SON DAKİKA

Uluslararası İktisat Çözümlü 100 soru

Bu haber 02 Mayıs 2015 - 14:47 'de eklendi ve 718 kez görüntülendi.

 2016 KPSSTürkçe Hazırlık Seti için Tıklayın

 2016 KPSSMatematik Hazırlık Seti için Tıklayın

 2016 ALES Hazırlık Seti 

2016 DGS Hazırlık Seti 
ULUSLARARASI İKTİSAT

1. Özel faktörler modeli kim tarafından geliştirilmiştir?
A) Samu

 2016 KPSSTürkçe Hazırlık Seti için Tıklayın

 2016 KPSSMatematik Hazırlık Seti için Tıklayın

ales-hazirlik-seti 2016 ALES Hazırlık Seti 

dgs-hazirlik-seti2016 DGS Hazırlık Seti 

ULUSLARARASI İKTİSAT

1. Özel faktörler modeli kim tarafından geliştirilmiştir?
A) Samuelson
B) Ricardo
C) Weber
D) Ohlin
E) Smith
Özel faktörler modeli Samuelson ve Jones tarafından geliştirildi. Doğru yanıt A dır.

2. Özel faktörler modeli ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Samuelson ve Jones tarafından geliştirilmiştir.
B) İki mal üreten ve emek arzını bu iki sektör arasında tahsis edebilen bir ekonomi varsayar.
C) Emek, sektörler arasında hareket edebilen hareketli faktördür.
D) Modelde emek ve sermaye olmak üzere iki üretim faktörü vardır.
E) Emekten başka diğer üretim faktörlerinin de varlığına izin verir.
Özel faktörler modeli Paul Samuelson ve Ronald Jones tarafından geliştirilmiştir. Bu model iki mal üreten ve emek arzını bu iki sektör arasında tahsis edebilen bir ekonomi varsayar. Bununla birlikte, özel faktörler modeli emekten başka diğer üretim faktörlerinin varlığına izin verir. Bu modele göre, emek sektörler arasında hareket edebilen hareketli faktördür. Bir üretim faktörü değil, modelde emek, sermaye ve arazi olmak üzere 3 üretim faktörü vardır. Doğru yanıt D dir.
3. Çağdaş uluslararası ticaret teorisi kim tarafından geliştirilmiştir?
A) Ohlin
B) Smith
C) Ricardo
D) Jones
E) Samuelson
Çağdaş uluslararası ticaret teorisi, David Ricardo’nun, 1817’de yazdığı kitapta ticaretin ülkelere karşılıklı olarak yarar sağladığını göstermesi ile başlamıştır. Doğru yanıt C dir.

4. Heckscher Ohlin modeli ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Farklı ülkelerde farklı üretim faktörlerinin sahip olunan nispetleri ile farklı malların üretiminde kullanılmalarının nispetleri arasındaki etkiyi açıklar.
B) Bu teoriye faktör nispetleri teorisi de denir.
C) Bu modelde iki mal üretildiği varsayılır.
D) Modelde emek ve arazi olmak üzere iki üretim faktörü vardır.
E) Model Samuelson tarafından da desteklenmiştir.
Bu teori, farklı ülkelerde farklı üretim faktörlerinin sahip olunan nispetleri ile farklı malların üretiminde kullanılmalarının nispetleri arasındaki etkileşmeyi vurguladığı için, bu teoriden faktör nispetleri teorisi diye de söz edilir. Bu modelde iki mal üretildiği varsayılır. Modelde emek ve arazi olmak üzere iki üretim faktörü vardır. Doğru yanıt E dir.

5. İhraç ürünlerinin ithal ürünlerinden daha az sermaye yoğun olduğunu ileri süren ve faktör nispetleri teorisine karşı en büyük kanıt olan teori aşağıdakilerden hangisidir?
A) Leontief paradoksu
B) Meitlzer paradoksu
C) Para teorisi
D) Ricardo paradoksu
E) Input output paradoksu
İktisatçı Wassily Leontief, 1953’teki araştırmasında, ABD ihraç ürünlerinin ithal ürünlerinden daha az sermaye yoğun olduğunu bulmuştur. O tarihten bu yana teyid edilmiş olan bu sonuç Leontief paradoksu diye bilinir. Faktör nispetleri teorisine karşı en büyük kanıttır. Doğru yanıt A dır.
6. Fakir ülkelerin ihracat sapmalı büyümesinin, bu ülkelerin ticaret hadlerini, hiç büyümeselerdi sahip olacakları durumdan daha da kötü bir duruma gelmelerine yol açacak kadar bozacağını iddia eden görüş aşağıdakilerden hangisidir?
A) Leontief paradoksu
B) Yoksullaştıran büyüme
C) Meitlzer paradoksu
D) Ricardo paradoksu
E) Edgeworth paradoksu
Fakir ülkelerin ihracat sapmalı büyümesinin, bu ülkelerin ticaret hadlerini, hiç büyümeselerdi sahip olacakları durumdan daha da kötü bir duruma gelmelerine yol açacak kadar bozacağını iddia eden görüş: yoksullaştıran büyümedir. Doğru yanıt B dir.

7. Tarifeler ve ihracat sübvansiyonlarının, bir ülkedeki iç fiyatlar üstünde aykırı etkileri olmasının mümkün olduğunu açıklayan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A) Metzler paradoksu
B) Leontief paradoksu
C) Marshall Lerner şartı
D) Çağdaş uluslar arası ticaret teorisi
E) Para teorisi
Tarifeler ve ihracat sübvansiyonlarının, bir ülkedeki iç fiyatlar üstünde aykırı etkileri olmasının mümkün olduğu, Lloyd metzler tarafından belirtilmiş. Metzler paradoksu diye bilinir. Bu paradoksun statüsü, yoksullaştıran büyüme ve alanı daha kötü duruma getiren transferin statüsüne benzer. Uygulamada gerçekleşmesi muhtemel değildir. Doğru yanıt A dır.

8. Aşağıdakilerden hangisi standart ticaret modelinin temel dayanaklarından biri değildir?
A) Üretim olanağı sınırı ile nispî arz eğrisi arasındaki ilişki
B) Nispî fiyatlarla talep arasındaki ilişki
C) Dünya nispî arzı ve dünya nispî talebi ile dünya dengesinin belirlenmesi
D) Bir ülkenin ihraç ürünlerinin fiyatının ithal ürünlerinin fiyatına bölünmesiyle elde edilen ticaret hadlerinin bir ulusun refahı üzerindeki etkileri
E) Gümrük tarifeleri etkisi
Standart ticaret modeli dört kilit temel üstünde inşa edilir:
1) Üretim olanağı sınırı ile nispî arz eğrisi arasındaki ilişki,
2) Nispî fiyatlarla talep arasındaki ilişki,
3) Dünya nispî arzı ve dünya nispî talebi ile dünya dengesinin belirlenmesi,
4) Bir ülkenin ihraç ürünlerinin fiyatının ithal ürünlerinin fiyatına bölünmesiyle elde edilen ticaret hadlerinin bir ulusun refahı üzerindeki etkileridir. Doğru yanıt E dir.

9. Bir ülkenin üretim olanaklarını, ihraç ettiği ürün yönünde nispetsiz bir şekilde genişleten büyümeye ne ad verilir?
A) Yoksullaştıran büyüme
B) İhracat sapmalı büyüme
C) İthalat sapmalı büyüme
D) Büyüme sapması
E) Üretim büyümesi
Bir ülkenin üretim olanaklarını, ihraç ettiği ürün yönünde nispetsiz bir şekilde genişleten büyüme, ihracat sapmalı büyümedir. İhracat sapmalı büyüme büyüyen bir ekonominin ticaret hadlerini, dünyanın geri kalan kısmına yarayacak şekilde kötüleştirme eğilimi sergiler. Doğru yanıt B dir.

