
  1. Dünya savaşı'ndan sonra ABD Avrupa'daki gelişmelere karışmama kararı almıştı ( MONREO )
ALMANLARIN 1)  Hitler’in diktatör rejimi. 2)   Saldırgan politikası. 3)   Yahudilere karşı tutumu. 4)   Demokrasiye karşı bakışı. 5)   Antlaşmaları çiğnemesi. Nedeni ile ABD HALKI Almanya’ya Karşıııııııı.
Ancak tarafsızlık politikası gereği ABD başkanı ROOSVELT, savaş sırasında demeç vererek : "Amerikan Halkından Düşüncelerinde Bile Tarafsız Kalmalarını İstedi." Savaşın başında taraflara silah satmayan ABD, savaşın Almanya lehine dönmesi üzerine silah satışını serbest bıraktı. Alman ilerleyişi durdurulamayınca İngiltere'ye para ve silah satmaya başladı. 1941 yılında "Ödünç verme ve kiralama yasası" çıkardı 1941 yılında Atlantik Bildirisi'ni yayınladılar. ( ABD, İNGİLTERE )   Pearl Harlbour Baskını ve ABD'nin Savaşa Girişi: Savaş çıktığı sırada Japonya, Çin'in işgaliyle uğraşıyor. Fransa'nın Çinhindi, bölgesinden stratejik üsleri aldı. ABD'nin Japonya'ya uyguladığı petrol ambargosu yüzünden ilişkiler gerilmiş durumdaydı ve muhtemel bir Amerikan saldırısını önlemek için, Japonya harekata başladı ve ABD'yi pasifikten atmak için 7 Aralık 1941 yılında Hawaii takımadalarında bulunan Pearl Harlbour saldırdı. Kısa sürede ABD'nin hava filosu etkisiz hale getirildi. Bu baskından sonra ABD ( ROOSEVELT ) savaşa girdi.   KISACA BU BASKIN JAPONYA'NIN ABD'Yİ PASİFİKTEN ATMAK İÇİN YAPILMIŞTIR.
Operasyonun amacı, Büyük Okyanusta kuvvetle muhtemel olan bir Amerikan askeri müdahalesini önlemektir. Saldırı sonucu 12 Amerikan savaş gemisini ciddi şekilde hasara uğratmış veya batırmış ve 188 savaş uçağını imha etmiş, ve 2.403 Amerikan askeri ile 68 sivilin ölümüne neden olmuştur. Bununla beraber Pasifik Filosu'nun üç uçak gemisi, üssün önemli tankerleri, denizaltılar ve fabrika gemileri gibi unsurları limanda değildi ve zarar görmekten kurtuldu. Bu bakımdan, saldırı askeri olarak başarılı sayılmamaktadır.
SOROKU YAMAMOTO baskını planlayan. 1942 Yılına gelindiğinde Almanya Avrupa'da; Japonya Uzak Doğu'da üstünlüğü elinde tutmaktaydı. Savaş sırasında ABD donanmasının toparlandığını gören Japonya, vakit kaybetmeden ABD'nin MİDWAY üssüne saldırdı, bu saldırı başarısızlıkla sonuçlandı. Bu gelişme savaşın seyrini değiştirdi. BARIŞA DOĞRU: Avrupa'da Savaşın Sona Ermesi:
  • 24 Ocak 1943 de Roosevelt ile Churchill arasında, Kazablanka Konferansında aldıkları kararla “Almanya, Japonya ve İtalya kayıtsız şartsız teslim oluncaya kadar” mücadeleye devam etme kararı aldılar. Sicilya üzerinden çıkarma yaptılar. ( Mussolini iktidardan düştü )
Yerine gelen Badoglio başbakan oldu ve müttefiklerle ateşkes imzaladı. Alman işgali altındaki Fransa’ya İngiliz ve ABD birlikleri NORMANDİYA kıyılarından çıkarma yaptılar. ( Fransa kurtuldu)                               EISENHOWER SSCB ise doğu’da saldırıya geçti. Almanya savaşı kaybetmeye başladı. 1943 yılından sonra üstünlüğü ele geçiren Müttefikler, bir dizi konferanslar yapmaya başladılar. YALTA KONFERANSI: 4 / 11 Şubat 1945 ( İNG - ABD - SSCB )
Toplanış Nedeni: Normandiya çıkarmasından sonra Fransa kurtarılmıştır. Bundan sonra da Almanya’nın teslim olması kaçınılmaz bir sonuç olarak görülmekteydi. Bu durumda savaş sonrası nasıl bir barış yapılacağına ve hangi bölgeler hangi devletin denetiminde olacağına ilişkin kararlar almak üzere üç büyükler bir araya geldi.
Yalta Konferansı Kararları:
  • Almanya'nın teslim olmasından sonra Sovyetler Birliği'nin Japonya'ya savaş açması kararlaştırıldı. ( SSCB'nin Japonya'ya karşı savaş açarsa Birleşmiş milletlerde üç sandalye hakkı olacak )
  • Müttefik devletlerden dördünün de Almanya'ya işgal birlikleri gönderecekler. Berlin'de kontrol merkezi kurulacak. ( Almanya işgal bölgelerine ayrılacak )
  • Nazizim yok edilecek.
  • Birleşmiş Milletler kurulacak.( Birleşmiş Milletlere üye olmak için 1 Mart 1945'e kadar Almanya'ya savaş açmak gerekir. )
  • Almanya savaş tazminatı ödeyecek. ( Yarısını SSCB alacak )
  • Boğazlar statüsünün SSCB lehine değiştirileceği söylendi.
*******En karlı devlet SSCB olmuştur. ******* İngiltere isteklerini elde edememiştir. Churchill, YALTA ile başlayan döneme "DEMİR PERDE" adını verdi. ******* Müttefikler arasında bozulmanın başlangıcı olarak kabul edilir. ( SOĞUK SAVAŞ ) Sonuç olarak: Yalta Konferası'ndan Stalin gayet memnun olarak, Churcill ise, düşündüklerini elde edememenin üzüntüsü içinde ayrıldı Bunun içindir ki, Churchill, hatıralarının Yalta ile başlayan kısmına "Demir Perde" adını koymuş ve Yalta'yı final olarak nitelendirmiştir Gerçekten de Yalta Büyük İttifak'ın sonu olmuş ve işbirliğinin yerini rekabet ve mücadele almıştır. ABD başkanı Roosvelt konferanstan memnun edici sonuçlarla ayrılmış, Churchill ise Yalta ile başlayan döneme "DEMİR PERDE" adını vermiştir ve bu konferans "Büyük İttifakın Sonu" olmuştur. SAN FRANSİSCO KONFERANSI sırasında ALMANYA kayıtsız şartsız teslim olmuş ve Avrupa' da savaş sona ermiştir. Bunun üzerine Müttefikler arasında Postdam Konferansı yapılmıştır. ( Üç Büyükler ) POSTDAM KONFERANSI: 17 Temmuz 2 Ağustos 1945 Toplanış Nedeni: Almanya'nın teslim olmasından sonra çıkacak olan problemleri çözmektir.
  • Almanya ve Berlin dört işgal bölgesine ayrılacak.
  • Avusturya ve başkenti Viyana dört işgal bölgesine ayrılacak.
  • Almanya için Ekonomik ve askeri kısıtlamar getirilecek.
  • Savaş suçluları yargılanacak.
  • Almanların Almanya'ya geri dönmesine izin verilecek.
  • İtalya ile koşulları ağır olmayan barış antlaşması imzalanacak.
  • Almanya'nın Demokratikleştirilmesine çalışılacak.
SAN FRANCİSCO KONFERANSI ( BM 26 HAZİRAN 1945 ) Katılan Devletler: Amerika, İngiltere, Çin, Fransa, SSCB, Türkiye ve 51 devlet Toplanış Nedeni: Yatla konferansında Almanya'ya savaş açan 51 devlet arasında birlik sağlamak. Sonuç: BM resmen kuruldu. NOT: Savaşın sona ermesi ilk önce İtalya savaştan çekilen devlet oldu. Fransa üzerinden yapılan Normandiya çıkarmasından sonra Almanya savaştan çekildi. Japonya'da Savaşın Sona Ermesi: 6 Ağustosta Hiroşima'ya atılan ilk Atom bombası ile 70.000 kişi
  • Ağustosta SSCB Japonya'ya savaş ilan etti. ( Mançurya ve Kore topraklarını aldı )
  • Ağustosta Nagazaki'ye atılan ikinci bomba ile 80.000 kişi öldü.
14 Ağustosta kayıtsız şartsız teslim oldu.
  1. Dünya savaşı sona erdi
Not: 1947 yılında İtalya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Finlandiya ile PARİS'te barış antlaşmaları imzalandı. 1951 yılında Japonya ile San Francisco'da barış antlaşması imzalandı.
Bu antlaşma ile savaştan yenik çıkan İtalya, oniki adayı yunanistan’a verdi
SAVAŞIN ETKİLERİ: Siyasi Sonuçları
  • ABD, İngiltere ve SSCB savaştan galip çıktı.
  • Komünizm hızla yayılmaya başladı. SSCB Orta Avrupa ve Balkanlar'da kendisine bağlı komünist yönetimler kurdu.
  • Nazizm ve Faşizm rejimleri son buldu.
  • 10 Şubat 1947'de İtalya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve Finlandiya ile Paris'te barış antlaşmaları imzalanmıştır.
  • Sömürgecilik dönemi sona ermeye başladı. Mısır, Hindistan, Pakistan, Tunus, Fas, Cezayir, Libya bağımsız oldu.
  • Atom bombası ile dünya artık Nükleer Çağa adım attı.
  • İtalya savaştan sonra ekonomik ve siyasi alanda yeniden yapılanmaya gitti. 1946'da cumhuriyeti ilan edildi.
  • Savaştan mağlup ayrılan Japonya ABD tarafından işgal edildi. Savaş sırasında ve savaştan önce aldığı toprakları geri verdi. ABD Japonya'ya tekrar savaşa girmesini engelleyen demokratik bir anayasanın hazırlanması, ordunun kaldırılması ve eğitimde köklü bir yeniliğe gidilmesi konularında baskı yaptı.
  • Savaştan önce uluslar arası politikadan dışlanmış olan Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri tarafından kurtarıcı olarak karşılandı. Avrupa'nın yarısı üzerinde hakimiyet kuran SSCB çok büyük bir güç haline geldi.
  • Savaşta atom bombasını kullanan ABD savaştan en az etkilenen devlet oldu ve çok önemli bir güç haline geldi. Savaşın sonunda kurulan BM, IMF gibi teşkilatların yönetim merkezi ABD oldu. Büyük bir altın rezervini
( dünyanın % 75'i), dünya sanayi üretiminin yarısını ve dünya ticaretinin % 25'ini elinde bulunduran ABD, Avrupa merkezli dünya sisteminin değişmesine yol açtı.
  • İngiltere ve Fransa'nın sömürgeler üzerindeki gücü azalmaya başladı.
  • Almanya ve İtalya topraklarının denetimi müttefiklerin eline geçti.
  • Dünya savaşından en az etkilenen ABD, Atom bombasına sahip olmakla önemli bir avantaj elde etti.
  • Birleşmiş Milletler Cemiyeti kurulacak. ( San Francisco Konferansı )
  • Birleşmiş Milletlerin Merkezi, NEW YORK. Uluslar Arası Para Fonu ( IMF ) WASHİNGTON'un merkez olarak seçilmesi bile ABD'nin gücünü gösterir.
  • ABD monreo doktrini terk ederek bir daha geri dönmedi.
  • Soğuk savaş başlayacak.
  • Çift Kutuplu bir dünya karşımıza çıkacak ( Kapitalist ABD ile Komünist SSCB )
  • Amerika ve İngiltere'nin desteği ile İSRAİL DEVLETİ 1948 kurulacak
  • Almanya, Kore, Vietnam ikiye ayrılacak.
Ekonomik Sonuçları:
  • Şiddetli bombardımanlar sebebi ile şehirler ve fabrikalar hasar görmüştür.
  • Ticaret hacmi küçülmüş.
  • Tarım ve Sanayi üretimi 1939'a göre % 30 - 70 arasında düşüş gösterdi.
  • Maddi hasar 2 trilyon dolara yaklaştı.
  • Savaş sonunda İngiltere ekonomisi ve Avrupalı devletlerin ekonomileri iflas etti.
  • 1945 ve 1946 yıllarında Avrupa ülkelerinde önemli Fiyat artışları yaşandı.
  • Kamu borçlanmaları İngiltere'de 3, Fransa'da 4, Almanya'da 10 kat artmıştır.
  • Amerikan Doları uluslararası para birimi oldu.
  • IMF kuruldu.
  • 19492da ekonomiler güçlenmeye başladı.
Toplumsal Sonuçları:
  • Cephe gerisindeki sivil ölümleri çok fazladır.
  • Karne uygulamasına geçildi.
  • İşgal edilen ülkeler talan edilmiştir.
  • Verem, tifüs gibi hastalıklar yayılmıştır.
  • Yahudi, romanlar soykırıma uyramıştır.
  • 60 milyon insan öldü ( 70 - 100 )
  • 000.000 SSCB - 13.500.000 Çin - 7.000.000 Almandı.
  • Savaş sonrası nüfus hareketlilikleri görülmüştür.
  • İnsan Hakları ihlallerine karşı 1948 de "Soykırım Suçunun             Önlenmesi    ve                                            Cezalandırılmasına  İlişkin
Sözleşme" BM kabul edildi. 1948'de BM teşkilatı "İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ"ni                              kabul etti. Not: Naziler kurulan NÜRNBERG mahkemelerinde yargılandılar. SAVAŞ YILLARINDA TÜRKİYE Mihver ve müttefiklerler, II. Dünya savaşında Türkiye'nin coğrafi ( Jeopolitik ) konumundan dolayı kendi yanlarında savaşa sokmaya çalışmışlardır. Ancak Türkiye savaşın bitimine kadar savaş dışında kalmayı başarmıştır. Savaşın müttefikler tarafından kazanılacağı belirginleşince, müttefiklerin yanında savaşa girmiştir.
  1. DÜNYA SAVAŞI TÜRK DIŞ POLİTİKASI
Kronolojik olarak
  • Nisan 1939 yılında İtalya'nın Arnavutluğu işgal etmesi ( Türkiye-İngiltere-Fransa'yı ) yakınlaştırdı.
  • Türkiye, yayılmacı Alman ve İtalyan politikalarının görüldüğü ve savaşın henüz başlamadığı 1939 yılı başlarında İngiltere ile olan ilişkilerini hızlandırmış ve 12 Mayıs 1939'da Türk-İngiliz Ortak Deklarasyonu yayınlanmıştı. Fransa'yla ise Hatay Meselesinin halledilmesinden sonra 23 Haziran 1939'da Türk-Fransız Deklarasyonu yayınlanmıştır.
  • Türkiye 19 Ekim 1939 tarihinde Türk, İngiliz- Fransız İttifakını imzalamıştır. (Bu ittifaka göre; bir Avrupa devletinin saldırısı ile başlayan, İngiltere ve Fransa'nın katılacakları bir savaş Akdeniz'e yayılırsa
Türkiye, İngiltere ve Fransa'ya yardım edecekti. Türkiye bir Avrupa devletinin saldırısına uğrarsa, İngiltere ve Fransa kendisine yardım edecekti.) Türkiye antlaşmaya ek bir protokol ekleyerek SSCB ile savaşmasını gerektirecek herhangi bir sorumluluk üstlenmeyeceğini İngiltere ve Fransa'ya kabul ettirmiştir. *Almanya'nın 1 Eylül 1939 sabahı savaş ilan etmeksizin Polonya'ya saldırısı ve bunun üzerine de İngiltere ve Fransa'nın 3 Eylül 1939'da Almanya'ya savaş ilanı ile başlayan İkinci Dünya Savaşı,19 1940 yılı Mayısında Almanya'nın Fransa'ya saldırısı ve İtalya'nın Almanya yanında yer alması ile Akdeniz'e sıçramış ve Türkiye'den ittifak antlaşması gereği savaşa girmesi istenmiştir. Türkiye ise üçlü ittifakın "Sovyet Çekincesi" olarak bilinen ek protokolünü ileri sürerek İngiltere ve Fransa'nın isteklerini geri çevirmiştir. *1940 yılların sonuna doğru Balkanlarda başlayan Alman-SSCB gerilimi, Türkiye ile SSCB ilişkilerinde kısmen bir iyileşme sağlanacak.
  • 1941 yılında Hitlerin Ortadoğu petrollerine Türkiye üzerinden ulaşabileceği endişesi üzerine, Türkiye'nin kendi yanında savaşa katılması durumunda her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu belirtti.
  • Almanların Bulgaristan ve Yunanistan'ı işgal etmesi, Türkiye'yi kaygılandırdı. ( Savaş sınırımıza dayandı )
Bu gelişmelerden sonra Almanya, Türkiye ile İngiltere'nin yakınlaşmasını önlemeye çalıştı. 18 Haziran 1941'de Almanya ile Türkiye arasında saldırmazlık antlaşması imzalandı.
  • 22 Haziran 1941 yılında başlayan Barbarossa harekatı Türkiye üzerindeki baskıyı azaltmıştır.
Not: Son olarak ABD'nin savaşa girmesi ve SSCB'nin Almanya'ya savaş ilan etmesinden sonra ki yıllarda özellikle 1943 ve sonrasında Müttefikler, Türkiye'nin savaşa girmesini ve Balkanlardan yeni bir cephe açılmasını istemişlerdir. Türkiye'yi Savaş Sokma İstekleri Adana Konferansı : Türkiye - İngiltere  
1943’te Müttefiklerin üstünlüğü belirince İngiltere bu kez savaşın bir an önce bitmesine katkıda bulunmak ve zaferin nimetinden pay almak gibi görüşlerle Türkiye’ yi Müttefiklerin yanında savaşa sokmaya çalıştı. Churchill bu amaçla 30 Ocak 1943’te Adana’ya gelerek İsmet İnönü’yle görüştü. İnönü, Churchill’in Türkiye’ nin en geç Ağustos 1943’te savaşa katılması isteğine karşı, bunun gerekli silahların, savaş araç ve gereçlerinin verilmesi durumunda olanaklı olabileceğini söyledi.
Kahire Konferansı 1943 ve TAHRAN konferansı   Müttefiklerin isteği üzerine Türkiye'yi ikna edebilmek için Kahire'de konferans toplanır. İnönü Türkiye'nin ihtiyacı olan silah ve malzemenin sağlanması şartıyla savaşa katılmayı ilke olarak kabul eder. ( Numan Menemencioğlu )   Soru: İngiltere neden Türkiye'yi savaşa sokmak için ısrar etmektedir? İngiltere neden Balkanlardan yeni bir cephe açma ihtiyacı içindedir?   CEVAP 1943 başlarında Ingiltere’nin Türkiye’yi savaşa dâhil etme konusunda ısrarcı olmasının iki sebebi vardı. Birincisi Almanya’yı etkisiz hâle getirmek için Avrupa içlerine girmek zorunda olması, İkincisi ise savaş sonunda stratejik bir öneme sahip olan Balkanlarda oluşabilecek bir boşluğun SSCB tarafından doldurulmasından endişe duymasıydı. Dolayısıyla Türkiye'nin bölgede açacağı bir cephenin bu sebepleri ortadan kaldıracağını düşünmesiydi. Son Söz Olarak: 23 Şubat 1945'te savaş sonrası düzenin oluşturulacağı SAN FRANCİSCO konferansı'na katılabilmek ve YALTA Konferansı kararları uyarınca Birleşmiş Milletler Teşkilatının asil üyeleri arasında yer alabilmek için Almanya'ya savaş açtı.
  1. DÜNYA SAVAŞI'NIN TÜRKİYE'YE ETKİLERİ:
Türkiye II. Dünya savaşına fiilen katılmamasına rağmen savaşın getirdiği ağır ekonomik şartları tümüyle yaşadı.Türkiye Refik Saydam ve Şükrü Saraçoğlu hükümetleri tarafından yönetilmiştir. Refik Saydam:
  • Her an savaş ihtimaline karşı ülke'nin gelirinin önemli bir kısmı ( SAVUNMAYA ) ayrıldı.
  • Planlar ertelenmek zorunda kaldı (................................ ) ?
*Seferberlik nedeni ile tarım ve sanayide iş gücü'nün azalması ile üretim düşüşleri yaşandı.
  • İthalat ve İhracat artışları yaşandı.
  • Piyasada mal ve hizmet bulmak zorlaşınca, KARABORSA gibi yöntemler ortaya çıktı ( Stok Yapma )
  • Hükümet Karaborsa ile mücadele etmeye başladı.
  • Stok ve serbest fiyat belirleme sayesinde haksız kazanç sağlayanların önünü kesebilmek için "NARH SİSTEMİ" uygulandı.
  • 1940 - 42'de "Milli Korunma Kanunu" çıkarıldı.( Bu kanun ile Hükümete ekonomik hayata müdahale edebilme imkanı sağlandı. Devlet gerektiğinde üretimi aksatan işletmelere el koyabilme yetkisine sahip oldu.) Milli Korunma Kanunu'nun 6. maddesine dayanarak
  • Petrol Ofisi
  • Et ve Balık Kurumu oluşturuldu.
T Ü                                             D
  • 1942'de Büyük Kentlerde Ekmek Karnesi Uygulamasına geçildi.
  • 1942 Ticaret Ofisi ve İaşe Müsteşarlığı gibi kurumlar oluşturulmuştur.
  • Savaştaki gelişmelere duyulan merak Türkiye'de radyonun yaygınlaşmasına ortam hazırlamıştır. Ankara Radyosu ve İstanbul Radyosu 1943'te sürekli yayın yapmaya başlamışlardır.
*1940 yılında çıkarılan bir kanunla köylülerin kendi bölgelerine pratik bilgilerle eğitilmesini öngören Köy Enstitüleri kurulmuştur. Şukru SARAÇOĞLU vb Donemi Şükrü Saraçoğlu: 1942 * İaşe Müsteşarlığı'nın kaldırılmasıyla gıda maddelerinin fiyat denetimleri hafifletilmiştir. Bu değişiklik şehirlerde fiyat artışlarına, çiftçi ve tüccarların kazançlarının artmasına yol açmıştır. Savaş yıllarındaki en yüksek enflasyon bu dönemde yaşanmıştır. Varlık Vergisi: * Hükümet, Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi'ni çıkararak aşırı kazanç elde edenlere ve yüksek enflasyona tedbir almak istemiştir. Varlık Vergisi ile toplam bütçe gelirlerinin üçte birinin toplanması öngörülmüştür. Bu vergi öncelikle ticaret ve sanayi ile uğraşan şehirler olmak üzere, çiftçi, esnaf ve üreticilerden alınmıştır. Vergiye itiraz hakkı yoktur. Vergi mükelleflerinin %87'sinin gayrimüslim olması tepkilere yol açmıştır. Vergisini ödemeyenlerin malları haczedilmiş, malları olmayanlar ise Erzurum Aşkale' deki çalışma kamplarına gönderilmiştir. Varlık Vergisi Anadolu kökenli yeni zenginlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bu kanun öncelikle azınlıklara uygulanması, kurtuluş savaşı'ndan beri süre gelen yerli tüccarların, azınlıkların yerini alma politikasına katkı sağladı.
  • Varlık Vergisi alınmayan çiftçilerden ise 1944 yılında Toprak Mahsulleri Vergisi alınmıştır. Zor durumda bulunan köylülere büyük yük getiren bu vergi 1946'da kaldırılmıştır. Bu kanun ile tüm tarım ürünlerinin % 10'u kadar vergi alınması kararlaştırıldı. Bu politikalar ve yaşanan olumsuzluklar neticesinde köylüde o dönemin tek partisi olan CHP'den uzaklaşmaya neden olacak.
  • Bu dönemde sosyal gerçekçilik akımının etkisinde kalan yazarlar eserlerinde toplumsal sorunları yazacaklar.
  • Garipçiler akımı çıkacak.
3.ÜNİTE SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ: Soğuk Savaş Nedir ?
  1. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD ile SSCB arasında Küba Krizine kadar sürekli bu olaydan, SSCB'nin dağılmasına kadar dönem dönem görülen gerginlik ve sınırlı çatışmaya Soğuk Savaş denir. ( Soğuk Savaş özellikle siyasi, psikolojik, ekonomik, bilimsel ve teknoloji alanlarında görülmüştür.)
Soğuk Savaş, Doğu Bloku ülkeleri ile Batı İttifakı arasında 1947'den 1991'e kadar devam etmiş olan uluslararası siyasi ve askeri gerginliktir.
  1. Dünya Savaşı'ndan sonra Doğu ve Batı bloklarının zaman zaman savaş çıkarma tehditleri; bütün dünyada gerginlik yaratmıştır. Bu dönemde, insanlarda nükleer kıyamet paranoyası doğmuş, dünya devletleri ise bu iki bloktan birinin yanında yer almaya çalışmışlardır.
"Soğuk Savaş" deyimi ilk kez 1947 yılında ABD'li Bernard Baruch tarafından kullanılmıştır.
  • Dünya savaşından sonra güçlü olarak ayakta kalabilen ABD ve SSCB'dir.
  • Dünya savaşından sonra SSCB dış politikasını kendi rejimini bütün dünyaya yaymaya çalışacak.
( Doğu Avrupa, Orta Avrupa ) SSCB, Türkiye Yunanistan İran BASKI KURMAYA BAŞLADI. _________________________________________ Soğuk Savaş dünya'nın her tarafında hissedilmiş ve pay kapma ve kaptırmama savaşına dönüşmüştür. İlk kez yenilgiye uğratan, 1944 yılından itibaren Almanları kendi topraklarından çıkaran devlettir. Hatta Almanları kendi topraklarından çıkardığı gibi diğer Doğu Avrupa ve Orta Avrupa ülkelerinden de çıkarmayı başarmış bir devlettir. Bu duruma ABD İngiltere endişe ile baksa da savaş içerisinde oldukları için buna göz yummuşlardır. Kurtarıcı olarak karşılanmış ? SSCB, konferanslarda işgal ettiği yerleri boşaltma sözü verdiyse de savaş sonrası işgallerine devam etti. İşgal ettiği yerlerde komünist liderleri kurdurdukları partilerde başa getirdiler. Böylece uydu devletler oluşturarak Doğu Bloğunun zeminini oluşturdu. “Kurtulan Avrupa Hakkında Bildiri" anlatılacak. 1947 gelindiğinde r Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Polonya,Çekoslavakya V[1]                                                                                        J SSCB Doğu Avrupa'da egemenlik kurması üzerine ABD “TRUMAN VE MARSHALL" planını uygulamaya koydu. Berlin Buhranı:
  1. Dünya Savaşı'ndan sonra, Almanya'nın tümünde yapıldığı gibi Berlin şehri de dört işgal bölgesine ayrılmıştı. Batılı devletler Almanya'nın birleşmesini istiyorlar bu sebeple kendi işgal bölgelerinden çekilerek, birleşmeye giden yolu açtılar.
( Bizonia, Trizonia) Bu gelişme üzerine SSCB'nin Batılı devletleri Berlin'den çıkarmak istemesi Berlin Buhranı'nı ortaya çıkardı. SSCB Berlin'i ablukaya aldı. Şehre her türlü giriş çıkışı yasakladı. Şehir, elektrik ve yiyecekten yoksun bırakıldı. Şehirde ölümler başlayınca. ABD önderliğinde Hava köprüsü kurularak şehre aylarca yiyecek taşındı. ( Günde 3-4 bin ton gıda ) Ablukadan istediği sonucu alamayan ve Berlin'den, ABD'yi çıkaramayacağını anlayan SSCB ablukayı kaldırmıştır. Bu gelişme üzerine ABD, İng, Fran kendi bölgelerinde 1949'da “Federal Alman Cumhuriyeti" Batı Almanya - Kapitalist Almanya kuruldu. Federal Alman cumhuriyetinin kurulmasına karşılık 1949'da "Demokratik Alman Cumhuriyeti" Doğu Almanya - Komünist Almanya  
Berlin Buhranı, savaş sırasında Batılılarla Sovyet Rusya arasındaki işbirliği ve ortaklığın tamamen ölmüş olduğunu ve şimdi dünyanın Doğu ve Batı Blokları olarak ikiye bölündüğünü kesinlikle gösteren bir hadise olmuştur. Şu halde, Sovyet yayılması ve emperyalizmine karşı mukabil tedbir almak gerekiyordu.
Kritik Not: Fedaral Almanya, Batı'nın desteği hızlı bir gelişme gösterdi. Bu gelişmeler Demokratik Alman vatandaşlarının dikkatini çekiyordu. Demokratik Alman vatandaşları, Federal Almanya tarafına kaçmaya başlamışlardı. Bu itibar kaybını önlemek isteyen Sovyet lideri KRUŞÇEV önerisi ile Berlin'e Duvar çekildi 1961. Doğu Bloğu İçerisindeki Gelişmeler Doğu ve Orta Avrupa ülkeleri içerisinde, SSCB'nin etkisi ile Komünist hükümetler, rejimler ve devlet adamları iktidara gelmeye başlamışlardır. SSCB'nin gücü ve etkisi nedeni ile yeni kurulan komünist devletler, ister istemez SSCB'nin her dediğini yapan UYDU devletler haline gelmeye başlamışlardır. Yugoslavya ve Arnavutluk'ta da Komünist rejimler kurulmasına karşı, SSCB'ye karşı daha bağımsız hareket eden ülkeler konumundadır. Bunun Sebebi ise II. Dünya savaşında, Almanlardan kendi direnişleri sayesinde kurtulmuş olmalarıdır.     giriştiler. ABD, milliyetçiler yardım etti. Bu yardımlar sayesinde 1946 - 1947 yıllarında üstün duruma gelen milliyetçiler başarısız bir yönetim sergileyince, SSCB'den yardım alan Çinli Komünistler, milliyetçileri yenilgiye uğrattılar. MAO ZEDONG 1 Temmuz 1949'da ÇİN HALK CUMHURİYETİ'Nİ kurulduğunu ilan etti. Kore, 1945 yılında YALTA konferansında iki işgal bölgesine ayrılmıştır. SSCB, KUZEY KOREYİ, ABD ise GÜNEY KOREYİ işgal edecekti. Potsdam Konferansı'nda 38. enlem, iki bölgeyi ayıran sınır olarak kabul edildi. Bir türlü müzakereler neticesinde birleşemeyen Kore Sonuç olarak resmen ikiye ayrıldı. Güney Kore' de 1948'nin Mayıs ayında Güney Kore Cumhuriyeti,Kuzey Kore'de ise 1948'nin Eylül ayında ise Kore Halk Cumhuriyeti kuruldu. Küba uzun yıllar diktatörler tarafından yönetilmişti. Batista diktatörlüğüne karşı başlattığı mücadeleyi başarıyla sonlandıran Fidel Castro, kendi hükümetini kurarak başbakan olmuştu (1959). Castro, kendine iki kutup arasında bir yer edinmek istiyordu. Fakat ABD'nin Castro'yu iktidardan uzaklaştırmak istemesi ilişkilerin bozulmasına ve Küba ile SSCB'nin yakınlaşmasına neden oldu. Ülkedeki özel işletmeleri kamulaştıran Castro, sosyalist bir yönetim kurdu.   KÜBA Sovyet Modeline Göre Ekonomik ve Sosyal Düzenin Kurulması Komünist partilerin yönetime hâkim oldukları Doğu Avrupa ülkelerinde yapılan anayasalarla Siyasi ekonomik ve sosyal düzen Sovyet modeline göre kuruldu. Ayrıca SSCB, bu devletleri kontrolü altında tutmakla beraber, bu devletler arasında dostluk, iş birliği ve saldırmazlık anlaşmaları imzalanmasını sağlayarak bir blok oluşturmuştur. SSCB'nin Avrupa'da egemenlik kurmaya başlaması üzerine ABD harekete geçti. Uygulamaya Geçirdi. Haziran Truman Doktrini i ABD (1947) Mart Marshall Planı 1   Truman        Doktrini, Amerika'nın Sovyet tehdidine maruz kalan ülkeleri  desteklemesini içeren yardım paketi. Hür Avrupa'yı ekonomik bakımdan kalkındırma ve güçlendirme amacını taşıyordu.   Amerika'nın bu yeni tutumu SSCB'yi telaşlandırdı. SSCB, uydu ülkelerle Moskova arasındaki bağları daha da güçlendirmek ve aynı zamanda da uluslararası ideolojik faaliyetleri bir merkezden idare etmek için yeni tedbirlere başvurmaya karar verdi. Uydu SSCB   i Ekim 1947 Ocak 1949   Cominform-Kominform Siyasi Dayanışma Comecom Ekonomik Dayanışma SSCB, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Polonya ve Çekoslovakya Sovyet Rusya, Yugoslavya, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Polonya, Çekoslovakya, Fransa ve İtalya.   ASKERİ REKABE"   1949'da NATO kurulunca ( Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü ) ABD, Kanada, Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, Lüksenburg, İngiltere, Fransa, Portekiz, İzlanda, İtalya. 1955'de Varşova Paktı Arnavutluk, Romanya, SSCB, Demokratik Almanya, Bulgaristan, Polonya, Çekoslovakya ve Macaristan'dı.   Nato - Varşova Paktı'nın Dağılmadan önceki Silah Durumu
Denizaltı 268 464
Savaş gemisi 561 616
Savaş uçağı 3513 6850
Tank 28000 55000
Uçak gemisi 19 5
Helikopter 1195 768
Kıtalararası füze 1775 2387
Not: Türkiye'de Kore savaşında ABD'ye askeri yardım yapmasının sayesinde 1952 yılında NATO'ya üye olacaktır. Halen üyeliği devam etmektedir. SOSYALİST BLOKTA SARSINTILAR 1924'ten beri SSCB'yi yöneten Stalin, 5 Mart 1953'te Moskova'da öldü. Daha Stalin ölmeden önce baş gösteren siyasi çatışmalar ve onun ölümüyle ortaya çıkan iktidar mücadelesi bloktaki sarsıntıları iyice arttırdı. SSCB'nin hakimiyet politikasına karşı gerek rejim ortaklığı ( ÇİN ) olan devletlerde gerekse uydu devletlerde tepkiler ortaya çıktı. Blok içindeki bu sarsıntılar SSCB'nin dış politikasını da etkiledi.
  1. SSCB - YUGOSLAVYA İLİŞKİLERİ
Yugoslavya, Doğu Blokuna dâhil olmakla beraber, bazı konularda SSCB ile anlaşmazlık içindeydi. Bu durumun nedenleri arasında:
  • SSCB'nin diğer uydu devletlerde olduğu gibi Yugoslavya'yı da tam denetimi altına almak istemesi ve Yugoslav lideri Tito' buna yanaşmaması.
  • Tito'nun Moskova'yla iyi ilişkiler içinde olmakla beraber Balkanlarda liderliği üstlenmek istemesi ve SSCB'nin buna karşı çıkması
  • İki devlet arasındaki ideolojik görüş ayrılıkları gösterilebilir.
Bu gelişmeler sonucunda iki devletin arası açıldı ve SSCB'nin direktifleri sonucunda Yugoslavya, 28 Haziran 1948’ de, Cominform'dan çıkarıldı. TİTO A, Bununla beraber Yugoslavya, bu tarihlerden itibaren daha çok Asya ve Afrika ülkeleriyle, Tarafsızların öncülüğünü yapacak bir dış politika izlemeye başladı.
  1. SSCB-ÇİN İLİŞKİLERİ
Çin Halk Cumhuriyeti'nin 1949'da kurulması, güçler dengesini etkilemiştir. Yeni yönetim, SSCB ile ilişkilerini güçlendirmeye yönelik politika izlemeye başladı.
  1. 1950'de imzalanan dostluk anlaşması.
  2. 1950 yılında başlayan Kore Savaşının da ki birliktelik.
  3. ABD yeni Çin yönetimini tanımaması ve bu ülkeye ticari ambargo uygulamaya başlaması. Daha sonra Pekin hükümetini, Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatından çıkarılarak yerine Tayvan hükümeti alınması. Bütün bu gelişmelerin de etkisiyle 1953 yılına gelindiğinde Çin-Rus dostluğu en üst seviyeye ulaştı.
SSCB ve ÇİN arasında 1949 -1953 yılına kadar birliktelik zirve noktasına ulaşmıştır. Zamanla büyük bir güç hâline gelen Çin Halk Cumhuriyeti, SSCB'den bağımsız bir politika gütmeye başladı. 1960 yılından itibaren Çin ile SSCB'nin ilişkileri bozulmaya başlayacaktır. İlişkilerin bozulma nedenleri.
  • İki ülkenin de liderlik iddiası.
  • Tarafsız devletlere nüfuz rekabeti.
  • Batılı devletlerle ilişkiler.
  • Doğu Türkistan, Moğolistan gibi sınır bölgesindeki sorunlar.
NOT: Çin, 1965-1966'daki Kültür İhtilali'ndan sonra çok yönlü dış politika izleyerek Amerika ile ilişkilerini düzeltmiş, BM'ye tekrar üye olmuştur. Bu gelişmeler Doğu Blokunun güç kaybetmesine yol açmıştır.
  1. SSCB-MACARİSTAN İLİŞKİLERİ
Stalin'in ölümünden sonra Doğu Blokunda ayaklanmalar hızla yayılmaya başlamış   Doğu Berlin'den sonra Macaristan'daki fabrika işçileri ekonomik şartlardan dolayı ayaklanmışlardı. Bunun üzerine SSCB, İmre Nagi'yi yeni başbakan olarak atadı. halkın desteğini kazandı
  • Siyasi baskıları azaltarak reformlar yaptı.
Nagi
  • Komünist rejimin birçok sert uygulamasını yumuşattı
Yapılan reformları, SSCB                                                                                                      Taviz   olarak  gördü
KOMÜNİST REJİMDEN
VE İmre Nagi görevden aldı. Sovyetlerin bu tutumu halk arasında tepkiye neden oldu ve bir özgürlük akımı başladı. Halkın Sovyetler'e karşı tepkisi büyük ayaklanmaların başlamasına neden oldu. Bu ayaklanmalar karşısında Komünist Partisi Nagy'i yeniden başbakanlığa getirdi. Göreve geldiği an Nagy, Macar halkından silahlarını bırakmalarını istediyse de, Macar halkı kendi topraklarında Sovyet askeri istemediklerini söyleyerek, silahlarını bırakmayacaklarını söylediler. 1956 yılında Budapeşte'de yaklaşık 200.000 kişinin katıldığı gösteri düzenlendi, gösteri sırasında polis'in ateş etmesi ile Macar halkı direniş hareketine başladı. 31 ekim 1956 yılında Sovyetler, Budapeşte'yi kuşattı sonrasında ise işgal etti. Kısa sürede silahlı direniş bastırıldı. İşçilerin başlattığı genel grevin sona erdirilmesi ise birkaç haftayı aldı. MACAR MİLLİ AYAKLANMASINDA Haklıdır. ÇİN Arnavutluk Çekoslavakya SSCB   Resim 2
  1. SSCB-ÇEKOSLOVAKYA İLİŞKİLERİ
1953 yılında başlayan ağır ekonomik şartlar Çekoslavakya'da da kendini göstermeye başladı. Mevcut hükümetin yaptığı uygulamalar iyileşmeyi sağlamadığı gibi ekonomiyi daha kötü bir şekilde bozmaya başladı. İnsanlar, SSCB'yi protesto etmeye başladılar. Çekoslavakya komünist partisi sert önlemler alaraktan protestolar önleyebildi. Çekoslovakya'da 1967'de ALEKSANDER DUBCEK liderliğinde “insancıl komünizm" hareketi başladı. Bu hareketin amacı, Çekoslovakya'da insan hürriyetini esas alan bir komünist sistemini uygulamaktı. Çekoslovakya'da yaşanan bu gelişmenin nedenleri şöyle sıralanabilir:
  • İkinci Dünya Savaşı'ndan önce Çekoslovakya'da sosyal demokrasinin var olması nedeniyle toplumda liberal ve demokrat düşüncelerin de yer alması
  • Sovyetlerin ekonomi modelinin Çekoslovakya'da enflasyonu artırması ve sosyal yapıda sorunlar yaratması
Çekoslovakya Komünist Partisi 9 Nisan 1968'de “Çekoslovakya'nın sosyalizme giden yolu’ adı verilen ve geneli ikle “harekât programı” ad lyla anılan bir belge yayınladı.
  • Sosyalizmin dinamik gelişmesini geniş bir demokrasi ile birleştirerek yeni bir siyasi sistemin
  • Çekoslavakya Komünist Partisinin devlet idaresine müdahalesinin önlenmesi.
  • Sosyalist devlet idaresinin tek bir partinin elinden alınarak çok partili sisteme geçiş için demok-
  • Toplanma, dernek kurma, ifade, inanç, kanaat basın ve seyahat hürriyetinin kabul edilip sansü-
1968 de yayınlanan “harekât programı" sosyalizmin demokrasi ilkeleri ile birleştirilerek yeni bir   siyasi sistemin oluşturulması amacındaydı. SSCB bütün bu gelişmelerin Komünizm'den taviz olacağını belirterekten “Varşova Paktı Ordusu"ile 21 Ağustos 1968'de Çekoslovakya'yı işgale başladı. Çeklerin “insancıl komünizm" hareketi başarısızlıkla sonuçlandı. İşgalin sonuçları şunlardır:
  • Çekoslovakya'daki hürriyetçi gelişmeler engellenerek yeniden eski Sovyet sistemine dönmesini sağladı.
  • Batı dünyası ve NATO, Sovyet tehtidine karşı kendisini askeri yönden güçlendirmeye önem verdi.
  • Komünist Blok'ta Sovyetlere karşı tepkiler artmaya başladı.
Çekoslovakya'nın işgalinden bir süre sonra Sovyetler, Brejnev Doktrini'ni yayımladı ve bir sosyalist ülkenin iç gelişmelerinin sadece o ülkeye ait olmadığını, bütün sosyalist devletleri ilgilendirdiğini ve kimsenin sosyalizmden dönemeyeceğini belirterek diğer sosyalist blok üyelerine gözdağı verdi. Nedeni. Aşağıdaki Olayların
Yugoslavya: 1948 TİTO Kominform'dan çıkarıldı.
Macaristan: 1956 İMRE NAGİ İşgal
Çin: 1960 MAO İlişkilerde Bozulma
Çekoslavakya: 1968 DUBCEK İşgal
SSCB’nin kendi ilkelerinden taviz vermemesi ve komünist devletlerin iç işlerine karışması.
  1. BATI BLOKUNUN KURULUŞU
1946'dan sonra SSCB yayılmasına karşı Doğu Blokunu kuşatmaya yönelik bir "çevreleme politikası" izlemeye başladı. Bu, doğrultuda Truman Doktrini ve Marshall Planı uygulamaya konulmuş, paktlar kurulmuş, askerî anlaşmalar imzalanmıştır.
  1. TRUMAN DOKTRİNİ:
1946 yılında Sovyet Rusya'nın üç ana yoldan yayılma çabalarına girdiğini görmekteyiz. Basra Körfezinden Hint Okyanusuna
  1. Yol İran üzerinden : Ortadoğu Petrollerine
  2. Yol Türkiye üzerinden: Boğazlardan Akdeniz'e
  3. Yol Yunanistan üzerinden: Balkanlara ve Akdeniz'e
Rusya bu yollar sayesinde yayılmak istiyor. Bu üç yolda İngiltere için hayati önem taşıdığı için İngiltere tarihi boyunca Rusların yayılmasına karşı önlem almaya çalışıyor. Fakat II. Dünya savaşı İngiltere üzerinde çok büyük bir yıkıma yol açtığı için İngiltere'nin buraları savunma gücü kalmamıştır. Bundan dolayı 1947 yılında İngiltere Amerikan hükümetine Yunanistan ve Türkiye ile ilgili iki rapor gönderdi. Türkiye ve Yunanistan'ın öneminden bahsetti ve acil yardımların yapılarak bu bölgeden SSCB etkisinden kurtarılması gerektiğini söyledi. Bu gelişmeler üzerine Başkan Truman Türkiye ve Yunanistan'a yardım yapmaya karar verdi. Bu yardımlar sayesinde...
  1. Yunan iç savaşında ABD yanlısı grup iktidara gelmiştir.
  2. Türkiye, ABD yakınlaşması artmıştır.
  3. MARSHALL YARDIMI:
  Marshall Planı II. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD'den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. Yardımların asıl amacı: SSCB'nin bu bölgelerdeki etkinliğini kırmak. Avrupa devletlerinin güçlenmesini sağlayarak SSCB'ye karşı güç birlikteliği oluşturmak. İngiltere, Fransa, Belçika, İtalya, Po Türkiye, Hollanda, Lüksemburg, Norveç, Danimarka ve İsveç Yardımı Alan Ülkeler.   iğini geliştirmek için, “Molotof Marshall Planı'na karşılık SSCB de uyduları arasındaki ekonomik iş bir Planı" ile ikili ticaret düzenini kurdu.
  1. BATI AVRUPA BİRLİGİ’NİN KURULUŞU:
Truman ve Marshalla yardımları SSCB’nin yayılmasına karşı ABD almış olduğu ilk tedbirlerdir. Çekoslovakya darbesinden sonra ( 1948 ) İngiltere Fransa                                                                                                        “BATI   AVRUPA BİRLİĞİ” kuruldu Belçika Hollanda Lüksenburg
Bu beş devletten birisi saldırıya uğrarsa diğerleri yardım edecekler.
Not: Batı Avrupa Birliği, Avrupa'daki Sovyet tehdit ve yayılmacılığına karşı alınan ilk tedbirdir.
  1. NATO'NUN KURULUŞU:
Batı Avrupa Birliği'nin içersinde ABD'nin bulunmaması bu birliğin etkinliğini azaltmaktaydı. ABD hem kendi güvenliği için hem de Avrupa'nın güvenliğinin sağlanması için 12 devletin içinde bulunduğu bir savunma birlikteliği kurarak güvenliklerini artırmaya çalışmıştır. NATO, 1949 yılında Washington Antlaşması ile kurulmuş bir kolektif savunma örgütüdür. Türkiye ve Yunanistan 1952 yılında üye olacaklar.
  1. AVRUPA KONSEYİ’NİN KURULUŞU: ( 1949 )
İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya, İrlanda, Danimarka, Lüksemburg, Norveç ve İsveç 5 Mayıs 1949'da Londra'da Avrupa Konseyini kurdular. Konseyin çalışma alanları, insan hakları, medya, hukuki iş birliği, sosyal dayanışma, sağlık, eğitim, kültür, spor, gençlik vb. olarak belirlenmiştir. Türkiye Konseye 8 Ağustos 1949'da üye olmuştur.
  1. f) AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞU (AET) ( 1951 )
  2. ve II. Dünya Savaşlarının yaşanması ve bu savaşlarda en çok Avrupa'nın tahrip olması üzerine, Avrupalı devletler bir daha bu tür çatışmaların yaşanmaması için çözüm arayışına girmiştir. Çözüm olarak da Avrupa devletleri arasındaki düşmanlığı ortadan kaldıracak bir bütünleşmenin gerçekleştirilmesi düşüncesi benimsenmiştir.
Avrupa devletleri bu bütünleşmeyle hem kendi ekonomik potansiyellerini birleştirerek bir Avrupa pazarı oluşturmak hem de Sovyetler Birliği'nin Batı'ya doğru yayılmasının engellenmesi yönünde önemli bir adım atmak istemişlerdi. Birliğin asıl temeli ise 9 Mayıs 1950 tarihinde Fransız Dış İşleri Bakanı Schuman'ın yayımladığı bir bildiri ile atılmıştır. *** Schuman Bildirisi: Fransız-Alman kömür ve çelik üretiminin bir bütün olarak ortak bir yüksek merci altında bir araya getirilmesidir. Bu yapılırsa Avrupa'da savaş ihtimali azalacak ve ortak kalkınma sağlanacaktır. Bu görüş doğrultusunda Fransa, Federal Almanya, Belçika, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda'nın katılımı ile AKÇT Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurulmuştur (18 Nisan 1951).
Avrupa Ekonomik Topluluğu kurulmuştur.
Bu başarılı girişim, Avrupa'da daha geniş kapsamlı bir ekonomik birleşmenin gerçekleştirilmesine yönelik yeni görüşlerin doğmasına yol açmış ve 1957'de Roma Antlaşması ile                                                                    AET ► Schuman                                      AKÇT                             Roma                                             Antlaşması                           AET          AB 1957
Ekonominin her alanında birliktelik sağlamak.
PAYLAŞILAMAYAN ORTADOĞU
  1. DÜNYANIN FIRTINA MERKEZİ
“Gerçekten Orta Doğu nun istikrarsız ve karışık durumu; başta bölgenin jeopolitik konumu dünyanın en geniş petrol rezervlerine sahip bulunması, bölge devletlerinin görüşleri ve hedeflerinin birbiri ile çatışması: gelir dağılımının dengesiz olması ,din ve mezhep farklılıkları... gibi bir takım köklü faktörlerden kaynaklanmaktadır. Bir Amerikalı profesör bu nedenle, bölgeye “dünyanın 1 numaralı fırtına merkezi'adını yakıştırmıştır." ihsan GÛRKAN, Tük Dış Politikası ve Orta Doğu. s. 3
  1. İsrail'in Kuruluşu: 1948
İngiliz Mandası altındaki Filistin'de bir Yahudi devletinin kurulma çalışmaları, 19. Yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmıştır. Bu amaçla ilk kongre 1897 yılında İSVİÇRE'nin BASEL şehrinde yapılmıştır. THEODOR HERZL KARAR Yahudiler’in Filistin’de yurt edinilmesi kararlaştırıldı. Budapeşteli orta sınıf bir ailenin ferdidir. Viyana Üniversitesinde hukuk eğitimi aldı. Avukat sıfatını taşısa da mesleğinin yerine yazarlık yaptı, çeşitli oyunlar yazdı. O zamanlar İsrail devleti olmadığından bir Yahudi devletinin kurulmasını tasarladı.Siyonizm üstüne kapsamlı çalışmalar yaptı. Yahudiler'in Filistine göç etmesine izin verilmesi karşılığında II. Abdülhamid'e Osmanlı devletinin dış borçlarını ödemeyi önermiş ancak istediği sonucu alamamıştır. Osmanlı Devleti'nin engellemelerine rağmen Filistin'de izinsiz kurulan kolonileri sayısı 1914 yılında 46 ulaştı.
  1. Dünya Savaşı sırasında Wilson'un Yahudi sorununu benimsemesi, İngiltere'yi harekete geçirmiş, İngiliz Dışişleri Bakanı A. James BALFOUR, 1917 yılında Siyonist Federasyonuna gönderdiği mektupta, İngiltere'nin Filistin'de bir Yahudi Devleti kurulmasını kabul ettiğini resmen bildirdi. Balfour Deklarasyonu adının alan bu belge, Yahudi devletinin kurulmasında bir dönem noktası sayılır.
İngiltere'nin bu tavrı Araplar arasında sert tepkilere yol açtı. Diğer taraftan Araplar ile Yahudiler arasında çatışmalar meydana geldi. Bütün bu gelişmelere rağmen Yahudi göçü durdurulamadı. 1882                                                                                                                                                                          1939 35.000                                                465.000 1947 yılında Filistin sorunu BM götürüldü. Burada Filistin topraklarının Araplar ve Yahudiler arasında bölünmesine, Kudüs'e tarafsız bir statü verilmesine karar verildi. İngiltere 1948 yılında Filistin'deki manda yönetimini tek taraflı kaldırdığını ilan etti. Aynı gün içerisinde İsrail Devleti'ni kurduğunu ilan etti. ( 1948 ) Bu tarihten sonra günümüze kadar uzanan süreçte Arap - İsrail savaşları ve Filistin Sorunu ortaya çıktı. V z zemin üzerinde altta ve üstte boydan boya iki mavi şerit ve ortasındaki . Bunun sembolik anlamı, kutsal Tevrat'ta geçen iki nehir arasının :ından vaadedilmiş topraklar kavramıdır. Tevrat'ta bu iki nehir arasındaki neresi olduğu belirtilmemişse de Nil nehri ile Fırat nehri arası olduğu t arasına konulan Duvud yıldızı da bu bölgenin İsrailoğulları'na aitliğini EISENHOWER DOKTRİNİ Süveyş Krizi, 1956 yılında İsrail, Birleşik Krallık ve Fransa'nın oluşturduğu gizli ittifak ile Mısır arasında yapılan savaştır. Mısır lideri Nasır'ın Süveyş Kanalını millileştirdiğini açıklamasından sonra çıkan savaş, Sovyetler Birliği'nin Londra ve Paris'e atom bombası atma tehdidi karşısında Birleşik Krallık ve Fransa'nın geri adım atmasıyla sonlanmıştır. Süveyş Krizi, II. Dünya Savaşı öncesinde dünyaya egemen olan Batı Avrupalı devletlerin mutlak egemenliğinin son bulduğunu ve artık Amerika'nın desteği olmadan hareket edemeyeceklerini göstermiştir. Ortadoğu Ülkelerinde Süveyş Krizinden sonra Batı karşıtlığı artmıştır. ABD Başkanı EİSENHOWER, Ortadoğu'nun SSCB'nin kontrolüne girmesini engellemek ve bölge halkını yanına çekmek için Orta Doğu ülkelerine yardım yapılmasına karar verdi. 1957 yılında EİSENHOWER DOKTRİNİ ile;
•        Orta Doğu ülkelerine ekonomik ve askeri yardım yapmak, •        Komünist Bloktan saldırı gelmesi halinde, yardımda bulunmak •        Üç yıl süre ile 200 milyon lira ile bölge devletlerine yardım yapılması.
  Bu Doktrinle ABD, Orta Doğu ile ilişkilerini geliştirmiş oldu. Yine bu doktrinle Orta Doğu ikiye ayrılmış Birkaç hafta sonra oldu. ABD Lübnan Pakistan Afganistan Irak Türkiye Libya Tunus Fas İsrail Uzak Doğu'da Çatışma Çin Halk Cumhuriyeti Hakkında Kısa Bir Bilgi -I- Eylül 1949'da MAO'nun yönetimi ele geçirmesi ile Çin'de Komünist yönetim iş başına gelmiştir. ( ÇİN HALK CUMHURİYETİ KURULDU ) -I- Çin'deki yeni rejim ile SSCB ve müttefikleri hemen tanıyarak Çin'le dostluk antlaşması imzaladılar.   -I- Çin'in komünist olması Uzak Doğu'da güçler dengesini Çin-SSCB lehine değişti. -I- Çin; KORE SAVAŞINDA 1956 SÜVEYŞ KRİZİNDE VİETNAM SAVAŞINDA ABD ve Batılı Devletlere karşı tehditkar bir politika izledi. -I- 1960'dan sonra Çin-SSCB arasındaki ilişkiler bozulmaya başladı; İdeolojik farklılıklar Hakimiyet mücadelesi Sınır anlaşmazlıkları ( Moğolistan ) -I- Hindistan ile Çin arasındaki ilişkilerde iyi değildir; Çin'in Hindistan sınırındaki NEPAL, BHUTAN gibi bölgelere ideolojisini yaymak istemesi. Hindistan ile Pakistan arasındaki KEŞMİR meselesinde, Çin'in Hindistan'a karşı Pakistan'ı desteklemesi -I- Çin, Malaya'da İngilizlerle MALAYA Çin'in, Hindi-Çini bölgesindeki ( Vietnam, Laos, Tayland, Kamboçya) Fransızlarla mücadeleleri olmaktadır. Uzak Doğu'da Hakimiyet Mücadeleleri: Mücadelenin esas sebebi Uzak Doğu'da hakimiyet kurmak isteyen ABD, SSCB'nin rekabeti.
  1. KORE SAVAŞI
  Bilgi: II. Dünya savaşı sonunda Japonları Kore'den uzaklaştırma görevi ABD ve SSCB'ye verilmişti. ABD, Güney Kore'ye yerleşerek 38. enlemi sınır olarak kabul ettiler. SSCB, Kuzey Kore'ye   Bölgeyi birleştirmeye yönelik çalışmalar boşa çıkınca;   SSCB kontrolünde: KORE HALK CUMHURİYETİ ABD kontrolünde: GÜNEY   KORE CUMHURİYETİ kuruldu. Kore Savaşına Doğru 1. Adım: SSCB, Uzak Doğu'da ABD'nin güçlenmesini istemiyordu. Ancak ABD'ye karşı çok fazla seste çıkaramıyordu. Ancak 1949 Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurulması ile SSCB daha rahat hareket etmeye başladı. Çin'den aldığı güç ile harekete geçti. Kore Savaşına Doğru 2. Adım: Kuzey Kore, SSCB'nin talimatı ile Güney Kore'ye karşı 1950 yılında saldırıya geçti. Böylece KORE SAVAŞI başlamış oldu.
Taraflar
Kuzey Kore (260.000) Güney Kore (590.911)
Çin (326 000) 5 Birleşmiş Milletler
SSCB (26.000) ABD (480.000)
Sağlık yardımı • ge İngiltere (63.000)
Çekoslavakya • SU Kanada (26.791)
Polonya • Avustralya (17.000)
^ Macaristan * s Filipinler (7.000)
Bulgaristan • ^^Türkiye (5.090)
|-| Romanya • Hollanda (3.972)
• | | Fransa (3.421)
• I ■■Y. Zelanda (1.389)
• I Tayland (1.294)
• Etiyopya (1.271)
^Yunanistan (1.263)
Kolombiya (1.068)
•I I | Belçika (900)
Güney Afrika (826)
• Lüksem ııurg (44)
Sağlık yardımı
_ Hindistan
■  M ■  mm Danimarka
1 I İtalya
■p ■ İH Norveç
55 İsveç
Komutanlar
kim ll-Sung Douglas MacArthur
c:hoi Yong-kun Matthevv Ridgway
a Yan Len Syngman Rhee
f Kim Chaek Jeong ll-Gwon
5 Mao Zedong Paik Sun-yup
5 Peng Dehuai ^Tahsin Yazıcı
IH Josef Stalin
  ABD'nin başını çektiği Birleşmiş Milletler Kuvveti oluşturuldu. Türkiye'de bu kuvvete bir tugayla katıldı. Savaş 1953 yılında sona erdiyse de iki taraf birbirine üstünlük sağlayamadı. Savaş PANMUNCON antlaşması ile sona erdi. ÖNEMLİ: SAVAŞ SONUNDA SSCB, ABD'Yİ KORE'DEN ÇIKARAMAYACAĞINI ANLADI.
  1. SEATO'nun Kuruluşu ( 1954 )
Tayland Laos Kamboçya Güney Vietnam
Kore gibi Vietnam'da komünistlerin güçlerini artırması üzerine ABD bölgede yeni tedbirler almaya yöneldi. ABD, Uzak Doğu'daki etkinliğini artırmak için bu bölgede yeni bağımsız olan ASKERİ YARDIMLARINI ARTIRDI. * Ayrıca GÜNEY DOĞU ASYA ANLAŞMA TEŞKİLATINI ( SEATO ) kurdu.
ABD, İngiltere, Fransa, Yeni Zelanda, Avustralya, Filipinler, Tayland, Pakistan katılımcılar.
NOT: ABD, kurmuş olduğu SEATO ve diğer teşkilatlarla SSCB ve Çin'i çember içine almıştır. Asya ve Afrika'nın Kurtuluşu     A İngiltere 1921  
  1. Dünya savaşı sonrasında sömürge ülkelerde bağımsızlık hareketlerinin başlamasına rağmen II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar bu hareketler başarıya ulaşamamıştı.
  2. dünya savaşı sırasında ve sonrasında Batı Avrupa'nın sömürgesi olan yerlerde milliyetçi ayaklanmaların yaşanması bağımsızlığa giden yolda önemli bir adım sayılır.
  3. Dünya savaşı sırasında Batı Avrupa'nın üst üste aldığı yenilgiler nedeni ile sömürgelerdeki bağımsızlık hareketleri de hızlanmıştır. Ayrıca Soğuk Savaş döneminde sömürge halklarının bağımsızlık talebi, bu halkları yanlarına çekmek isteyenler tarafından desteklenmiştir. Bütün bu gelişmelerin sonucunda Asya ve Afrika'da birçok devlet kurulmuştur.
  4. Güney Asya'daki Gelişmeler:
1763'ten beri İngiliz sömürgesi olan Hindistan'da 1917'de MAHATMA GANDİ'NİN faaliyetleri Milliyetçilik hareketlerini hızlandırdı. Bağımsızlık hareketleri Batı'da okuyan Hintli aydınlar tarafından örgütlendi. Halk tarafından desteklenen bu aydınlar ilk olarak yerel yönetimlerde söz sahibi oldular. İngilizler 1935 yılında yeni bir anayasa hazırladılar. Eyaletlerde bütün yönetim yetkileri Hintli yöneticilere bırakıldı. 30 milyon kadar Hintli seçmene hak tanındı. Hindistan'da yaşayan Hindu egemenliğinde yaşayan Müslümanlar, Hintlilerden ayrılarak ayrı bir devlet kurmak isteklerini 1940 LAHOR'DA toplanan Hindulardan ayrı bir PAKİSTAN devletinin kurulmasını kararlaştırdılar. Bu hareketin liderliğini Muhammed Ali Cinnah yapmaktadır. 1947 yılında İngiltere'nin bölgeden çekilmesi ile birlikte bu bölgede Hindistan ve Pakistan isimli iki devlet kurulmuş oldu. Hindistan ve Pakistan’ın kuruluşu _ 1947'den önceki Hindistan Sömürge İmparatorluğu Hindu çoğunluk Müslüman çoğunluğun yaşadığı bu bölge 1971'e kadar Pakistan’a bağlı iken bu tarihten sonra Bangladeş adıyla bağımsı; oldu. Hindu mübadiller .     .   .                                                                  Müslüman mübadiller (Sri Lanka) HİNT OKYANUSU 1 Enn ınnr, <tnn ı—________________________________ »              Kolombp___________________________________________________________________________________________________________ Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin lideri olan Gandi ilk olarak Güney Afrika'da Hint topluluğunun vatandaşlık hakları için barışçı başkaldırı uyguladı. Afrika'dan Hindistan'a döndükten sonra yoksul çiftçi ve emekçileri baskıcı vergilendirme politikasına ve yaysın ayrımcılığa karsı   Hindistan’ın Kurucusu mahaTMa GANDİ Pasif Direniş'in Öncüsü
Önemli Not 1)         Hindistan 1947 yılında Bağımsız olduktan sonra iki blok'a da dahil olmayıp Bağlantısızlar hareketinin öncüsü oldu. 2)            1965 yılında Keşmir meselesi sebebi ile Pakistan ile araları bozulacaktır.
  Muhammed Ali Cinnah 1947 yılında Pakistan'ın bağımsızlığını sağlayan kişi   m HariLvl.ı hıyili: tr Fra n.-ır ^^vrınyıriiM:! .■vmurtfefeştirih’n iıJirftri y> s fırın i- flu u iki'terin hjııyiIrrinJe -ıLıhlı mtca&i,' yorti Imü ?tur? Tı ediniz.   Asya ve AfrAa'ds ıöfniirgeal* (1933-1977)
  • F Fransız sâfKrges»
« Ispaıyd sarrûıgesı ■f Ingjlız sö.-njrgns RartcAiz sârrûıge* 0 aco iflcc 2* Halanda sarnııgesı ■r 3d9»a sârrürgesı O S6rp.'rge sonrası çaî lyratar SârrûrgeafıQe Şarjı rrûcadao   Güney Asya ülkelerinde II: Dünya Savaşı'ndan günümüze kadar karışıklıklar hüküm sürmüştür. Vietnam, Kamboçya gibi ülkelerde bağımsızlık kazanıldıktan sonra iç savaşlar çıkmıştır. Ayrıca bölge ülkeleri arasında sınır çatışmaları da çıkmıştır. Bölge ülkeleri Soğuk Savaş döneminde siyasi şartlara bağlı olarak farklı bloklarla ilişki kurmuşlarsa da Kendi aralarındaki sorunları çözmek ve siyasi, ekonomik işbirliğini sağlamak amacıyla ASEAN ( Güneydoğu Asya Milletler Birliğini ) 1967 yılında kurdu. Filipinler, Malezya, Tayland, Endonezya, Singapur, Brunei, Vietnam, Laos, Birmanya, Kamboçya^^B Afrika'daki Gelişmeler: Afrika'da sömürgeciliğin sona ermesi, İtalyanların Etiyopya ve Libya'dan çıkarıldığı 1940 yıllarda başlamıştır. II. Dünya savaşından sonra Kuzey Afrika ülkeleri ve diğer Afrika ülkelerinin bağımsızlık kazanmaları ile Afrika bağımsızlığını kazanır. Bugün dünyanın en borçlu kıtası durumundadır. Sağlık problemleri üst noktadadır. Bütün bunların sebebi ise Batı EMPERYALİZM idir. 32 Afrika Devleti Tarafından Kurulmuştur. ^ Üye ülkeler arasında dayanışmayı geliştirmek. ^ Sömürgeciliğe karşı çıkmak. ^ Birleşmiş Milletler ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi uygun İşbirliği geliştirmek ( Ekonomi, Eğitim, Sağlık, Savunma vb ) LÜTFEN OKUYUNUZ, Günde 24 bin kişi ölüyor...
  1. 2 milyardan fazla insan, yani dünyada yaşayan her beş kişiden biri günde 1 dolardan daha az parayla geçinmek zorunda. Sahra Çölü güneyindeki Afrika'da, nüfusun yarısı günde 1 dolardan daha az parayla yaşıyor. Gelişmekte olan ülkelerde her gün 800 milyon insan, yatağına aç giriyor. Dünyada günde ortalama 24 bin kişi açlık veya açlığa yakın nedenlerle ölüyor. Güney Asya'da her dört kişiden biri, Sahra Çölü güneyindeki Afrika'da ise her üç kişiden biri açlıkla boğuşuyor. Dünyada yaşayan her altı kişiden biri, okuma-yazma bilmiyor.Halen, yaklaşık 115 milyon çocuk okula gidemiyor.
Ömür sadece 47 yıl... Afrika'da ortalama insan ömrü sadece 47 yıl. Avrupa'da ise bu rakam 78 yılı buluyor. Dünya Bankası ve IMF tarafından Dakar'da (Senegal) düzenlenen uluslararası konferansa katılan uzmanlar, Afrika'da insan ömrünün yoksulluk yüzünden kısa olduğunu belirttiler. En yoksullar Afrika'da... 32 ülkeden uzmanların katıldığı konferansta söz alan konuşmacılar, dünyanın en yoksul ülkelerinden yarıdan fazlasının Afrika'da olduğuna işaret ettiler ve Afrika kıtasında yaklaşık 350 milyon kişinin, günde bir dolardan daha az parayla geçindiğini dile getirdiler. Elbette, ortalama ömrün 47 yıl olması, her bebeğin o kadar yaşayacağı anlamına gelmiyor. Dünya'nın bir ucunda hastalar için teknolojinin son tedavi imkanları araştırılırken, diğer ucunda, Afrika'da, hala milyonlarca insan önlenebilir hastalıklar nedeniyle ölüme sürükleniyor. Bazı ülkelerde nüfusun yarısından fazlasının 25 yaşın altında olduğu Afrika'da, temel sorunu yetersiz beslenme ve enfeksiyonlar oluşturuyor. Dünyadaki AlDS'li hastaların %80'ini barındıran Afrika, bebek ve anne ölümlerinin en yoğun görüldüğü, beklenen ortalama yaşam süresinin en az olduğu kıta. İsveç'te ortalama yaşam süresi 80 iken, Sierra Leone'da bu süre 34'e düşüyor. Bunların hiç biri tesadüf değil; Batı'nın sömürgesi olduğu için bütün yerüstü ve bilinen yeraltı kaynakları yıllardır sömürülen, okumuş gençlerini ve enerjisini kaybeden Afrika, bir çıkış arıyor. Genel olarak Afrika ülkelerinin durumu birbirinden çok da farklı değil. Bazı ülkelerde AIDS en önemli sağlık problemiyken, bazılarında sıtma, nüfusu tehdit eden en ciddi hastalık. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Afrika'da gerçekleşen ölümler arasında ilk sekiz neden arasında bulaşıcı hastalıklar geliyor. Zatürre, sıtma, ishal, kızamık ve tüberküloz gibi ilaç ve uygun yaşam koşulları sağlandığı takdirde tedavi edilebilecek olan hastalıklar nedeniyle her yıl milyonlarca Afrikalı hayatını kaybediyor. Afrika can kaybediyor, yardım istiyor, tedavi bekliyor. Hayatları boyunca doktor yüzü görmeyen, 40 bin insana bir doktorun düştüğü ülkelerde yaşayan Afrikalı kardeşlerimize elimizi uzatmanın tam zamanı; yaralarını sarmanın tam vakti. SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ TÜRKİYE 1) Dış Politika: ABD Soğuk Savaş döneminde SSCB yayılmacılığına karşı Jeopolitik konumundan dolayı Türkiye'yi yanında görmek istiyordu. Türkiye ise SSCB'nin baskılarından dolayı ABD ve Batılı devletlerle iş birliği yaparak kendi güvenliğini sağlamaya çalışmıştır.
  1. Türkiye'nin Avrupa Konseyine Girişi:
Batı ile siyasi, ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi ve güvenliğini artırmak adına Türkiye ittifaklar sistemine yönelik önemli bir adım atarak askeri niteliği olmayan bu teşkilata 8 Ağustos 1949'da üye oldu.
  1. TÜRKİYE'NİN NATO'YA GİRİŞİ:
Türkiye'nin dış politikadaki hedeflerinden biriside kurulduğu andan itibaren NATO'YA üye olmaya çalışmıştır. İlk müracaat: Mayıs 1950'de İkinci müracaat: Nisan 1950'de olmuştur. ABD, Türkiye'nin bu isteğine itiraz etmedi. Fakat İngiltere ve Avrupa devletleri Türkiye'nin NATO'ya alınırsa bunun SSCB tarafından tepki ile karşılanacağını hatta SAVAŞA neden olacağını söyleyerek isteğimize karşı çıktılar.
  • yılında KORE savaşının başlaması, Türkiye'nin Birleşmiş Milletlerin asker isteğine olumlu cevap vermemiz Türkiye ile ilgili itirazları azaltmıştır. Ayrıca SSCB'nin Avrupa'ya saldırma ihtimaline karşı SSCB'ye karşı yakın bir üs gerektiği için Türkiye'ye ilgi artmıştır.
  • yılında Yunanistan ve Türkiye'nin NATO'ya kabul edilmesi kararlaştırıldı. TBMM'nin 1952 yılında antlaşmayı onaylaması ile Türkiye resmen NATO üyesi olmuştur.
Afyonkarahisar askeri havaalanı Türkiye'nin en büyük askeri havaalanıdır. NATO'nun 2. büyük havaalanıdır. "Ana Jet Bakım Üssü" olarak kullanılmaktadır. Sivil uçuşlara açılması konusundaki çalışmalara NATO'dan izin çıkmamıştır.
  • ^1X1 Hürriııet sps*H
Atlantik Paktına girmek için resmen müracaatta bulundu] BevtnStrazbufqdaKâpruLı ile bu                        çdtu$bc» İngiltere, Amerika ve İtalya Pakta iştirak talebimizi clestekliyecekler
NATO'NUN STRATEJİLERİ
Sınırlı Savaş Stratejisi SSCB'ye karşı asker sayısını artırma.
Kitlesel Karşılık Stratejisi SSCB'ye karşı kullanılabileceği nükleer silahlar için üsler temin etmek.
Esnek Karşılık Stratejisi Olası bir saldırıda en son seçenek nükleer silahlara başvurmak.
İleri Savunma Doktrini Çatışmalar, yerleşim yerlerinden uzak tutulması gerekir, bu sebeple Hava kuvvetleri geliştirilmeli.
Soğuk Savaş Sonrası Stratejisi Varşova dağılınca Nato'ya gerek olmadığı tartışılırken, Nato yeni bir Strateji belirliyor. Amaç ittifak üyelerinin güvenliğini sağlamak
  1. C) Balkan Paktı'nın Kurulması: ( Menderes Dönemi )
‘DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI” İMZALANDI. 1953 YILINDA                      Türkiye Yunanistan Yugoslavya V7 V BALKAN PAKTI KURULDU.
1)   Ekonomik ve Kültürel İşbirliği 2)  Sorunları barışçıl yollarla çözecekler. 3)  Ortak savunma konusunda işbirliği yapacaklar
 