10. Bebek endüstri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Gelişmekte olan ülkelerin imalatta potansiyel karşılaştırmalı üstünlüğü vardır
B) Gelişmekte olan ülkelerdeki yeni endüstriler, başlangıçta, gelişmiş ülkelerdeki iyice oturmuş imalatla rekabet edemez.
C) Hükümetler yeni endüstrileri desteklemelidir
D) Sanayileşmeyi başlatmak için tarifeleri ve kotaları geçici önlemler olarak kullanmak gerekir.
E)
Bebek endüstri argümanına göre, gelişmekte olan ülkelerin imalatta potansiyel karşılaştırmalı üstünlüğü vardır, ama gelişmekte olan ülkelerdeki yeni endüstriler, başlangıçta, gelişmiş ülkelerdeki iyice oturmuş imalatla rekabet edemez. Hükümetler, geçici olarak, büyüyüp uluslararası rekabeti karşılayacak biçimde güçlü hale gelene kadar yeni endüstrileri desteklemelidir. Böylece, sanayileşmeyi başlatmak için tarifeleri ve kotaları geçici önlemler alarak kullanmak gerekir. Doğru yanıt E dir.

11. Tarifeler ve sübvansiyonlar malların uluslararasında mübadele edildikleri fiyatlara ne ad verilir?
A) İç fiyatlar
B) Dış fiyatlar
C) Tarife fiyatları
D) Sübvansiyon fiyatları
E) Mübadele fiyatı
Tarifeler ve subvansiyonlar malların uluslararasında mübadele edildikleri fiyatlara dış fiyatlar denir. Doğru yanıt B dir.
12. İşgücü üretkenliğindeki farklara dayanan ve ilk kez on dokuzuncu yüzyılın başlarında ortaya çıkan karşılaştırmalı üstünlük modeli aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ricardo modeli
B) Ricardo Vari (ricardian) model
C) Emek değer modeli
D) Metzler paradoksu
E) Kutuplaşma modeli
İşgücü üretkenliğindeki farklara dayanan bir karşılaştırmalı üstünlük modeli, ilk kez on dokuzuncu yüzyılın başlarında David Ricardo tarafından geliştirilmişti. Bu nedenle Ricardo Vari (Ricardian) model diye bilinir. Doğru yanıt B dir.

13. Mamül malların ithalatını sınırlandırarak yerli sanayiyi teşvik etmeye ne ad verilir?
A) İthal sanayileşme
B) İkameci sanayileşme
C) Bebek endüstrisi
D) İthal ikameci sanayileşme
E) İkinci en iyi teori
Mamül malların ithalatını sınırlandırarak yerli sanayii teşvik etmek stratejisine ithal ikameci sanayileşme denir. Doğru yanıt D dir.
14. Aşağıdakilerden hangisi karşılaştırmalı üstünlük teorisi için söylenemez?
A) Ricardo tarafından ortaya atılmıştır.
B) Uluslar arası ticaretin temellerini atmıştır.
C) Teoriye göre önemli olan uluslar arası ticareti mutlak üstünlüklere dayandırmaktır.
D) Önemli olan üstünlüklerin derecesidir.
E) Ülke, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında hangi malların üretiminde daha yüksek bir üretime sahipse o mallarda uzmanlaşmalıdır.
Karşılaştırmalı üstünlük teorisi Ricardo tarafından ortaya atılmıştır. Bu teori uluslar arası ticaretin temellerini atmıştır. Teoriye göre uluslar arası ticareti mutlak üstünlüklere dayandırmaya gerek yoktur. Önemli olan üstünlüklerin derecesidir. Bir ülke diğer ülkelerle karşılaştırıldığında hangi malların üretiminde daha yüksek bir üretime sahipse o mallarda uzmanlaşmalıdır. Doğru yanıt C dir.

15. Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Mutlak üstünlük teorisi Smith tarafından gerçekleştirilmiştir
B) Mutlak üstünlük teorisi serbest ticaret ve uluslar arası uzmanlaşmanın yararlarını açıklar
C) Mutlak üstünlük teorisine göre ülke hangi malı daha düşük maliyetle üretebiliyorsa o malda uzmanlaşmalı
D) Mutlak üstünlük teorisine göre ülke düşük maliyetle ürettiği malları ihraç ederek pahalıya ürettiği malları ithal etmelidir.
E) Mutlak üstünlük teorisinde maliyet yapısı emek verimliliğine eşittir.
Mutlak üstünlük teorisi Smith tarafından gerçekleştirilmiştir. Teori serbest ticaret ve uluslar arası uzmanlaşmanın yararlarını açıklar. Buna göre ülke hangi malı daha düşük maliyetle üretebiliyorsa o malda uzmanlaşmalı ve düşük maliyetle ürettiği malları ihraç ederek pahalıya ürettiği malları ithal etmelidir. Mutlak üstünlük teorisinde maliyet yapısı emek verimliliğinin tersine eşittir. Doğru yanıt E dir.

16. Aşağıdakilerden hangisi dış ticaret modellerinin standart varsayımlarından biri değildir?
A) Uluslar arası ticarette para kullanılır
B) Tüm piyasalarda tam rekabet koşulları geçerlidir
C) İç ve dış ekonomi üzerinde devlet müdahalesi yoktur.
D) Taşıma giderleri sıfır olarak kabul edilir.
E) Dünyada yalnızca iki ülke vardır.
Dış ticaret modellerinin standart varsayımları:
­ Tüm piyasalarda tam rekabet koşulları geçerlidir
­ İç ve dış ekonomi üzerinde devlet müdahalesi yoktur.
­ Taşıma giderleri sıfır olarak kabul edilir.
­ Dünyada yalnızca iki ülke vardır.
­ Uluslar arası ticarette para kullanılmaz, dış mübadeleler malın malla değişimi şeklinde olur.
­ Fiyatlar parasal değil reeldir.
­ Klasiklere göre maliyeti oluşturan tek üretim faktörü emektir.
­ Ekonomi tam çalışma halindedir yani kaynakların işsiz kalması söz konusu değildir. Doğru yanıt A dır.
17. Bir işçinin bir günde üretebileceği mal miktarı Türkiye için a malından 50 birim B malından 30 birim; İngiltere için A malından 20 birim B malından 80 birim üretebildiğine göre mutlak üstünlük teorisi geçerliyken Türkiye’nin A malında uzmanlaşmak istemesinin nedeni nedir?
A) Emek verimliliği yüksek olduğundan
B) Bu malı ucuza ürettiğinden
C) Ülkede bu malda uzmanlaşan işçi sayısı fazla olduğundan
D) İngiltere bu malı üretemediğinden
E) Emek verimliliği düşük olduğundan
Türkiye A malını daha ucuza ürettiğinden yani emek verimliliği A malı için yüksek olduğundan bu malda uzmanlaşacaktır. Doğru yanıt B dir.

18. Aşağıdakilerden hangisi Ricardo modelinin eksikliklerinden biri değildir?
A) Emek değer teorisine dayanır.
B) Ülkeler arasında işgücü verimindeki farklılığın nedenlerini teori açıklayamaz
C) İşgücü ülke içinde ve ülkeler arasında tam hareketlidir
D) Bir arz teorisidir.
E) Statik bir modeldir.
Ricardo modelinin eksiklikleri:
­ Emek değer teorisine dayanır.
­ Ülkeler arasında işgücü verimindeki farklılığın nedenlerini teori açıklayamaz
­ İşgücü ülke içinde tam hareketli ve ülkeler arasında tam hareketsizdir.
­ Bir arz teorisidir.
­ Statik bir modeldir. Doğru yanıt C dir.
19. Karşılaştırmalı üstünlük teorisine göre ülkeler arasında karlı dış ticaret için zorunlu şart aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yurt içi fiyatların birbirinden farklı olması
B) Emek mobilitesi
C) Maliyetlerin düşük olması
D) İşgücü verimliliği
E) Kıt kaynakların kullanım şekli
Karşılaştırmalı üstünlük teorisine göre ülkeler arasında karlı dış ticaret için zorunlu şart bu ülkelerde yurt içi fiyatların yani iç üretim maliyetlerinin birbirinden farklı olmasıdır. Doğru yanıt A dır.
20. Bir ülkenin veri teknoloji ve tam çalışma koşulları altında sınırlı kaynaklarla üretebileceği mal bileşimini gösteren eğriye ne ad verilir?
A) Ürün yaşam eğrisi
B) Teklif eğrileri
C) Farksızlık eğrileri
D) Dönüşüm eğrileri
E) Azalan maliyet eğrileri
Bir ülkenin veri teknoloji ve tam çalışma koşulları altında sınırlı kaynaklarla üretebileceği mal bileşimini gösteren eğriye dönüşüm eğrileri ya da üretim olanakları eğrisi denir. Doğru yanıt D dir.
21. Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Uluslar arası ticaretin bilimsel olarak incelenmesi klasik iktisat ekoli ile başlar
B) Karşılaştırmalı üstünlükler ülkeler arası fiyat farklılıklarına bağlıdır. Bu durum arz ve talep faktörlerinin birlikte etkisine bağlıdır.
C) Uluslar arası iktisat teorisinde göreceli fiyatlara ticaret hadleri denir.
D) Klasik iktisatçılardan dış ticarette talep koşullarına ilk yer veren Ricardo dur.
E) Karşılıklı talep teorisi Marshall tarafından geliştirilmiş ve teklif eğrilerinde incelenmiştir.
Klasik iktisatçılardan dış ticarette talep koşullarına ilk yer veren Mill’dir. Mill’e göre eğer ülkelerin diğer ülkenin malına talebinin ne kadar şiddetli olduğu bilinirse ticarette denge fiyatı belirlenir. Doğru yanıt D dir.

22. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
A) Karşılaştırmalı üstünlük teorisi Ricardo
B) Mutlak üstünlük teorisi Smith
C) Ürün dönemleri teorisi Vernon
D) Nitelikli işgücü teorisi Ohline
E) Teknoloji açığı teorisi Posner
Nitelikli işgücü teorisi kenen ve keessing tarafından geliştirilmiştir. Doğru yanıt D dir.

23. Aşağıdakilerden hangisi dış ticaretin dinamik yararlarından biri değildir?
A) Rekabet
B) Üretim ve kaynak açığını karşılama
C) Üretimin iç piyasa hacmini sınırlama
D) Pazar sağlama
E) Geniş bir piyasa hacmi
Dış ticaretin dinamik yararları:
­ Rekabet
­ Üretim ve kaynak açığını karşılama
­ Pazar sağlama
­ Geniş bir piyasa hacmi
­ Üretimin iç piyasa hacmini sınırlama kapalı ekonomilerde söz konusudur. Doğru yanıt C dir.

24. Aşağıdakilerden hangisi dış ticaret politikasının amaçlarından biri değildir?
A) Dış ödemeler dengesizliklerinin giderilmesi
B) Dış rekabetten korunma
C) Ekonomik kalkınma
D) Dış piyasalarda oligopol gücünden yararlanma
E) İç ekonomik istikrarın sağlanması
Dış ticaret politikasının amaçları:
­ Dış ödemeler dengesizliklerinin giderilmesi
­ Dış rekabetten korunma
­ Ekonomik kalkınma
­ Dış piyasalarda monopol gücünden yararlanma
­ İç ekonomik istikrarın sağlanması
­ Hazineye gelir sağlamak
­ Ekonomik kalkınma
Doğru yanıt D dir.

25. Aşağıdakilerden hangisi dış ticaret politikasının araçlarından biri değildir?
A) Gümrük tarifeleri
B) Tarife dışı araçlar
C) İhracatın özendirilmesi
D) İthalatın özendirilmesi
E) Bağlı ticaret
Dış ticaretin araçları:
­ Gümrük tarifeleri
­ Tarife dışı araçlar
­ İhracatın özendirilmesi
­ Bağlı ticaret
Doğru yanıt D dir.

26. Tarife dışı araçlar gümrük tarifelerinin dışında genellikle döviz çıkışına neden olan işlemleri kısıtlamak için hükümetin tek taraflı kararı ile konulan müdahale önlemleridir.
Aşağıdakilerden hangisi bu araçlardan biri değildir?
A) Miktar kısıtlamaları
B) Tarife benzeri faktörler
C) Gümrük tarifeleri
D) Görünmez engeller
E) Gönüllü ihracat kısıtlamaları
Gümrük tarifeleri dış ticaret politikasının araçlarından biridir. Doğru yanıt C dir.

27. Aşağıdakilerden hangisi bağlı ticaret türlerinden biri değildir?
A) Takas
B) Kliring
C) İmalat
D) Uluslar arası ödeme anlaşmaları
E) Aktarma ticareti
Bağlı ticaret türleri:
­ Takas
­ Kliring
­ Aktarma ticareti
­ Karşılıklı satın alım işlemleri
­ Geri satın alım işlemleri
­ Fason imalat
­ Dengeleme anlaşmaları
­ Uluslararası ödeme anlaşmaları
Doğru yanıt C dir.

28. Aşağıdakilerden hangisi bağlı ticaretin sakıncalarından biri değildir?
A) Yoğun bürokrasi sonucu kaynak israfı
B) Pahalı ticarete konu olan malların yüksek kaliteli olması
C) Bağlı ticaret ödemelerin çok yanlı denkleştirmesine olanak tanımadığından ticaretin normal seyrini engellemesi
D) Uzmanlaşmanın engellenmesi sonucu verimliliğin düşmesi
E) Dış piyasalarda ülkenin kendi malıyla rekabet etmesi
Bağlı ticaretin sakıncaları:
­ Yoğun bürokrasi sonucu kaynak israfı
­ Pahalı ticarete konu olan malların düşük kaliteli ve pahalı olması
­ Bağlı ticaret ödemelerin çok yanlı denkleştirmesine olanak tanımadığından ticaretin normal seyrini engellemesi
­ Uzmanlaşmanın engellenmesi sonucu verimliliğin düşmesi
­ Dış piyasalarda ülkenin kendi malıyla rekabet etmesi
Doğru yanıt B dir.

29. GATT kaç yılında faaliyete geçmiştir?
A) 1945
B) 1948
C) 1950
D) 1952
E) 1955
Bir ticaret sözleşmesi olan GATT 1948 yılında faaliyete geçmiştir. Doğru yanıt B dir.