Bu antlaşma ABD ve İNGİLTERE tarafından memnuniyetle karşılandı.
Fakat zamanla ittifak devletleri arasında görüş farklılıkları ve şartların değişmesi nedeniyle ortaya çıkan sorunlar nedeniyle uzun süreli olamamıştır. Özellikle:
  1. Türkiye ile Yunanistan arasında KIBRIS meselesi sebebi ile sorunlar çıkacak
  2. SSCB ile dönem dönem Yugoslavya yakınlaşacaklar.
  3. D) Bağdat Paktı'nın Kurulması: ( Menderes Dönemi )
Nato yetkilileri Türk tarafına Nato'ya girdikten sonra Orta Doğu'nun savunmasında kendisine düşün rolü oynamasını istediler. Türkiye, Nato'ya katılınca Orta Doğu üzerinde kendi üzerimize düşün rolü oynamak için harekete geçti. ARAP-İSRAİL gerginliği İNGİLİZ-MISIR gerginliği ortamı iyice gerdiği bir zaman diliminde Türkiye ile Irak arasında Bağdat paktının temelleri atılmıştır. ( 24 Şubat 1955 ) daha sonra bu pakta İngiltere, İran, Pakistan katılmıştır. ( T , İ , P , İ , I ) SSCB bu pakta karşı çıkmıştır. 1958 yılında Irak'ta rejim değişikliği sonucu Bağdat Paktından çekildiğini açıklamıştır. Paktın yeni merkezi ANKARA olmuştur. ( CENTO ) değiştirilmiştir. Bu şekilde 20 yıl devam eden örgüt, Pakistan ve İran'ın ayrılması ile fiilen sona ermiştir.   Türkiye'de Hayat
  1. SİYASET:
  Dörtlü Takrirden.., (7 Haziran 1945) "CHP Medis Grubu Baskanlığı'na, (...) II. Dünya Savaşı'nın belirmeye başla­ması ve harp tehlikesinin memleketimizi daimi bir tehdit a iti nda bulundurması pek tabi i olarak siyasi hürriyetleri tahdide (sını rlandırıİması na) sebep olmuş ve bu suıetie Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun demokratik ruhundan biraz daha uzaklaşıl m ıstı. (...) Bütün dünyada hürriyet ve demokrasi cereyanlarının tam bir zafer kazandığı demek- ratik hürriyetlere riayet prensibinin milletlerara­sı teminata bağlanmak üzere bulunduğu şu günlerde memleketimizde de cumhurbaşka­nından en küçüğüne kadar bütün mi İletin aynı demokratik ülküleri taşıdığından şüphe edile­mez. Uzun asırlardan beri müstakil bir devlet ola­rak yaşayan Türkiye'de, hatta okuyup yazma bilmeyen vatandaşların bile siyasi hürriyetleri­ni şuurlu kullanacak bir seviyede bulundukları inkâr edilemez bir hakikattir. Okuyup yazma bilmeyen köylüler arasında bile dünyanın en değerli idare ve siyaset adamlarını yetiştirmiş olan milletimizin, bilhassa cumhuriyet idaresi­nin kuruluşundan beri yapılan büyük hamleler neticesinde, bundan 20 yıl evveline nispetle çok yüksek bir seviyeye erişmiş bulunduğu ö vünü lece k b ir ge rçe kt ir. İşte, bir taraftan iç hayatımızdaki bu mesut tekâmülün (değişim) yarattığı siyasi olgunluk, diğer taraftan bugünkü medeniyet dünyasının umumi şartları, daha ilk Teşkilât-ı Esasiye Kanunumuzda hâkim olan demokratik ruhu bugünkü siyasi hayat ve teşkilatımızda kuv­vetle tecelli ettirmek zamanı geldiği kanaatine bizi şevketmiş bulunuyor. [,..}y CtfPMitietvekitieri: Ceiâi Bayar (İzmir), Fuat Köprülü (Kars), R eük Kura itan (İçel),Adnan Menderes (Aydin) Türkiye'de demokrasi alanındaki ilk gelişmeler Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine kadar gider. fi: S. MAN, £ HiıVTlüGlU, Yekin Dönen? Türit FöfSk Tenhi, s 1SS Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün TEJMM'nin, III. Yasama Yılını Açış Konuşmasından.., (1 Kasım 1945) "(...) Demokratik karakter bütün Cumhuri­yet devrinde prensip olarak muhafaza olun­muştur. Diktatörlük, prensip olarak hiçbir zaman kabul olunmadıktan başka, zararlı ve Türk milletine yakışmaz olarak daima itham edilmiştir. Büyük Meclisin her denetim yanında milletin vergileri ve harcadıkları üzerindeki denetim, en ileri demokratik milletlerin hiçbirinden eksik kalmayacak kadar kesin ve kavrayışlıdır. Bizim tek eksiğimiz, hükümet partisinin karşısı nda birparti bulunmamasıdır. iç PojjMajjıırıııı ‘ 1 Tek eksiğimiz hiikfımet partisinin karşısında başka parti bulunmamasıdır „ 2 Kesin? 1İ4S ienhlgezeie hiben (...) Yeni seçim için tabii olarak bir buçuk sene kadar bi r za ma n geçecektir... Tek de reçe­li olmasını dilediğimiz 1947 seçiminde milletin çoklukla vereceği oylar gelecek iktidarı tayin edecektir. O zamana kadar bir karşı partinin kendiliğinden kurutabilip kurulamayacağını ve kurulursa bunun Meclis içinde mi, Meclis dışı n- da mı ilk şeklini göstereceğini bilemeyiz. Şunu biliriz ki bir siyasi kurul içinde prensipte ve yü­rütmede arkadaş la nna taraftar olmayanların hizip (grup) şeklinde çalışmalarından fazla, bunların, kanaatleri ve programları ile açıktan durum almaları, siyasi hayatımız için daha doğru yo I, mi İleti n me nfaati ve s iyasi olgu nl uğu için daha yapıcı bir tutu mdur.x Vıö™ 'nân Söjdsy                                                           i-î-SS-î-SS
Osmanlı Toplumu, I. Meşrutiyetle birlikte = İlk kez seçme hakkını kullanır.
 