30. Aşağıdakilerden hangisi GATT dünya ticaretinin serbestleştirilmesi konusundaki temel ilkelerinden biri değildir?
A) Tarife indirimlerinin bağlayıcılığı
B) Üye ülkeler arasında ticaret ayrımcılığı yapmama
C) Koruma aracı olarak yalnızca takas kullanılması
D) Görüşmelerde üyeler arasında karşılıklı ödün ilkesi
E) Üyeler arasındaki ticari anlaşmazlıklarda ara buluculuk görevi
GATT dünya ticaretinin serbestleştirilmesi konusundaki temel ilkelerinden
­ Tarife indirimlerinin bağlayıcılığı
­ Üye ülkeler arasında ticaret ayrımcılığı yapmama
­ Koruma aracı olarak yalnızca gümrük tarifelerinin kullanılması
­ Görüşmelerde üyeler arasında karşılıklı ödün ilkesi
­ Üyeler arasındaki ticari anlaşmazlıklarda ara buluculuk görevi
Doğru yanıt C dir.
31. GATT görüşmeleri içerisinde yer alan Uruguay görüşmesinde aşağıdaki sonuçlardan hangisi hakkında çalışma yapılmamıştır?
A) Az gelişmiş ülkeler
B) Tarımsal sübvansiyonlar
C) Gönüllü ihracat kısıtlamaları
D) Hizmet ticareti
E) Vergi dışı gelirler
­ Az gelişmiş ülkeler
­ Tarımsal sübvansiyonlar
­ Gönüllü ihracat kısıtlamaları
­ Hizmet ticareti
­ Az gelişmiş ülkeler
­ Gümrük tarifeleri
­ Fikri mülkiyet hakları
­ Ticaretle ilişkili yatırım önlemleri
Doğru yanıt E dir.

32. Dünya ticaret örgütü kaç yılında faaliyete başlamıştır?
A) 1944 B) 1945
C) 1950 D) 1955
E) 1962
Dünya ticaret örgütü 1955 yılında faaliyete başlamıştır. Doğru yanıt D dir.

33. Farklı gelişme düzeyindeki ülkelerin mal ve faktör hareketlerinin serbest olduğu bir iktisadi gruba katılması durumunda serbest piyasa düzeni ülkeler arasındaki gelişme dengesizliğini artırır ve kümülatif hareketler ortaya çıkar böylece zengin ülkeler daha da zenginleşirken yoksul ülkeler daha da yoksullaşır. Bu düşünce aşağıdaki teorilerden hangisine aittir?
A) İkinci en iyi teorisi
B) Kutuplaşma teorisi
C) Leontief paradoksu
D) Meitlzer paradoksu
E) Ekonomik kalkınma modeli
Farklı gelişme düzeyindeki ülkelerin mal ve faktör hareketlerinin serbest olduğu bir iktisadi gruba katılması durumunda serbest piyasa düzeni ülkeler arasındaki gelişme dengesizliğini artırır ve kümülatif hareketler ortaya çıkar. Böylece zengin ülkeler daha da zenginleşirken yoksul ülkeler daha da yoksullaşır. Bu düşünce kutuplaşma teorisine aittir. Doğru yanıt B dir.

34. Amerika, Kanada ve Avrupa’daki demokratik ülkelerin 1949 yılında oluşturdukları askeri pakta ne ad verilir?
A) NATO
B) AB
C) AET
D) OECD
E) BAB
Amerika, Kanada ve Avrupa’daki demokratik ülkelerin 1949 yılında oluşturdukları askeri pakta NATO denir. Doğru yanıt A dır.

35. Batı Avrupa ülkeleri arasında güvenlik ve işbirliğini sağlamak amacıyla kurulan BAB kaç yılında faaliyete geçmiştir?
A) 1945 B) 1951
C) 1954 D) 1957
E) 1960
Batı Avrupa ülkeleri arasında güvenlik ve işbirliğini sağlamak amacıyla kurulan BAB 1954 yılında faaliyete geçmiştir. Doğru yanıt C dir.

36. Aşağıdakilerden hangisi Avrupa birliğinin kurucu üyeleri arasında yer almaz?
A) Fransa
B) İtalya
C) İngiltere
D) Belçika
E) Hollanda
AB’nin kurucu altı üyesi vardır:
­ Federal Almanya
­ Fransa
­ İtalya
­ Belçika
­ Hollanda
­ Lüksemburg
Doğru yanıt C dir.

37. Aşağıdakilerden hangisi Avrupa birliğinin organlarından biri değildir?
A) Avrupa Parlamentosu
B) Avrupa Komisyonu
C) Bakanlar Konseyi
D) Avrupa Kurulu
E) Adalet Divanı
Avrupa birliğinin organları:
­ Avrupa zirvesi
­ Avrupa parlamentosu
­ Avrupa komisyonu
­ Bakanlar konseyi
­ Adalet divanı
Doğru yanıt D dir.
38. Aşağıdakilerden hangisi AB’nin mali kuruluşlarından biri değildir?
A) Avrupa sosyal fonu
B) Avrupa ekonomik fonu
C) Avrupa bölgesel kalkınma fonu
D) Avrupa parasal işbirliği fonu
E) Avrupa kalkınma fonu
AB’nin mali kuruluşları:
­ Avrupa sosyal fonu
­ Avrupa bölgesel kalkınma fonu
­ Avrupa parasal işbirliği fonu
­ Avrupa kalkınma fonu
­ Avrupa garanti ve yönlendirme fonu
­ Ab bütçesi
Doğru yanıt B dir.

39. Avrupa birliğinde kademeli olarak gerçekleştirilecek yenilikler hangi anlaşma ile belirlenmiştir?
A) Bürüksel
B) Cenevre
C) Maastricht
D) Roma
E) Kopenhag
Avrupa birliğinde kademeli olarak gerçekleştirilecek yenilikler Maastricht antlaşması ile belirlenmiştir. Doğru yanıt C dir.

40. Maastricht anlaşması ile aşağıdaki yeniliklerden hangisinin gerçekleştirilmesi planlanmamıştır?
A) Ortak rekabet
B) Ortak güvenlik ve dış politika
C) Ekonomik ve parasal birlik
D) Avrupa yurttaşlığı
E) Ortak programlar
Maastricht anlaşması kademeli olarak 4 temel yenilik içerir:
­ Ortak güvenlik ve dış politika
­ Ekonomik ve parasal birlik
­ Avrupa yurttaşlığı
­ Ortak programlar
Doğru yanıt A dır.
41. Aşağıdakilerden hangisi Avrupa’daki birleşmelerden biri değildir?
A) EFTA
B) NORDİK
C) COMECON
D) LAFTA
E) KEİ
Lafta Latin Amerika serbest ticaret bölgesi olup Amerika kıtasındaki iktisadi birleşmelerden biridir. Doğru yanıt D dir.
42. Aşağıdakilerden hangisi coğrafi bölge esasına dayanmayan birleşmelerden biridir?
A) APEC
B) OECD
C) ECO
D) ASEAN
E) NAFTA
OECD iktisadi işbirliği ve kalkınma örgütüdür. Batılı ülkeler arasında işbirliği ve dayanışmayı sağlayan bir kuruluştur. Doğru yanıt B dir.

43. OECD kaç yılında kurulmuştur?
A) 1945 B) 1962
C) 1961 D) 1956
E) 1959
OECD 1961 yılında kurulmuştur.
Doğru yanıt C dir.
44. Döviz mal veya üretim faktörlerinin belli bir andaki fiyat farklılıklarından yararlanmak için bu varlığın eş anlı olarak alınıp satılması işlemine ne ad verilir?
A) Arbitraj
B) Konvertibilite
C) Swap
D) Forward
E) Kur farkı
Döviz mal veya üretim faktörlerinin belli bir andaki fiyat farklılıklarından yararlanmak için bu varlığın eş anlı olarak alınıp satılması işlemine arbitraj denilir. Doğru yanıt A dır.

45. Aşağıdakilerden hangisi ödemeler bilançosunun temel hesap gruplarından biri değildir?
A) Cari işlemler
B) Sermaye
C) İstatistik farklar
D) Rezervler
E) Tek yanlı transferler
Tek yanlı transferler cari işlemler hesabının alt kalemidir. Doğru yanıt E dir.

46. Aşağıdaki teoremlerden hangisi Hecksher Ohlin modelinden türetilmemiştir?
A) Faktör donatımı teoremi
B) Faktör fiyatları eşitliği teoremi
C) Stolper Samuelson teoremi
D) Rybczynski teoremi
E) Metzler teoremi
Hecksher Ohlin modelinden dört teorem türetilmiştir.
a) Faktör donatımı teoremi;
Her ülke, zengin olarak sahip olduğu faktörü yoğun biçimde kullanan malların üretiminde karşılaştırmalı üstünlük elde eder.
b) Faktör fiyatları eşitliği teoremi;
Serbest ticaret, ülkeler arasında faktör fiyatlarını eşitler ve bu bakımdan uluslararası serbest faktör hareketliliği ile aynı sonucu doğurur.
c) Stolper Samuelson teoremi;
Serbest ticaretin, ülkenin bol olarak sahip bulunduğu faktörün reel gelirini yükselteceği, kıt faktörün gelirini ise düşüreceği ifade edilir
d) Rybczynski teorem;
Tam çalışma koşulları altında, yalnız bir faktörün arzı artınca, bu faktörü yoğun olarak kullanan malın üretiminin genişleyeceği, arzı sabit kalan faktörü yoğun olarak kullanan malın ise mutlak olarak daralacağı açıklanmıştır. Doğru yanıt E dir.

47. Aşağıdakilerden hangisi özel dış ticaret rejimlerinden biri değildir?
A) Antrepo
B) Transit taşımacılık
C) Sınır ve kıyı ticareti
D) Serbest bölgeler
E) Bedelli ithalat
Özel gümrük rejimleri, geçici kabul, serbest bölgeler, antrepo, transit taşımacılık ile sınır ve kıyı ticaretinden oluşur.
1. Geçici ithal ve geçici ihraç:
2. Serbest bölgeler: serbest bölgeler, ülkenin siyasal sınırları içinde bulunmakla beraber gümrük hattının dışında sayılan ve fiziki olarak ülkenin diğer kısımlarından ayrılan alanlardır.
3. Antrepolar: antrepolar yabancı malların tarife ödemeden gümrük makamlarının denetimi altında uzunca bir süre muhafaza edilmesine yarayan kapalı alanlardır. Doğrudan gümrük idareleri tarafından işletilirse, “gerçek antrepo”, özel kişiler tarafından işletilirse de “fiktif antrepo” adını alırlar.
4. Transit taşımacılık
5. Sınır ve kıyı ticareti
6. Bedelsiz ithalat
Doğru yanıt E dir.
48. Aşağıdakilerden hangisi gümrük birliklerinin refah etkilerini belirleyecek faktörlerden biri değildir?
A) Eğer en düşük maliyetli ülke birliğe katılmışsa, ticareti saptırıcı etki vardır.
B) En az maliyetli ülkenin birliğe girmediği durumda bile, ortak gümrük tarifesi yeterince düşük tutulursa ticareti saptırıcı etki önlenebilir.
C) Gümrük birliğinin kurulmasından önce bir mal, üye ülkelerin hiçbirisi tarafından üretilmiyorsa bu malla ilgili ne bir ticaret yaratıcı, ne de bir ticaret saptırıcı etki ortaya çıkacaktır.
D) Üye ülkeler coğrafi olarak ne kadar yakın olurlarsa taşıma giderleri azalacağından ticaret yaratıcı etki o derece artar.
E) Birlik üyesi ekonomilerin birleşmeden önce, tamamlayıcı ya da rekabetçi olmaları önemlidir.
Gümrük birliklerinin refah etkilerini belirleyecek faktörler:
­ Eğer en düşük maliyetli ülke birliğe katılmışsa, ticareti saptırıcı etki yoktur.
­ En az maliyetli ülkenin birliğe girmediği durumda bile, ortak gümrük tarifesi yeterince düşük tutulursa ticareti saptırıcı etki önlenebilir.
­ Gümrük birliğinin kurulmasından önce bir mal, üye ülkelerin hiçbirisi tarafından üretilmiyorsa bu malla ilgili ne bir ticaret yaratıcı, ne de bir ticaret saptırıcı etki ortaya çıkacaktır.
­ Üye ülkeler coğrafi olarak ne kadar yakın olurlarsa taşıma giderleri azalacağından ticaret yaratıcı etki o derece artar.
­ Birlik üyesi ekonomilerin birleşmeden önce, tamamlayıcı ya da rekabetçi olmaları da bu konuda önemlidir. Doğru yanıt A dır.

49. Eğer ticari ortaklardan birisi küçük, diğeri büyük bir ülke ise, bu durumda karşılıklı talep kanunu gereği uluslararası ticaret büyük ülkenin iç maliyet oranından ya da ona yakın bir fiyat üzerinden yapılabilir. Bu durum aşağıdaki kavramlardan hangisinde açıklanmıştır?
A) Büyük ülke avantajı
B) İkinci en iyi olma
C) Özel ülke olma avantajı
D) Ölçeğin önemi
E) Önemsiz olmanın önemi
Eğer ticari ortaklardan birisi küçük, diğeri büyük bir ülke ise, bu durumda karşılıklı talep kanunu gereği uluslararası ticaret büyük ülkenin iç maliyet oranından ya da ona yakın bir fiyat üzerinden yapılabilir. Buna özel ülke olma avantajı denir. Doğru yanıt C dir.

50. Dünya ticaret örgütü’nün kurulmasına hangi GATT görüşmeleri sonucunda karar verilmiştir?
A) Kennedy görüşmeleri
B) Tokyo görüşmeleri
C) Uruguay görüşmeleri
D) Cenevre görüşmeleri
E) Brüksel görüşmeleri
Dünya ticaret örgütü’nün kurulmasına Uruguay görüşmeleri sonucunda karar verilmiştir. Doğru yanıt C dir.
51. İthal malında bir birim artış karşısında ülkenin kendi malında önereceği miktarları gösteren eğriye teklif eğrisi denilmektedir. Bu eğri aşağıdaki iktisatçılardan hangisine aittir?
A) Marshall
B) Samuelson
C) Ohlin
D) Rybczynski
E) Ricardo
İthal malında bir birim artış karşısında ülkenin kendi malında önereceği miktarları gösteren eğriye teklif eğrisi denilmektedir. Bu eğri Marshall’a aittir. Doğru yanıt A dır.

52. TürkiyeAB ortaklığının karar organı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ortaklık konseyi
B) Ortaklık komitesi
C) Karma parlamento komisyonu
D) Eş başkanlık
E) Avrupa parlamentosu

TürkiyeAB ortaklığının karar organı Ortaklık konseyidir.

Cevap A

53. 1995 yılında TürkiyeAB arasında imzalanan anlaşmaya göre yürürlüğe giren Gümrük Birliği için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Tekstil ve petrol ürünlerine uygulanan tarife kontenjanları sürdürülecekti.
B) Sanayi mallarına eş etkili vergiler konulacaktı
C) Tarım ürünleri gümrük birliğinin kapsamı dışında tutuluyordu
D) Ulusal mallara uygulanan mallardan daha yüksek vergi uygulanabilecekti
E) Tercihli rejim uygulamasına Türkiye 1996 yılı başından itibaren geçecektir

1995 yılında TürkiyeAB arasında imzalanan anlaşmaya göre yürürlüğe giren Gümrük Birliği için Tarım ürünleri gümrük birliğinin kapsamı dışında tutuluyordu ifadesi doğrudur.

Cevap C

54. Anlaşmaya varılınca bir tarafın dövizi, diğer tarafın da bunun karşılığı olan ulusal parayı geciktirmeden devretmesi gerektiği işlemlere ne ad verilir?
A) Spot işlemleri
B) Ani işlemler
C) Geleceğe yönelik işlemler
D) Forward
E) Karşılıklı takas

Anlaşmaya varılınca bir tarafın dövizi, diğer tarafın da bunun karşılığı olan ulusal parayı geciktirmeden devretmesi gerektiği işlemlere Spot işlemleri denir.