II. Meşrutiyetle birlikte çok partili hayat
İttihat ve Terakki partisi Ahrar partisi Hürriyet ve İtilaf partisi   Atatürk Döneminde Tam bağımsızlık sağlandıktan sonra Egemenliğin Millete ait olması gerektiğine inanarak çok partili hayata geçilmiştir. CHP ------------------- Terakkiperver   C                    Şeyh   Sait                                          Serbest------------------------- C--------------------------- Menemen 1924                                                                                                                                                       1930 İsyanlardan dolayı Atatürk döneminde bir daha çok partili hayat denemesine geçilmemiştir. II. Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası ortamın elverişli olması, Batı’nın demokratik yapısı gereği ayrıca halkın talepleri doğrultusunda çok partili hayata geçiş çalışmaları hızlanmıştır. İnönü’nün çok partili hayata olumlu bakması ile ilgili beyanatların verilmesi üzerine; NURİ DEMİRAĞ tarafından MİLLİ KALKINMA PARTİSİ kurulur. ( 1945 ) Diğer taraftan CHP’li Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat Köprülü parti programını değiştirmek üzere verdikleri Dörtlü Takrir’in reddedilmesi üzerine partiden ayrılarak 1946’da Demokrat partiyi kurmuşlardır. Aynı yıl 13 parti daha kurulmuştur.   1946 yılında ilk kez birden fazla parti seçime gitmiştir. Bu seçimlerde CHP kazanmıştır.( Açık oy, gizli sayım ) DP’nin iktidara karşı muhalefetini yetersiz gören bir grup Milletvekili DP’den istifa ederek Millet Partisini kurdular. CHP ı                                              ^         DP    ı                    >>    MP Tablodan da görüldüğü gibi 1950 yılında yapılan seçimler DP iktidara gelmiş ve 27 yıllık CHP iktidarına son vermiştir.
DP Döneminde Yapılan Faaliyetler. 1)        Ekonomide Devletçi model yerine liberal bir sistem benimsenmiştir. 2)   1957 yılında 7 Eylül kararları ile Türk lirasının değeri % 50 oranında azaltıldı ( Develüasyon ) 3)  Tarım'da Traktör uygulamasına ağırlık verildi. 4)   Kit'ler oluşturuldu. ( 17 tane ) 5)   Ekonomideki canlanma 1954 durdu 6)   1958 yılında IMF'den borç alındı. 5)   Karayolları yapımına önem verildi. 6)   Halk Evleri ile Köy Enstitüleri kapatıldı. 7)   Ezan Arapça okutuldu. 8)   İmam hatip Liseleri açıldı.
1950 seçimleri sonrasında İnönü'nün Cumhurbaşkanlığından ayrılması ile Celal Bayar Türkiye'nin üçüncü cumhurbaşkanı olarak göreve başlamıştır. Adnan Menderes ise başbakan olarak atanmıştır. D.P.'nin ilk yıllarında dışarıdan, özellikle ABD'den gelen yardımlar sayesinde görülmemiş bir bolluk yaşanmıştır. 1952'de Türkiye'nin Nato'ya girmesiyle, II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan yalnızlık da sona ermiştir. Doğal olarak bu gelişme iç politikaya da yansımış ve D.P.'nin gücü ve halktan aldığı destek artmıştır. D.P.'nin iktidar gelmesiyle birlikte 1923'den beri uygulanan denk bütçe ilkesinden vazgeçilmiş, para ve maliye politikası kökten değiştirilmiştir. Ekonomik canlanmayı gerçekleştirmeye çalışan yeni hükümet, harcamalarını artırmıştır.D.P.'nin ekonomideki temel hedefi, ekonomik kurumsallaşmayı gerçekleştirmek ve özel sektörün gelişmesine öncelik tanımaktır. İlk yıllarda ekonomide büyük bir canlanma yaşanmış, millî gelirde %15'lik bir artış görülmüştür. Fakat 1954 yılından sonra özellikle dış ticarette denge bozulmaya başlamış ve hükümet kaçınılmaz olarak dış borçlanmaya yönelmiştir. Bu borçlanma siyaseti 1958'de devalüasyona, yani Türk parasının değer kaybetmesine yol açmıştır. Kırsal kesimde de D.P.'nin iktidara gelmesiyle canlanma yaşanmış, özellikle Marshall yardımı sayesinde başta traktör olmak üzere, tarım aletlerinin yaygınlaştırılması gerçekleştirilmiştir. (1948'de 1800 traktör var iken, 1957'de 44.000 traktöre ulaşılmıştır.) D.P., Sanayileşme konusunda önceliği özel sektöre vermekle birlikte, devlete it kuruluşları genişletmek ve yeni fabrikalar açmaktan da geri durmamıştır. Bu dönemde açılan bazı devlet işletmeleri şunlardır. MKE (1950), Denizcilik Bankası (1951), EBK (1952), DMO (1954), TPAO (1954), Türkiye Selüloz ve Kağıt Fab. (1955) ve Ereğli Demir ve Çelik Fab.(1960) 'dır. Ancak 1957'den sonra dış kredi alınmasının zorlaşması, ekonomik durumu olumsuz yönde etkilemiş ve yatırımlarda ciddi bir azalma görülmüştür. ve İnönü döneminde kurulan Köy
  1. döneminde ulaşım sektöründe de gelişmeler yaşanmış, ancak bu dönemde Atatürk ve İnönü dönemlerinin aksine demiryollarına değil, karayolu yapımına öncelik verilmiştir. DP. döneminin eğitim politikası da CHP'den farklı olmuştur. Atatürk döneminde açılmış olan
Halkevlerinin 1951 yılında kapatılması kapatılarak İlkokula dönüştürülmesi bu farklı politikanın en çarpıcı örnekleridir. Bununla birlikte bu dönemde ilk ve orta öğretimde okul, öğrenci ve öğretmen sayısında önemli artış yaşanmıştır. 1957'de O.D.T.Ü.,1958'de ise Erzurum Atatürk Ün. açılmıştır. Enstitüleri'nin Olumlu ve olumsuz çeşitli gelişmeler karşısında DP. Yöneticilerinin iktidara yeterince hazırlıklı olmamaları ve CHP'nin muhalefet deneyimsizliği iki siyasî parti arasındaki ilişkileri gün geçtikçe gerginleştirmiş ve ülke kısa sürede kısır
siyasî çekişmelere sürüklenmiştir. 1951'de Halkevlerinin devletleştirilmesi ve malvarlığının hazineye aktarılması,
1953'de CHP'nin tüm malvarlığının "Haksız kazanç" iddiasıyla hazineye geçirilmesi, 1954'de Köy Enstitüleri'nin
kapatılması, basın üzerindeki baskıların artırılması iktidar-muhalefet ilişkilerini kopma noktasına getirmiştir.
Bu ortamda yapılan 1954 seçimlerini yine DP kazanmıştır. CHP'nin bu seçimlerde meclisteki milletvekili sayısı 31'e düşmüştür. DP'nin gücünü artırmış olması, toplumun DP'nin uyguladığı politikayı desteklediği anlamına gelmekteydi. Bu nedenle DP, muhalefet üzerindeki baskısını, 1954'den sonra daha da artırmıştır. Gazetecilere hapis ve para cezalarının verilmesiyle, CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek'in bir gün göz altında tutulması ve daha sonra 6 ay hapis cezasına çarptırılması iktidar-muhalefet ilişkilerini iyice çıkmaza sürüklemiştir. 1954-57 arasında DP iktidarın belki de en önemi olayı, 6 / 7 Eylül olaylarıdır. 6 Eylül 1955'de Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba atıldığı yönünde çıkan haberler üzerine, galeyana gelen bir grup tarafından İstanbul'daki Rumların ev ve işyerleri tahrip edilmiş, mezarlık ve kiliseleri yağmalanmıştır. Ordu birliklerinin müdahalesiyle bastırılan olaylar sonucunda, sıkıyönetim ilân edilmişse de, Türkiye'nin dış politikada aldığı yara kapatılamamıştır. DP-CHP gerginliğinin artması yüzünden seçimler bir yıl önceye alınarak 1957'de yapılmış DP seçimleri kazanmışsa da,oylarında belirli bir düşüş yaşanmıştır. Bu yeni dönemde DP, ortaya çıkan ekonomik bunalım karşısında öğrencinin yaralandığı olaylar sonunda sıkıyönetim ilân edilmişse de, olaylar Ankara'ya sıçramıştır. 21 Mayıs'ta Ankara!da Harp Okulu öğrencilerinin yapmış olduğu yürüyüşle verilen mesajın, iktidar tarafından anlaşılamamasından kısa süre sonra, 27 Mayıs 1960'da gerçekleştirilen bir askerî darbe sonucu DP iktidarına son verilmiş, Celal Bayar ve Adnan Menderes görevlerinden ayrılmak zorunda kalmışlardır.   Soğuk Savaş Dönemi Türkiye Sosyal ve Kültürel Hayat Türkiye'de II. Dünya Savaşı'ndan sonra birçok alanda yaşanan değişim, kültürel alanda da kendisini göstermiştir. Bu değişimin iç ve dış sebeplerin etkisi ile gelişmiş ve yayılmıştır. Dış Sebepler: Dışarıdan alınan kredi ve yardımlarla ülkenin refah seviyesi artmış buna bağlı olarak da tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeye başlamış.
  • Tarımda makineleşme, üretim artışı sağlamakla birlikte köyden şehirlere göçü artırmış.
  • Karayollarının gelişmesi ile şehirler arası bağlantılar artmıştır.
  • Bu dönemde başta Caz ve Rock and Roll gibi batı tarzı müzikler Türkiye'yi etkilemeye başlamıştır.
  • Radyo sanatçısı olup sonraları sahnelere çıkan sanatçılarımız ortaya çıkacak;
Zeki Müren ( Sanat Güneşimiz) Müzeyyen Senar Neşet Ertaş
  • Sinema sektörü gelişme göstermiş. 1949-1959 yıllarında 553 film çekildiği saptanmıştır.( Batı etkisi)
  • 1940'tan sonraki yazar ve şairlerin daha çok sosyal gerçekçilik akımına bağlı olarak eser verdikleri
görülür.
  • 1940'lı yıllarda şiir alanında "Garip Akımı" etkili olmuştur.
  • "İkinci Yeniler" ortaya çıktı.
  • 1950 doğru "Hisarcılar" ortaya çıktı.
Soğuk Savaş Döneminde Dünya
  • 1930 yıllarda büyük bir bunalım geçiren dünya, II. Dünya Savaşı'ndan sonra büyüme sürecine girecek. Büyük sanayi ülkeleri, 1945-75 yılları arasında benzeri görülmemiş bir ekonomik büyüme yaşanacak. Bu yıllara " Muhteşem 30'lar" denilecek.
  • Petrole duyulan ihtiyaç büyük bir oranda artacak.
  • Nüfus artışları yaşanacak ( Asya-Afrika-Latin Amerika)
  • Sanayi sektörünün büyümesi ile Şehirlere göç artacak.
  • Ulaşımda otomobil kullanımı artacak.
  • Dönem "Soğuk Savaş" olduğu için devletler her an savaş çıkma ihtimaline karşı Orduya önem verilecek ve askeri harcamalar artacak.
  • Savaş yıllarında erkeklerin cephede olmasından dolayı kadınlar iş hayatına girmişlerdir. Savaştan sonra erkeklerin tekrar iş hayatına girmeleri nedeni ile bir çok yerde kadın hareketleri "FEMİNİST" hareketler başlayacaktır.
8) Elvis Presley
  • Dünya Savaşı'ndan sonra Fen ve Sosyal Bilimler hızlı bir gelişme göstermiştir.
1920 (ABD) 15.000 araştırmacı sayısı. 1940 ( ABD) 400.000 ulaşmıştır.
  • Dünya savaşı sırasında geliştirilen bilgisayarlar insan yaşamını etkileyeceklerdir. Savaş yıllarında ABD bilim adamlarınca ENİAC adlı ilk bilgisayarı yaptılar.
Savaş yıllarında 60 saniye yol alan bir topun rotasının hesaplanması için, yaklaşık 20 saatlik çalışma gerekiyordu. ENIAC bu hesaplama süresini 15 saniyeye indirdi. Bir saniyede yapabildiği toplama işlemi akümülatör başına 5.000 adetti. Saniyede yapabildiği çarpım işlemi 385, bölme veya karekök alma işlemi ise 38 adetti. Geçici hafızasında sadece 200 sayıyı saklayabiliyordu.
  • Füze teknolojisindeki gelişmelerin neticesinde ilk uydu olan Sputnik SSCB tarafından uzaya gönderildi.
  • Nükleer Enerjiyi Elektrik üretiminde kullanacaklar.
  • Biyoloji alanında DNA'nın yapısını çözülecek.
  • Televizyon günlük hayatın bir parçası oldu.
  • Spor alanında güreş, halter'de birincilikler kazanacağız
  • Real Madrid ilk defa düzenlenen UEFA şampiyon Kulüpler Kupası turnuvasını kazanacak.
 
  1. Ünite
YUMUŞAMA DÖNEMİ VE SONRASI
^BT =
.
ak",:- «v‘. - - --İn m , /V J "• v i / ^ / / * . -■ \ -'
| i -m ' İt \ \
KRUŞÇEV ■ ' 1 .. KENNEDY
Yumuşama ( DETANT ) uluslararası ilişkilerde, Bloklar arası gerginliğin azalması için karşılıklı görüşmelerin tercih edildiği bir dönemin adıdır. ABD ile SSCB arasında detant dönemi 1961'de Viyana'da yapılan ikili görüşmelerin sonrasında ortaya çıkmıştır. Not: Bilinmesi Gereken Dönemler
1914 - 1918 : I. Dünya Savaşı
1918 - 1939 : İki Savaş arası dönem
1939 - 1945 : II. Dünya Savaşı
1945 - 1961 : Soğuk Savaş
1961 - 1980 : Detant Dönemi
1980 - 2013 : Küreselleşme
Soru : Detant dönemi neden ortaya çıktı? Cevap:
  • Konvensiyonel silahlardan nükleer silahlara geçilmesi: Nükleer bir savaşın tüm dünyada yol açacağı yıkım tehlikesi, savaşa neden olacak gerilimlerin azaltılmasını zorunluluk haline getirdi.
SİLAHLAR
  • Doğu ve Batı Bloklarındaki çatlaklar ve blokların zayıflaması:
  1. SSCB ve Çin arasında 1954 yılında sonra ortaya çıkan anlaşmazlıklar 1960 yıllarda sınır çatışmaları dönüşünce doğu bloğu içerisinde çözülme meydana geldi. Bu bozulma sonrasında ÇİN'in ABD ile yakınlaşmasına neden olmuştur.
  2. Yugoslavya ile Romanya'nın SSCB güdümünden kurtulmak için Batılı devletler ile diplomatik ilişkilere başlaması. Özellikle 1968 yılında SSCB'nin Varşova ordusu ile Çekoslavakyayı işgal etmesi uydu devletleri tedirgin etmiştir.
  3. ABD'nin bazı gelişmeler karşısında müttefiklerine danışmadan kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi ABD'ye karşı güvenin azalmasına neden olmuştur. Örnek vermek gerekirse Fransa, NATO'nun askeri kanadından çekişmiştir ( De Gaule )
BİLGİ YORUMLAMA PİNG-PONG DİPLOMASİSİ ^ Amerika'nın Çin'e karşı yaklaşma siyasetini Çinliler cevapsız bırakmadı. Japonya'da dünya şampiyonası işin bulunan Amerikan masa tenisi (ping pong) takımı, 6 Nisan 1971 günü Çin'e daveL edildi. Çoğunluğu Amerikalı olan yedi Batılı gazeLeciye de giriş vizesi verildi. Amerikan masa Lenisi Lakımı 14 Nisan 1971'de Çin Başbakanı tarafından kabul edildi. Aynı gün, ABD Başkanı Nixon da, yirmi yıldan beri Çin'e karşı uygulanmakta olan ticari ambargoyu kaldırdı. Amerika'ya gelmek isLeyen Çinlilere vize verileceği bildirildi. Ame­rikan ping-pong takımının yapmış olduğu bu ziyaretle Çin ile ABD arasında ilk temaslar başlamış oldu. Bu temaslardan sonra ABD Başkanı Nixon Şubat 1972'de Çin Halk Cumhuriyeti'ni ziyareLeLti.   Yumuşama Dönemi 1960 - 1980   Uluslararası Alanda Gerginliğe Neden Olan Krizler
  1. Küba krizi ( 1962 )
  2. Keşmir sorunu ( 1965 )
  3. Petrol Krizi ( 1973 )
  4. Kıbrıs sorunu ( 1974 )
Kurulan Yeni Uluslararası Örgütler
  1. İKÖ
  2. OPEC
  3. OAPEC
  4. Uluslararası Enerji Ajansı
  Silahsızlanmaya ve Barışı Korumaya Yönelik Girişimler  
  1. N ükleer denemeleri kısmen sınırlandırılması antlaşması ( 1963 )
  2. Salt-I ( 1969 ) ve Salt-II ( 1979 ) antlaşmaları
  3. Helsinki Konferansı ve Helsinki Nihai Senedi’nin imzalanması ( 1975 )
  4. C amp David Antlaşmaları ( 1978-1979 )
  5. Vietnam Savaşı ( 1965-1973)
  6. Hindistan-Pakistan Savaşı ( 1965-1966 )
  7. Arap-İsrail (1967 ve 1973 ) Savaşları.
  8. Kıbrıs Barış Harekatı ( 1974 )
  9. SSCB’nin Afganistan’ı işgali ( 1979-1988)
  10. İran-Irak Savaşı ( 1980-1988 )
  KÜBA KRİZİ 1962 Dünyayı nükleer bir savaşın eşiğine getirmiş olan Küba Krizi, Küba Lideri Fidel Castro'nun ülkesindeki Amerikan şirketlerini devletleştirme girişimleri ile başladı. Batista diktatörlüğünü yıkarak yönetimi ele geçirmiş olan Fidel Castro'nun bu devletleştirme girişimlerinin yanı sıra SSCB'yle; şeker satışı ve bu ülkeden 100 milyon dolarlık kredi alınmasına yönelik antlaşmalar yapması KÜBA'yı ABD ile karşı karşıya getirdi. ABD'nin çekincelerinden biriside Küba'nın komünizme yaklaşması ve Latin Amerika ülkelerine örnek olma ihtimalidir. ABD'de 1960 yılında kurulan Kennedy yönetimi Fidel Castro'yu devirmek için planlar yapmaya başladı. CIA, Amerika'ya sığınmış olan Kübalı mültecilere ( Mülteciler, Fidel düşmanıdır.) askeri eğitim vermeye başlamıştır. Amaç askeri eğitim almış olan Kübalı mülteciler Küba'ya çıkarma yapacak, bu çıkarmadan cesaret alan Küba'daki Castro düşmanları ayaklanacak ve çıkarma yapan kuvvetlerle isyancılar birleşecek ve Fidel Castro devrilecek. Çıkarma harekatı 17 Nisan 1961'de Domuzlar Körfezi'nden başladı. Çıkarmada başarı sağlanamadı. Castro yapılan çıkarmayı boşa çıkararak daha fazla güçlenme imkanı buldu. Bu başarısız darbe girişimi Castro'yu SSCB'ye daha fazla yaklaştırdı. ABD'ye ait U-2 uçaklarının Küba'da Sovyetlere ait nükleer füzelerin varlığını kanıtlayınca gerginlik daha da arttı. Zira füzelerin menzilleri pek çok ABD şehrini vurmaya yetiyordu. 24 Ekim 1962'de ABD on dokuz savaş gemisiyle Küba'yı abluka altına aldı. Buna karşılık Atlantik okyanusundaki 25 SSCB savaş gemisi rotasını Küba'ya çevirdi. Nükleer bir savaşın başlaması neredeyse pamuk ipliğine bağlıydı. Bütün dünya tedirginlik içerisindeydi. İki tarafın sağduyulu yaklaşımları neticesinde geri adım atmaları felaketi önledi. Not 1: SSCB, Türkiye'deki ABD'ye ait Jüpiter füzelerinin sökülmesi karşılığında Küba'daki füzeleri sökebileceğini bildirdi. ABD'nin öneriyi kabul etmesi ile Küba Buhranı çözüldü © © © Not 2: Küba bunalımında ABD gerekirse Türkiye'yi feda edebileceğini göstermiştir. Not 3: Küba buhranı sırasında nükleer silah kullanımına çok yaklaşılmıştır. Bu gelişmeden sonra ABD ve SSCB arasında nükleer silahları azaltma görüşmeleri başalayacaktır. SİLAHSIZLANMA GİRİŞİMLERİ Küba Krizi, ürkütücü olduğu kadar öğretici de olmuştu. İki kutuplu dünyanın iki lideri arasındaki gerginliğin nükleer silahların ateşlenmesini an meselesi haline getirdiği görülmüştü. Bu Krizden sonra iki taraf arasında silahsızlanma girişimleri başlayacaktır.
  1. NÜKLEER DENEMELERİ KISMEN SINIRLANDIRILMASI ANTLAŞMASI ( 1963 )
Nükleer silahlar konusundaki ilk antlaşma 1963’te Küba Krizi’nin ardından ABD, SSCB ve İngiltere arasında yapılmıştır. Bu antlaşma ile Nükleer silahların kullanımı sınırlandırılıyor olmasına rağmen bu silahların sayısını azaltmıyordu.
  1. SALT-I ANTLAŞMASI:
Nükleer silahların azaltılması ile ilgili ilk önemli adım ABD ve SSCB arasında yapılan ( Stratejik Silahları Azaltma) görüşmeleri oldu 1969. Bu görüşmenin ardından SALT-I antlaşması ile Nükleer amaçlı füzelerin sınırlandırılması kararlaştırıldı (1972 ) Not: Görüşmelerin yapıldığı 1969 tarihi bazı kaynaklara göre de Yumuşama Döneminin başlangıcı kabul edilmiştir.
  1. SALT-II ANTLAŞMASI:
Salt-I’den sonra nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik çok sayıda görüşme ve antlaşmalar yapılmıştır. Bu antlaşmaların en önemlisi 1979’da ABD ve SSCB arasında Viyana’da imzalanan SALT-II antlaşması ile Uzun Menzilli Nükleer Silahların Sınırlandırıldı. Ancak 1979’da SSCB’nin Afganistan’ı işgal etmesi üzerine ABD kongresi bu antlaşmayı onaylamadı. HELSİNKİ KONFERANSI: 1 Ağustos 1975 Bloklar arasında gerilimin azalması sonucunda Doğu Bloğu ülkeleri, AVRUPA'DA GÜVENLİK VE İŞBİRLİĞİNİ güçlendirme amacıyla bir konferans toplanması önerisini sundu. Bloklar arası gerilimin azalması ve bazı devletlerin aralarındaki sorunların çözümlenmesi için Batılı ülkeler bu öneriye olumlu cevap verdiler.
Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Kanada, Kıbrıs, Çekoslovakya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Demokratik Alman Cumhuriyeti, Federal Almanya Cumhuriyeti, Yunanistan, Vatikan, Macaristan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Lihtenştayn, Lüksemburg, Malta, Monako, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, İngiltere, San Marino, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Yugoslavya
Arnavutluk hariç tüm Avrupa devletleri ile ABD ve Kanada'nın katıldığı Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Konferansı ( AGİK ) Helsinki'de toplanmıştır. Uzun görüşmelerin sonucunda Finlandiya'nın başkenti olan Helsinki'de 1 Ağustos 1975 tarihinde sonuçlandırılmıştır. Görüşmelerin Sonucunda Helsinki Nihai Senedi İmzalandı.
  • Her devletin hukuk eşitliği, toprak bütünlüğü ile özgürlük ve siyasi bağımsızlık hakları da dahil olmak üzere karşılıklı olarak birbirlerine saygı gösterecekler.
  • Başka bir devletin toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına karşı kuvvet kullanmaya başvurudan kaçınacaklar.
  • Birbirlerinin sınırlarını ve Avrupa'daki tüm devletlerin sınırlarını "dokunulmaz" sayarlar.
  • Aralarındaki antlaşmazlıkları uluslararası barışı, güvenliği ve adaleti tehlikeye düşürmeyecek biçimde, barışçı yollarla çözerler.*******
  • Konferansa katılan devletler birbirlerinin iç ya da dış işlerine müdahaleden kaçınırlar.
  • Irk, cinsiyet, dil ve din ayrımı gözetmeksizin, insan haklarına ve herkes için düşünce, vicdan, din ve inanç özgürlükleri de dahil olmak üzere temel özgürlüklere saygı gösterirler.
SONUÇ: ***** ABD ve SSCB arasındaki yumuşama Avrupa'ya taşınmış, Avrupa'da barış havasının doğmasını demokrasinin ve hukuk üstünlüğünün gelişmesine neden olmuştur. YUMUŞAMA DÖNEMİ ÇATIŞMALARI 1) Vietnam Savaşı: 1965 - 1973 ( 8 yıl sürdü ) Hindi-Çini bölgesinde bulunan Vietnam Fransa'nın sömürgesi durumundaydı. 1954 yılında Cenevre anlaşması ile Kuzey ve Güney Vietnam olmak üzere iki bağımsız devlet haline gelmişlerdir.   CNİM A ©‘"o[2] O». • TkA^RA t«Aa m»o| H4«1gB«y V\ ON y t} *s • t * l AO» v«ı,h» K.Vietnam S + utt*
  1. *
Sl4 VİETNAM tkailud S»
  1. Vietnam
CA«eOOIA\          A S[3]                                         ' ■ HbChtmpkiy <f~ W. C*>r »t f**ıt 0*4 INDİA CHINA t V
Cenevre Antlaşmasına göre 1956 yılında yapılacak seçimlerde Kuzey ve Güney Vietnam birleşecekti. Güney Vietnam yönetimi, birleşme seçimlerine katılmadı. Komünist olan Kuzey Vietnam yönetimi ise 1957 yılında Güney Vietnam yönetimini devirerek birleşmeyi sağlamak için gerilla savaşı başlattı. Güney Vietnam ise ABD’den yardım istedi. ABD ise Komünizm’in yayılmasını engellemek ve stratejik bir bölge olan Vietnam’ı kaptırmamak için yardım etti. 1964 yılında Kuzey Vietnam donanmasına ait gemiler TOKIN körfezi’nde ABD donanmasına saldırdı. Bu gelişme üzerine ABD, 1965 yılında Kuzey Vietnamı bombalayarak savaşı başlattı. Kuzey Vietnam birliklerinin güneye girmesi üzerine ABD, Güney Vietnam’a asker gönderdi.
  1965: 80.000 1969: 600.000   1968 yılında Kuzey Vietnam ile barış görüşmeleri başladı. Yeni başkan NİXON, ABD askerini Vietnam'dan çıkarma kararı aldı. ABD askerleri geri çekilirken saldırılarını şiddetlendirdiler. Amaç Kuzey Vietnam'ı barışa zorlamak. Paris'te yapılan görüşmeler sonucunda, Vietnam Barışı, 1973 imzalandı. NOT: SSCB ve ÇİN 'in ABD ile politik yakınlaşmaları antlaşmanın imzalanmasında etkili olmuştur. Antlaşmaya Göre;
  • ABD Vietnam'dan çekilecek.
  • Esirler karşılıklı geri verilecek.
  • Kuzey ve Güney Vietnam müzakerelerle birleşecekti. Ancak antlaşmanın yapılmasından 22 ay sonra Kuzey Vietnam, Güney Vietnam topraklarını ele geçirdi. ( Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti )
Bilgiler:
  • ABD, savaş alanına 7 milyon bomba attı
  • Bombalar 20.000.000 krater izi açtı. *ABD 55.000 askerini kaybetmiştir. *Vietnamlı 1.500.000 insan ölmüştür.
    Muhammed Ali ve Vietnam Savaşı   \n» V»rk, i4<M- WUb Malcolm \  
  • KEŞMİR MESELESİ:
  CIZJ Ç l N ) * >Lat                                                                  Tl   M1 i * « I a t < " ^—Oı HİNDİSTAN —***’                       <                   ,           •                 C’\ DİKKAT: Keşmir; Hindistan, Pakistan, Afganistan ve Çin sınırlarının kesiştiği bir bölgede yer alması ve yeraltı zenginliklerine sahip olması açısından stratejik öneme sahip olan bölgemizdir. | llindMtan 191)alı altındaki MtİQ« — HM kontrol hattı U U B M_____________ haklatan KoııtrolurııJ«lıı holü** 1 y W «t kMm>   İNGİLTERE'NİN Önceki ünitelerimizde belirtildiği gibi 1947 yılında bölgeden çekilmesiyle burada   PAKİSTAN ve HİNDİSTAN adlı bağımsız iki devlet kurulmuştur. İki devlet arasında günümüze kadar ulaşan birçok sorun ortaya çıkmıştır. Ancak bu sorunların en önemlisi KEŞMİR sorunu olmuştur. Çatışmanın en önemli sebebi:
  • Pakistan, Keşmir halkının büyük çoğunluğunun ..........................................................................................  olmasından.. dolayı
buranın kendisine ait olması gerektiğini belirterek bölgeyi işgale girişti.
  • Hindistan ise Keşmir Mihracesi’nin ( İdarecisi ) kendi topraklarıyla birleşme kararından dolayı burada hak iddia ediyordu.
Bu iki nedenden dolayı iki devlet arasında 1948’de savaş başladı. Birleşmiş Milletler araya girdi ve Keşmir’de halk oylaması ( Plebisit) yapılması şartıyla ateşkes sağladı. Çatışma sırasında ; Pakistan: Keşmir’in küçük bir kısmını Hindistan : Keşmir’in büyük bir kısmını almıştır. Keşmir’in büyük bir bölümünü elinde tutan Hindistan halk oylamasına da yanaşmadı. Zira Keşmir’in büyük bir bölümü Müslüman’dır. Pakistan Pakistan’ın ABD yakınlaşmasına sebep oldu.                             Bunu  fırsat  bilen   Pakistan   Çin’e   yakınlaştı. Keşmir Sorunu Bölge Devletlerin Dış Siyasetini de Etkilemiştir. Hindistan Hindistan’da SSCB ile iyi ilişkiler kurmaya başladı. 1963 yılında Keşmir bölgesi karıştı. Müslümanlar ile Hindular arasındaki çatışmalar. Hindistan ile Pakistan'ı karşı karşıya getirdi. İki devlet arasında savaş başladı. Çin'in Hindistan'ı sert bir şekilde uyarması ve Birleşmiş Milletlerin devreye girmesi ile barış sağlandı. Taraflar SSCB'nin arabuluculuğu ile 1966 yılında TAŞKENT DEKLARASYONU'NU imzaladılar. Buna göre iki devlet savaş öncesi duruma döndüler. Sorun günümüzde halen devam etmektedir.................................................   3) Afganistan'ın SSCB Tarafından işgali: SİN TÜRKİYE Bakü SSCB HAZAR DENİZİ Tebnz Tahran SURİYE Islarrabad bt AFGANİSTAN Kaodahâr I i Lahor IRAK IRAN   Abâdân | Kuveyt Z £ co o SUUDİ ARABİSTAN   BAHREYN KATAR   ■ R;yad 200                 400              600           800  km BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ UMMAN DENİZİ UMMAN  
  1. Afganistan stratejik açıdan çok önemli bir coğrafyaya sahipti. Öyle ki, dünyaya ihraç edilen petrolün üçte ikisinin Basra Körfezi üzerinden taşındığı yolun kontrol noktası olan Hürmüz Boğazına 300 mil kuzeyinde bulunuyordu. Afganistan'ın bu özelliği SSCB'nin Afganistan topraklarına olan ilgiyi artırıyordu.
1978'de Afganistan'daki;
  1. İç çatışmalar,
  2. ekonomik sıkıntıları
fırsat bilen SSCB, Afganistan ile Dostluk ve İşbirliği Antlaşması imzalayarak bu ülke üzerindeki etkinliğini artırdı. 1978 yılının sonlarına doğru Afganistan halkı kendi ülkesindeki Sovyet yanlısı iktidara karşı isyan başlattı. Bu isyanlara karşı Afgan yönetimi SSCB'den askeri yardım istedi. Sovyetler ülke içerisindeki karışıklıkları önleyemeyince ülkeyi işgal etmişlerdi. ( Amaçları da buydu. )
  • SSCB'nin Afganistan'ı işgal ederek Hint okyanusuna, Orta Doğu ve Hürmüz Boğazına yaklaşması dünyada tepkilere yol açtı. ( Özellikle ABD )
  • İşgal Afganistan'ın komşusu olan Pakistan'ı ve Arap ülkelerini tedirgin etmiştir.
  • ABD ile SSCB arasında imzalanma aşamasına gelen SALT-II, ABD kongresi tarafından onaylanmadı .
  • Çin meseleyi BM taşıdı.
 