Cevap A
55. Aşağıdakilerden hangisi geleceğe yönelik işlemlerden biri değildir?
A) Vadeli teslim
B) Retail market
C) Spot işlemleri
D) Vadeli döviz alım sözleşmesi
E) Opsiyonsuz alım sözleşmesi

Vadeli teslim geleceleğe yönelik bir işlem değildir.
Cevap A

56. Bankalar müşterileri ile yaptıkları döviz işlemleri sonucunda döviz pozisyonlarında ortaya çıkan açık veya fazlayı birbirlerinden karşılayarak denkleştirmelerine ne ad verilir?
A) Döviz eşgüdümü
B) Döviz alımsatımı
C) Döviz interbankı
D) Döviz takası
E) Döviz opsiyonu
Bankalar müşterileri ile yaptıkları döviz işlemleri sonucunda döviz pozisyonlarında ortaya çıkan açık veya fazlayı birbirlerinden karşılayarak denkleştirmelerine Döviz interbankı denir.
Cevap C

57. Döviz kurunu bir birim ulusal para ile değiştirebilen yabancı para miktarı olarak da tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dolaylı kur B) Doğrudan kotasyon
C) Doğrudan kur D) Dolaylı kotasyon
E) Açık pozisyon

Döviz fiyatlarına genel bir deyimle döviz kuru denir. Döviz kuru genellikle yabancı paranın bir birimi esas alınarak ifade edilir. Buna göre, döviz kuru yabancı para biriminin değiştirilebildiği ulusal para miktarı biçiminde tanımlanır, yani örneğin 1$: 500.000 TL gibi. Kurların bu yolla belirlenmesine dolaysız kotasyon veya Avrupa usulü denir. Döviz kurunu, bir birim ulusal para ile değiştirilebilen yabancı para miktarı biçimde tanımlamak olanağı da vardır. Ulusal para biriminin temel alındığı bu yönteme de dolaylı kotasyon veya Amerikan usulü denmektedir. Bankaların ve ilgili diğer mali kurumların döviz alım satımı için kur belirlemeleri, “kote etmek” veya “kotasyon” deyimleri ile ifade olunur ki, bunun yerine Türkçe de “fiyat yazmak” da denilebilir.
Cevap D
58. Döviz alış ve satış kurları arasındaki farka ne ad verilir?
A) Kur farkı B) Kur marjı
C) Kur payı D) Kur dağılımı
E) Kur açığı

Bankalar ve döviz ticareti yapan öteki kuruluşlar, döviz kurlarını alış kuru eve satış kuru olarak ayrı ayrı kote ederler. Satış kurları alış kurlarının üzerindedir, yani banka dövizi düşük fiyattan alıp yüksek fiyattan satar. Alış ve satış kurları arasındaki farka kur marjı denir. Bu fark, işlem giderleri ile banka karını kapsar.

Cevap B

59. Farklı paraların kurlarının dolar gibi ortak bir payda üzerinden hesaplanması işleminin adı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A) Kur marjı B) Çapraz kur
C) Dolaysız kur D) Dolaylı kur
E) Döviz kotası

Farklı paraların kurlarının dolar gibi ortak bir payda üzerinden hesaplanmasına çapraz kur denir. Çapraz kur yöntemiyle belirlenenler ise dolaylı kurlardır.

Cevap B
60. Piyasa farklılıklarından kaynaklanan arbitraj türünün adı nedir?
A) Yer arbitrajı B) Tek uçlu arbitraj
C) Kur arbitrajı D) Döviz arbitrajı
E) Piyasa arbitrajı

Döviz arbitrajı, aynı iki para arasındaki kurların belirli bir anda çeşitli piyasalarda farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Piyasa farklılıklarından kaynaklanan arbitraj türüne ise yer arbitrajı adı verilmektedir Ayrıca iki farklı para cinsinden uygulandığı buna iki uçlu arbitraj da denilmektedir.

Cevap A
61. Konvertibilitenin ilk koşulu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Demokratik bir sistem
B) İthalat serbestisi
C) Serbest bir döviz piyasası
D) Değişken döviz kuru
E) Döviz kurunun değişkenliği

Konvertibilite Latince kökenli bir kelime olup, değiştirme veya dönüştürme gibi manalara gelmektedir. Bir başka deyişle, herhangi bir ülkeye ait ulusal paranın, döviz piyasalarında serbestçe diğer ülke paralarına dönüştürülebilme özelliğine sahip olmasını ifade eden kavram olarak tanımlanabilir. Konvertibilitenin ilk koşulu, ülkenin geçerli yasalarına göre ortada serbest bir döviz piyasasının var olması gerektiğidir. Böyle bir ülkede ulusal paranın yabancı paralara dönüştürülmesi ve dövizin ithal ve ihracının tamamen serbest olması gerekmektedir.
F) Konvertibilite, liberal ekonomik sistemin doğal bir sonucunda ortaya çıkmış bir husustur. İç ve dış ekonomik ve mali yönlü ilişkilerinde serbest piyasa ekonomisine ilişkin bir modeli uygulayan ve bunu devam ettirmek amacında olan ülkelerin aynı zamanda paralarına konvertibilite tanımaları yani serbest rekabet koşullarına göre işleyen bir döviz piyasasına sahip olmaları bir yerde gerekli olarak görülmektedir. Bir ülkenin ulusal parasına konvertibilite tanıyabilmesi için gerek iç, gerek dış mali çevrelerde, o ülke ekonomisine karşı belirli bir güvenin oluşmuş bulunması gerekli olup sık sık ekonomik buhranların görüldüğü ülkelerin paraları genellikle uluslararası Konvertibilite yönünden zayıf paraları ifade etmektedir.

Cevap C
62. Sabit döviz kurunun, en iyi şekilde geçerli olduğu sisteme ne ad verilir?
A) Gümüş para standardı
B) Altın para standardı
C) Dolar standardı
D) Kâğıt para standardı
E) Euro standardı

Sabit döviz kurunun, en iyi şekilde geçerli olduğu sisteme altın para standardı denir.

Cevap B
63. Döviz kontrolünün amaçları arasında aşağıda sayılanlardan hangisi yoktur?
A) Bilânço açıklarını giderme
B) Sermaye ihracını kontrol
C) Kalkınmayı gerçekleştirme
D) Sanayii koruma
E) Tarımı koruma

Geleneksel olarak tarife dışı araçların ağırlıklı bir bölümünü miktar kısıtlamaları oluşturur. Bunlar gümrük tarifelerinden farklı olarak ithalat hacmini dolaysız biçimde sınırlandırmaya yönelik uygulamalardır. Miktar kısıtlamaları ithalat kotaları, ithalat yasakları ve döviz kontrolü ve çoklu kur uygulamaları gibi önlemler yer alır. Bunların arasında tarımı koruma yoktur.

Cevap E

64. Aşağıdakilerden hangisinde ödemeler bilânçosunun temel hesap grupları doğru olarak verilmiştir?
A) Cari işlemler hesabı, mal ticareti hesabı, sermaye hesabı
B) Cari işlemler hesabı, sermaye hesabı, resmi rezervler hesabı
C) Resmi rezervler hesabı, Uluslararası hizmetler hesabı
D) Sermaye hesabı, uluslararası taşımacılık hesabı, cari işlemler hesabı
E) Mal ticareti hesabı, uluslararası taşımacılık hesabı, uluslararası hizmetler hesabı

Dış ödemeler bilânçosu kavramı ülkelerin belirli bir dönem içerisindeki dış ekonomik ve mali ilişkilerinin durumunu gözler önüne seren, ülkenin mal ve hizmet ve sermaye akımları gibi işlemler dolayısıyla dış dünyadan sağladığı gelirlerin dışarıya yapılan ödemelere eşit olup olmadığını ortaya koymaktadır. Dış ödemeler dengesi, uygulanan ekonomik ve mali politikaların bir sonucunda ortaya çıkar.
O bakımdan, hükümetlerin ekonomik politika uygulamalarındaki başarılarının bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Dış ödemeler bilânçosundaki bir açık veya fazla ülke ekonomisini üzerinde oldukça geniş kapsamlı etkiler doğurur. Dış ödemler bilânçosu yalnızca hükümet açısından değil, dış ticaret ve yatırımlarla ilgili tüm kişi, firma ve kuruluşlar bakımından da önemli bir göstergedir.