  • ABD Afgan mücahitlere ekonomik ve askeri yardım sağladı.
Afgan mücahitlerinin direnişi SSCB'yi ABD'nin Vietnam'da gömüldüğü bataklığa benzer bir maceraya sürükledi. SSCB Afganistan'da 80.000 den fazla asker kullandı ancak Afganistan'da tam bir hakimiyet kuramadı. 1988 'de Cenevre'de imzalanan antlaşma ile SSCB geri çekilmeyi kabul etti. SSCB'nin çekilmesinin ardından Afganistan'daki gruplar arasında uzun süre devam edecek olan bir iktidar mücadelesi başladı.   Bağlantısızlar:
  1. Dünya Savaşı'ndan sonra sömürgecilere karşı ortaya çıkan bağımsızlık hareketleri sonucunda Dünya'nın çeşitli yerlerinde yeni bağımsız devletler kurulmuştur.
Doğu ve Batı blokların dışında bağlantısız olarak kendini ifade eden bu gücün önde gelen devletleri Kore Savaşı sırasında bağlantısızlığını ilan eden Hindistan, Yugoslavya ve Mısır'dı. Sömürgeciliğe karşı halkların kendi kaderlerini belirleme haklarını benimseyen Asya ve Afrika'dan 24 ülke, ilk kez ENDONEZYA'nın, BANDUNG kentinde bir araya geldiler. 1955 Konferansın Amacı:
Yeni bağımsız olan Afrika ve Asya Ülkeleri'nin, ABD ve SSCB gibi iki büyük nükleer güç karşısında varlıklarını korumak için bir birlik ve dayanışma sağlamaktı.
Konferansta alınan kararlar içerisinde en etkili olanı Çin'in Devlet başkanı ile Hindistan'ın devlet Başkanı arasında kabul edilen "Barış İçinde Bir Arada Yaşamanın Beş İlkesi" üzerinde varılan anlaşmadır.
  1. İlke: Siyasi Bağımsızlık.
  2. İlke: Askeri İttifaklara Katılmama.
  3. İlke: Kendi Topraklarında Başka Devletlere Askeri Üsse İzin Vermeme.
  4. İlke: İkili İttifaklara Girmeme.
  5. İlke: Milli Bağımsızlık Savaşlarını Destekleme.
Ayrıca Konferansın Sonuç Bildirgesinde:
  • Sömürgeciliğin, kötü bir uygulama olduğu için en kısa zamanda kaldırılması gerektiğinin,
  • Sömürge durumunda olan halklara yardım edilmesi,
  • Irk ayrımcılığının kınanması,
  • Filistin halkının desteklenmesi gerektiğini gibi kararlara imza atmışlar.
NOT: 1955 toplantısı Bağlantısızlık akımını ortaya çıkarmıştır. Ancak Doğu ve Batı blokları karşısında yer alabilecek yeni bir anlayış oluşturamamıştır. Bağlantısızlık Hareketi'nin ilk teşkilatlı toplantısı Yogoslavya lideri Tito ile Mısır lideri Nasr'ın öncülüğünde 1961'de Belgrat'ta 25 ülkenin katılımıyla yapıldı.   Belgrad 1961 + 25 Toplantının sonunda 27 maddelik bir "Deklarasyon" ile ABD ve SSCB'ye hitaben bir "BARIŞ ÇAĞRISI" yayınlandı. Uyarı: Bu toplantı bağlantısızlık hareketini resmen başlattı. Deklarasyon'da :
  • Her türlü sömürgeciliğe karşı geliniyor.
  • Sömürge altındaki ulusların desteklenmesi isteniyor.
Özellikle ( Kongo, Angola ve Cezayir'in Bağımsızlık Hareketleri Destekleniyor.)
  • Güney Afrika'daki ırk ayrımına karşı çıkılıyor.
  • Filistinlilerin tüm haklarının tanınması.
  • Yabancı üslerin kaldırılması
  • Genel ve tam bir silahsızlanma isteniyor.
Bağlantısızların İkinci toplantısı 1964'te MISIR'da yapıldı. Toplantı sonunda " BARIŞ VE MİLLETLERARASI İŞ BİRLİĞİ PROGRAMI" yayınlandı.
  • Nükleer silahlardan vazgeçilmesi.
  • Devletlerin iç işlerine karışılmaması
  • KIBRIS'a self-determinasyon hakkının tanınması isteniyor.
  Bağlantısızların üçüncü toplantısı "ZİRVE" toplantısı olarak 1970 yılında ZAMBİYA'nın başkenti Lusaka'da yapıldı. 54 ülke katıldı. Bağlantısızların dördüncü toplantısı 2006 yılında Küba'da 118 devletin katılımı ile yapılmıştır. Sonuç olarak Bağlantısızlara, "Üçüncü Dünya" ülkelerine denilmektedir. Toplantılarda aşağı yukarı aynı kararlar alınmıştır. Bu hareketin ortaya çıkmasında: -I-                Bağımsızlığını yeni kazanan devletlerin zayıflığı ve güçsüz olması, dünya dengesinde                     rol oynayan  ve nükleer güce sahip olan iki süper güce karşı koymalarının mümkün olmamasıdır. -I-                Diğer taraftan bu güçlerden birine bağlanmayı da birine boyun eğmek olarak gördüler. -I-                İki süper gücün birinin ekonomik sistemi kapitalizm, diğerinin ise hem ekonomik                            hem de siyasi felsefesi komünizmdi. Her iki blok da birbirine zıt iki ayrı yaşama sisteminin temsilcileri idi. Bundan dolayı bu yeni devletlere bu sistemlerden birini seçmek mantıklı gelmediği için, yeni bir yol seçtiler. Dikkat Dikkat Dikkat Bağlantısızlar Grubu içerisinde, bilhassa Afrika'daki ülkelerin peş peşe askeri darbelerle uğraşmaları da etkilerini azaltmıştır. Bağlantısızlar için demokrasinin Batı anlamındaki örneğini Hindistan vermiştir. Sovyet Bloğunun dağılmasıyla Bağlantısızlık Hareketi de önemini kaybetmiştir.
Oluşum. 1. Toplantı 2. 3. 4.
1955 1961 1964 1970 2006
Endonezya Belgrad Mısır Zambiya Küba
Bandung 25 Lusaka 118
24 Ülke FİLİSTİN KIBRIS 54
  Günümüzde   Mısır Ürdün Suriye Lübnan Irak İsrail Savaşın Sebebi BM kararıyla Filistin topraklarında İsrail Devleti'nin kurulması Savaşın Sonuçları:
  • İsrail başarılı oldu.
  • 1949 BM aracılığı ile taraflar arasında ateşkes imzalandı.
  • Filistinliler çevre ülkelere sığındılar.
Büyük Devletlerin Tutumu ABD: İsrail'i kurulduğu gün tanıdı. İngiltere ile birlikte savaşta Filistin'e silah ambargosu koydu. SSCB: İsrail'i kurulduktan iki gün sonra tanıdı. İsrail'e silah sevk etti. İngiltere: İsrail'e her türlü yardımda bulundu. Fransa: Aktif bir siyaset izleyemedi.
1948 yılındaki Arap-İsrail Savaşı hakkında bildiklerinizi yazınız?
 
Mısır İsrail ( İngiltere ve Fransızların Desteğini alan)
Savaşın Sebebi
Mısır'ın Süveyş Kanalı'nı Millileştirmesi Filistinlilerin ülkelerinden çıkarılmaları
Savaşın Sonuçları:
  • Mısır yenildi.
  • İngiltere ve Fransa Mısır topraklarından çekildi.
  • İsrail Savaş öncesi sınırlarına döndü.
  • Ortadoğu, ABD ve SSCB'nin rekabet ve    mücadele alanı oldu.
Büyük Devletlerin Tutumu ABD: Arapların SSCB'ye yönelmemeleri için İsrail- İngiltere ve Fransız ortaklığına karşı çıktı. SSCB: Mısır'a silah sattı. İsrail'i destekleyen Batılı Devletlerin yanında ARAPLARIN yanında yer aldı. Orta Doğu'da önemli bir konuma geldi. İngiltere: Fransa: Süveyş'in Mısır tarafından millileştirilmesine karşı İsrail'i tuttular. 1956 yılındaki Arap-İsrail Savaşı hakkında bildiklerinizi yazınız?   Mısır Ürdün Suriye Savaşın Sebebi Mısır'ın Akabe Körfezi'ni İsrail'e kapatması. Filistin Kurtuluş Örgütünün Kurularak Ürdün'e Yerleşmesi. ( FKÖ ) Savaşın Sonuçları:
  • İsrail, Doğu Kudüs, Golan Tepeleri, Sina Yarımadası ve Gazze'yi ele geçirerek topraklarını 4 kat genişletti.
  • İsrail, Tiran Boğazı'nı da ele geçirerek Süveyş kanalına ulaştı
Büyük Devletlerin Tutumu ABD: Savaşı engellemeye çalıştı. Orta Doğu'da üstünlüğü SSCB'ye kaptırmamak için barışı sağlamaya çaılştı. SSCB: Suriye, Mısır ve Cezayir'e deniz üsleri kurarak Akdeniz'de önemli bir güç oldu. Bölgeye yardımlarda bulundu. Fransa: İsrail'e silah ambargosu koydu. Arap devletlerine yardım'da bulundu 1967 yılındaki Arap-İsrail Savaşı hakkında bildiklerinizi yazınız?   1973 Arap-İsrail Savaşları Yom Kippur İsrail Mısır Suriye
Savaşın Sebebi
1967 yılında Mısır ve Suriye'nin kaybettiği toprakları almak istemesi.
Savaşın Sonuçları:
  • Mısır, Süveyş Kanalı'nın tamamını aldı.
  • Mısır, Sina'daki toprağının bir kısmını aldı.
  • Arap ülkelerinin Batılı Devletlere PETROL ambargosu koyması petrol krizine yol açtı.
  • CAMP DAVİD antlaşmasına giden yol açıldı.
Büyük Devletlerin Tutumu ABD - SSCB: Birlikte hareket etti. Savaşların bitmesi ve antlaşma imzalanması için mücadele ettiler.
1973 yılındaki Arap-İsrail Savaşı hakkında bildiklerinizi yazınız?
  MEKİK DİPLOMASİSİ 1973 Arap-İsrail savaşı BM'nin kararı doğrultusunda sona ermesine rağmen barış sağlanamadı. Barışın sağlanabilmesi için ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ,Tel-Aviv ile di­ğer Arap başkentleri arasında defalar­ca gidip geldi. Mekik Diplomasisi (shuttle diplomacy) adını alan bu ziya­retler sonunda, Mısır ile İsrail arasında askerî nitelikli çekilme antlaşması ile Suriye-israil anlaşmaları imzalanarak barışa giden yol açıldı. ABD'nin Orta Doğu barışındaki taktiği, barışa adım adım ilerlemekti. Bu çalışmalar Camp David Antlaşmalarına giden yolu açtı. Henry Kissinger'in İsrail ( Tel Aviv ) ile Arap başkentleri arasında barışı sağlamak için defalarca gidip gelmesi sonucunda diplomaside bu tür girişimlere Mekik Diplomasisi denilmektedir.   ABD'nin çabaları ile Suriye ile İsrail 1967'de kesilmiş olan ilişkilerini yeniden kurma kararı aldı. Diğer yandan ABD ile Mısır arasında bir antlaşma yapıldı. Mısır'ın Batı ile yakınlaşması; ARAP DÜNYASINI, SSCB'yi rahatsız etmiştir. Hatta Mısır lideri ENVER SEDAT 1976'da SSCB ile ilişkileri koparmıştır. Bölgede etkinliğini artıran ABD, 1978'de MISIR ve İSRAİL'İ CAMP DAVİD'de müzakere masasına oturtmayı başardı. ABD'nin yeni başkanı JİMMY CARTER'in liderliğinde başlayan görüşmeler ABD,MISIR ve İSRAİL arasında CAMP DAVİD antlaşmasıyla sonuşlandı. 17 Eylül 1978 CAMP DAVİD ANTLAŞMASINA GÖRE;
  1. Gazze ve Batı Şeria topraklarında oturan Filistinlilere özerklik verilecek. ( Bu özerliği İsrail, Mısır, Ürdün ) belirleyecek.
  • Beş yıl devam edecek olan bu geçici özerklik döneminde İsrail, Batı Şeria ve Gazze'deki asker sayısını kademeli olarak azaltacak.
  • Beş yıllık özerklik döneminin üçüncü yılında Batı Şeria ve Gazze'nin son durumuna karar vermek için müzakereler başlayacak.
Sonuçları:
  1. İsrail Mısır ile sorunlarını çözerek güney sınırlarını güvenceye almıştır.
  2. Arap dünyası ile Mısır arasında ipler kopmuştur.
  3. İslam dünyasında Amerikan düşmanlığı artmıştır. Araplar SSCB'ye yakınlaşmışlardır.
  4. Camp david antlaşması; Suriye, Lübnan, Irak, Cezayir, Güney Yemen, FKÖ'nün katılımı ile kurulan ve İsrail ile yapılacak her türlü antlaşmayı reddeden cephenin ( RED CEPHESİ ) tepkisi ile karşılaşmıştır.
  5. 1979 İran'da darbe olacak ve başa HUMEYNİ gelecek ve İsrail'i devletini Şeytan ilan edecektir. Bu durum İsrail'in Ortadoğu'da fazlaca düşmanı bulunduğu için bazı sorunları görmezden gelerek Mısırla yapılacak antlaşmaları imzalayacaktır.
Son olarak 1979 yılında Washington'da "İsrail-Mısır Barış Antlaşması" imzalandı. Mesele halen günümüzde dahi çözülememiştir Çözülememesinde özellikle İsrail'in bazı politikaları rol oynamaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.
  • İsrail'in, Filistinlilerin elinde bulunan Batı Şeria topraklarında Yahudi yerleşimleri kurması.
  • Kudüs'ü başkent yapması.
  • Golan tepelerini işgal etmesi ( Suriye'ye ait )
İslam Konferansı Örgütü Church of God adlı tarikata bağlı Dennis Michael Rohan adında Avustralyalı bir Hristiyan'ın 21 Ağustos 1969 tarihinde Mescid-i Aksa'yı kundaklamayı denemesinden sonra İslam ülkeleri başkanları İslam Konferansı Teşkilatını kurdular. 1969 yılın'da Fas'ın başkenti RABAT'ta Türkiye'nin de katılımı ile kurulmuştur. Konferans Fas'tan sonra Pakistan'da toplandı. Toplantıda Filistin meselesinin yanında 1971 yılında Pakistan'a karşı ayaklanarak bağımsızlığını kazanan Bangladeş'in Pakistan tarafından tanınmasını sağlamıştır. İslam Konferansları, İsrail meselesinin dışında, İslam dünyasının meselelerini tartışıp çözüm getirmeye başlamıştır. 1975 toplantıda ise "İSLAM KALKINMA BANKASININ " kuruluş planı onaylandı. TÜRKİYE, Azerbaycan, Ürdün, Afganistan, Arnavutluk, BAE, Endonezya, Özbekistan, Uganda, İran, Pakistan, Bahreyn, Brunei, Bangladeş, Benin, Burkina-Faso, Tacikistan, Türkmenistan, Çad, Togo, Tunus, Cezayir, Cibuti, Suudi Arabistan, Senegal, Sudan, Sudan, Surinam, Sierra Leone, Somali, Gambiya, Guyana, Gine, Gine Biseu, Filistin, Komorlar, Kırgızistan, Katar, Kazakistan, Kamerun, Fildişi Sahili, Kuveyt, Lübnan, Libya, Maldivler, Mali, Malezya, Mısır, Fas, Moritanya, Mozambik, Nijer, Nijerya, Yemen. Gözlemci ülkeler: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (Kıbrıs Türk Devleti adıyla), Bosna-Hersek, Orta Afrika Cumhuriyeti, Rusya, Tayland,
Sayı Tarih Ülke Yer
1. 22 Eylül - 25 Eylül 1969 Fas Rabat
2. 22 Şubat - 24 Şubat 1974 Pakistan Lahore
3. 25 Ocak - 29 Ocak 1981 Suudi Arabistan Mekke ve Taif
4. 16 Ocak - 19 Ocak 1984 Fas Kazablanka
5. 26 Ocak - 29 Ocak 1987 Kuveyt Kuveyt şehri
6. 9 Aralık - 11 Aralık 1991 Senegal Dakar
7. 13 Aralık - 15 Aralık 1994 Fas Kazablanka
1. Olağanüstü 23 Mart 1997 Pakistan İslamabad
8. 9 Aralık - 11 Aralık 1997 İran Tahran
9. 12 Kasım - 13 Kasım 2000 Katar Doha
2. Olağanüstü 5 Mart 2003 Katar Doha
10. 16 Ekim - 17 Ekim 2003 Malezya Putrajaya
3. Olağanüstü 7 Aralık - 8 Aralık 2005 Suudi Arabistan Mekke
11. 13 Mart - 14 Mart 2008 Senegal Dakar
İKÖ'nün amaç olarak belirlediği ana unsurlar şöyledir:
  • İslam Ülkeleri arasındaki yakınlığın ve işbirliğin artırılması.
  • Müslüman halkların çıkarlarını ve güvenliğini korumak ve mücadelelerini desteklemek.
  • Üye devletler arasında Siyasal, ekonomik, kültürel, bilimsel ve sosyal işbirliğini arttırmak.
  • Müslümanlarca kutsal olarak kabul edilen yerlerin korunması.
  • Filistin Halkı'nın mücadelesini ve bağımsızlık haklarını desteklemek ve savunmak.
  • Her türlü sömürgeci yaklaşımın ortadan kaldırılmasını sağlamak.
EKMELEDDİN İHSANOĞLU 1943 yılında Kahire'de doğdu.İhsanoğlu, Mısır Ayn Şems Üniversitesi Fen Fakültesi'nden mezun olduktan sonra El-Ezher Üniversitesi'nde akademik hayata başladı. Türk kültürünü küçük yaşta aile çevresinde tanıyan İhsanoğlu, Kahire Milli Kütüphanesi'nde ve Ayn Şems Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Osmanlı kültürü ve edebiyatı ile ilgili araştırma ve eğitim çalışmaları yaptı. 1974'te Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nde doktorasını tamamladıktan sonra, İngiltere'de Exeter Üniversitesi'nde doktora sonrası çalışmalar yaptı. İslâm ve Batı kültürüyle yakından teması olan İhsanoğlu, 1984'te profesör oldu. İhsanoğlu, 24 yıl boyunca İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi'nin genel direktörlüğünün yürüttü. Bu görevinin yanı sıra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü ile Türk Bilim Tarihi Kurumu'nun başkanlığını ve İstanbul Üniversitesi Bilim Tarihi Müze ve Dokümantasyon Merkezi müdürlüğü görevlerinde bulundu. 1 Ocak 2005'ten bu yana İKÖ başkanlığını sürdürür. Örgütün, seçimle göreve gelen ilk genel sekreteri ve ilk Türk genel sekreteri olma özelliklerini taşır. ULUSLARARASI POLİTİKADA PETROL'ÜN YERİ ^        19. yüzyılın ortasında ilk kez ABD'de çıkarılmaya başlanan petrol, kısa süre sonra da Avrupa'ya ihraç edildi. ^        Petrol'ün motorlu araçlarda kullanılması ile önemi daha da artmıştır. ^        Ortadoğu'da petrol I. Dünya Savaş'ından önce bulunmuştu. ^        İngiltere, Osmanlı topraklarında petrol aramaya başladı. ^        Almanya da Bağdat-Berlin demiryolu ile bölgedeki petrolü kontrol altına almak istiyordu. ^        I. Dünya savaşı sonrasında Avrupalı Devletler MANDACILIK sayesinde, ABD ise petrol şirketleri sayesinde bölge üzerinde etkili oldular. ^        II. Dünya Savaş'ında Japonlar Pearl Harbour'a Doğu Hint adalarındaki petrol kaynaklarını elde tutmak için saldırdılar. ^        Hitleri'in Barbarossa planı'da Kafkaslardaki petrol için yapılmış bir harekettir. ^        II. Dünya Savaş'ından sonra Orta Doğu üzerindeki etkinliğini yitirmeye başladığını anlayan Batılı devletler, petrol şirketleri aracılığı ile etkinliklerini devam ettirmeye çalıştılar.   ^ Şirketlere ayrıcalık veren ülkelerdeki milliyetçi gösteriler bu ülkelerin petrol satışından da pay istemelerine bazı ülkelerde ( İran ) Petrol şirketlerini millileştirmesine neden oldu. ^ Petrol ifyatlarının çok düşük olmasından dolayı petrol ihraç eden ülkeler zarar görmeye başlayınca 1960 yılında Bağdat'ta OPEC adında Organization of Petroleum Exporting Countries " Petrol ihraç eden ülkeler teşkilatını" kurdular. İlk olarak ham petrol fiyatlarındaki düşüşü durdurmak gayesiyle Venezuela'nın teklifiyle kurulan teşkilata Venezuela, İran, Irak, Suudi Arabistan ve Kuveyt katıldı. Daha sonra sırasıyla Katar, Libya, Endonezya, Abudabi, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Nijerya, Ekvador ve Gabon da katıldılar. Opec'in amacı petrol fiyatları arasında birlik saplamak. Teknik destek konusunda iş birliği gerçekleştrimek. E Cezayir fl Bahreyn Irak ► Kuveyt tül Suudi Arabistan Suriye □ Tunus — Birleşik Arap Emirlikleri Mısır ve ■ Katar'dır. 1967 Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra petrolün İsrail'e karşı bir silah olarak kullanılmasını sağlamak için OAPEC Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Örgütü'nün (Organization of Arap Petroleum Exporting Countries) 1968 kuruldu OAPEC ülkeleri dünya petrol rezervinin %60'ına sahiptir. Arap ülkeleri arasında istenen dayanışmanın sağlanamaması ve Batılı devletlerin OAPEC ülkeleri dışından petrol satın alması Oapec'in gücünü kırmıştır. 1973 Petrol Krizi OAPEC 1793 Arap-İsrail Savaşı'nın ardından yeni bir yol deneyerek Arapların, İsrail'e karşı güçlenmelerini sağlamaya çalıştı: Bu yeni yol kısaca şu şekilde ifade edilebilir: * Petrol üretimini ve petrol İhracatını azaltmak yerine PETROL FİYATLARINI ARTIRMAK. Orta Doğu'da kriz, yeni bir isim almıştı: "PETROL KRİZİ"................. 1973 yılı içerisinde; 3 doların altında olan petrolün varil fiyatı 10 doların üzerine çıktı. Arapların petrol fiyatlarını artırmaları sebebi ile Avrupa devletlerinin İsrail politikası değişmeye başladı. Ancak OAPEC'in petrol fiyatlarını artırması ABD'nin İsrail'e desteğini azaltmaya yetmedi. ABD, Arapların petrol politikasını Batılı ülkelerin sanayisini çökertme noktasına gelmesi durumunda BASRA KÖRFEZİNE askeri müdahale yapabileceğini açıkladı. ABD'nin petrol krizine karşı aldığı bir diğer önlem, Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının ( OECD ) bazı üye ülkeleri ile birlikte "ULUSLARARASI ENERJİ AJANSI"nı kurmak oldu. Not: Arapların petrol'e zam yapmaları neticesinde sanayileşmiş batılı devletlerde bu ülkelere sattıkları maddelere zam yaparak, daha az etkilendiler. Ayrıca Arap ülkeleri petrol satışından elde ettikleri paraları batılı devletlerin bankalarına yatırdıkları için batılı devletler bu işten para kazanarak zararlarının daha aza indirdiler. Ancak Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar ise petrol fiyatlarından olumsuz etkilenmişlerdir. İran - Irak Savaşı IRAK: 1932 yılında Milletler Cemiyetine bağımsız bir devlet olarak katıldı. II. Dünya savaşına kadar ABD yanlısı bir politika izledi. 1958 yılında askeri bir darbe ile ülkede Monarşi yıkılarak Cumhuriyet ilan edildi ve başa BAAS PARTİSİ geldi. Baas partisi SSCB ile yakınlaşarak bu ülkeden askeri ve ekonomik yardımlar almaya başladı. Bu durum Irak'ın, İran ile ilişkilerinde gerginliğe yol açmıştır. 1979 yılında Saddam Hüseyin ırak'ın başına geçince gerginlik daha da artmıştır. BAAS HAREKETİ: Sosyalizmle halkı ve birleşmiş bir Arap toplumu oluşturmayı amaçlayan siyasal düşüncedir. İRAN: 1925 yılından itibaren İran'ı yöneten PEHLEVİ hanedanlığı uygulamaları ile halk tarafından benimsenmemişti. Batı kültürünün toplumsal alanda kendini hissettirmesi halkta memnuniyetsizliğe yol açmıştı. İşsizliğin ve yolsuzluğun artması ayrıca Şah yönetiminin baskıyı artırması ayaklanmaların çıkmasına neden olmuştur. 1979 yılında AYETULLAH HUMEYNİ sürgünden gelerek İRAN İSLAM CUMHURİYETİ kuruldu. Savaşın nedenleri:
  • Her iki devletinde Orta Doğu'da Mısır'dan boşalan güçler dengesini kendi lehine çevirme istekleri.
1975 CEZAYİR ANTLAŞMASI ile 2 ve 3 maddeler geçici olarak düzeltilmişti.
  • Basra Körfezine hakim olma isteği.
  • ŞATTÜLARAP su yolu üzerinde egemenlik mücadelesi.
  • Irak'ta yönetimi ele geçiren BAAS partisinin SSCB'den silah alımına başlaması.
1979'da İran'ın rejim değişikliği sebebi ile yaşadığı iç sorunlardan yararlanmak isteyen Irak, Basra Körfezine hakim olmak için harekete geçti. Cezayir Antlaşmasının feshettiğini açıkladı. 1980 yılında Basra körfezine kadar ilerledi. Bir süre sonra İran dengeyi sağlayarak bazı topraklarını geri aldı. İRAN
Suriye Libya
Savaş Sırasında IRAK
Diğer Arap Devletleri
ABD: Savaşın başında tarafsız ve iki ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını esas aldı. SSCB: Basra körfezinde etkili olabilmek için İran'ın yanında yer aldı. Avrupa: Tarafsız bir politika izleme kararı aldılar. İran rejimini sevmedikleri için Irak'a karşı daha sempati ile yaklaştılar. 1986 yılında İran'ın savaşı kazanma ihtimali belirince ABD ve Avrupa devletleri SSCB'nin bölgede güçleneceğini düşünerek Basra körfezine asker gönderdiler. Bu gelişme sırasında Irak dengeyi sağlamayı başardı. 1988'de BM kararı ile Ateşkes imzalandı. Savaş sona erdi. Sonuçları:
  • 8 yıl süre zarfında 1.000.000 insan öldü
  • Savaş sırasında iki devlette birbirlerinin petrol bölgelerini vurdukları için 150.000.000 milyar dolar kaybettiler.
  • Irak ekonomik bunalıma girdiği için KUVEYT'i işgal edecek 1990
  • Savaş Araplar arasında çatışmaların artmasına zemin hazırladı.
  • Savaş en çok İsrail'in işine yaramıştır.
İrangate Olayı: İran-ırak savaşı sırasında ABD’nin İsrail aracılığı ile İran’a gizlice silah sattığının anlaşılmasıyla ortaya çıkan skandal olarak tarihe geçer. İrangate olayı, ABD’nin çıkarlarını korumak için İran’a bile ( Can Düşman ) silah satabileceğini, İran’ın ise siyasi ilişkide bulunmadığı ABD’den silah satın alabileceğinin gösterdi. Dostluklar ve düşmanlıklar yoktur sadece çıkarlar vardır.
ŞATTÜLARAP YUMUŞAMA DÖNEMİ DÜNYA
  • EKONOMİ:
  1. Dünya Savaşı sonrasında bilim ve teknolojideki ilerlemelerin sanayide kullanılması ile büyük bir verimlilik elde edildi. Evlerde merkezi ısıtma sistemleri çamaşır makinesi, telefon ve televizyon yaygınlaşması insan hayatını kolaylaştırdı. ( 1945-1975 )
Petrol, elektirik ve otomotiv sektörlerinde önemli üretim artışı oldu. Sanayideki büyüme, enerji tüketimini artırırken enerji kaynağı olarak kömürün yerini alan petrol doldurmaya başladı. Üretimin artmasına bağlı olarak, talep fazlası ürünlerin satılması gündeme gelecek buna bağlı olarak da reklam ve radyo- televizyon önem kazanacak. Uydu teknolojilerine bağlı olarak, televizyon programları uluslararası bir boyut kazandı. İlk kez “1964 Tokyo Olimpiyatları” canlı yayın olarak tüm dünyaya ulaştırıldı. Çok uluslu şirketler tarafından yapılan yatırımlar sebebi ile ticari hayat hızlanacak. Dünya ticaret hacmi % 7 oranında büyüdü.
  • Bilim ve Teknoloji:
Dünya’nın iki büyük gücü arasında füze sistemlerini geliştirmeleri beraberinde uzay’a hakim olma yarışına dönüştü.
ABD SSCB
1957 yılında ilk uzay aracı SPUTNİK uzaya fırlatıldı
1958 yılında NASA kuruldu ( Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi ) ilk uydusunu uzaya gönderdi.
1961'de Rus Kozmonot Yuri Gagarin, VOSTOK -1 uzay aracı ile ilk kez uzaya giden insan oldu.
1962'de ABD aynı şekilde karşılık vererek eşitliği sağladı.
1969'da Amerikalı Astronot NEİL AMSTRONG'UN AYA inmesi ile ABD uzay yarışında liderliği ele geçirdi.
1961 yılında Uzay Hukuku tartışmaları yaşandı. Savaş yıllarında üretilen ENİAC adlı bilgisayardan sonra 1970’te ilk kişisel bilgisayarlar yapıldı. Uydu teknolojilerin gelişmesi ile kıtalar arası uzaklık kavramı kalktı.    
  • Kültürel Hayat:
Hızlı sanayileşme ve tarımda makineleşmenin artması sonucunda köylerden şehirlere doğru hızlı bir göç başladı. Kadınların eğitim düzeyinin artması sosyal ve ekonomik hayata katılması erkek egemen topluma anlayışını sona erdirmeye başladı. Edebiyatta 1960'lardan itibaren Post Modern anlayış hakim olmaya başladı. Heavy Metal grubu olan ROLLİNG STONES döneme damgasını vurmuştur.
  • 80 yılları arasında Olimpiyatlarda madalya sayısı ABD, SSCB, Japonya ve Doğu Almanya Türkiye 1964: 6 1968:2 1972: 1 1976: -
1980: Katılmadı MERAK Güncel: MSL uzay yolculuğunun dört bilimsel hedefi vardır:
  1. Mars'ın geçmişte hayatı destekleyen bir ortam olup olmadığını anlamak
  2. Mars iklimini incelemek
  3. Mars'ın yapısını incelemek
  4. İnsanlı bir uçuş için bilgi toplamak
Bu hedeflere ulaşmak için MSL'in altı ana bilimsel hedefler:
  1. Mars yüzeyinin ve yüzeye yakın jeolojik malzemelerin mineralojik bileşimini tespit etmek,
  2. Hayatın yapı taşlarını keşfetmeye teşebbüs etmek,
  3. Kayaların ve toprağını oluşum ve değişim sürecini yorumlamak,
  4. Uzun süreli (milyarlarca yıl) Mars atmosferi oluşumunu anlamak,
  5. Su ve karbon dioksitin şimdiki durumu, dağılımı ve döngüsünü kavramak,
  6. Geniş spektrumlu yüzey radyasyonları galaktik kozmik radyasyon, kozmik radyasyon, Güneş proton olayı ve ikincil nötronlar dâhil anlamak.
Bu keşfin bir parçası olarak ilk defa bir uzay aracının içindeki radyasyon, Mars yolculuğuna başlar başlamaz ölçümeye başladı. Bu veriler bundan sonrası için plânlanan Mars yolculuklarına yarayacak. Yumuşama Dönemi Türk Dış Politikası
  • Türk-Yunan İlişkileri:
Milli Mücadele döneminden sonra imzalan Lozan Antlaşmasına rağmen Türk-Yunan ilişkileri bir süre daha normale dönememişti. 1930 yıllarda Dünya barışını tehdit eden                                                                gelişmeler üzerine ( Almanya ve İtalya                                                                                                                                                                                 Yayılmacılığı ) Türkiye ve                    Yunanistan arasındaki ilişkiler yumuşamış             ve barış dönemi başlamıştır. Hatta       1934 yılında    Balkan Antantında iki ülke de yer almıştır. ( TYYR ) 1930'da başlayan iyi ilişkiler 1954 yılında KIBRIS meselesi sebebi ile bozulmaya                                      başlayacaktır.
  1. KIBRIS MESELESİ:
Kısa Bir Kıbrıs Tarihi: Kıbrıs 1571 yılında II. Selim döneminde Osmanlı Devletinin egemenliğine girmiştir. Kıbrıs'ta Rumlar ve iskan siyaseti ile oraya götürülmüş Türkler bir arada yaşamaktaydı. 1878 Berlin antlaşmasına arabuluculuk eden İngiltere'ye geçici olarak bırakılmıştır. Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşına girmesi fırsat bilen İngiltere 5 Kasım 1914'te Kıbrıs'ı ilhak ettiğini açıkladı. Türkiye Lozan antlaşmasında Kıbrıs'ın İngiltere'ye ait olduğunu kabul etti. Olaylar Dizisi 1 : Kıbrıs'taki Rumlar, İngiliz yönetimi altındayken Adayı YUNANİSTAN'A katma idealleri doğrultusunda faaliyetlerde bulundular. ENOSİS: Megola İdea hedefi çerçevesinde KIBRIS'IN Yunanistan'a bağlanmasını ifade etmektedir. Kelime anlamı ile İLHAK demektir.                                                                                                -
  • Enosis'i gerçekleştirmek için yapılan ilk önemli ayaklanma 1931'de görüldü.
  • Dünya Savaşı'ndan sonra Kıbrıs konusuna ilgi gösteren Yunanistan 1951 yılında Kıbrıs'ın kendisine verilmesi için İngiltere'ye Resmen başvurdu ancak istediği reddedildi.
  • Yunanistan 1954 yılında sorunu BM taşıdı. İstekleri BM tarafından reddedildi.
NOT: Yukarıdaki üç gelişme Türkiye'nin Kıbrıs konusunda harekete geçmesinde önemli rol oynadı. Olaylar Dizisi 2 : Yunanistan'ın Kıbrıs konusundaki isteklerinin BM tarafından reddedilmesi üzerine Rumlar, Kıbrıs'ta EOKA terör örgütünü kurarak önce,
  • İngilizler.
  • Türklere yönelik,
Tedhiş hareketine başladılar. EOKA : ( Kıbrıs Mücadelesi Rum Örgütü )
Aktif olduğu dönem 1955 - 1959
Lider Georgios Grivas
Amacı Enosis
  İdeoloji                        Yunan milliyetçiliği EOKA örgütü Kıbrıs Rumlarının Enosis amacını gerçekleştirmek için İngiliz sömürge idaresine karşı olarak kurulmuştur. Grivas liderliğinde "GERİLLA SAVAŞI" yapmak amacı ile kurulmuş gizli bir örgüttür. Bu örgütün nihai hedefi İngiltere'yi Kıbrıs'tan atmak, Türkleri imha etmek ve Enosis'i gerçekleştirmektir. EOKA'ya karşı 1958 TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI vasıtası ile karşı konulmaya çalışıldı. Olaylar Dizisi 3 : Yunanistan'ın kışkırtma ve yardımlarıyla Rumların başlattıkları terör hareketleri genişleyerek bir iç savaş halini aldı. 1959'da Türkiye ve Yunanistan başbakanları ZÜRİH'te bir araya gelerek Kıbrıs anlaşmazlığını çözümlemek için görüşmelere başladılar. 11 ŞUBAT 1959'da Kıbrıs'ta bağımsız bir Cumhuriyet kurulması kararı alınarak ZÜRİH ANLAŞNASI yapıldı. Zürih anlaşmaları esas alınarak, Bağımsız bir Kıbrıs Devleti'nin kurulmasına karar verildi. 23 Şubat 1959 yılında LONDRA ANLAŞMASI; Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulma anlaşması, Garanti Anlaşması ve Uyuşma anlaşmalarından oluşmaktadır. Zürih ve Londra Anlaşmaları doğrultusunda 16 Ağustos 1960'ta bağımsız KIBRIS CUMHURİYETİ ilan edildi.   Cumhurbaşkanlığına Rum lider MAKARİOS, yardımcılığa da Türk lider Dr. Fazıl Küçük getirildi. Olaylar Dizisi 4 : Kıbrıs'ta sağlanan barış ortamı uzun sürmedi. Yunanistan'ın asker ve silah göndererek desteklediği EOKA, Türklere karşı terör hareketlerine devam etti. Mararios, 1963'te, Türk toplumunun lideri Fazıl Küçük'e, Türkiye, Yunanistan ve ingiltere'ye anayasa değişikliği önerisinde bulundu. ??????? Makarios'un 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nda 13 maddelik değişiklik önerisi Türkiye tarafından reddedilince gerginlik yeniden tırmandı. Teklifte neler vardı.
  • İdari yapıda,
  • Polislikte,
  • Orduda görevlerin sayısal dağılımının nüfus oranına bağlı olarak yapılması.
  • Cumhurbaşkanı yardımcısının VETO hakkının kaldırılması.
Kısaca bu değişikliklerle: Türklerin Kıbrıs yönetimindeki etkinliğini azaltmak istenmiştir. Olaylar Dizisi 5 : Teklifin reddedilmesinden sonra Rum çeteleri Türk toplulukları üzerinde baskıyı artırdılar. Bardağı taşıran son damla 24 Aralık 1963'te yaşandı. KANLI NOEL denilen ve 24 Türk'ü şehit etmeleri üzerine Türkiye harekete geçti ve Türk savaş uçakları LEFKOŞE üzerinde ilk uyarı uçuşunu yaptı.   Rum çetelerinin saldırılarını yoğunlaştırmaları üzerine Türk hükümeti Kıbrıs'a askeri müdahale hazırlıklarına başladı. 5 Ağustos 1964 'de ABD başkanı JOHNSON'un Türkiye'nin İSMET İNÖNÜ'YE müdahalesini önleme amaçlı bir mektup yazmasından sonra yapılan diplomatik temaslar sonucunda Türkiye Kıbrıs'a müdahale kararını askıya aldı. ABD Başkanı Lyndon B. ^-^4 Johnson’ın İnönü’ye Mektubu (5 Haziran 1964)   “Kıbrıs’a yapılacak olan Türk müdahalesi Türk-Yunan kuvvetleri arasında askerî bir çatışmaya sebep olabilir... Türkiye’nin Kıbrıs’a yapacağı askerî bir müdahale SSCB tarafından aynı şekilde bir müdahaleye yol açabilir. NATO’nun rızası olma­dan Türkiye’nin girişeceği bir hareket sonunda doğabilecek bir Sovyet müdahalesine karşı müt­tefiklerin Türkiye’yi savunma konusunu müzake­re etmedikleri kanaatindeyim... Türkiye ile aramızda mevcut bulunan askerî yardımın maksatlarının dışında kullanılması için hükümetinizin ABD’nin olurunu alması gerek­mektedir. (...) Mevcut şartlar altında Türkiye’nin Kıbrıs’a yapacağı bir müdahalede ABD tara­fından temin edilmiş olan askerî malzemenin kullanılmasına ABD’nin olur vermeyeceğini size bütün samimiyetimle ifade etmek isterim..." Dr. Rıfat UÇAROL, Siyası Tarih, s. 755-756'dan özetlenmiştir Mektup'ta kısaca; Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale etmesinin Türk- Yunan savaşına neden olacağını uyarısında bulunuyor. Nato'nun izni olmadan yapılacak bir harekata karşı çıkıyor. Türkiye'nin ABD'den aldığı askeri malzemeleri kullanmasını onaylamayacağını bildiriyor. Yumuşama dönemi Türk-ABD ilişkilerine bir bakış.
  • Küba Krizinde ABD'nin Türkiyedeki Jüpiter füzelerinin sökülmesi ve Türk-Yunan meselesinde ABD'nin Yunan yanlısı politikası iki ülke arasında güven bunalımına sebep olmuştur.
  • Arap-İsrail savaşlarında Türkiye'nin, ABD'nin İsrail'e yardım amacıyla Türk hava sahasını kullanmasına izin vermedi.
  ÖNEMLİ 1: Türkiye'nin SSCB ile ilişkileri DP iktidarının son yıllarına kadar mesafeliydi. Batıdan beklediği yardımı alamayan Türkiye'nin 1959'da SSCB'den kredi talebinde bulunması Türkiye-SSCB ilişkilerini olumlu etkilemiştir. Ancak 1961-1964 yılları arasında Kıbrıs meselesinde SSCB'nin Akdeniz politikası gereği Rumları desteklemesi ilişkileri bozmuştur. Ancak ABD'nin mektubu sonrası ilişkilerde olumlu yönde gelişmeler yaşanmıştır. ÖNEMLİ 2: 1964'te ABD başkanı Johnson'un mektubu da Türk-ABD ilişkilerini olumsuz etkileyerek Türkiye'nin SSCB ve Orta Doğu politikasını yeniden gözden geçirmesine neden olacak. ÖNEMLİ 3 : İleride göreceğimiz Kıbrıs Barış Harekatına ABD ile SSCB de tepki göstermiştir. Türkiye'nin Kıbrıs'ı işgal etmesi sonucunda adanın NATO üssüne dönüşmesi ihtimalinin bulunması SSCB'nin Kıbrıs Barış Harekatı'na karşı çıkmasının temel nedeni olmuştur. Olaylar Dizisi 6 : Johnson mektubundan sonra Türkiye Kıbrıs'a yapacağı harekatı askıya almak zorunda kaldı. Ancak Rumlar saldırgan politikalarından vazgeçmediler. Saldırıların şiddeti artmaya başlaması üzerine Türkiye Yunanistan'a NOTA verdi. Nota: Sorunu çözelim, beni bu konularda bilgilendir mesajıdır. Ültimaton: İsteklerimi belli bir süreye kadar yap. Yapmazsan savaş çıkar. Çatışmalar dolayısı ile Rumlarla bir arada yaşamanın mümkün olmayacağını anlayan Kıbrıs Türkleri 1967 yılında Kıbrıs Geçici Türk Yönetimini" kurdular Başkanlığına, Dr. Fazıl Küçük. Yardımcılığına, Rauf Denktaş seçildi.   1968 yılından itibaren Rauf Denktaş ile Rum toplumu lideri Glafkos Klerides arasında yapılan ikili görüşmeler, altı yıl kadar sürmesine rağmen bir sonuç alınamadı. MAKARİOS Türklere karşı baskı uygulayarak Türkleri göçe zorlayan bir politika uygulamaya başladı. Ancak Enosis'in hemen gerçekleşmesini isteyen Eoka üyeleri Yunanistan'dan aldıkları destekle Makarios'a karşı bir darbe gerçekleştirdi. Eoka üyeleri NİKOS SAMPSON'U Cumhurbaşkanlığına getirerek ' Kıbrıs Elen Cumhuriyetini" ilan ettiler. Akritas Planı: Bu plana göre Türk halkı ani bir saldırı ile yok edilecek ve ada yunanistan’a bağlanacaktı. Olaylar Dizisi 7 : Darbenin ardından yeni kurulan Rum yönetimi Kıbrıs'taki Türk varlığına karşı imha hareketine başlayınca, Türkiye uluslararası kamuoyunun karşı koymasına rağmen Enosis'e engel olmak, barışı yeniden kurmak ve Türklerin güvenliğini sağlamak amacı ile 20 Temmuz 1974 yılında " KIBRIS BARIŞ HAREKATINI" başlattı. Lefkoşe'ye kadar ilerleyen Türk kuvvetleri 22 Temmuz'da BM'nin ateşkes çağrısına uydu. Kıbrıs meselesinin görüşülmesi maksadı ile 25 Temmuzda T, Y, İ Cenevre' de bir araya geldi. Görüşmelerden bir sonuç çıkmayınca 14 Ağustos'ta "İKİNCİ BARIŞ HAREKATI" BAŞLADI." Türk birlikleri adanın üçte birine hakim oldu. 20 ...................  22                                         25                                                                     14 Kıbrıs barış Harekatı'ndan sonra Türklerin kuzeyde, Rumların da güneyde yerleşmesi yeni bir düzenin kurulmasını gerektiriyordu. Yapılan görüşmelerde istenilen sonuç alınmayınca; Türk toplumu 1975 yılında Rauf Denktaş önderliğinde "Kıbrıs Türk Federe Devletini" kurdu. 1983 yılında ise                                                            " Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" kuruldu. Bu devleti ilk tanıyan ülke Türkiye olurken. ABD, İngiltere, Fransa, SSCB vb ülkeler tanımadılar. Hatta BM kararı ile ada'da Rumların devleti hariç hiçbir hükümetin tanınmaması kararını aldılar. Not: ABD yapmakta olduğu ekonomik yardımları kesti. Silah ambargosu uyguladılar. Not:
B
il
» 1 İv •
ti 3 1 ! \ 13 — jfl İl ^1 ı ^
\ ‘ ' %
1
Not: 1974 yılında Kıbrıs'a Rumlarla Türkler arasındaki gerilim her geçen gün yükselirken rum radyosunda sembolik olarak Türk Ordusu'na ithafen "bekledim de gelmedin beni hiç mi sevmedin" şeklinde bir şarkı çalmaya başlar.askerlerimiz de Kıbrıs barış Harekatı'na Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirinden bestelenmiş bu güzel şarkı eşliğinde giderek Rumlara cevap verir. bu kadar yürekten çağırma beni! bir gece ansızın gelebilirim beni bekliyorsan uyumamışsan sevinçten kapında ölebilirim Not: Ayşe Tatile çıksın.
  1. B) Ege Adaları Meselesi:
  2. yüzyılın başlarında Yunanistan Devleti kurulurken bazı Batı Ege Adaları bu devlete bağlanmıştı. Lozan Antlaşması'yla Ege Denizi'ndeki Türkiye'ye bırakılan Bozcaada ve Gökçeada ve İtalya'nın sahip olduğu Meis ve On İki Ada dışında kalan diğer adalar Yunanistan'a bırakıldı.
  3. Dünya savaşından sonra imzalan Paris Antlaşması ( 1947 ) ile Meis ve On İki Ada Yunanistan'a
verildi. Yunanistan'ın Ege Denizinde kendi gücünü daha da artırmak istemesi Türk - Yunan ilişkilerinin bozulmasına neden olmuştur. Ege Denizinden kaynaklı çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu sorunları şu şekilde sıralaya biliriz.
  • Ege Adalarının Silahlandırılması.
  • Kıta Sahanlığı.
  • Kara Sularının 12 Mile Çıkarılması.
  • Ege Hava Sahası ( Fır Hattı )
  • Ege Adalarının Silahlandırılması:
Yunanistan, özellikle 1963 yılından itibaren Ege Denizindeki Türkiye kıyılarına yakın olan adaları, Lozan Antlaşmasına aykırı olarak silahlandırmaya başladı. Türkiye Nota vermesine rağmen silahlandırma çabasından vazgeçmeyen Yunanistan 1974 yılından itibaren Ege Adalarını açık olarak silahlandırmaya devam etti. Yunanistan Ege Adalarını NATO kapsamına aldırtarak silahlanma faaliyetlerini meşrulaştırmak istemiştir. Yunanistan LİMNİ ADASINI NATO savunma sistemi kapsamına aldırtmayı amaçlayarak 1983'te LİMNİ'NİN dahil edilmediği hiçbir NATO tatbikatına katılmayacağını beyan etti. Türkiye ise LİMNİ'NİN statüsünün değiştirilmesini kabul etmeyeceğini açıklayarak tepkisini gösterdi.
  • Kıta Sahanlığı.
  Kıta Sahanlığı, kara sularının bitiş noktasından deniz altındaki devamını ifade eder. Kıyıya sahip her devlet kıta sahanlığına sahiptir. Kıta sahanlığı Sorun Yunanistan'ın Ege Denizi'nde petrol şirketlerine verdiği ruhsat alanını genişletmek istemesi ile başladı. Buna karşı Türkiye de 1973'te TPAO'ya Ege Denizi'nde petrol arama izni verdi. BM Güvenlik Konseyi sorunun karşılıklı çözülmesini istedi. Taraflar aralarında imzaladıkları "BERN DEKLARASYONU" ile kıta sahanlığıyla                   ilgili                  faaliyetlerde bulunmamayı kabul ettiler.  
  • Kara Sularının 12 Mile Çıkarılması:
  Lozan Antlaşması'nda Ege Denizi'ndeki kara suları genişliği 3 mil olarak kabul edilmişse de Yunanistan'ın bu sınırı 6 mile çıkarması, Türkiye'nin de sınırlarını 6 mile çıkarmasına neden oldu. Yunanistan 6 mili artırarak, 12 mile çıkarmak için çalışmalar yapmaktadır. Eğer Yunanistan amacına ulaşırsa Türk gemi ve uçaklarının Ege'den Akdeniz'e çıkışlarına büyük sınırlamalar getirecek, Batı Anadolu ve Boğazlar bölgesinin savunmasını da olumsuz etkileyecekti. Türki'ye 1976'da Yunanistan'ı kara sularını 6 milin üzerine çıkarmasını hiçbir zaman kabul etmeyeceğini ve böyle bir uygulamanın savaş nedeni olabileceğini açıkladı. CASUS BELLİ: Yunan Meclis'inden 6 millik kuralı değiştirme yönünde bir karar çıktığı an Türkiye, Yunanistan'a savaş açacaktır    
  • Ege Hava Sahası ( Fır Hattı-Uçuş Bilgi Bölgesi ) Sorunu:
Sorun Yunanistan'ın Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından Ege Denizi'nde uçuş bilgi hizmetlerini durdurması ile başladı. Buna karşın Türkiye kendi sınırlarına doğru uçuş yapan her uçağın 50 mil mesafede uçuş planını bildirmesi uygulamasına başladı. Asıl sorun Yunanistan'ın Ege Hava Sahasını Türk sivil ve askeri uçaklara kapatmasıyla başladı. 1977'de Türkiye'nin Ege Hava Sahasını Yunanistan ile ortaklaşa kontrolü konusundaki girişimleri Yunanistan tarafından kabul edilmedi. Nato'nun Türkiye ve Yunanistan ile yaptığı temaslar neticesinde her iki tarafın da daha önceden almış olduğu Ege Hava Sahası ile ilgili kararları yürürlükten kaldırmaları ile sorun çözüldü. Ege Denizi tekrar sivil hava trafiğine açıldı.
  • Türkiye'nin Ortadoğu Politikaları:
  1. 1950-1960 yılları arasında Arap ülkelerinin SSCB'ye yaklaşmalarına karşılık NATO üyesi olan Türkiye Orta Doğu'da Batıya Paralel bir politika izlemiştir.
  2. 1963 Johson Mektubu ve Kıbrıs Meselesinde yalnızlıktan kurtulmak için Orta Doğu ülkeleri ile ilişkilerini artırmıştır.
  3. 1967 Arap- İsrail Savaşında Türkiye, ABD'nin Türkiye'deki üslerinden İsrail'e yardım etmesine izin vermedi. Bu savaşta Türkiye'nin Filistin halkının davasını desteklemesi Arap ülkeleri ile ilişkilerinin artmasına neden
olmuştur.
  1. 1969'da Fas'ın Rabat şehrinde yapılan İslam Devletleri Toplantısına katılarak, İKÖ'ye katıldı.
  • Ermeni İddiaları : Ermeni Terör Örgütü ( ASALA ) ( Ermenistan'ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu )
Lozan'da Türkiye'deki Ermeni vatandaşları eşit statü ve eşit haklar sağlanmışsa da daha sonraki dönemlerde Türkiye, Ermeni sorunuyla uğraşmak zorunda kalmıştır. ERMENİ DİASPORASI, amaçlarını gerçekleştirmek için Osmanlı'nı Tehcir Kanunu ile Ermenilere sözde soykırım yaptığını , topraklarını işgal ettiğini öne sürerek Dünya kamu oyunu arkasına almaya çalıştı. Bunun yanında 4 T planını da devreye soktular. 4 T: Tanıtma - Tanınma - Tazminat - Toprak
  • Sözde soykırımı dünya'ya tanıtmak, Türkiye üzerinde Kamuoyu baskısı oluşturmak.
  • Türkiye'ye, Osmanlı'nın yaptığı sözde soykırımı kabul ettirmek.
  • Sözde soykırım mağduru olanların çocuklarına ve torunlarına Türkiye'den maddi tazminat vermeyi kabul ettirmek.
  • Şayet Türkiye'den, yukarıdaki üç maddeyi kabul ederse suçunu kabul etmiş olacak bunun üzerine son hamle atalarımız topraklarını gerçek sahibine verin.
1973'te Los Angeles'te Başkonsolos Mehmet BAYDAR ve yardımcısı Bahadır DEMİR'in bir ermeni terörist tarafından katledilmesi, Ermeni iddialarını dünya'ya duyurulması için yeni bir yöntem oldu. Bu olaydan sonra Ermeni teröristler, genellikle yurt dışındaki Türk temsilcilerini ve diplomatlarını hedef alan faaliyetlere giriştiler. Ermeni Terör örgütü ASALA 1973’te başlayarak 1994 yılına kadar devam eden terör faaliyetlerinde çoğu diplomat 35 Türk şehit edilmiştir.
Aktif olduğu 1973 - 1985
dönem
Aktif olduğu Orta Doğu, Avrupa, ABD, Türkiye,Ermenistan
bölge
İdeoloji Marksizm-Leninizm, Milliyetçilik
Yasal Amerika'nın Türkiye'nin ve bir çok ülkenin terör
durumu örgütleri listesindedir.
  B£rme«»i t«orna»tw, otorooMHyfte görevine g»Tm«fcto olan Hava Pilot K**rn*my                                     AMMû      Mhlwt*ı  S    ı»BltwatBiWt          tabanca      ^   vuKlular Türkiye’de Bunalımlı Yıllar ( 1960 - 1983 ) Siyaset Ekonomi Sosyal ve Kültürel Hayat Siyaset:
  • 27 Mayıs Darbesi:
1950 seçimlerinde CHP’den iktidarı devralan Demokrat Parti, 1960’a kadar seçimleri kazanarak iktidarda kalmayı başardı. 1957 seçimlerinin ardından Demokrat Parti’nin kendisine karşı güçlenen muhalefet üzerinde baskı politikalarına yönelmesi, ekonominin kötüye gitmesi üzerine Ankara ve İstanbul üniversitelerinde başlayan gösteri ve eylemlerin sokağa taşması ile siyasi ortam gerildi. Türk Silahları Kuvvetleri içerisinden bir grup subay 27 Mayıs sabahı ülke yönetimine el koydu ( DARBE ) 38 subay tarafından kurulan “MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ” ülke yönetimine el koydu. Komitenin başında Orgeneral CEMAL GÜRSEL vardı. Anayasa yürürlükten kaldırılmış, meclis kapatılmıştı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Hasan Polatkan ve çok sayıda milletvekili tutuklandı. Yassıada’da yargılandı.Vatana ihanet, anayasayı delmek ve yolsuzlukla suçlanan ve suçlu bulunan Hasan Polatkan ( Maliye Bakanı ) Fatin Rüştü Zorlu ( Dış İşleri Bakanı ) Adnan Menderes ( Başbakan ) İDAM EDİLDİLER. Not: 1990 yılında idam edilen devlet adamlarının itibarı iade edilmiştir. Değişik meslek grupları ve çevrelerden seçilen üyelerle bir “KURUCU MECLİS” oluşturuldu. Bu meclis ile yönetimine el koyan Milli Birlik Komitesi yeni Anayasa oluşturmak için çalışmalara başladı. ( 1961 ) Aynı yıl içerisinde siyasi partilerin kurulmasına ve faaliyetlerine izin verilerek siyaset yasağı kaldırıldı. Kurucu Meclis tarafından hazırlanan Yeni 1961 Anayasası halk oylaması sonucu ( % 61 oranında oy alarak ) yürürlüğe girdi. 1961 yılında yapılan seçimlere dört parti katıldı.
  • CHP
  • AP
  • CKMP
  • YTP
Milletvekili genel seçimi sonuçları (oy oranı %) 1961 1965 1969 IH Adalet Partisi (AP) Hi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) ü=ı Yeni Türkiye Partisi (YTP) Bağımsızlar Millet Partisi (MP) Türkiye İşçi Partisi (TİP) Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) i—'Türkiye Birlik Partisi (TBP) Seçimlerden sonra oluşan Meclis, Cemal Gürsel’i Cumhurbaşkanlığına getirdi. İsmet İnönü’de hükümet kurmakla görevlendirildi. Ancak tek başına hükümet kuracak oy alamadığı için AP ile koalisyon hükümeti kuruldu. 1965 yılına kadar Koalisyon hükümetleri ile devlet yönetildi. 1965 yılında yapılan seçimleri AP kazandı. Süleyman Demirel’in liderliğinde başlayan tek parti iktidarı 1971 yılana kadar sürdü. ( Yani 12 Mart 1971 Muhtırası )  
12 MART NEDEN YAPILDI ? Muhtıranın belirli bir nedeni olmamasına rağmen, askerler gerekçeyi ekonominin bozulması, para nın değerinin düşmesi, üniversitelerde başlayan öğrenci gösterileri, sendikaların grevleri sonucu üretimin düşmesi, Aleviler ile Sünniler arasında çatışmaların başlaması, İstanbul’sa İsrail başkonsolosunun sol bir örgüt tarafından kaçırılarak öldürülmesi olduğunu belirttiler. Genelkurmay başkanı, bu muhtırayı kendisinin ağlayarak yazdığını öne sürerek, demokrasinin gelmesi için bu muhtırayı verdiklerini iddia etti.
68 HAREKETİ Türkiye’deki 68 Kuşağını anlatmadan önce, o yıllarda dünyada gelişen olaylara göz atmakta yarar var. 60’lı yıllarda ekonomik sorunlarla birlikte siyasal sorunlar da baş göstermiştir. Özellikle emperyalist güçlerin ulusal kurtuluş mücadelesi veren sömürge, yarı sömürge ülke halklarına karşı giriş tikleri haksız işgaller ve katliamlara karşı gençliğin tepkisi iyice yükselmişti. 1958 - 62 Fransa Cezayir’dedir, 1960’da İngiltere, Fransa, Belçika Kongo’da; 1961 - 62’de ABD Küb a’da ve 64’ten sonrası Vietnam’da .... Vietnam’la biriken sorunlar patlak vermiştir. Öğrenciler, Vietnam savaşının durdurulması, zorunlu askerliğin kaldırılması, öğrencilerin askere alınmasını getiren yasaların değişmesi için celp kâğıtlarını ( mahkemeye çağırma kâğıdı ) yakıyor, yürüyüşler, gösteriler düzenliyordu. Gözaltılara, tutuklanmalara, ölümlere rağmen yüz binlerce öğrenci polisle çatışıyordu. 68 kuşağını başlatan olayların ilki Fransa'daki Sourbonue Üniversitesi'nde meydana gelen öğrenci isyanıdır. Ayrıca Latin Amerikalı devrimci E.Che Guevera’nın 1967 yılında Bolivya dağl arında yakalanarak öldürülmesi bu olayların başlangıcına sebep oluşturduğu söylenebilir. 68 eylemlerinin bir yönü de ırkçılığa karşı olmaktı. Siyah lider M. Luther King’in 4 Mart 68’de katledilmesinin ardından siyahların ayaklanması başladı. ABD’de Colombia Üniversitesi, siyah ve beyaz öğrenciler tarafından birlikte işgal edildi. Tepkiler bir paydada buluştu. ‘’ Kahrolsun emp eryalizm, Kahrolsun sömürgecilik’’ 68 eyleminin önemli bir özelliği de, işçi - öğrenci birleşik mücadelesidir. Özellikle Fransa’da 9 milyon işçinin genel greve gitmesi ve öğrencilerle birlikte sokaklarda yürümesi siyasi iktidarı sarsar. Dönemin başbakanı hemen o gece ‘’ referandum’’ kararını açıklamak zorunda kalır. 1968’de bütün dünyada yaygınlık kazanan öğrenci hareketleri Türkiyeyi de etkisi altına aldı. 68 Kuşağı olarak adlandırılan grupların başlangıçta eğitim sistemine tepki olarak başlattıkları bu eylemler zamanla ideolojik bir kimlik kazanmış, NATO ve ABD karşıtı gösterilere dönüşmüştü. Gösteriler çatışmalara neden olmaya başlayınca Türk Silahlı kuvvetleri hükümete bir muhtıra verdi. 12 Mart muhtıra sonucunda Başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Nihat Erim başbakanlığında meclis dışından ve farklı partilerin milletvekillerinden oluşan geniş tabanlı ve hiçbir siyasi partiyle doğrudan ilişkisi olmayan bir hükümet kuruldu. Nisan 1973’te AP ve CHP’nin desteklediği emekli Oramiral FAHRİ KORUTÜRK Cumhurbaşkanı seçilirken 14 Ekim 1973’te genel seçimler yapıldı. Seçimlerde hiçbir parti tek başına yeterli çoğunluğu sağlayamıyordu.
  1. Mustafa Kemal Atatürk
  2. İsmet İnönü
  3. Celal Bayar
  4. Cemal Gürsel
  5. Cevdet Sunay
  6. Fahri Korutürk
  7. Kenan Evren
  8. Turgut Özal
  9. Süleyman Demirel
  10. Ahmet Necdet Sezer
  11. Abdullah Gül
1973’te İsmet İnönü vefat etti. Üç gün sonra devlet töreni ile ANITKABİR’e defnedildi. 1974’ten 1980 yılına kadar Türkiye’de, kısa süreli koalisyon hükümetleri iktidarda kaldı. Sık sık gerçekleşen hükümet değişikliğine bağlı olarak ülkede siyasi istikrarı sağlamada zorluklar yaşandı. 1974-1980 ARASI DÖNEMDE GÖRÜLEN SİYASİ İSTİKRARSIZLIKLARIN NEDENLERİ
  • ABD'nin, Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından Türkiye'ye uyguladığı ambargonun ekonominin bozulmasına neden olması.
  • 1968 gençlik hareketinin başlattığı eylemlerin üniversite ortamlarından sokaklara taşması.
3) CHP : Bülent Ecevit MHP : Alparslan Türkeş Uyuşmazlık AP : Süleyman Demirel MSP : Necmettin Erbakan
  • Kısa süreli kurulan hükümetler
  • Ülke içerisinde meydana gelen üç olay:
  1. Maraş Olayları:
  2. Çorum olayları:
  3. 1 Mayıs 1977 Olayı a) Maraş Olayları
MARAŞ KATLİAMI, 19 Aralık ile 26 Aralık 1978'de Kahramanmaraş'ta meydana gelen Alevilere yönelik katliam. Yedi gün süren olaylar sırasında 150 Alevi öldürüldü, Alevilere ait 200'ün üzerinde ev yakıldı, 100'e yakın işyeri tahrip edildi. 12 Eylül Darbesi'ne sebep olan olaylardan biri olarak kabul edilmektedir.
 
  1. b) Çorum Olayları
ÇORUM OLAYLARI MHP genel başkan yardımcısı Gün Sazak'ın 27 Mayıs 1980'de öldürülmesi üzerine Çorum'da da gerginlik arttı. Alevi ve Sünni mahalleleri arasında barikatlar kuruldu ve sokağa çıkma yasağına karşın, çatışmalar oldu. Cuma namazını kılmakta olan ( 4 Temmuz 1980) cemaat, komünistler Alaeddin Camisi'ne silah ve bombalarla saldırdılar gibi asılsız haberlerle kışkırtıldı. Halk, sokaklara dökülünce, olayın hazırlayıcıları eyleme geçerek evlere, iş yerlerine saldırdılar. Sünniler ile Aleviler arasında sokak çatışmaları başladı. Alevilerin konutları, iş yerleri kundaklanarak yakıldı; ölenler oldu.Olayların genişlemesi üzerine Samsun, Amasya ve Kayseri'den Çorum'a güvenlik güçleri ve askeri birlikler getirildi ve yeniden sokağa çıkma yasağı kondu. Olayların yatıştırılabildiği 10 Temmuz tarihine gelindiğinde resmi rakamlara göre 26 kişi yaşamını yitirmiş, çok sayıda vatandaş yaralanmış, evler,iş yerleri yakılıp yıkıma uğramıştı. Kayıp ihbarlarının sayısı ise 100'ün üzerindeydi.Bu olaylardan sonra, Çorum'dan 600 kadar aile başka yerlere göç etmek zorunda kaldı.
  ÇORUM DA MEZHEP ÇATIŞMASTY^K! FAŞİSTLERİN KATLİAM GİRİŞİMİ DURDURULDU
DİKKAT DİKKAT DİKKAT Alevî-Sünnî çatışması çıkarmak için planlanan Çorum olaylarını soruşturan dönemin Cumhuriyet Başsavcısı Ertem Türker, kirli senaryoyu Zaman'a anlattı. "Aynı silahın hem sağcının hem de solcunun eline verildiğini tespit ettik.” diyen Türker, balistik incelemelerin ve diğer bütün delillerin arşivlerde mevcut olduğunu söyledi.
 
  1. 1 Mayıs 1977 Olayları:
  1 MAYIS 1977 günü İşçi Bayramı'nı kutlamak üzere çeşitli illerden İstanbul'a gelen yaklaşık 500 bin kişi DİSK'in organizasyonu önderliğinde Taksim Meydanı'nı doldurdu. Katılımın yüksek olması sebebiyle kortejlerin alana girmesi uzun sürmüş, miting de uzamıştır. Saat 19.00 sularında dönemin DİSK başkanı Kemal Türkler konuşmasının sonuna geldiğinde etraftan silah sesleri duyulmaya başlandı.
|3Ç«î|OPÎ^«ı1c*a**5*1cşî»*li5E
u-v JS ’•< . V 4Dw ■j> ■ i
u *jSx A -' i
”»ıjı " •
m
L M * ■P W k ^ 'i
  GLADİO ( KONTRGERİLLA ) Nato üyesi ülkelerde olası bir SSCB işgaline karşı NATO bünyesinde gizli olarak örgütlenen silahlı direniş örgütüdür. Bu örgütlenmeler bir süre sonra Nato’nun denetiminden çıkarak ABD’nin gizli servisi olan CIA’nin kontrolüne girmiştir.   Bu yukarıda saydığımız üç olay ve diğer asayişsizlik olayların sonucunda 12 Eylül 1980'de demokratik yönetimi ortadan kaldıran askeri müdahale gerçekleşmiştir. Dönemin başbakanlarından Bülent Ecevit, basına yaptığı bir açıklamada olayların ülkeyi sıkıyönetime zorlamak amacıyla KONTRGERİLLA tarafından çıkarıldığını söyledi. 24 Kasım 1983'e kadar   devam eden bu dönem, Türk siyasi tarihine "12 Eylül Dönemi" olarak geçmiştir. Bu dönemde;
  • 1961 Anayasası yürürlükten kaldırılmış.
  • Parlemento ve siyasi partiler kapatılmış.
  • Dernek, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşları kapatılmıştır.
1983 yılına kadar ülke "MİLLİ GÜVENLİK KONSEYİ" tarafından yönetildi. Başkanlığı KENAN EVREN yapmıştır. Ülkeyi Kenan Evren yönetmekle birlikte |BÜLENT ULUSU başkanlığında bir hükümet kuruldu. Yeni Anayasa hazırlandı ve 1982 yılında halkoyu ile kabul edildi. ( 1982 Anayasası ) 1983 Anayasanın kabulünden sonra 1983 seçimleri yapıldı. Seçimlerde Anavatan Partisi ( Turgut Özal ) birinci parti olarak çıktı. Turgut Özal iktidarı ile ülke yönetiminde siyasi, ekonomik ve toplumsal alanda köklü kararlar alındı.   Türkiye 1959’da Avrupa Top­luluğu Konseyine üye olmak için başvuruda bulunmuş, 1963’te Ankara Anlaşması imza­lanmıştır. Anlaşmanın amacı; Türk halkı ile Avrupa Ekonomik Topluluğu halkları arasında sıkı ilişkiler kurmak ve Türk ekonomisi ile topluluk ülkeleri ekonomileri arasındaki farkı kapat­maktır. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) 17 Temmuz 1962’de kabul edilen bir yasayla kuruldu. Kuruluşun amacı ise “Kalkınma plan­ları doğrultusunda bilimsel araştır­malar yapmak ve yaptırmak, bu araş­tırmalar arasında eş güdüm sağla­mak.” olarak belirlendi.   Türkiye’nin Avrupa sevdası 1959’da başlamıştır.
DİKKAT ! Türkiye’de halk oylamasına sunulmuş olan iki anayasa vardır: 1)   1961 Anayasası 2)    1982 Anayasası
 
1960’ta Devlet Planlama Teşkilatı kurulmuştur.
 