ÖDEMELER BİLÂNÇOSUNUN ÖZELİKLERİ
Ödemeler bilânçosu, bir ülkede yerleşik kişilerin belirli bir dönem boyunca yabancı ülkede yerleşik kişilerle yaptıkları tüm ekonomik işlemlerin sonucunu gösteren sistematik bir kayıttır. Ödemeler bilânçosu kayıtları genellikle yıllık olarak düzenlenir. Ödemeler bilânçosunun belirli bir dönem boyunca gerçekleştirilen işlemleri göstermesi, bunun bir stok değil, akım değişken olduğunu gösterir. Dış ödemeler bilânçosu bir yerde ticari işletmelerin bilânçolarına değil, kar zarar hesaplarına benzerler.

ÖDEMELER BİLÂNÇOSUNUN ANA HESAP GRUPLARI
1) Cari İşlemler Hesabı:
Geleneksel olarak ödemeler bilançosu içinde en fazla önem verilen bölüm cari işlemler hesabı (current transactions account)’dır. Ülkenin ihraç ve ithal ettiği mallar ve hizmetler bu hesaba kaydedilir. Cari işlemlere kaydedilen işlemlerde kendi arasında üç alt bölüme ayrılırlar: 1. Mal ticareti 2: Hizmet ticareti ve 3: Tekyanlı (karşılıksız) transferler.
a) Mal Ticareti
Mal ihracatı ülkeye döviz kazandıran başlıca işlemdir. Kayıt tekniği açısından alacaklı bir işlem olarak ihracat gerçekleşmeleri aktif kısma kaydedilir. Bunun tersine, mal ithalatı yabancılar lehine alacak hakkı doğurması dolayısıyla borçlu bir işlem olarak kaydedilir. Toplam mal ithalatı ile toplam mal ihracatı arasındaki farka ise dış ticaret bilânçosu adı verilir. Bu kavram dış ödemeler bilânçosu ile karıştırılmamalıdır.
b) Uluslararası Hizmetler
Ülkenin hizmet ithali ve ihracatından kaynaklanan ödeme akımları da cari işlemler bilânçosunun hizmetler bölümünde yer alır. Hizmet ithal ve ihracına görünmez ticaret de denmektedir. Uluslararası hizmetler kapsamındaki bazı işlemle aşağıdaki gibidir.
Dış turizm: Yabancı turistlerin ülkede yaptıkları harcamaları belirtir.
Uluslararası taşımacılık: Kara, deniz ve hava yolu araçlarıyla yabancı ülkelere yolcu ve yük taşımacılığından kazanılan dövizler veya yabancılara yaptırılan taşımacılık işlemleri dolayısıyla ödenen dövizler bu grupta yer alır.
Uluslararası bankacılık ve sigortacılık: Ulusal banka ve sigorta şirketlerinin uluslararası faaliyetlerinden kazandıkları dövizler veya bu hizmetler için yabancı kuruluşlara yapılan ödemeler bu grupla ilgilidir.
Yabancı sermaye yatırımlarının kazançları: Yurt içindeki yabancı sermaye şirketlerinin faaliyetlerinden kazanıp yurt dışına transfer ettikleri karlar, ülkedeki uzun ve kısa süreli mali sermaye yatırımlarının geliri olarak (faiz ve temettü) dışarıya gönderilen paralar ve resmi dış borç faizleri bu grupta yer alır.
Yurt dışı içi işçi gelirleri: Yurt dışında çalışan işçilerin anayurda gönderdikleri paralar da emek gücünün sağladığı hizmetin ihraç edilmesinin bir karşılığıdır.
Lisans bedelleri, kiralar, komisyonlar, v.s.: Yurt dışındaki çeşitli şirket ve kuruluşlara sağlanan özel hizmetler karşılığında yapılan ödemeleri kapsar.
Yurt dışı resmi hizmetler: Yurt dışında ülkeyi temsil eden elçilik veya konsolosluk görevlilerinin ücret ve maaşları, devlete ait bina ve arazilerin bakım ve onarımı, dışarıdaki askeri birlik ve görevlilerin harcamaları, vs. gibi resmi harcamalar bu grupta toplanır.
c) TekYanlı Transferler
Ülkeler arasında bağış ve hibe şeklinde yapılan işlemler bu gruba girmektedir. Karşılığında hiçbir ödemede bulunmak gerekmediği için, bu tür işlemlere tek yanlı veya karşılıksız transfer denmektedir. Bağışta bulunan tarafa göre tek yanlı transferler resmi ve özel nitelikte de olabilir. Yapılan bir karşılıksız transfer, bağışta bulunan ülke açısından borç işlemi niteliğindedir. Dolayısıyla bu tür işlemler tek yanlı transferler hesabının borçlu yanına kaydedilir. Muhasebe kaydını denkleştirmek için de başka gruplardaki bir hesaba aynı miktar bir alacak kaydı düşülmesi gereklidir.
d) Cari işlemler Dengesi
Cari işlemlerin alacaklı ve borçlu kısımları toplamı arasındaki farka cari işlemler bilânçosu ya da dengesi adı verilir. Konu alt bilânçolar açısından ele alınacak olursa, cari işlemler dengesi net mal ve hizmetler bilânçosu ile tek yanlı transferler bilânçosu toplamına eşit olacaktır. Cari işlemler hesabı, cari yılda üretilen mal ve hizmetlerin ithal ve ihracı ile yatırım gelirlerini ve tek yanlı transferleri kapsadığı için ülkenin uluslararası işlemleri ile milli geliri arasında doğrudan bir ilişki kurmamızı sağlamaktadır.
1) Sermaye Hesabı
Uluslararası ekonomik işlemlerin diğer grubunu sermaye ithali ve ihracı oluşturmaktadır. Sermaye işlemleri, genelde bir ülkede yerleşik kişi ve kuruluşların yabancı bir ülkede yaptıkları fiziki yatırımlarla (üretim tesisleri, bina, arazi, fabrika vs.), sınır ötesine aktarılan mali fonlardan (yabancı tahvil, hisse senedi, hazine bonosu vs. alımsatımı, yabancı ülke bankalarında vadeli hesap açtırılması gibi) oluşmaktadır. Ödemeler bilânçosu açısından bakacak olursak, yurt dışından ülkeye sermaye girişi bir alacak işlemi iken, ülkeden sermaye çıkışı da bir borç işlemi niteliğindedir.
Sermaye işlemlerinin dönüşüm hızı çok yüksektir, yani sermaye kısa aralıklarla ülkeye girebilir veya ülkeyi terk edebilir. Bu nedenle her giren veya çıkan sermaye tutarı ödemeler bilânçosunda ayrı ayrı değil, bunların toplamının net bakiyesi tek bir kalem olarak gösterilmektedir. Sermaye hesabındaki toplam alacaklı ve borçlu işlemlerinin net bakiyesine sermaye bilânçosu adı verilir. Sermaye hesabı da bazı alt bilânçolara ayrılabilir. Örneğin dolaysız sermaye yatırımları dengesi, portföy yatırımları dengesi, kısasüreli sermaye dengesi v.s. gibi.
2) Resmi Rezervler Hesabı
Bu hesapta merkez bankasının döviz piyasasına yapmış olduğu müdahalelerin sonucunda ülkenin uluslararası resmi rezervlerindeki değişmeleri gösterilir. Piyasada döviz talebinin arzı aşması durumunda eğer kur istikrarının sağlanması amaçlanıyorsa, merkez bankası döviz satışında bulunacaktır. Böylece resmi rezervler eksilmiş olur.
Döviz arzının döviz talebinin üzerine çıkması durumunda da kur düşüşünü engellemek için piyasadan döviz satın alınarak resmi rezervlere bu miktarlar eklenir. Merkez bankasının yaptığı bu işlemler sonucunda, ülkenin uluslararası rezervlerindeki değişmelerin net sonucunun ödemeler bilânçosunun resmi rezervler hesabında gösterilmesi gerekir. Muhasebe tekniği açısından resmi rezervlerle ilgili işlemlerin ödemeler bilânçosunda kaydedilişi şu şekildedir; Resmi rezervlerde azalma (merkez bankasının döviz satışları) alacak, rezervlerdeki bir artma da (merkez bankasının döviz alımları) borç işlemi niteliğindedir.
4) İstatistik Farkları
İstatistik farklar ödemeler bilânçosu istatistiklerini muhasebe kayıtları anlamında denkleştirmek amacıyla kullanılır ve bir tek kalemden ibaret bir kayıttır. Buna bazen net hatalar ve unutmalar hesabı da denir. Bilindiği üzere ödemeler bilânçosunun otonom veya çizgiüstü işlemlerinin net bakiyesi ile denkleştirici ya da çizgialtı işlemlerin ters yönlü (işareti ters) bakiyesi birbirine eşit olmalıdır. Bununla birlikte, uygulamada çoğu kez cari işlemlerle sermaye işlemlerinin kaydedilişteki hata, eksik, gecikme ve unutma gibi nedenler dolayısıyla bu eşitlik kendiliğinden sağlanamamaktadır.
Yukarıda değinilen veya benzeri sebepler dolayısıyla ödemeler bilânçosu kayıtlarından elde edilen otonom işlemlerin net bakiyesi, denkleştirici işlemler hesabının bakiyesine (işareti ters yönde) tam olarak eşit çıkmamaktadır. İşte, aradaki bu farkı denkleştirmek amacıyla kullanılan tek kalem hesaba istatistik farkları adı verilmektedir. Bazen istatistik farkları yerine, net hatalar ve unutmalar deyimi de kullanılabilir.