1961 1982
1961 Anayasası'nın en önemli özelliği, devlet yönetiminde ve toplum yaşamında bireye ağırlık verilmiş olmasıdır. İnsan haklarına dayanan devlet olma özelliğine bağlı olarak temel hak ve ödevler ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir. İşçilere grev hakkı tanınmış, işci ve memura sendika kurma ve toplu sözleşme hakkı verilmiştir. Daha Özgürlükçü. 1982 Anayasası, hak ve özgürlükler açısından "birey"e değil "devlet"e ağırlık veren bir anayasa özelliği taşır. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması konusunda daha ayrıntılı düzenlemeler getirilmiştir. Daha Devletçi
Anayasa Mahkemesi Kurulmuş. Yüksek Hakimler Kurulu Oluşturulmuş. TRT ve Üniversiteler ÖZERK Devlet Planlama Teşkilatı Kurulmuş İlk Defa MGK kuruldu. Cumhuriyet Senatosu oluşturulmuş. TRT'yi HÜKÜMETE, üniversiteleri de Yüksek Öğrenim Kurumu ( YÖK ) adı altında kurduğu bir kuruma bağlanarak özerklikleri sona ermiştir.
Cumhuriyet Senatosu ( popüler deyim ile: Okumuşlar Meclisi ), Türkiye'de 1961-1980 yılları arasında çift meclisli sistem yürürlükteydi ve TBMM, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olmak üzere iki meclisten oluşuyordu.Cumhuriyet Senatosuna aday olabilmek için 40 yaşını doldurmuş olmak ve yüksek öğrenim yapmış olmak gerekiyordu. 1980 yılından sonra tekrar tek meclisli sisteme geri dönüldü ve senato kurumu 19 yıllık bir çalışma süresinden sonra Türkiye'de yürürlükten kalktı.
  • 1980 arasında açık olan, 150 üyesini halkın seçtiği, 15 üyesini Cumhurbaşkanı'nın atadığı meclis. çoğunluğu halkın seçtiği temsilcilerden oluştuğu için burayı seçkinci olarak addetmek pek doğru değil. şu da var, Cumhuriyet Senatosu'na üye olabilmek için üniversite mezunu olmak gerekiyordu. ki o yıllarda yüksek okulda okuma oranı düşünüldüğünde senatoya neden "okumuşlar meclisi" dedikleri de anlaşılıyor.
Meclisin aldığı kararları ve çıkardığı yasaları denetleyen bir nevi üst kurul.
  • Ekonomi:
1960'tan itibaren planlı kalkınmayı amaçlayan yeni bir anlayış benimsedi. Hükümete danışmanlık edecek, yol gösterecek bir teşkilat kuruldu "DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI" ( DPT ) Bu doğrultuda beş yıllık kalkınma planları yapılmaya başlandı. 1960 -70 yıllarda yeni bir anlayışı daha geçildi "İTHAL İKAMECİ SANAYİLEŞME" ( İÇE DÖNÜK SANAYİLEŞME ) modeline geçildi. V Daha önce ithal edilen tüketim mallarının ülkede üretimi amaçlanmıştır. 1970'li yıllarda uygulanan "İLERİ İTHAL İKAMECİ SANAYİLEŞME" ile buzdolabı, televizyon, çamaşır makinesi gibi dayanıklı tüketim mallarının yanı sıra ülkemizde artık otomobil de üretilmektedir. (ALAMANCI ) 1960-1980 yılları arasında ekonomide durgunluk olmasına rağmen 1960'larda Avrupa'ya giden işçilerimizin ülkeye yaptıkları Döviz Transferleri ekonominin az da olsa nefes almasını sağlamıştır. 1970'lerde özellikle ikinci yarısında ekonomi bozulmaya başladı. Temel tüketim mallarında kıtlıkla karşılaşıldı. Buna bağlı olarak kuyruklar ve yüksek enflasyon görülmeye başlandı. Bozulma Nedenleri:
  1. İstikrarsız Koalisyon Hükümetleri
  2. 1973 Petrol Krizi.
  3. 1974'te Kıbrıs Barış Harekatına karşı ABD'nin uyguladığı ambargo
  4. İşçi dövizlerindeki azalma.
  5. Türk parası yabancı paralar karşısında değeri hızla düştü
  Ekonomideki bu kötü gidişi önlemek için çeşitli ekonomik programlar hazırlandı. Bu programlar   24 OCAK KARARLARI içerisinde KARMA EKONOMİDEN SERBEST PİYASA EKONOMİSİNE geçişi sağlayan önemli bir yer almaktadır. DARBEDEN ÖNCE 24 Ocak Kararları, 24 Ocak 1980 tarihinde ekonomik literatüre geçen ve yapısal dönüşümleri içeren bir program. SÜLEYMAN DEMİREL, 1979 yılında Başbakanlık Müsteşarlığı'na getirdiği TURGUT ÖZAL'A yeni bir ekonomik istikrar programı hazırlama görevi vermiş ve bu program kısa sürede hazı rlanmıştı. 24 Ocak 1980'de kamuoyuna açıklandı. 24 Ocak Kararları'nın ana hatları şu şekildedir:
  • %32,7 oranında devalüasyon yapılarak günlük kur ilanı uygulamasına gidilmiş,
  • Devletin ekonomideki payını küçülten önlemler alınmış, KİT'lerdeki uygulamaya paralel olarak tarım ürünleri destekleme alımları sınırlandırılmış.
  • Gübre, enerji ve ulaştırma dışında sübvansiyonlar kaldırılmış.
  • Dış ticaret serbestleştirilmiş, yabancı sermaye yatırımları teşvik edilmiş, kâr transferlerine kolaylık sağlanmış.
  • Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri desteklenmiştir.
  • İthalat kademeli olarak libere edilmiş, ihracat; vergi iadesi, düşük faizli kredi, imalatçı ihracatçılara ithal girdide gümrük muafiyeti, sektörlere göre farklılaşan teşvik sistemi ile teşvik edilmiştir.
  • Sosyal ve Kültürel Hayat:
  • 1960-1980 arasında görülen sanayileşme ile birlikte köyden kente göç, gecekondulaşma artmıştır.
  • 1960 yılların ortalarından itibaren "Toplumculuk" edebiyatta bir akım olarak ortaya çıktı.
  • Şiir alanında Nazım Hikmet, Ahmet Arif, Necip Fazıl Kısakürek gibi şairler ortaya çıktı.
  • 1970'lerden itibaren toplumdaki politikleşmenin hızlanması, çarpık kentleşmenin meydana getirdiği sorunlar ve işsizliğe bağlı dış göç, edebiyatın başlıca konuları oldu. Attila İlhan, Adalet Ağaoğlu, Vedat Türkali, Kemal Tahir, Haldun Taner, Tarık Buğra, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç yazarlar ön plana çıkmışlardır.
  • Zeki Alaysa ve Metin Akpınar tarafından kurulan DEVEKUŞU KABARE TİYATROSU günlük konuları eleştirel biçimde ele almıştır.
 
  • 1964'te Antalya film Festivali ilk kez düzenlendi. Bazı Türk filmleri uluslararası alanda ödül kazandı. Bu filmlerin ilki Berlin Film Festivali'nde "Altın Ayı" ödülünü kazanan Metin Erksan'ın çektiği "SUSUZ YAZ" oldu.
  • Köyden - kente göçle birlikte görülen kültür etkileşim ve değişim yeni bir anlayışın ortaya çıkmasına neden oldu. Özellikle hayatta istediğini elde edememiş, şehir kültürü içerisinde yer edinememiş kitleler arasında yaygınlık kazanmıştır. Toplumsal içerikli sanatın yerini daha çok karşılıksız aşkları konu edinen bir anlayış aldı.
  • 1960'lı yıllarda FECRİ EBCİOĞLU'NUN öncülüğünde ARANJMAN ( Düzenleme ) tarzı müzik çıktı.
  • 1965 yılında Türk müziğine yeni sesler kazandıran Altın Mikrofon yarışması düzenlenmeye başlandı. Bu yarışmada birinciliği kendi bestesi "GENÇLİĞE VEDA" ile Yıldırım Gürses aldı.
10 ) Anadolu Rock'u ortaya çıktı. MOĞOLLAR   KÜRESELLEŞEN DÜNYA SSCB'NİN SONU "Durumu tahlil ederken önce ekonomik büyümenin yavaşladığını gördük. Son on beş yıl içinde gelir büyüme oranlan yarı yarıya düşmüş ve seksenli yılların başından itibaren de ekonomik tıkanma denilebilecek bir düzeye inmişti. Bir zamanlar dünyanın ileri ülkeleri ile arasındaki açığı hızla kapama sürecinde olan ülke, birçok alanda güç kaybetmeye başlamıştı. Üretimde etkinlik, ürünlerin kalitesi, bilimsel ve teknolojik gelişme, ileri teknoloji üretme ve ileri teknikleri kullanmadaki açık aleyhimize büyü­yordu. Dünyanın en büyük çelik, ham madde, yakıt ve enerji üreticisi, israf ve beceriksiz kullanım yüzünden bu alanlarda yokluklar çekiyordu. Dünyanın en büyük tahıl üreticisi ülke, her yıl, hayvan yemi olarak milyonlarca ton tahıl ithal ediyordu. Ülkemiz dünyada, her bin kişiye en çok hastane ve doktor sunan ülke olmasına rağmen sağlık hizmetlerinde şaşırtıcı aksaklıklar vardı, Füzelerimizin Halley kuyruklu yıldızını bulmakta ve Venüs gezegenine ulaşmakta gösterdikleri dakikliğin yanı sıra, bu bilimsel ve teknolojik başarıları, etkin uygulama eksikliği yüzünden ekonomik gereksinmeler için kullanamıyorduk, Sovyet evlerindeki bir çok beyaz eşyanın kalitesi kötüydü. Ne yazık ki hepsi bundan ibaret değildi, Halkımızın ideolojik ve manevi değerleri de giderek aşınmaya başlamıştı11 Mihail GORBAÇOV, Perestroika, s. 1S
  1. SSCB'NİN POLİTİKA DEĞİŞİKLİKLERİ VE NEDENLERİ
  2. SSCB ekonomisinin ABD ile olan nükleer rekabeti sürdüremeyecek duruma gelmesi:
SSCB ve ABD Soğuk Savaş Dönemi'nden başlayarak bütçe gelirlerinin önemli bir bölümünü nükleer silahlar için harcıyorlardı. 1980'li yıllara gelindiğinde SSCB ekonomisi bu rekabeti kaldıramayacak kadar kötüleşti. Üstelik ABD; uzayda üsler kurarak, ABD'ye yapılabilecek bir saldırıda SSCB füzelerini havada imha etmeyi amaçlayan "YILDIZ SAVAŞLARI PROJESİ" ile SSCB'ye üstünlük sağladı. SSCB'nin bu projeye karşı geliştirebilecek ne bir projesi nede ekonomik gücü vardı. 2.Sovyet Blok içerisinde yer alan ülkelerde SSCB yönetimine karşı muhalefetin güçlenmesi: Doğu Bloğu ülkelerinin daha fazla özgürlük ve bağımsızlık istekleri, SSCB'yi değişiklik yapmaya zorlayacaktır. Yukarıdaki nedenlerden dolayı SSCB değişim hamleleri yapmaya başladı. GORBAÇOV DÖNEMİ: ( GLASNOST VE PERESTROİKA ) SSCB'de devrim niteliğindeki değişiklikler 1987'de başladı. 1985'te Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliği'ne getirilen Mihael Gorbaçov, göreve gelişinden iki yıl sonra;
  1. GLASNOST: ( AÇIKLIK )
  2. PERESTROİKA : ( YENİDEN YAPILANDIRMA ) adlandırılan yeni politikaları yürürlüğe koydu.
GLASNONST Perestroika politikasının bir parçası olan Glasnost, Komünist Parti'de parti içi düzenlemeleri ve parti yönetiminin demokratikleşmesini amaçlayan girişimleri ifade eder. Glasnost, parti içi seçimlerde gizli oy kullanımını, parti politikalarını eleştirmeyi engelleyen yasal engellerin ve bürokratik ayrıcalıkların kaldırılması, sivil toplum örgütlerinin serbestçe faaliyet gösterebilmesini, basına sansürün engellenmesi gibi liberalleşmeyi ifade eder. PERESTROİKA NEDEN Gorbaçov, Komünist Parti'nin SSCB'yi oluşturan ülkeler üzerindeki ekonomik ve siyasi baskının kaldırılmasına yönelik girişimleri ifade eder. GLASNOST, PERESTROİKA ? Gorbaçov açıklık ve yeniden yapılanma programlarıyla, komünist iktidarın tepki çeken baskıcılığını, demokratik bazı uygulamalarla halk egemenliğine yaklaştırmak istiyordu. Ayrıca ekonomik yapıda radikal değişikliklerle ülke ekonomisini canlandırmayı, ekonomiye yeni bir dinamizm kazandırmayı ve Sosyalist Blok içindeki toplumsal olayları yatıştırmayı hedefliyordu. Böylece devlet yönetimi daha demokratikleşecek, ülke ekonomisi düzeltilerek ABD ile rekabet edebilecek hâle gelinecekti. Gorbaçov halktan da destek almak istiyordu. Bu amaçla halk tarafından seçilen üyelerden oluşan "HALK TEMSİLCİLERİ KONGRESİ" kuruldu. SSCB tarihinde halk ilk kez devlet yönetimine katılma fırsatı buldu. Gorbaçov aradığı desteği bulunca reformlara devam etti :
  • Sanayi işletmelerine ürün fiyatlarını kendilerinin belirlemesi yetkisini veren yasal düzenlemeleri kabul edildi.
  • İşletme yöneticilerine geniş yetkiler tanındı.
Bunlar Kapitalizm'in yöntemleridir. Gorbaçov, Kapitalist modelin bazı unsurlarını Sosyalist sistemin içerisine monte etmeye çalışıyor. SSCB, ani bir kararla 1979'dan beri işgal altında bulundurduğu AFGANİSTAN'DAN çekildi. Ekonomide, sanayide ve teknolojide geri kalınmasının yanına birde Afganistan başarısızlığı eklenince SSCB'nin süper güç imajı zedelenmeye başladı. SSCB'NİN DAĞILMASI Gorbaçov perestroika ile siyasi sistemi, devlet örgütünü ve hükümet yapısını yeniden düzenlemeyi hedeflemişti. Öyle ki SSCB'yi oluşturan cumhuriyetlerin en büyüğü Rusya Federasyonu dahil çok sayıda cumhuriyet bağımsız hareket etmeye başlamıştı. SSCB dağılmanın eşiğindeydi. Gorbaçov bağımsız hareket eden cumhuriyetleri "EGEMEN DEVLETLER BİRLİĞİ ANTLAŞMASI" olarak bilinen antlaşmayı imzalama konusunda ikna etti. Böylelikle SSCB'nin dağılmasını önleyebileceğini düşünüyordu. Antlaşma için belirlenen tarih 20 AĞUSTOS 1991'Dİ. Antlaşmanın imzalanmasına iki gün kalmışken Moskova karıştı. Gorbaçov'un en yakınları, bazı komutanlar ve bazı bakanlar desteği ile darbe girişimi başlattılar. Darbeciler: Gorbaçov'un SSCB'nin dağılması tehlikesi karşısında yeterli önlemleri alamadığını düşünüyorlardı. ^ Amaçları komünist rejimi yeniden tesis etmekti. Darbeciler: -I- Gorbaçov ve ailesi evlerinde hapsedildi. -I- Bağımsız hareket eden cumhuriyetçilerin liderleri' de göz altına alındı. -I- 19 Ağustos 1991 sabahı Rusya Federasyonu Parlamentosu darbecilere ait tanklarca abluka altına alındı. Dikkat Dikkat Dikkat: Darbeciler hiç beklemedikleri bir engelle karşılaştılar. SSCB liderliği mücadelesinde Gorbaçov'un en büyük rakibi olarak gösterilen Rusya Federasyonu Başkanı BORİS YELTSİN halkı darbecilere karşı örgütlemeye çağırdı ve darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Yeltsin halkın gözünde bir kahramana dönüştü. Karışıklıktan yararlanan SSCB'ye bağlı Cumhuriyetlerin tamamına yakını bağımsızlıklarını ilan etti.  
SSCB on beş ayrı cumhuriyete bölünmekle egemenliği altındaki toprakların yaklaşık % 30'unu, nüfusunun ise % 60'a yakınını kaybetmiştir.
 
Çekoslovakya'da 1989'da KADİFE DEVRİM olarak adlandırılan kansız ve çatışmasız bir devrimle demokrasiye geçilmiştir. 1993'te Çekoslovakya toprakları, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
 
Doğu Avrupa'daki Sovyet uydusu devletler demokratik eylemler ve seçimler yoluyla komünist parti iktidarlarına son verirken Romanya'da demokratikleşmeye dayanan ÇAVUŞESKU bir halk ayaklanmasıyla devrilmiş ve Romanya'da demokratik rejim kurulmuştur.
Boris Yeltsin darbeyi yapanlara karşı halkı gösteri yapmaya çağırırken   SSCB'NİN DAĞILMASININ DOĞU AVRUPA'YA ETKİLERİ
  • SSCB'deki karışıklıklar Doğu Avrupa'da kendisini gösterdi. Çekoslavakya, Macaristan ve Polonya'da önce Sosyalist rejimler yıkıldı, sonra SSCB'ye karşı bağımsızlık ilan edildi. Doğu Blok'u ülkelerinde çoğulcu demokrasi ve piyasa ekonomisine geçildi. Önce Comecon, sonra Varşova paktı dağıtıldı.
  • SSCB'nin dağılması SSCB ve ABD arasındaki "DEHŞET DENGESİ" olarak adlandırılan güç dengesinin de bozulmasına neden oldu. ABD rakipsiz olarak dünyaya yön vermeye başladı.
DEHŞET DENGESİ Soğuk Savaş Döneminde SSCB ileABD'nin “casus savaşları” kendi içinde ne kadar sertlik içerse de dünyada kısmen huzurlu bir dönem yaşanıyordu. Aslında bu durum birtür dehşet dengesiydi. SSCBve ABD’nin birbirlerini tamamen yok etmeye yetecek kadar karşılıklı nükleer silaha sahip olmaları aralarındaki soğuk savaşın sıcak savaşa dönüşmesini engelliyordu. SSCB çökünce ABD'nin gücünü dengeleyecek bir güç kalmadı. Açıkça söylemek gerekirse dehşet denge­sinin bozulması, dünyayı da dengesizliğe itti. Amerikan gücünü dengelemek için arada bir adaylar çıksa da bunların hiçbirisi SSCB’nin gücüne ulaşamadı. Bir gazete haberi, 12.08.2008 Yukarıdaki ttıetiu ve şekilden yararlanarak SSCB'nin dağılmasının dünyadaki güç dengesini nasıl etkilediğin i yoru mlayıntz. SSCB'nin dağılması ile tek süper güç olan ABD, kendisini durdurabilecek bir gücün olmamasından da yararlanarak 2001'de ikiz kulelere yapılan terör saldırısından sonra:
  1. 2001 Afganistan'ın işgal etti.
  2. 2003'te nükleer silahlara sahip olduğu gerekçesi ile işgal etti.
( Basra Körfezi Bölgesinin kontrolü ABD'nin eline geçti ) Avrupa Birliği ABD'ye karşı bir dengeleyici güç unsuru olmaya çalıştıysa da İngiltere'nin ABD'nin yanında yer almasından dolayı başarılı olamadı. Rusya ise son dönemlerde tekrar eski gücüne kavuşmak için yoğun bir çaba sarf ediyor. Çin askeri, siyasi ve ekonomik yönden son dönemlerde önemli bir güç olma yolunda ilerliyor. Hindistan da gösterdiği teknolojik gelişmelerle ön plana çıkmıştır. SSCB'nin dağılmasından sonra Türk Toplulukları ( Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ) bağımsız cumhuriyetler kurdular. *******BDT ( Bağımsız Devletler Topluluğu ) SSCB'nin dağılmasının ardından 1991'de ALMA ATA ZİRVESİNDE on bir ( 11 ) cumhuriyetin katılmasıyla kurulmuştur. Topluluğun kurulması sırasında BALTIK ÜLKELERİ ve GÜRCİSTAN yer almamıştır. Gürcistan 1993'te katılmıştır. Türkmenistan 2005'te katılmıştır. ***** 1995'da ÇİN RUSYA KAZAKİSTAN ŞANGHAY BEŞLİSİ KIRGIZİSTAN TACİKİSTAN Kurdular. 2001'de ÖZBEKİSTAN'IN da katılması ile "Şanghay İş Birliği Örgütü" adını aldı.   î HİNDİSTAN GÖZLEMCİ ÜLKELER İRAN PAKİSTAN MOĞOLİSTAN   ASYADA YENİDEN YAPILANMA
çeşitli veriler Azerbaycan ..  . .... Ermenistan Gürcistan
Resmî adı Azerbaycan Cumhuriyeti Ermenistan Cumhuriyeti Gürcistan Cumhuriyeti
+ +
Bayrağı c* I -............ - ........................
+ +
Bağımsızlık tarihi 30 Ağustos1991 21 Eylül 1991 28 Nisan 1991
Türkiye’nin tanıma tarihi 9 Kasım 1991 16 Aralık 1991 16 Aralık 1991
Başkenti Bakü Erivan Tiflis
  Kazakistan Cumhuriyeti Kırgızistan Cumhuriyeti Özbekistan Cumhuriyeti   16 Aralık 1991                   31 Ağustos 1991                      16Aralık 1991 16 Aralık 1991                                                                                 16         Aralık                   1991               16        Aralık     1991 Astarıa (Aralık 1998)                                                                            Bişkek                                   Taşkent _________________ I__________________________________ Tacikistan Türkmenistan Tacikistan Cumhuriyeti Türkmenistan Cumhuriyeti 9 Eylül 1991 27 Ekim 1991 16 Aralık 1991 16 Aralık 1991   TÜRK CUMHURİYETLERİ BAĞIMSIZ OLUYOR Rusya'da 1917 İhtilali sırasında Bolşeviklerin "Milletler kendi kaderlerini tayin edebilecekler ve bağımsız devletler kurabilecekler." sözleri üzerine Türklerde oluşan bağımsızlık umudu, ihtilal sonrasında hüsran ile sonuçlanmıştı. Yeni Sovyet yönetimi Türklerin bağımsızlıklarını tanımayarak topraklarını işgal ederken Türklerin ellerinde bulunan verimli topraklar ve zengin maden yatakları Sovyet sanayisinin ham madde merkezi hâline gelmişti. Gorbaçov'un açıklık ve yeniden yapılanma politikaları Türklerin bağımsızlıklarını kazanmaları için iyi bir fırsat oldu. SSCB'nin dağılmasıyla Türkler bağımsızlıklarını elde ettiler. Türkiye daha bağımsızlıklarını ilan ettikleri günden başlayarak bu kardeş devletlerle yakından ilgilenmeye başlamış, onlara örnek olarak Batı'ya açılan pencereleri olmuştur. SSCB YIKILACAKTIR “Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi,tıpkı Avusturya Macaristan imparatorluğu gibi SSCB de parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün SSCB’nin elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni dengeye ulaşabilir, işte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz, bizim onlara yaklaşmamız gereklidir. SSCB bir gün dağılacaktır. O zaman Türkiye onlar için örnek bir ülke olacaktır.” Mustafa Kemal Atatürk, 1933 Fahri UNAN, Türk Tarihi ve Atatürk, s. 113
  1. A) AZERBAYCAN :
Bolşeviklerin 1917'de yayınladıkları bildiride, milletlerin kendi kaderlerini kendilerinin çizeceklerini ve bağımsız devletlerini kurabileceklerini belirtmeleri üzerine 1918'de Mehmet Emin Resulzade önderliğinde bağımsızlığını ilan etmiştir. Fakat bir süre sonra SSCB'nin bu bağımsızlığı ilanını tanımayarak kuvvet kullanması sonucu Azerbaycan tekrar SSCB yönetimine girmiştir. Azerbaycan özellikle Stalin döneminde baskıcı bir politika ile yönetildi ve bu durum SSCB’nin yıkılmasına kadar devam etti. Gorbaçov döneminde başlayan değişim sonucunda Azerbaycan’da bağımsızlık hareketi tekrar başladı. Ebulfeyz Elçibey’in önderliğinde “Halk Cephesi” adıyla bir teşkilat kuruldu. SSCB’nin dağılmasından sonra 1991’de yeniden bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan’ı tanıyan ilk ülke Türkiye oldu. 1992’de devlet başkanı olan . Ebulfeyz Elçibey döneminde Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde çok büyük gelişme gösterdi. 1993'te Cumhurbaşkanı olan Haydar Aliyev'in "BİZ BİR MİLLET İKİ DEVLETİZ" sözleri Türk-Azeri ilişkilerin gelişmesine neden olmuştur. Önemli Notlar:
  1. Azerbaycan'ın Hazar petrolleri üzerinde hak sahibi olması RUSYA'nın hoşuna gitmemektedir.
  2. Azerbaycan'ın güçlenmesi ve zenginleşmesi, topraklarında 30.000.000 milyon Azeri Türkü olan İRAN'ı tedirgin etmektedir.
Tiflis RUSYA Kuba Şoki Kazak   Gence Yavlakh Terter Barda Sev S od erek NAHCİVAN ÖZERK CUM. Nahcivan • AZERBAYCAN 30.000.000 Azeri Türkü İRAN Tebriz 9 Gümrü ERMENİSTAN Bakü • D rn N Neftçak 50             1 00           150  km
  1. Bey azıt LU
>; Y a o Iğdır^ Aralık*  
  1. Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle ERMENİSTAN, Azerbaycan'ın gelişmesini istememektedir.
Yukarıdaki nedenlerden dolayı İran, Rusya ve Ermenistan arasında işbirliği ve saldırmazlık antlaşmaları yapılmaktadır. Buna karşılık Azerbaycan bölge devletlerinden Türkiye ve Gürcistan ile iyi ilişkiler kurmuştur. Azerbaycan, Petrol ve Doğal gaz yataklarına sahip olduğu için Rusya, Amerika ve Batılı Devletlerce nüfuz alanı olarak görülmektedir. Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı Rusya'nın tüm engellemelerine rağmen hayata geçirilmiş önemli bir projedir.   DAĞLIK-KARABAĞ SORUNU   Nüfusunun büyük bir çoğunluğu Türk olan ve KARABAĞ’DA RUS POLİTİKASI Azerbaycan toprakları içinde bulunan Karabağ’ın 1823’teki nüfusunun % 75’i Türk’tü. Daha sonra Çarlık Rusyası Karabağ’a Ermeni nüfusunu yerleştirme politikası gütmeye başladı. Bunun sonunda 1917’de Karabağ'daki Türk nüfusu oranı % 56’ya gerilemiştir. SSCB’nin kurulması ile özerk bir cumhuriyet olarak Azerbaycan’a bağlanan Karabağ'a Ermeni göçü, Stalin döneminde daha da yoğunlaştı ve nüfus çoğunluğu Ermenilerin eline geçti. Bugün Karabağ nüfusunun % 75’ten fazlası Ermeni'dir. Azerbaycan toprakları içinde yer alan Dağlık Karabağ'a XIX. yılın başlarından itibaren Rusya tarafından Ermeniler yerleştirilmiştir. Ermenilerin bölgede hâkimiyet kurmak istemelerinin çatışmalara sebep olması üzerine Dağlık Karabağ 1923'te SSCB tarafından özerk bölge statüsü verilmiştir.   Stalin dönemi başta olmak üzere Karabağ'a Ermeni nüfusu yerleştirme politikası devam etmiş ve Ermeniler çoğunluk hâline getirilmiştir. 1985'ten sonra SSCB'deki iç gelişmelerinden faydalanan Ermenistan, Karabağ'ı kendisine bağlamak istemiştir. Bu istek Halk Cephesi önderliğindeki Azerilerin tepkisine neden olmuştur. Olaylar 1988 Şubat'ında çoğunluğu Ermeni Milletvekillerinin oluşturduğu Karabağ Meclis'i Ermenistan'a katılma kararıyla başladı. Bu kararın ardından Ermeniler ile Azeriler arasında savaş çıktı. SSCB hükümeti bu gelişmeler üzerine yayınladığı bir kararname ile bölgedeki yasal olmayan tüm silahlı kuruluşların kapatılmasını ve silahların teslim edilmesini istemiştir.   Azerilerden silahlar toplanırken Ermeni meclis'i bu kararnameyi kendi topraklarında uygulamamıştır. Azerileri tamamen silahsız kalması üzerine KARABAĞ, ERMENİSTAN TARAFINDAN İŞGAL EDİLMİŞTİR. HOCALI başta olmak üzere bir çok kentte Azeri öldürülmüştür. Bugün BM'nin ve birçok uluslararası kuruluşun Ermenistan'a Karabağ işgalini bitirmesi yönünde telkinlerde bulunmasına rağmen İşgal hala devam etmektedir. HOCALI KATLİAMI :   —        «a.       R   U   S  S I   A Gorbaçov tarafından Kazakistan'ın başına getirilen NURSULTAN NAZARBAYEV, SSCB'nin dağılmasından sonra 1991'de bağımsızlığını ilan etti. Kazakistan'ı tanıyan ilk ülke Türkiye oldu. Kazakistan petrol, uranyum, demir, altın, kurşun rezervleri, ABD başta olmak üzere büyük devletlerin ilgisini çekmektedir.
  • Dünyada Krom'un % 26
  • Dünyada Altının % 20
  • Dünyada Uranyum'un % 17'si Kazakistan'dadır.
  1. Türk yatırımları ABD'den sonra ikinci sıradadır.
  2. Kazakistan, BDT kurulmasında büyük rol oynamıştır.
Kazakistan ayrıca, AET : Avrasya Ekonomik Topluluğu ŞİO : Şangay İşbirliği Örgütü İKÖ : İslam Konferansı Örgütü AGİT : Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı NOT: 1991'de SEMEY nükleer deneme alanını kapatarak dünya tarihinde kendi istediğiyle nükleer silah depolama girişimlerden vazgeçen ilk ülke olmuştur.   1881 yılında Rusların egemenliğine giren ilk Türk topluluğu olan Kırgızlar, Bolşevik ihtilalinden sonra SSCB egemenliğini kabul etmek zorunda kalmışlardır. 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Türkiye, Kırgızistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkedir. Kırgızistan ile Türkiye arasındaki ilişkileri artırabilme için 1995'te BİŞKEK'te, Kırgızistan - Türkiye Manas Üniversitesi kurulmuştur. Kırgızlar için Manas destanı çok önemli bir yer tutmaktadır. Kırgızistan'ın uluslararası alanda en bilinen ismi Dünya Edebiyatında çok önemli bir yere sahip olan CENGİZ AYMATOV'dur. Kırgızistan'ın, üyesi olduğu kuruluşlar.
  1. BDT
  2. BM
  3. AGİT
  ÖZBEKİSTAN: Özbekistan, SSCB'ye karşı BASMACILIK adı verilen bağımsızlık hareketinin başarısız olması sonucunda 1924 yılında SSCB'ye bağlanmıştı.
  1. Dünya Savaşı'ndan sonra Stalin tarafından Alanlarla işbirliği yapmakla suçlanan AHISKA TÜRKLERİ Gürcistan'ın güneyindeki MEŞHET bölgesinden KIRGIZİSTAN, KAZAKİSTAN ve ÖZBEKİSTAN başta olmak üzere Orta Asya'ya sürülmüştü.
1989'da Özbekistan'ın Bağımsızlığını savunan Birlik Halk Cephesi'ne Ahıska Türklerinin karşı çıkması üzerine gerginlik kısa bir süre sonra Özbek ve Ahıskalılar arasında çatışlara sebep oldu. 1990 yılında Gorbaçov, Özbekistan Komünist Partisi liderliğine İSLAM KERİMOV'u getirdi. Ancak Kerimov, SSCB'ye karşı bir politika izlemeye başladı. Özbekçe'yi resmi dil ilan etti. SSCB'nin dağılması üzerine 1991'de Özbekistan bağımsızlığını ilan etti. İslam Kerimov Cumhurbaşkanı seçildi. TÜRKMENİSTAN: 1924 yılında SSCB'nin egemenliğini kabul etmiştir. SSCB Türkmenistan'ı sanayisinin ham madde kaynağı olarak görmüş ve Özbekistan'la birlikte topraklarında pamuk üretimini zorunlu tutmuştur. 1985'te Türkmenistan Komünist Partisi Başkanlığına SAPARMURAD NİYAZOV getirildi. ( Bugünkü unvanı Türkmenbaşı'dır. ) Türkmenler arasındaki kabileciliği ortadan kaldırmayı başaran Niyazov, Türkmen dilinin resmi dil olmasını sağladı. Türkmenistan 1991'de bağımsız oldu. Ekonomisi Doğal Gaz ve Petrol gelirlerinden oluşur. Orta Asya Cumhuriyetleri arasında en büyük doğal gaz rezervlerine sahiptir. Özbekistan'dan sonra bölgede en fazla pamuk üreten Türkmenistan'ın % 20'sini pamuk oluşturur. Türkmenistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke Türkiye olmuştur. Aşkabat'ta bulunan Türkmenistan - Türk üniversitesi ortak olarak kurulmuştur.   özer* cumhuri­yetin adı
Coğrafi konumu Nüfusu Yüzölçümü (km1)
Güney Sibirya’da yer alır. 202.947 92.902
Avrupa kısmında Orta Idil bölgesinde yer alır. 3.944.000 143.600
\folga Islehri'nin orta bölümünde yer alır. 2.000.000 civarında 18.300
Azerbaycan'ın kuzeyi. Hazar Denizi'nin batısında yer alır. 200.000 civarında 50.300
Moldovaya bağlı özek bir cumhuriyettir. 200.000 civarında 1.832
Sibirya'nın güneyinde yer alır. 300.000 62.000
Kafkas Sıradağlarının kuzeyinde yer alır. 700.000 12.500
Doğu Sibirya'da yer alır. 1.500.000 3.103.000
Volga Nehri kıyısında yer alır. 4.000.000 civarında 67.836
Yukarı Yenisey Havzası'nda yer alır. 300.000 170.500
Özbekistan'ın kuzeybatısında yer alır. 1.200.000 165.000
Türkiye’nin doğusunda Azerbaycan'a bağlı özerk bir cumhuriyettir. 300.000 5.500
Çin sınırları içinde Sincan bölgesinde yer alır. 19.630.000 1.660.001
Karadeniz'in kuzeyinde Kırım Yarımadası'nda Ukrayna'ya bağlıdır. 2.000.000 26.945
Geçim kaynakları Alt ay Cumhuriyeti Başkortostan Cumhuriyeti Çuvaşistan Cumhuriyeti Dağıstan Cumhuriyeti Gök oğuz Cumhuriyeti Hakas Cumhuriyeti Kabardin-Balkar Cumhuriyeti Saha (Yakutistan) Cumhuriyeti Tataristan Cumhuriyeti Tuva Cumhuriyeti Karakalpak Cumhuriyeti Nahcivan Cumhuriyeti Sincan Uygur özerk Bölgesi Kırım Cumhuriyeti Tarım ve hayvancılık Tarım ve hayvancılık, petrol ve doğal gaz İmalat sanayisi gelişmiştir. Tarım ve hayvancılık Tarım ve hayvancılık Tarım ve hayvancılık Tarım ve hayvancılık Yeraltı kaynakları, avcılık ve ormancılık gelişmiştir. Yer altı kaynakları, tarım ve hay vancı lı k gelişm iştir. Tarım ve hayvancılık Tarım ve hayvancılık Tarım ve hayvancılık Tarım ve hayvancılık Turizm, tarım ve hayvancılık   Bağımsız Devletler Topluluğu BDT Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), SSCB’nin dağılmasının ardından 21 Aralık 1991'de "Almatı Zirvesi" sonucu 11 cumhuriyetin (Azerbaycan, Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Moldova, Kırgızistan, Rusya, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan, Ukrayna) katılımı ile kurulmuştur. Topluluğa kuruluş aşamasında Baltık Devletleri ve Gürcistan katılmamıştır. Topluluğa Aralık 1993te katılan Gürcistan, 2008 Güney Osetya Savaşı sonrasında Meclis kararı ile 15.08.2008’de BDT’den ayrılmıştır. Türkmenistan ise 2005'te üyelikten ayrılmış ve Topluluğa gözlemci ülke olarak katkıda bulunmaktadır. Siyasi bir birlik olarak kurulan BDT zamanla üye ülkeler arasında yapılan ekonomik iş birliği ve ortaklık anlaşmalarıyla ekonomik bir özellikte kazanmıştır. Günümüzde BDT, yaklaşık 240 milyonluk nüfusu, dünyanın toplam doğal kaynaklarının %25'i ve sanayi potansiyelinin % 10'una sahip önemli bir güç merkezi hâlinegelmiştir.   TİKA Türk İş Birliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı TIKA î C BAŞBAKANLIK TİKA, 24 Ocak 1992'de başta Türk dilinin konuşulduğu ülkeler ve Türkiye'ye komşu ülkeler olmak üzere; bu ülkelerle ekonomik, teknik, sosyokültürel ve eğitim alanlarında iş birliğini geliştirmek amacıyla kurulan bir teşkilattır. İlgili ülkelerin kalkınma ihtiyaç ve hedeflerini, ülkemizin önceliklerini göz önüne alarak, yapılabilecek iş birliği ve yardım konularını belirlemek, gerekli program ve projeleri hazırlamak TİKA'nın öncelikli görevidir. Ayrıca ekonomik, ticari, teknik, sosyal, kültürel ve eğitim alanlarında iş birliğini projeler vasıtasıyla geliştirmek, bağımsız devlet yapılarını güçlendirmek, pazar ekonomisine geçiş çabalarını desteklemek, TİKA'nın görev ve sorumluluklarındandır. Türkiye dışında Türk Kültür Merkezleri'nin açılması ve bu ülkelerden gelecek öğrencilerin eğitim koordinasyonunun sağlanması da görevleri arasındadır. SSCB'nin Ardından Avrupa Gorbaçov'un 1985 yılında iktidara gelmesiyle başlayan değişim ve gelişmeler Orta ve Doğu Avrupa'da bulunan SSCB'ye bağlı uydu devletleri de etkiledi ve onları sistem değişikliğine yöneltti. Zaten daha önce 1953'te Çekoslovakya ve Doğu Almanya, 1956'da Macaristan ve Polonya SSCB hegemonyasına karşı ilk başkaldıran uydular olmuşlardı. Doğu Avrupa'daki bütün uydu devletler bağımsızlıklarını kazanmak için önce kendi ülkelerindeki komünist partilerin kontrollerinden kurtulma yoluna gitmişler ve genellikle demokratik eylemler ve seçimler yoluyla bunu gerçekleştirmişlerdir. Romanya'da ise demokratikleşmeye karşı direnen Devlet Başkanı Ceausescu (Çavuşesku), halkın yönetime karşı ayaklanması sonucu görevinden uzaklaştırılmıştır. Comecon ve Varşova paktı dağılmıştır. 1991 Doğu Blokunun yıkılması, Soğuk Savaşın sona ermesine neden oldu. Bu da, 1990'lı yılların başlarında dünyada yeni bir durumun ortaya çıkmasına, aynı zamanda güç dengelerinde yeni gelişmelere ve yapılaşmalara yol açtı. SSCB'nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan devletlerden bazıları BDT'yi kurarken Doğu Blokuna dâhil bir çok ülke de NATO'ya ve AB'ye üye oldu.
  • İki Almanya'nın Birleşmesi:
Soğuk Savaş Dönemi'nin Krizlerinden biri de Berlin Yüzünden çıkmış ve bu kriz Almanya'nın ikiye ayrılmasına neden olmuştur. SSCB'nin son dönemlerdeki içeride yaşadığı krizler Doğu Avrupa'daki Sosyalist rejimlerde de sarsıntılara yol açtı. 1989'da Demokratik Almanya, vatandaşlarına ülkeden çıkış izinleri vermeye başladı. Demokratik Almanya'nın üzerinde halk ve Batılı devletlerin baskısı artınca 1989'da Berlin'de Doğu ve Batı Almanya arasında geçişler başladı. 14 Ocak 1990'da Berlin duvarı yıkıldı. 3 Ekim 1990'da iki Almanya birleşti. ( Federal Almanya Başkanı Helmut Kohl'ün çalışmaları etkilidir.)
  1. Avrupa Ekonomik Topluluğundan ( AET ) Avrupa Birliğine ( AB )
1957'de imzalanan ROMA ANTLAŞMASI ile Avrupa Ekonomik Topluluğu adını alan birlik önce malların gümrük vergisi ödemeksizin üye ülkeler arasında serbestçe alınıp satılmasını amaçlıyordu. Bu amaçlanan düşünde gerçekleştirildi. Ancak nihai hedef sadece belli alanlarda değil; ortak tarım, ortak hayvancılık, ortak ulaştırma, ortak dış politika ve güvenlik politikası oluşturmaktı. 7 Şubat 1992'de imzalanan MAASTRİCH ANTLAŞMASI ile birliğin yeni adı, Avrupa Birliği olmuştur. MAASTRİCH ANTLAŞMASI, ( Ekonomik ile ilgili hükümler vardır. ) ile KOPENGHAN KRİTERLERİ, ( Demokrasi ile ilgili hükümler vardır. ) Avrupa Birliğine üye olmak isteyen devletlerin gerçekleştirmek zorunda oldukları iki yaptırımdır. MAASTRİCH KRİTERLERİ Söz konusu kriterler şunlardır:
  • Üyelerin yıllık ortalama enflasyon oranı, en düşük yıllık enflasyona sahip üç üye devletin enfasyon ortalamasını en fazla 1,5 puan geçebilir.
  • Üye devletlerin bütçe açığı oranı, gayri safi yurtiçi hasılalasının (bir ülke sınırları içerisinde belli bir zaman içinde, üretilen tüm mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden değeri.) % 3'ünü aşmaması gerekir.
  • Üye devletlerin kamu borcunun, gayri safi yurtiçi hasılalarının %60'ını geçmemesi gerekir.
  • Her üye devletin uzun vadelifaizoranı, en düşük orana sahip üç üye devletin faiz oranını en fazla 2 puan aşabilir.
  • Üye devletlerin ulusal paraları, Avrupa Döviz Kuru mekanizmasının izin verdiği normal dalgalanma sınırları içinde kalmalıdır.__________________________________________________________________________________________
KOPENHAG KRİTERLERİ 22 Haziran 1993 tarihinde yapılan Kopenhag Zirvesi'nde Avrupa Konseyi, Avrupa Birliğinin genişlemesinin Merkezî Doğu Avrupa Devletlerini kapsayacağını kabul etmiş ve aynı zamanda adaylık için başvuruda bulunan ülkelerin tam üyeliğe kabul edilmeden önce karşılaması gereken kriterleri de belirtmiştir. Bu kriterlere göre aday ülkeler; demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlık hakları ve işleyen bir piyasa ekonomisi alanlarında belirli bir seviyeye gelmiş olmalıdırlar. AB, bu kriterlere uygun gördüğü birçok Doğu Avrupa ülkesini özellikle 2004 yılından sonra tam üyeliğe almıştır. NOT: Avrupa Birliği dünya siyasetinde etkin bir rol oynayamamıştır. Bunun en önemli sebebi ise üye devletlerin kendi ülke menfaatlerini ön planda tutmalarıdır. 1972'de üye sayısı 9 1981'de Yunanistan 1986'da İspanya ve Portekiz 1994'te İsveç, Avusturya ve Finlandiya üye sayısı 15'e çıktı. 2002'de ortak para birimi olarak EURO'yu kullanmaya başlayan Avrupa Birliği'ne üye ülke sayısı günümüzde 27'e ulaşmıştır. (Danimarka ve İngiltere Euro kullanmama ayrıcalığına sahip iki ülkedir.)   NOT: SCHUMAN 1950 _► AKÇT 1951 _► AET 1957 .
5 ■ ~
rji
^tURO
_► AB 1992  
  1. Schuman Planı 1950
  2. AKÇT: Fransa, Federal Almanya, Belçika, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda'nın katılımıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurulmuştur 1951
  3. AET : Roma Antlaşması 1957
  4. AB : 1992'de imzalanan MAASTRİCH ANTLAŞMASI ile birliğin yeni adı, Avrupa Birliği olmuştur
NATO'NUN AVRUPA'DA GENİŞLEMESİ: Doğu Blokunun yıkılmasından sonra kendi başlarına hareket etme özgürlüklerine kavuşan Doğu Avrupa ülkeleri güvenlik arayışı içine girmişlerdir. Bu ülkeler NATO'ya girerek güvenlik sorunlarını çözmekle beraber ABD ve Batılı ülkelerle siyasi ve ekonomik bağlarını güçlendirmeyi amaçlamışlardır. Bu ülkelerin NATO'ya üyeliği Avrupa'nın tarihî bölünmüşlüğünün üstesinden gelmek için büyük bir adım olarak da kabul edilmiştir. NATO eski Doğu Bloku ülkelerinin üyelik isteklerine sıcak yaklaştı. 1999'da "BARIŞ İÇİN ORTAKLIK" ( BİO ) programını yürürlüğe sokarak bu ülkelerin NATO üyeliğine imkan sağladı. Bu doğrultuda; 1999: Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya 2004: Bulgaristan, Romanya, Letonya, Estonya, Litvanya, Slovenya, Slovakya Nato üyeliğine kabul edildiler. 2008: Ukrayna, Gürcistan Nato'ya üyelik başvuruları olumlu karşılandı. Bu iki ülkenin üyelikleri ileri bir tarihte gerçekleştirilmek üzere karar alındı. ( Rusya'nın engellemelerine rağmen ) 2009: Arnavutluk ve Hırvatistan'ın Nato'ya üye oldular.   VETO i Dikkat: Makedonya'nın NATO'ya üyeliğini Yunanistan'ın NATO'ya üyeliğini Türkiye'nin Kıbrıs Rum Yönetiminin Etmesi sebebi ile üye olamamaktadırlar.   TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ 1.Türkiye'nin Avrupa Birliği Serüveni
  1. Ankara Antlaşması ve Katma Protokol
Türkiye'nin AET'nin kurulmasından sonra 1959'da üyelik için yaptığı başvuru ile AB serüveni başlamış oldu. Ancak Türkiye'nin başvurusu, kalkınma düzeyinin tam üyelik için yeterli olmaması nedeniyle başvurusu kabul edilmedi. Avrupalı devletler kapıyı tam olarak da kapatmadılar. Türkiye'nin tam üyelik yolunda eksikliklerini giderinceye kadar geçerli olacak bir antlaşma yapmayı önerdiler. Bu gelişmelere bağlı olarak;
  1. 1963'te Türkiye ile AET arasında ANKARA ANTLAŞMASI yapıldı.
  2. 1970'de Türkiye ile AET arasında KATMA PROTOKOL imzalandı.
Katma Protokol, Türkiye'nin üyelik yolunda üzerine düşen yükümlülüklere yer vermekle birlikte, mali alanda işbirliğinin başlamasını öngörüyordu. Ancak 1970'li yıllarda petrol krizi, ABD ambargosu ve iç sorunlar nedeniyle yükümlülükleri yerine getiremedi aksine "İTHALAT İKAMESİ" ne dayalı politika izledi. 1980'ler... 1980'li yıllar Türkiye'yi AET'den uzaklaştıran iki gelişmeyle başladı:
  1. 12 Eylül 180 Darbesi: 12 Eylül Dönemi Türkiye'yi demokrasiden uzaklaştırdığı gibi AET'den de kopardı. Çünkü AET üyesi ülkeler, askeri yönetimle yönetilen Türkiye'yi üye olarak almalarını beklemek hayalcilik olurdu.
  2. Yunanistan'ın AET'ye tam üye olması ( 1981 ): AET üyelik, üye devletlerin hepsinin evet demesi ile gerçekleşiyor. Sadece bir üye devletin, hayır demesi üyelik başvurusu yapan devletin üyeliğine engel olmaktadır. Yunanistan'ın, Türkiye'ye karşı veto hakkını kullanması sonucunda AET ile Türkiye arasındaki Ankara Antlaşması ile başlayan mali işbirliğine son vermiştir. Katma Protokol ise sadece ticari hükümleri işlemeye devam etmiştir.
Türkiye 12 Eylül Dönemi'nin bittiği 1983'ten sonra demokrasiye yeniden geçme yolunda adımlar atıyorken AET'ye üyelik girişimlerine kaldığı yerden yeniden başladı. 1987'de Türkiye AET üyelik başvurusunu tekrarladı. AET üyelik konusunda 1989'da verdiği cevapta üyelik konusundaki yeterliliği kabul edilmesine rağmen, hemen AET'ye alınmayacağı söyledi. 1990'lar... 1993: AB Kopenhag'ta yaptığı Zirve Toplantısı'nda genişleme kararı aldı. Dağılmış olan Varşova Paktı'na üye Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin birliğe katılımı öngörüldü. Türkiye genişleme kapsamına alınmadı. 1996: Türkiye ile AB ilişkilerinde önemli bir adım atıldı. Türkiye AB ülkeleriyle ticaret sırasında gümrük duvarlarını sıfırlayan Gümrük Birliğini imzaladı. Türkiye'nin AB'ye tam üyelik yolunda ümitleri arttı. Türkiye ile AB arasında 1 Ocak 1996 tarihinde GÜMRÜK BİRLİĞİNE alındı.
İ - 1 i A " .
Türkiye'nin ilk kadın başbakanı ve ilk kadın dışişleri bakanıdır. TANSU ÇİLLER
1997: AB Lüksemburg'da yaptığı zirve toplantısında Türkiye'den AB ile ilişkilerini geliştirebilmesi için bazı şartları yerine getirmesi istendi. Bu şartlar; siyasi ve ekonomik reformların yapılması ve Yunanistan ile olan antlaşmazlıkların çözümlenmesiydi. 1998: Cardiff Zirvesi'nde tam üyeliğe hazırlanma noktasında durumu incelenen ülkeler arasına Türki'ye dahil edildi. 1999: AB Komisyonu Türkiye'yi tam üyeliğe aday ülkeler arasında gösterdi. Aynı yıl Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin adaylığı oy birliği ile kabul edildi. Türkiye nihayet AB'ye aday ülkelerden biri olabilmişti. AB'ye aday olan diğer üye devletlerin yararlandığı kültürel, sosyal ve ekonomik haklardan Türkiye de yararlanabilecekti.   getirilmesi istendi. 2005: AB ile Türkiye arasında tam üyelik müzakereleri başladı. 2013: Hala müzakereler devam ediyor. AB tam üye olamadık...,   Açıkta gıda satışına AB yasağı! Türkiye-AB ilişkilerinin basına yansıması (15.04 2003) Türkiye'nin AB sürecindeki yedi yıllık reform takvimi açıklandı. AB’ye uyum sürecinin en önemli halkalarından biri olan gıda güvenliğinde art arda yayınlanan yönetmeliklerin sonuncusu, piyasada yerleşmiş pek çok alışkanlığı değiştiriyor. 30 Mart 2005 tarihli Resmî Gazete'de yürürlüğe giren ve uygulanma sürecinde işyerlerine 1-3 yıl arasında süre verilen yönetmelik uyarınca açıkta satılan ayran, süt, şalgam, meşrubat ve meyve suyu gibi sıvı gıdaların ambalajlanması ve üzerinde üretim bilgisi olması gerekiyor. (...) Bir Internet haberi. 20 04 2005 Semt pazarları AB’ye giriyor! Pazarcılar, AB müzakereleri çerçevesinde değişime hazırlanıyor. Tarım Bakanlığının çıkardığı yasalara göre, TSE garantisi olmayan hiçbir ürün pazara giremeyecek. Pazarcılara halkla ilişkiler dersleri verilecek. Bu gazete haberi, 07.10.2005 Erkek artık evin reisi değil! Yeni Medeni Kanun’a göre, eşitlik ilkesine aykırı olan “Koca, evlilik birliğinin reisidir." kuralı kaldırılarak evlilik birliğinin yönetiminde ve temsilinde eşlere eşit söz hakkı tanındı. Eşlerin oturacakları evin seçiminden evin giderlerinin karşılanmasına kadar, eskiden erkeğe ait olan karar ve sorumluluklar artık taraflar arasında eşitşekiİde paylaşılıyor. Ayrıca AB uyum yasaları kapsamında Medeni Kanun'da yapılan değişiklikle evlilik yaşı, cinsiyetfarkı gözetilmeksizin 18olarak belirlendi. 22.11.2001 tarihti. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu. Madde 186.188 ve 124 Kanserojen tarım ilacına AB yasağı geldi! Türkiye-AB ilişkilerinin basına yansıması (11.12.2008) t e>İt (jjsecek Çalıyna fiefcarv. sendfcaüra ıfejkr’ yasarın perşembe ofcK&ğmı ı/nuycr YıM 10'luk örgütlenme bâttji kalkacak, syerinde 50+H Çalışma hayatına ÂB standardı geliyor Avrupa Parlamentosu, kanseri tetikleyen ya da genetik yapıyı değiştiren tarım ilaçlarına kısıtlamalar getirilmesini onayladı. Parlamentoda onaylanan düzenlemeye göre, AB'ye üye veya aday ülkelerde tarımsal ilaçlamada kullanılan 20 kadar kimyasal ve biyolojik karışım, kansere yol açtığı ve genetik yapıyı bozduğu gerekçesiyle “yasak madde” listesine alındı. Yasaklanan maddelerin bir bölümü derhâl, bir bölümü ise en geç 10 yıl içinde tamamıyla kı ıllanımdan kaldırılarak ULUSAL AJANS AB Eğitim ve Gençlik Programlarını ülke çapında koordine etmek ve uygulamak, programdan faydalanacak ulusal projeleri değerlendirmek, başvuruları derlemek ve komisyon tarafından seçilecek proje tekliflerinin ön değerlendirmesini yapmak, üye ülkeler ve komisyon ile beraber programı uygulamak ve iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirmek için programa katılan her ülkede Ulusal Ajanslar kurulmuştur. AMAÇ: Ulusal Ajanslar ortak bir Avrupalılık ve Evrensel insani değerler oluşturarak, karşılıklı kültür alışverişi ile bölgesel ve dünya barışına katkı sağlamak için kurulan bir yapının isimleridir.   HAYATBOYU ÖĞRENME PROGRAMI 1 Ulusal Ajans ll Comenius J Erasmus l| Leonardo da Vinci l| Grundtvig l| Çalışma Ziyaretleri Sokrates 2 GENÇLİK PROGRAMI   w AB Gençlik Programı 13-30 yaş û arasındaki gençler için uygulanan • bir Avrupa Birliği [ programıdır. Program, gençlerde aktif vatandaşlık, dayanışma, hoşgörü ve AB bilincini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Etkinlikleri Organize Eden Kuruluş   î Türkiye AB'ne tam üye gibi Hayat Boyu Öğrenme ve Gençlik programını gibi kuruluşların etkinliklerine katılmaktadır. Sokrates: Genel eğitim faaliyetleri. Comenius: Comenius okul eğitimi programı Erasmus:****** Yükseköğretim kurumlarının birbirleri ile işbirliği yapmalarını teşvik etmeye yönelik bir Avrupa Birliği programıdır. Leonardo: Mesleki eğitime yönelik politikalarını desteklemek ve geliştirmek amacıyla kurulmuştur. Grundtvig: Bilginin sürekli yenilenmesi neticesinde oluşan gereksinimleri karşılamak ve yetişkin kişilere yaşamları boyunca bilgi ve niteliklerini geliştirmek için imkanlar sunarak istihdam olanaklarını artırmak ve toplumda meydana gelen değişikliklere uyum sağlamalarını amaçlar. Çalışma Ziyeretleri: 3 ila 5 gün arasında değişen sürelerde gerçekleştirilen toplantı ve kurum/kuruluş ziyaretlerini kapsamaktadır. ÖZET OLARAK
  • Türkiye'nin AET'nin kurulmasından sonra 1959'da üyelik için yaptığı başvuru
  • 1963'te Türkiye ile AET arasında ANKARA ANTLAŞMASI yapıldı.
  • 1970'de Türkiye ile AET arasında KATMA PROTOKOL imzalandı.
  • 1987'de Türkiye AET üyelik başvurusunu tekrarladı.
  • Türkiye ile AB arasında 1 Ocak 1996 tarihinde GÜMRÜK BİRLİĞİNE alındı.
  • 1998: Cardiff Zirvesi'nde tam üyeliğe hazırlanma noktasında durumu incelenen ülkeler arasına Türkiye dahil edildi.
  • 1999: Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin adaylığı oy birliği ile kabul edildi.
  • 2005: AB ile Türkiye arasında tam üyelik müzakereleri başladı.
  • AB alınmadık müzakereler sürüyor.
AB ORGANLARI Avrupa Parlamentosu Avrupa Konseyi Avrupa Birliği Komisyonu Adalet Divanı Avrupa Sayıştay Ekonomik Ve Sosyal Komite AVRUPA PARLAMENTOSU: EH AB'nin YASAMA organıdır.****** Önerilerde bulunur. IH AB üyesi ülkelerden seçimle gelen 732 iki milletvekilinden oluşur. ( 5 yıllığına seçilir) milletvekili sayısı üye devletlerin nüfuslarına oranla seçilir. Bir üye devlet en az beş en fazla 99 milletvekili tarafından temsil edilir. IH Strazburg'da toplanılır. ( Her ayın bir haftası genel kurul toplantılarına ayrılır.) IH Parlemento, aynı zamanda Avrupa Komisyonunun üyelerinin atamalarını onaylama ve görevden alma yetkisine sahip denetim organıdır. Parlemento, Avrupa Komisyonuna ve Konseye sözlü ve yazılı sorular yöneltir. AVRUPA KONSEYİ EH Avrupa Parlementosu ile birlikte yasama yetkisini kullanır ve KARAR organıdır. Üye ülke devletlerin devlet ve hükümet başkanlarının katılımı ile yılda en az iki defa toplanır. EH Merkezi Brüksel Birliği şekillendiren, yöneten ve dış politikasını belirleyen organdır. Konsey başkanlığı her üye devlet 6 aylığına başkanlık yapacak şekildedir. AVRUPA BİRLİĞİ KOMİSYONU Avrupa Birliğinin YÜRÜTME organıdır. Komisyonda her devleti bir üye temsil eder. Birliğin politikalarının tasarlayıcısı ve koordinatörüdür. ADALET DİVANI AB'nin nihai en yüksek YARGI organıdır. Her üye ülkeden bir hakim olmak üzere hakim ve savcılardan oluşur. IH Lüksemburg Em Kararları kesin ve bağlayıcıdır. SAYIŞTAY DENETLEME Organıdır. Em Üye devletleri temsil eden birer kişiden oluşur. AB'nin ve birliğe bağlı kuruluşların bütçelerini ve harcamalarını denetler EKONOMİK VE SOSYAL KOMİTE Komite, ekonomik ve sosyal hayatın çeşitli kesimleri; çiftçiler, taşımacılar, işçiler, küçük esnaf ve zanaatkarlar, serbest meslek sahipleri ve kamu yararına çalışan küçük ve orta ölçekli işletmelerin temsilcileri ile tüketiciler, çevreciler ve dernek temsilcilerinden oluşur. YENİ OLUŞUMLAR SÜRECİNDE BALKANLAR
  1. YUGOSLAVYA SOSYALİST FEDERAL CUMHURİYETİNİN DAĞILMASI
  2. Dünya Savaşı sonunda imzalanan barış antlaşmaları balkan ülkelerinde "AZINLIKLAR" meselesi ve toprak anlaşmazlıklarını çıkardı.
1919 Paris Antlaşması ile ( SIRP - HIRVAT - SLOVEN ) krallıkla yönetilen YUGOSLAVYA devleti kuruldu. ( YUGOSLAVYA KRALLIĞI ) Aynı etnik kökenden gelmelerine rağmen bu toplular arasında siyasi, sosyal, ekonomik, dini ve kültürel farklılıklar bu gruplar arasında sürekli çatışmalar ve antlaşmazlıkların yaşanmasına neden olmaktadır. Örnek olarak;
  1. Sloven ve Hırvatların bulunduğu bölge sanayileşmiş bir bölge olmasına rağmen, Sırplara ait olan yerlerde ekonominin gelişmemiş olması.
  2. Hırvat ve Slovenler Katolik olmasına rağmen Sırplar Ortadoks'tur.
  3. Hırvatlar Latin alfabesi kullanırken, Slovenler ise Slovenceyi ve Sıplar ise Kril alfabesini
kullanıyorlar.
  1. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın Yugoslavya'yı ele geçirmesi ile NAZİ yanlısı ayrılıkçı BÜYÜK HIRVATİSTAN devleti kuruldu. Nazi yanlısı Hırvatlar ile ( Ustaşa ) ile Alman işgaline karşı koyan Sırplar(Çentik ) arasında çatışmalar başladı. ( Bu gruplar arasında etnik temizlik hareketi yapılmaktadır. )
TİTO'nun önderliğinde örgütlenen Komünist Partizanlar Nazilere karşı başlattıkları direnişle Yugoslavya'yı Nazi işgalinden kurtardılar. 1945 yılında yapılan seçimleri kazanan Tito, Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti'ni kurarak ülkede Monarşi yönetimine son verdi.
Slovenya***** Hırvatistan***** Bosna-Hersek***** Karadağ ***** Sırbistan****** Makedonya***** ile Voyvodino ve Kosova Özerk bölgelerinden oluşturuldu.
Tito Yugoslavya'da egemen ulus anlayışının ??????? engellenmesi amacıyla siyasi yapı "FEDERALİZM" olarak belirlendi. YUGOSLAVYA ( TİTO ) FEDERAL DEVLET Federal devlette insanlar hem ulusal hem bölgesel         yonetimin vatandaşıdırlar. Büyük sorunlarin çözümü için federal yönetime, diger sorunlari için ise federe yani bölgesel yönetime başvururlar. Tito'nun oluşturduğu Federe devlet anlayışı, Yugoslavya'yı oluşturan etnik gruplardan biri olan Sırpları rahatsız etti. Ancak Tito'nun bulunduğu dönemlerde çok fazla sorun çıkmadı. Bir Hatırlatma: Tito yönetimi dış politikada Sovyet hegemonyasına karşı duruşu ile SSCB'den uzaklaşırken Batılı devletlere ve ABD'ye yakınlaştı. Hatta ABD, Yugoslavya'ya askeri, mali vb yardımlarda bulundu. Bu gelişmeler üzerine Yugoslavya'nın Cominform'dan çıkarılmasına neden oldu. ( Bağlantısızlar Grubunda yer aldı. ) 1974 Anayasası ile Tito ömür boyu devlet başkanı seçildi. Aynı zamanda bu anayasa ile ulusların her birinin "Ayrılma hakkı da dahil olmak üzere kendi kaderini tayin hakkından" bahsedildi. Diğer federe cumhuriyetlere tanınan haklar Kosova ve Voyvodino özerk bölgelerine de verilmesi Yugoslavya'da nüfusun çoğunluğunu oluşturan Sırpları rahatsız etti. Tito'nun 1980'de ölümünden sonra Yugoslavya'yı oluşturan 6 federe cumhuriyetin Cumhurbaşkanların devleti dönüşümlü yönetmesiyle bir süre daha istikrar korunduysa'da zamanla 1974 Anayasasının da verdiği yetkilerle Federasyonu oluşturan cumhuriyetler ekonomik ve siyasi alanda merkezden neredeyse bağımsız davranmaya başladılar. Bir de Yugoslavya'da enflasyon'un % 120'ye kısa süre sonra % 250 yükselmesi dış borcun 20.000.000 dolara yaklaşması işsizliğin % 13'e çıkması cumhuriyetler arasında ekonomik farklılıklar aşırı milliyetçilerin harekete geçmesi için uygun şartları hazırladı. Ve Yugoslavya'nın parçalanma süreci başladı. Parçalanma 1987'de aşırı Sırp milliyetçisi SLOBODAN MİLOSEVİÇ bir darbe ile Sırbistan'ın başına geçti. Sırplar çok geçmeden Voyvodino, Karadağ, Kosovadaki yerel hükümetleri yıktılar. Buna tepki olarak 1990 Solovenya daha sonra da Hırvatistan bağımsızlığını ilan etti. Yugoslavya federal hükümeti Slovenya ve Hırvatların elindeki silahları istedi bu istek reddedilince 1 Mart 1991'de Hırvat - Sırp çatışması başladı. Böylece Yugoslavya'da iç savaş başlamış oldu. Daha sonra Makedonya ve Bosna- Hersek bağımsızlığını ilan etti. Yugoslavyayı oluşturan 6 Cumhuriyetten dördü ( Slovenya, Hırvatistan, Makedonya ve Bosna- Hersek ) ayrılmış oldu. BM, Yugoslanya krizinin çözümünde etkin rol oynamadı. Yalnızca BM güvenlik konseyi 1991 kararı ile Yugoslavya'ya silah satışını yasakladı ve kurulan BM barış gücü bölgede faaliyetlerine başladı. ABD, Fransa ve İngiltere bu ülkenin toprak bütünlüğünü savundu. Almanya ise dini ve kültürel bağların etkisi ile Slovenya ve Hırvatistan'ın bağımsızlığını tanıdı. Bosna- Hersek'i tanımadılar. BOSNA- HERSEK'İN BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ Bosna - Hersek Cumhuriyeti Sırp, Hırvat ve Boşnakların birlikte yaşaması nedeniyle "Küçük Yugoslavya" olarak anılmaktaydı. Bosna - Hersek bağımsızlığını ilan ettikten sonra Sırbistan Bosna'ya asker gönderirken bir yandan da Bosna'daki Sırp milisleri silahlandırarak acımasız bir savaş başlattı. Sırplar kısa sürede Bosna'nın üçte ikisini ele geçirdiler. ( 1992 ) Ayrıca Hırvatlar ve Bosnalılar arasında da savaş başladı bu durum sırpların işini kolaylaştırdı. Peki neden Bosna - Hersek'te savaş yaşanıyor ?????? Peki Sırpların bosnadaki Nüfus durumu nedir ??????   Bosna’nın nüfus yapısı (%) Bosna-Hersek’teki yer altı zenginlikleri Demir Maden kömürü Boksit Asbest   Kaya tuzu 8 Boşnak Hırvat ■ Sırp ■ Diğer Mart 1994 yılında WASHİNGTON'da düzenlenen bir törenle Boşnak - Hırvat federasyonu kurulmasına ilişkin bir antlaşma imzalandı ve Boşnak - Hırvat savaşı sona erdi. Sırplar 1995 Bosna'da SREBRENİTZA'YI işgal ederek büyük katliamlara girişti. Bu gelişme üzerine NATO hava kuvvetleri Sırp hedeflerini bombaladı. Sırplar, saraybosna'dan çekilerek ateşkes istediler. Bosna Savaşı, Slobodan Miloseviç ( Sırp ) Franyo Tucman ( Hırvatistan Cumhurbaşkanı ) ALİYA İZZETBEGOVİÇ ( Bosna - Hersek Cumhurbaşkanı ) Arasında imzalanan DAYTON ANTLAŞMASI İLE 14 ARALIK 1995'TE SONA ERDİ. Soldan sağa:Slobodan MHoşeviç, Aliya İzzetbegoviç ve Franyo Tucman Dayton Antlaşması'nı imza töreninde (14 Aralık 1995). Bosna-Hersek Devleti'nin yapısı bu antlaşmayla belirlendi. Antlaşmanın eki olan ülke anayasası gereğince Bosna-Hersek'in %51'i, Boşnaklar ile Hırvatların kontrolünde olan "Bosna ve Hersek Federasyonu"na, %49'u ise Sırpların kontrolündeki "Sırp Cumhuriyeti" olmak üzere iki entiteden (devletçikten) ve bir küçük özerk bölgeden oluşan bir devlet hâline geldi. Savaş sonrasında eski Yugoslavya için oluşturulan Uluslararası Ceza Mahkemesi, hem Sırpların hem de Hırvatların, ele geçirdikleri bölgelerde etnik temizlik yaptığını ifade etmiştir. 1992-1995 yılları arasındaki bu olaylarda uluslararası Kızılhaç Örgütünün verilerine göre Bosna Hersek'te 35.000'i çocuk toplam 312.000 kişi hayatını kaybetmiş ve 2 milyon Boşnak evini terk etmek zorunda kalmıştır. Yugoslavya'nın parçalanmasından sonra kurulan cumhuriyetler, güvenlik arayışı, siyasi ve ekonomik sebepler çerçevesinde uluslararası oluşumlara katılmak istemiştir. Ekonomik açıdan diğer cumhuriyetlere göre ileri seviyede olan Hırvatistan ve Slovenya AB'ye üye olmuştur. NATO'nun genişleme süreci konusunda belirtildiği gibi Slovenya 2004'te üye olurken Hırvatistan 2009'da üye olma hakkı kazanmış, Makedonya ise Yunanistan'ın vetosundan dolayı NATO'ya girememiştir.   Önemli Bilgiler
  1. ALİYA
  İç sâvaş sırasında Boşnakların liderliğe ni yapan Izzetbegoviç Bosna ■ Hersek m bağımsızlığım kazanmasında en büyük « payın sahibi oldu 2000 yılına kadar Bos*
  • na * Hersek Devlet Başkanlığı görevini • \ yürüten Aftya Izzetbegoviç 2003 te vefat \ ’ etti *
  İZZETBAGOVİÇ ( BİLGE LİDER )
  1. MAVİ KELEBEĞİN İZİNDEN
MAVİ KELEBEĞİN İZİNDE ^ İnsanlık ve savaş suçlannın işlendiği bu savaş sırasında katliamları saklamak isteyen savaş suçluları, onlarca kilometre uzaklarda yeşillendirilerek gizlemek istedikleri toplu mezarlar oluşturdular. Bu mezarlar, normalden derin kazılarak mezar içine bırakılan metal parçalarile manyetik değişkenlik taraması yapılması (uydu resimleri vs) engellenmek suretiyle gizlenmek istendi. Bölgede inceleme yapan uzmanların toplu mezarların üzerinde yetişen yaban çiçeği Artemis ve bu çiçekten beslenen mavi kelebeklerin nüfusunda bir artış gözlemlemeleriyle bu güne kadar 370’ten fazla toplu mezar tespit edildi. Bosna Hersek'te mavi kelebeğin izinde her geçen gün yeni toplu mezarlar açığa çıkmaktadır.7 Bir gazete haberi, 11.07.2008   Tuyıilnryi rar Pı^lıniiıylt Kurulan CumrtftyiOif I                                                I                          I                           4                         4                       I m                                                                                                                                                  t          tp                  g                    x                    x  
  1. Arnavutluk'ta Demokratikleşme Süreci
1912 yılında I. Balkan Savaşının ardından bağımsız oldular.
  1. Dünya Savaşı sırasında İtalyanlar tarafından işgal edilen Arnavutluk Enver Hoca liderliğinde İtalya ve Almanlara karşı mücadele verdi.
Savaş sonunda Komünist parti yönetimine girdi. Başlangıçta SSCB ile iyi ilişkiler kuran Enver Hoca 1961 yılında SSCB'den uzaklaştı. Veeeee Avrupa'da yalnız kaldı. *******Çjn'jn Adriyatik Denizi kıyısında kendisini bir üs verilmesi karşılığında Arnavutluğa yardım etmeye başladı. Bu gelişme Arnavutluğu Çin'e yaklaştırdı. 1985 yılında Enver Hoca'nın ölümü ile RAMİZ ALİA Arnavutluğun başına geldi. Ramiz Alia dışa kapalı politikayı kısa süre devam ettirdi ancak bu politikadan vazgeçerek dış ülkeler ile iyi ilişkiler kurmaya başladı. Hükümet ekonomide liberalleşmeyi kabul etti. Arnavutlukta 1992 yılında ilk kez çok partili seçimler yapılarak demokrasiye geçiş sağlandı. Böylece Sosyalist parti iktidarına son verilmiştir. KÖRFEZ SAVAŞLARI
  1. KÖRFEZ SAVAŞI 1991
Irak kendisini zarara uğrattığı iddiasıyla KUVEYT'ten 24 Milyar dolar talep etti. ??????? Talep reddedilince 2 Ağustos 1990'da Kuveyt topraklarını işgal ederek bu ülkeyi topraklarına kattığını açıkladı. Bu işgalle Irak, Basra Körfezi’nin doğusunu ve Kuveyt’teki zengin petrol yataklarını ele geçirerek bölgede daha etkili olmayı amaçlıyordu. Bu durum Orta Doğu’nun statüsünde ve güç dengelerinde önemli değişmelere yol açarak tehlikeli bir durumun ortaya çıkmasına neden oldu. Dünya petrol rezervinin yüzde 60’ından fazlasının bulunduğu hesaplanan Orta Doğu’daki bu statü değişimi, özellikle başta ABD olmak üzere, Batılı devletlerin çıkarlarıyla da yakından ilgiliydi. Kuveyt’in işgali Irak’ı kendileri için bir tehdit unsuru olarak gören İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere   Körfez Krizi olarak da adlandırılan bu işgal karşısında BM Güvenlik Konseyi, Irak'ın Kuveyt'ten geri çekilmesini istedi. BM 15 Ocak 1991'e kadar süre tanıdı, aksi halde karşı güç kullanılacağını açıkladı. Irak'ın Kuveyt'ten geri çekilmeme ihtimaline karşı ABD öncülüğünde 27 devlet Suudi Arabistan'a yığınak yapmıştır. BM verdiği süre dolmasına rağmen Irak işgal ettiği yerlerden çekilmeyince, Koalisyon güçleri ( ABD ve diğerleri ) hava saldırısı başlattı sonrasında ise kara harekatı başlatıldı. Irak 1991'de ateşkes istediği üzerine Koalisyon güçleri Kara harekatını durdurdular. BMGK'yi Irak, Kuveyt'in işgal öncesi sınırlarını tanımasını ve Irak'ın NBC silahlardan arındırılması kararını aldı. Ekonomik ambargonun kaldırılması da bu şartların yerine getirilmesine bağlandı. BM, Irak hükümetine 36. Parelelin kuzeyi ile 32. Parelenin güneyine uçak ve ağır silah geçirmeme yükümlülüğünü kabul ettirdiler. Not: Irak'ın 36 parelelin kuzeyini kontrol altında tutmak ve ırak'ı kontrol etmek üzere uluslararası "ÇEVİK GÜÇ" kuruldu. Merkezi Adana incirlik üssü oldu.  
  1. Körfez Savaşı sonunda Irak
  1998'te Irak bombalandı sebebi ise Irak Devletinin Denetçilerin işlerini zorlaştırması oldu. ??????????
  1. KÖRFEZ SAVAŞI 2003
BM, silah denetçilerinin Irak'a geri dönmesini Bağdat yönetiminin kabul etmemesi üzerine ABD, İngiltere, İspanya BMGK başvurarak Irak'a karşı güç kullanılmasını istediler. Ancak bu istek kabul edilmedi. Bu gelişmeler üzerine ABD bölgeye asker sevk etti ve İngiltere ile birlikte Irak'a saldırdı. ( 2003 ) Irak saldırıya karşı çok fazla direniş gösteremedi, 2003 yılında teslim oldu. Saddam Hüseyin idam edildi. 2003 yılında Geçici Irak Yönetimi Konseyi kuruldu. 2005 yılında yapılan seçimlerle TALABANİ ırak Cumhurbaşkanı seçildi.  
  1. Filistin sorunu ve Barış Görüşmeleri
1974 yılında BM, Filistin halkının tek temsilcisi olarak FKÖ tanıdı. FKÖ davasını yürütebilmek için İNTİFADA ( Ayaklanma ) başlattı. 14 Kasım 1988'de Filistin Devleti kuruldu. ( Yaser Arafat Başkanlığı seçildi )
Görüşmeler Tarih İçerik
Madrid Konferansı 1991 İsrail ile Filistin ilk kez yüzyüze görüştü.
Oslo Görüşmeleri 1993 FKÖ İsrail'i, İsrail'de FKÖ'yü Filistin halkının temsilcisi olarak tanıdı.
Anna Polis Toplantısı 2007 İsrail ile Filistin arasında iki devletli çözüm esasına dayanan barış görüşmeleri başlamıştır.
Halen Filistin sorunu Orta Doğu'da çözüm bekleyen sorunların arasındadır. ORTA DOĞU'DA SU SORUNU XIX. yüzyılın sonlarında, Orta Doğu'da devletler arasındaki ilişkileri, güvenliği ve barışı etkileyen önemli etkenlerden biri de "SU SORUNU" dur. Bu sorun, su kaynaklarına sahip olma ya da bunlardan daha çok yararlanma amacıyla yapılan girişimlerden dolayı ortaya çıkmıştır. Şeria Nehri : Ürdün, İsrail, Suriye                                 SORUNLARA    NEDEN   OLMAKTADIR. Orta Doğu'nun başlıca su kaynakları: Dicle, Fırat, Asi, Şeria ve Nil nehirleridir. Bu nehirlerin kaynaklarının ve denizlere döküldükleri yerlerin farklı ülkelerin topraklarında bulunmasından dolayı devletler arasında suyun paylaşılması ile ilgili gittikçe büyüyen sorunlara sebep olmuştur. Nil Nehri: Mısır, Sudan ve Etiyopya Asi Nehri : Lübnan, Suriye ve Türkiye Fırat ve Dicle: Türkiye, Suriye ve Irak ASİ NEHRİ: Asi Nehri, Lübnan'dan doğmakta, Suriye'den geçip Türkiye'den Akdeniz'e dökülmektedir. Bu nehir üzerinde Lübnan ve Suriye barajlar inşa etmiştir. Özellikle yaz aylarında Lübnan ve Suriye'nin yoğun sulama faaliyetlerinde bulunması Türkiye'nin, nehrin sularından yeteri kadar istifade etmesini engellerken Türkiye ve Suriye arasında da sorun oluşturdu. Suriye, Türkiye'nin nehir sularının paylaşımı ve su tasarrufu konularında yaptığı anlaşma girişimlerine karşılık vermeyerek anlaşmanın yapılmasını engellemektedir. Türkiye 1965 yılında Keban projesinden dolayı FIRAT ve DİCLE'nin su kullanımı ile ilgili Suriye - Irak ve Türkiye arasında yapılacak toplantıya ASİ nehrini de katmak isteyince toplantı gerçekleştirilemedi. 1970'li yılların başlarından itibaren Türkiye'nin GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi)'ı uygulamak üzere çalışmalara başlaması, Dicle ve Fırat nehirlerinden yararlanan Suriye ve Irak tarafından tepkiyle karşılandı. Bu iki devlet, diğer Arap devletlerinden bazılarını da yanına alarak Türkiye'nin bu projesini engellemek için çalışmalar yaptı. Dünya Bankasının proje kapsamındaki kredilerinin kesilmesine neden olan bu girişimler, projeyi Türkiye'nin kendi kaynakları ile gerçekleştirmesi gerekliliğini ortaya çıkardı. Türkiye, Atatürk Barajı'nda 13 Ocak 1990'dan itibaren su tutmaya başlayacağını ve bir ay süreyle Fırat Nehri'nin sularının akışını durduracağını açıkladı. Bu gelişme Suriye ve Irak başta olmak üzere Arap devletlerinin sert tepkisi ile karşılandı. Böylece Dicle ve Fırat'ın sularının kullanımı ve paylaşılmasından doğan "su sorunu" açıkça ortaya çıktı. Dicle ve Fırat üzerindeki egemenlik haklarından taviz vermeyeceğini vurgulayan Türkiye, sorunun barışçı yollarla çözülmesine çalıştı. Türkiye 1987'de Şam'da imzalanan "Ekonomik İş Birliği Protokolü" çerçevesinde Türkiye, Fırat Nehri'nden, Suriye'ye saniyede 500 metreküp su bırakmayı kabul etti. Ayrıca Fırat ve Dicle'nin suyunu Arap Yarımadası'na kadar akıtacak "Barış Suyu Projesi"ni ortaya attı. Suriye'nin anlaşmaz tavırlarından dolayı bu proje gerçekleştirilemedi. Türkiye, projeler yoluyla suyun daha verimli kullanılmasını önerirken Suriye'nin Fırat ve Dicle için paylaşım tezi sunması sorunun çözümünü engellemektedir. Küreselleşme Dönemi Dünyadaki Gelişmeler
  1. Nano Teknoloji : Nanometre; metrenin milyarda biri ölçüsünde bir uzunluğu temsil eder. Bu büyüklükte cihazlar üretilmeye başlandı.
  2. Klonlama : Hücreyi aynı şekilde kopyalamadır. Dünya'nın ilk kopya koyunu DOLLY ( 1996 )
  3. Chiplerin üretimi: Bir kütüphane dolusu kitabı küçük bir chip'in içine yerleştirmek mümkün olmuştur.
Türkiye'de ise ilk koyun kopyalama 2007 yılında olmuştur. OYALI
  1. İnternet: 1990 yılından itibaren Dünya'da internet kullanımı yaygınlaşmıştır.
  2. Depolama Aygıtları: CD
DVD BLUE RAY
  1. Mars : 2008 yılında ilk defa Anka Kuşu ( Phoenix ) adlı araç Marsa gönderilmiştir.
  2. İletişim : Anlık iletişim çok hızlı kurulmaya başlanmış, Dünya'nın küçük bir köy'e dönüşmesi yaşanmıştır.
KÜRESELLEŞEN DÜNYADA TÜRK DIŞ POLİTİKASI
  • RUSYA FEDERASYONU:
Rusya'nın Hazar petrolleri ve Orta Asya'nın zengin enerji kaynakları üzerindeki etkisini azaltmak isteyen Batılı Devletler, Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye üzerinden bir enerji koridoru oluşturma politikası izlemiştir. Böylece Türkiye'nin bölgedeki önemi daha da artmıştır. 2000'li yıllara girilirken Türkiye-Rusya ilişkileri hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır. Türkiye inşaat sektörü ve tüketim malları konusunda Rusya pazarında eksikliği giderirken Rusya da Türkiye'nin doğal gaz başta olmak üzere enerji ihtiyacını karşılamak, silah sanayini geliştirmek konusunda fırsatlar sunmaktadır. Şu anda Rusya, Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülke hâline gelmiştir. Bu konuda Rus doğal gazını Karadeniz'in altından döşenen bir boru hattıyla Samsun'a ulaştıran MAVİ AKIM PROJESİ bir dönüm noktası olmuştur.  
  • Kafkasya:
SSCB'nin dağılması, Kafkaslarda Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan devletlerinin kurulmasını sağlarken bölgedeki etnik çatışmalar var olan istikrarı bozmuştur. Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı, boru hattı projeleri içinde ilk defa gündeme gelmiş ve yapımına 2002'de başlanmıştır. 2005'te tamamlanan hat, faaliyete geçerek Azeri petrolünü taşımaktadır. Türkmenistan doğal gazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyacak olan TRANS-HAZAR Boru hattı ( THB ) projesi için müzakerelerde sona gelinmiştir.********* Türkiye, Ermenistan'ı tanıyan ilk ülkelerden biri olmuştur. Türkiye kuruluşunda öncü olduğu Karadeniz Ekonomik İş Birliği Teşkilatına (KEİ) Ermenistan'ı üye olarak davet ederek Kafkaslardaki çok yönlü politikasına uygun olarak iyi ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Ancak Türkiye, 1915 olaylarını sürekli gündemde tutması ve işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmemesi nedeniyle Ermenistan'la kara sınırını kapatmış ve kısmi ambargo uygulamaktadır. Karadeniz Ekonomik İş Birliği Teşkilatı Türkiye'nin girişimi ile 19 Aralık 1990'da Ankara'da yapılan toplantıyla temelleri atılan Karadeniz Ekonomik İş Birliği Teşkilatı (KEİ) Anlaşması, 25 Haziran 1992 tarihinde İstanbul'da düzenlenen Zirve Toplantısı'nda imzalanarak resmen işlerlik kazanmıştır. KEİ'nin temel amacı üye devletlerin coğrafi yakınlıklarından ve ekonomilerinin birbirlerini tamamlayıcı özelliklerinden yararlanılarak ticari, ekonomik, bilimsel ve teknolojik iş birliğini geliştirmeleri ve Karadeniz'in bir barış, iş birliği ve refah bölgesi hâline gelmesini sağlamaktır. KEİ, hükümetler dışında parlamenterler, özel sektörler ve belediyeler arasında iş birliği yapılması için çalışmalar yapmaktadır. Sürekli İstanbul'da bulunan KEİ Uluslararası Daimi Sekreteryası kurulmuştur. KEİ'nin finansal birimi, Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankasıdır.
  • Orta Asya Cumhuriyetleri :
  • Orta Doğu :
  • 1990 I. Körfez Savaşı
  • Su sorunu
  • Terör sorunu
  • 2000 yıllarda İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarını Türkiye'nin "DEVLET TERÖRÜ" olarak nitelendirmesi ve İsrail'in Kuzey Irak'taki oluşumu desteklemesi İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkileri bozmuştur.,
  • Balkanlar :
Balkanlar'daki devletlerin genelde Varşova Paktına üye olması Türkiye'nin bu ülkelerle siyasi, kültürel ve ekonomik ilişkiler kurmasına engel olmuştu. Varşova Paktının dağılmasından sonra Türkiye Balkanlar'da oldukça aktif bir politika izlemiştir. Yugoslavya'nın dağılması ile birlikte Türk ve Müslüman halkların da yaşadığı bu topraklar, Türkiye'nin dış politikasında önemli yer edinmiştir. Özellikle; Bosna- Hersek'teki iç savaş sırasında Müslüman Boşnaklara uygulanan insanlık dışı muameleler Türkiye'de büyük tepkilere yol açmıştır. Türkiye, Makedonya, Arnavutluk ve Kosova'daki |ETNİK| temelli siyasi sıkıntılarla yakından ilgilenmiş ve bu doğrultuda uluslararası kuruşlarla birlikte çalışmıştır. 1990'lardan sonra Bulgaristan ve Romanya ile kurulan iyi dostluk ilişkilerinin de etkisiyle Balkanlar'da en etkili devletlerden biri olmuştur.
  • Türkiye Boşnaklara yönelik saldırıların durdurulması için BM, NATO, Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT), İKÖ ve Avrupa Konseyi gibi tüm uluslararası örgütler nezdinde girişimlerde bulunmuştur.
  • Türkiye, NATO'nun Kosova harekâtında aktif olarak rol almış ve sonrasında Kosova'ya gönderilen
barış gücüne katkı sağlamıştır. 17 Şubat 2008'de bağımsızlığını ilan eden Kosova'yı ilk tanıyan ülkelerden birisi Türkiye'dir.
  • Yugoslavya'nın dağılma sürecinde bağımsızlık mücadelesi veren Makedonya, Yunanistan'ın
baskısıyla karşılaştı ve bünyesindeki Arnavut azınlıklarla ilgili sorunlar yaşadı. Türkiye bu dönemde Makedonya'nın bağımsızlığını tanımış, toprak bütünlüğünün korunmasında önemli rol oynamıştır.
  • Arnavutluk'ta 1990'da başlayan dışa açılma politikası Türkiye tarafından desteklenmiş, Arnavut
askerleri Türkiye'de eğitilmiştir. Ayrıca Arnavutluk'ta meydana gelen toplumsal olayları yatıştırmak için oluşturulan uluslararası barış gücüne Türkiye de katılmıştır. Önemli Önemli Önemli Bulgaristan ile ilişkiler 1980 yılların başında Bulgaristan Cumhurbaşkanı TODOR JİVKOV'un uygulamaya koyduğu proje kapsamında ülkedeki Türk azınlığa karşı asimilasyon politikası başladı. 1980-1990 arasında Bulgaristan'da sayıları 1,5 milyonu bulan ve ülke nüfusunun % 15'ini teşkil eden Türk azınlığın, isimlerini zorla değiştirmek yoluyla Bulgarlaştırmaya (asimilasyon) tabi tutulması Bulgaristan'la ilişkilerimizde önemli bir sorun olmuştur. Zorla isim değiştirmenin yanında, Bulgar hükümeti; Türkçe konuşulmasını yasaklamış, camileri kapatmış, Türklerin arazi ve evlerine el koymuştur. Bu yasaklara uymayanları cezalandırmak için sürgün kampları oluşturmuş ve çok sayıda soydaşımız hayatını kaybetmiştir. 1985 şubatında, Türkiye'nin yapılanlara tepki göstermesi üzerine Bulgaristan, isimleri değiştirilen kişilerin Türk değil "Müslüman Bulgar" oldukları cevabını vermiştir. Bunun üzerine Türkiye, sorunu uluslararası platformlara taşımıştır. Helsinki İzleme Komitesi, Milletlerarası Af Örgütü, Avrupa Konseyi ve   İslam Konferansı Örgütü'nün konu ile yakından ilgilenmeleri sağlanmıştır. Uluslararası örgütlerden gelen tepkilere ve Türkiye'nin verdiği notaya rağmen Bulgaristan uygulamalarından vazgeçmedi.
  • haziranında Türkiye soydaşlarımızı kabule hazır olduğunu açıklayınca 300 bin soydaşımız Türkiye'ye göç etti. Ailelerin bazı fertleri hapiste veya sürgün kamplarında kaldı. İlişkilerdeki bu gergin durum Kasım 1989'da, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Jivkov'un iktidarı kaybetmesine kadar devam etti. Yeni Devlet
Başkanı MLADENOV'UN soydaşlarımıza yönelik bu uygulamalardan vazgeçildiğini açıklamasıyla sorun çözülmüş oldu. Yunanistan ile ilişkiler
  • ve sonrasında Türk-Yunan ilişkilerini etkileyen çok sayıda sorunla karşılaşmıştır. Bu sorunları şu başlık altında toplaya biliriz.
  • ) Türkiye'nin AB üyeliği Başvurusu:
Türkiye'nin vetoyu kaldırmasıyla 1980'de NATO'ya geri dönebilen Yunanistan, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini veto etti ve bu politikasını günümüze dek devam ettirmiştir.
  • ) Yunanistan'ın Teröre Destek Olması:
Türkiye'nin topraklarında 1984'te saldırılara başlayan bölücü terör örgütünü destekleyen ülkelerden biri de Yunanistan olmuştur. Teröristlerin eğitilmesi için ülkesinde kapmalar kurması iki ülke arasında sorunların artmasına neden olmuştur.
  • ) Kardak Krizi:
1996 Ocak ayında Ege Denizi'ndeki Kardak Kayalıkları iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir. Sorun Yunanlıların Kardak Kayalıklarına Yunanistan bayrağını dikmesi ve asker çıkarmasıyla başladı. ABD'nin devreye girmesi ve Türkiye'nin dik tutumu sayesinde Yunanistan geri adım atmak zorunda kaldı. 4 ) Batı Trakya Türkleri: Türkiye ile Yunanistan arasında uzun yıllardır devam eden Batı Trakya sorunu bu dönemde de devam etmiştir. Yunanistan Batı Trakya'da yaşayanlar "Türk değil Müslüman azınlıktır." Tezini savunmaya devam 183 etmiş ve Türklerin eğitim, kültür, siyaset, ibadet vb. alanlardaki sorunları çözülememiştir. 26 Ocak 1990'da Batı Trakya Türkleri liderlerinden DR. SADIK AHMET'İN "Türk" kelimesini kullanması yüzünden yargılanıp cezalandırılması Türkler tarafından protesto edildi. Batı Trakya'da özellikle Rodop'ta Türklere yönelik saldırılar sonucunda gelişen olaylar üzerine Yunanistan ve Türkiye karşılıklı olarak büyükelçilerini geri çekmiştir. Yunanistan'da 1990 seçimlerinde Sadık Ahmet ve Ahmet Faikoğlu'nun bağımsız milletvekili olarak seçilmesi üzerine yeni bir seçim yasası çıkarıldı. Yeni seçim yasası, bağımsız adayların bile seçilebilmek için toplam geçerli oyların yüzde 3'ünü almaları hükmünü getiriyordu. Türklerin yaşadığı bölgede kayıtlı seçmenlerin tamamının bu oranın altında olması, Türklerin bağımsız siyaset yapmalarını imkânsız kılıyordu. 1995'te Sadık Ahmet'in bir trafik kazasında ölmesi, siyasi hak talep etme sürecini yavaşlatmakla birlikte Batı Trakya sorunu uluslararası gündeme yerleşti. İnsan haklarıyla ilgili uluslararası kuruluşların yoğun baskısı ile 1995'ten sonra Yunanistan'ın azınlık politikasında önemli değişiklikler görüldü. 5 ) Kıbrıs Sorunu: Türkiye ile Yunanistan arasında uzun yıllardır devam eden "Kıbrıs sorunu" bu dönemde de en önemli sorunlardan biri olmaya devam etmiştir. Türkiye, Kıbrıs'ta iki toplumun da eşit haklara sahip olduğu bir cumhuriyet yönetiminin sorunu çözeceği tezini savunmaktadır. GKRY'nin AB'ye girmesi sonucunda Kıbrıs meselesi Türkiye - AB sorununa dönüştü. Kıbrıs Sorunu'na yeni çözüm yollarının arandığı 2000'li yılların konuyla ilgili en önemli gelişme ise, BM Genel Sekreteri KOFİ ANNAN'ın hazırladığı plan oldu. Annan Planı; Kıbrıs'ta tek bir yönetimin oluşturulması, devlet başkanlığının Türk ve Rumlar arasında dönüşümlü olarak sürdürülmesini ve kurulacak hükümette bakanlıkların üçte birinin Türklere ait olmasına ait düzenlemelere yer alıyordu. Annan Planı ayrı ayrı referandum'a sunuldu. Türkler bunu kabul ederken, Rum kesimi bu öneriyi reddetmiştir. Bu durum çözüm istemeyen tarafın Rum kesimi olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. 2008 yılında iki tarafı birbirinden ayıran LOKMACI SINIR kapısı açılmıştır. Günümüzde sorun halen devam etmektedir.   KIZILAYIN YURT DIŞI FAALİYETLERİ O TURKKIZILAYI 1&6S O TURKKIZILAYI 1&S5   TÜRK ORDUSU VE DÜNYA BARIŞI Soğuk Savaş sonrası dönemde uluslararası barışı koruma faaliyetleri önem kazanmıştır. Türkiye TBMM kararları çerçevesinde Somali, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Kosova ve Afganistan örneklerinde olduğu gibi, barışı koruma ve uygulama harekâtlarına barış gücü olarak katılmıştır. Türkiye, BM, NATO ve AB liderliğindeki çeşitli barış görevlerine iştirak etmek ve destek vermek suretiyle, dünyadaki çeşitli barış operasyonlarına katkısını sürdürmektedir. Mehmetçiğin katıldığı önemli operasyonlar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.   Bosna-Hersek          1993-1995                 BM'nin insani yardım için emniyetli bölgeler oluşturulması amacıyla kurduğu Koruma ’                                                         Kuvvetine katkı  sağlamak. Bosna-Hersek          1995-1996 NATO'nun oluşturduğu Uygulama/istikrar Kuvvetine katkı sağlamaya devam etmektedir.   Bosna-Hersek (Adriyatik Denizi) Bosna-Hersek BM'nin oluşturduğu Koruma Kuvveti, NATO'nun oluşturduğu Uygulama ve istikrar Kuvvetleri ileAB liderliğinde oluşturulan istikrar Harekâtı'naSaraybosna'da katkı sağlamaktadır. Arnavutluk'ta insani yardımın güvenle dağıtılabilmesi için BM kararı ile oluşturulan çok uluslu birliğe katılmıştır. Makedonya ve Arnavutluk’taki mültecilere yardım etmek için oluşturulan insani Yardım Kuvveti'ne katılmıştır. 1992-1996 Bosna Savaşında NATO’nun oluşturduğu görev kuvvetine katkı sağlamak için görev yapmıştır. 2004 1999           Kosova krizi sırasında NATO’nun başlattığı hava harekâtına katılmıştır. 1999-          NATO’nun oluşturduğu Çok Uluslu Güney Görev Kuvvetine katkısını sürdürmektedir. Arnavutluk 1997 Arnavutluk 1999 Kosova Kosova   2002- Afganistan BM Güvenlik Konseyi tarafından oluşturulan Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvvetine katkıda bulunmaya devam etmektedir.   2006- Lübnan BM Güvenlik Konseyi tarafından oluşturulan Lübnan Geçici Güvenlik Gücüne destek sağlamaya devam etmektedir.   1980 SONRASI GELİŞMELER SİYASİ GELİŞMELER:
  • ) 1983 yılında yapılan seçimlerde Turgut Özal'ın liderliğinde Anavatan partisi iktidara geldi. ANAP Hükümeti ekonominin liberalleşmesini sağlamıştır.
  • ) 1987'de yapılan referandum ile 12 Eylül askeri müdahalesi sonucu siyaset yasağı konan Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş'in siyaset yasağı kaldırılmıştır. 1987 yılında yapılan seçimde ANAP yine birinci parti olmuştur.
  • ) 1989'da Turgut Özal Cumhurbaşkanı oldu.
  • ) 1993 yılında Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı oldu.
 
  • Süleyman Demirel'in yerine Doğru Yol Partisinin başına Tansu Çiller geldi. ******
  • 2000 yılında Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı oldu.
  • 2007 Yılında Abdullah Gül Cumhurbaşkanı oldu.
SOSYAL HAYAT
  • 1980'lerde % 50 olan şehir nüfusu 2007'de % 70'lere çıkmıştır.
  • 1990'larda Türk Pop müziği Sezen Aksu, Erol Evgin ve Barış Manço ile büyük beğeni toplamaya başlamıştır.
  • Türkiye'de ilk renkli televizyon yayını 1984'te başladı.
  • 1990'da ilk özel televizyon kanalı açıldı.
  • Nuri Bilge Ceylan "Üç Maymun" adlı filmi ile CANNES FİLM FESTİVALİNDE en iyi yönetmen ödülünü
i. v.
  • Orhan pamuk NOBEL ÖDÜLÜNÜ aldı.
  • 1993 yılında Türkiye'de ODTÜ'den ilk internet bağlantısının kuruldu.
  • 1988 Seul Olimpiyatlarında Naim Süleymanoğlu "Cep Herkülü" damgasını vurdu
  • 2002 Dünya Şampiyonasında ve 2008 Avrupa Futbol Şampiyonasında Türkiye 3 oldu.
EKONOMİ
  • 1980'den sonra ekonomi önceki dönemlere göre büyük bir değişim gösterdi. 24 Ocak 1980'de alınan kararlar Türk ekonomi anlayışında bir dönüm noktası oldu. Bu kararlara göre ödemeler dengesini düzeltmek, enflasyonu düşürmek, serbest piyasa ekonomisine geçmek ve ihracata yönelik üretimi teşvik etmek temel önceliklerdi. İhracatı artırmak için özel sektöre düşük faizli kredi verilmesi, vergi iadesi ve ucuz döviz bulmada yardım gibi kolaylıklar sağlandı.
  • 1997, 1998, 2001 ve 2008 yıllarında yaşanan ekonomik krizler Türk ekonomisini olumsuz etkilemiştir. Bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak ve dış ticaret açığını kapatmak için IMF borç para alındı.
  • 2005'te Türk Lirasından altı sıfır atıldı.
  • GAP
  • Banker Skandalı:
24 Ocak kararlarıyla mevduat faiz oranlarının serbest bırakılması sonucu halka çok yüksek faiz vermeyi taahhüt eden çok sayıda bankerlik şirketi kurulmaya başlandı. 1982'lere gelindiğinde bankerlerin sayısı binleri bulmuştu. O dönemde ülkemizde faaliyet gösteren 38 bankanın 31'i bankerler adına para topluyordu. Birikimlerinden yüksek oranda gelir elde etme hayaline kapılan on binlerce kişi paralarını bu bankerlere teslim etti. Lüks bir arabanın 3 milyon lira olduğu o günlerde bankerlerin halktan topladıkları paranın yaklaşık 150 milyar lira olduğu tahmin edilmektedir. Maliye Bakanı'nın "Vatandaş üçbeş kuruş fazla kazanmak için kumar oynamıştır." demesi üzerine on binlerce kişi bankerlerden paralarını almak için müracaat etti. Bunun üzerine bankerlerin bir kısmı yurt dışına kaçarken kalanlar da iflas ettiklerini açıkladılar. Böylece yüksek faiz geliri hayali kuran on binlerce kişi ellerindeki bütün birikimlerini kaybetmiş oldu. TOPLUMSAL SORUNLAR
  1. Terörizm:
  2. 17 Ağustos Depremi Sonunda Çıkan Sorunlar
KÜRESEL SORUNLAR
  • Küresel Isınma:
Dünya'nın Sera etkisi nedeniyle giderek ısınması. KYOTO PROTOKOLÜ Küresel ısınma bir veya birkaç devletin çabası ile çözülebilecek bir sorun olmaktan çok bütün devletlerin iş birliği ile çözülebilecek bir sorundur. Bunun için "BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi"ne (BMİDÇS) bir ek niteliğindeki "Kyoto Protokolü" hazırlanmıştır. Aralık 1997'de Japonya'nın Kyoto şehrinde görüşülmeye başlayan Protokol, Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye 30 Mayıs 2008'de Protokolü imzalayacağını açıklamış ve 13.05.2009'da imzalamıştır. Not: ABD bu protokolü imzalamadı.****
  • Çevre Kirliliği
  • Nüfus artışı ve İşsizlik
  • Yetersiz Beslenme ve Açlık
  • Uluslararası Terör
  • Salgın Hastalıklar
  1. AIDS
  2. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi
  3. Kuş Gribi ( H5N1 )
  4. Sars ( Akut Solunum Yolu Yetmezliği Sendromu ) e ) Hepatit
  5. Sıtma
  6. Domuz Gribi ( A/H1N1 )
Birleşmiş Milletler Teşkilatı (UN) Birleşmiş Milletler Çocuklara Yard im Fonu (UN ICEF) Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Bankası (VVorld Bank) Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) TARİH DERSLERİ İLE İLGİLİ KAZANIMLAR ÇAĞDAŞ TÜRK (4 SAAT) Aşağıda bir yıl içinde her ünite ile ilgili siz öğrencilerimizin kazanmasını düşündüğümüz kazanımlar var. Bu kazanımları elde ettiğiniz zaman tarih dersini öğrenmiş olacaksınız. Burada yazan kazanımlar sizlere yazılı sorusu olarak karşınıza gelecektir. Derslerden önce bu kazanımlara dikkat ederseniz öğrenmeniz daha kolaylaşır.  
  1. Birinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki gelişmeleri açıklar.
  2. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ’nin kurulması ve sonrasında Orta Asya’daki Türk devlet ve toplulukları ile ilgili gelişmeleri kavrar.
  3. Ortadoğu’da manda yönetimlerinin kurulma sürecini açıklar.
  4. Japonya’nın Uzakdoğu’da yeni bir güç olarak ortaya çıkması ve dünya güçler dengesine etkisini fark eder.
  5. 1929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın ortaya çıkması ve dünyaya etkilerini açıklar.
  6. İki savaş arası dönemde Avrupa’da meydana gelen siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmeleri kavrar.
  7. İki savaş arası dönemde dünyada meydana gelen bilimsel, teknolojik ve kültürel gelişmeleri kavrar.
  8. 1923-1938 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti dış politikasının temel özelliklerini analiz eder.
  9. ÜNİTE: İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI
  10. Almanya, İtalya ve Japonya’nın Birinci Dünya Savaşı sonrasında izlediği politikaları açıklar.
  11. İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ve yayılması ile ilgili gelişmeleri kavrar.
  12. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile ilgili gelişmeleri kavrar.
  13. İkinci Dünya Savaşı’nın ekonomik ve toplumsal sonuçlarını değerlendirir.
  14. İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin izlediği dış politikayı değerlendirir.
  15. İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’de meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeleri kavrar.
  16. ÜNİTE: SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ
  17. İkinci Dünya Savaşı sonunda oluşan dünya güç dengesini analiz eder.
  18. Doğu Bloku’nun kurulması ve sonrasındaki gelişmeleri kavrar.
  19. Batı Bloku’nun kurulması ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendirir.
  20. Ortadoğu’daki gelişmeleri açıklar.
  21. Uzakdoğu’daki siyasi gelişmeleri fark eder.
  22. Klasik sömürgecilik anlayışındaki değişimin sonuçlarını açıklar.
  23. Soğuk Savaş Döneminde Türk dış politikasının esaslarını açıklar.
  24. Soğuk Savaş Döneminde Türkiye’de meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeleri kavrar.
  25. Soğuk Savaş Döneminde meydana gelen bilim, kültür, sanat ve spor alanındaki gelişmeleri açıklar.
  26. ÜNİTE: YUMUŞAMA DÖNEMİ VE SONRASI
  27. Yumuşama politikası ve bu politikanın uluslararası ilişkilere etkisini değerlendirir.
  28. Yumuşama Döneminde ortaya çıkan çatışmaların sebep ve sonuçlarını kavrar.
  29. Bağlantısızlar hareketi ve bu hareketin dünya politikasındaki yerini kavrar.
  30. Arap-İsrail savaşlarının sebep ve sonuçlarını kavrar.
  31. Petrolün ekonomik ve siyasi politikaların belirlenmesindeki rolünü kavrar.
  32. İran ve Irak’taki siyasi gelişmeleri açıklar.
  33. Dünyadaki ekonomi, bilim, kültür, sanat ve spor alanındaki gelişmelere örnekler verir.
  34. Türk dış politikasındaki gelişmeleri açıklar.
  35. Türkiye’de meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeleri kavrar.
  36. ÜNİTE: KÜRESELLEŞEN DÜNYA
  37. SSCB’deki politika değişikliği ve Doğu Bloku’nun dağılmasını dünya tarihi açısından değerlendirir.
  38. Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanma süreçlerini açıklar.
  39. Doğu Bloku’nun yıkılmasından sonra Avrupa’da meydana gelen gelişmeleri kavrar.
  40. Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyelik sürecini ve bu süreçte meydana gelen gelişmeleri açıklar.
  41. Doğu Bloku’nun dağılmasından sonra Balkanlarda meydana gelen gelişmeleri kavrar.
  42. Ortadoğu ve Afganistan’da meydana gelen gelişmeleri açıklar.
  43. Dünyadaki bilim, kültür, sanat ve spor alanındaki gelişmelere örnekler verir.
  44. Türk dış politikasındaki gelişmeleri kavrar.
  45. Türkiye’de meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeleri kavrar.
  46. Dünyada meydana gelen gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar ve çözüm arayışlarını fark eder.
ÇAĞDAŞ TÜRK (2 SAAT)
  1. ÜNİTE: 20. YÜZYIL BAŞLARINDA DÜNYA
  2. Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki gelişmeleri açıklar.
  3. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin kurulması ve sonrasında Orta Asya’daki Türk devlet ve toplulukları ile ilgili gelişmeleri kavrar.
  4. Ortadoğu’da manda yönetimlerinin kurulma sürecini açıklar.
  5. 1929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın ortaya çıkması ve dünyaya etkilerini açıklar.
  6. İki savaş arası dönemde Avrupa’da meydana gelen siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmeleri kavrar.
  7. İki savaş arası dönemde dünyada meydana gelen bilimsel, teknolojik ve kültürel gelişmeleri kavrar.
 
  1. İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ve yayılması ile ilgili gelişmeleri kavrar.
  2. İkinci Dünya Savaşı’nın siyasi ekonomik ve toplumsal sonuçlarını değerlendirir.
  3. İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin izlediği dış politikayı değerlendirir.
  4. İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’de meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeleri kavrar.
  5. ÜNİTE: SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ
  6. İkinci Dünya Savaşı sonunda oluşan dünya güç dengesini analiz eder.
  7. Doğu Bloku’nun kurulması ve sonrasındaki gelişmeleri kavrar.
  8. Batı Bloku’nun kurulması ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendirir.
  9. Ortadoğu’daki gelişmeleri açıklar.
  10. Klasik sömürgecilik anlayışındaki değişimin sonuçlarını açıklar.
  11. Soğuk Savaş Döneminde Türk dış politikasının esaslarını açıklar.
  12. Soğuk Savaş Döneminde Türkiye’de meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeleri kavrar.
  13. Soğuk Savaş Döneminde meydana gelen bilim, kültür, sanat ve spor alanındaki gelişmeleri açıklar.
  14. ÜNİTE: YUMUŞAMA DÖNEMİ VE SONRASI
  15. Yumuşama politikası ve bu politikanın uluslararası ilişkilere etkisini değerlendirir.
  16. Arap-İsrail savaşlarının sebep ve sonuçlarını kavrar.
  17. İran ve Irak’taki siyasi gelişmeleri açıklar.
  18. Dünyadaki ekonomi, bilim, kültür, sanat ve spor alanındaki gelişmelere örnekler verir.
  19. Türk dış politikasındaki gelişmeleri açıklar.
  20. Türkiye’de meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeleri kavrar.
  21. ÜNİTE: KÜRESELLEŞEN DÜNYA
  22. SSCB’deki politika değişikliği ve Doğu Bloku’nun dağılmasını dünya tarihi açısından değerlendirir.
  23. Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanma süreçlerini açıklar.
  24. Doğu Bloku’nun yıkılmasından sonra Avrupa’da meydana gelen gelişmeleri kavrar.
  25. Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyelik sürecini ve bu süreçte meydana gelen gelişmeleri açıklar.
  26. Doğu Bloku’nun dağılmasından sonra Balkanlarda meydana gelen gelişmeleri kavrar.
  27. Ortadoğu’da meydana gelen gelişmeleri açıklar.
 
  1. Türk dış politikasındaki gelişmeleri kavrar.
  2. Türkiye’de meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeleri kavrar.
 
  • Petrol ve elektrik günlük hayata kadar girdi.
Şehir planlamacılığı gelişti. ( BAUHAUS ) Radyo ( SİYASİ ) 1920 yıllarda sesli sinema Albert Einstein ( İzafiyet Teorisi ) Rutherford ( Nükleer Protonu ) Varoluşculuk akımı Sürrealizm [1] Bu dönemde Asya ve Afrika'daki sömürge halindeki ülkeler, bağımsızlıklarını kazanmaya başladı. Böylece "ÜÇÜNCÜ DÜNYA" veya "BAĞLANTISIZLAR" adı verilen bir blok kuruldu.
  1. A) Blokların Kurulması
  2. Doğu Bloğunun Kurulması:
SSCB, II. Dünya Savaşı'nda Almanları durduran, [2] Amerikan askerlerinin ölümü
  • ABD'nin büyük şehirlerinde ve üniversitelerinde savaş karşıtı gösterilerin artması.
  • Batılı müttefiklerin bu savaşı onaylamaması.
  • ABD'nin bir türlü başarı sağlayamaması, ABD çıkmaz içine girdi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209