Cevap B

65. Genellikle bir ülkede yerleşik kişi ve kuruluşların yabancı bir ülkede yaptıkları fiziki yatırımlarla sınır ötesine aktarılan mali fonlardan oluşan ödemeler bilançosu hesabının adı nedir?
A) Cari işlemler hesabı
B) Resmi rezervler hesabı
C) Uluslararası hizmetler hesabı
D) Net hata hesabı
E) Sermaye hesabı

Uluslararası ekonomik işlemlerin diğer grubunu sermaye ithali ve ihracı oluşturmaktadır. Sermaye işlemleri, genelde bir ülkede yerleşik kişi ve kuruluşların yabancı bir ülkede yaptıkları fiziki yatırımlarla (üretim tesisleri, bina, arazi, fabrika vs.), sınır ötesine aktarılan mali fonlardan (yabancı tahvil, hisse senedi, hazine bonosu vs. alımsatımı, yabancı ülke bankalarında vadeli hesap açtırılması gibi) oluşmaktadır. Ödemeler bilânçosu açısından bakacak olursak, yurt dışından ülkeye sermaye girişi bir alacak işlemi iken, ülkeden sermaye çıkışı da bir borç işlemi niteliğindedir.

Cevap E
66. Sermaye hesabındaki toplam alacaklı ve borçlu işlemlerinin net bakiyesinin adı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sermaye bilânçosu
B) Sermaye açığı
C) Sermaye tablosu
D) Sermaye bakiyesi
E) Net sermaye değeri
Sermaye işlemlerinin dönüşüm hızı çok yüksektir, yani sermaye kısa aralıklarla ülkeye girebilir veya ülkeyi terk edebilir. Bu nedenle her giren veya çıkan sermaye tutarı ödemeler bilânçosunda ayrı ayrı değil, bunların toplamının net bakiyesi tek bir kalem olarak gösterilmektedir. Sermaye hesabındaki toplam alacaklı ve borçlu işlemlerinin net bakiyesine sermaye bilânçosu adı verilir. Sermaye hesabı da bazı alt bilânçolara ayrılabilir
Cevap A

67. Cari işlemler bilânçosu ile uzun sermayeli bilânçoların toplamından oluşan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A) Temel denge B) Toplam denge
C) Eşitlik dengesi D) Likidite dengesi
E) Rezerv denge

Cari işlemler bilânçosu ile uzun sermayeli bilânçoların toplamından oluşan kavram temel dengedir.
Cevap A
68. Ödemeler bilânçosu açıkları karşısında izlenebilecek politikaların arasında aşağıdakilerden hangisi sayılamaz?
A) Açıkları finanse etmek
B) Kambiyo politikası araçlarını harekete geçirmek
C) İthalatı kısıtlamak
D) İhracatı artırıcı önlemler almak
E) Döviz kazandırıcı işlemleri azaltmak

Dış ödemeler bilânçosu, dengesizlik, dış açık veya dış fazla şeklinde kendini gösterir. Bu dengesizlikler bilânço dönemi içinde yapılan otonom ekonomik işlemlerin sonucu olarak ortaya çıkar. Otonom kalemler, ekonomik ve ticari hayatın normal işleyişi ile kendiliğinden gerçekleşen işlemlerdir. Denkleştirici işlemler ise, otonom işlemlerin yol açtığı bir açık veya fazlayı dengeleme amacıyla ortaya çıkarlar. O bakımdan otonom işlemlere açık yaratıcı denkleştirici olanlara açıkkapayıcı işlemler de denilmektedir. Ödemeler bilânçosunun ana hesap gruplarına bakıldığında cari işlemlerin otonom, sermaye işlemlerinin de genellikle otonom, resmi rezerv işlemlerinin ise denkleştirici nitelikte oldukları görülür. Teorik açıdan bir dış açık veya fazlasının belirlenmesinin oldukça kolay olabileceği düşünülebilir. Bunanla beraber, uygulama açısından bazı önlemli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu karışıklık, aslında ödemeler bilânçosuna kaydedilen bir işleme bakarak bunun otonom veya denkleştirici olduğunu belirlemenin güçlüğünden ileri gelmektedir.

Cevap A

69. Uluslararası hizmetler hesabına, aşağıda sayılanlardan hangisi girmez?
A) Dış turizm
B) İsçi gelirleri
C) Uluslararası bankacılık hizmetleri
D) Uluslararası ulaştırma hizmetleri
E) Karşılıksız transferler

Ülkenin hizmet ithali ve ihracatından kaynaklanan ödeme akımları da cari işlemler bilânçosunun hizmetler bölümünde yer alır. Hizmet ithal ve ihracına görünmez ticaret de denmektedir. Uluslararası hizmetler kapsamındaki bazı işlemle aşağıdaki gibidir.
Dış turizm: Yabancı turistlerin ülkede yaptıkları harcamaları belirtir.
Uluslararası taşımacılık: Kara, deniz ve hava yolu araçlarıyla yabancı ülkelere yolcu ve yük taşımacılığından kazanılan dövizler veya yabancılara yaptırılan taşımacılık işlemleri dolayısıyla ödenen dövizler bu grupta yer alır.
Uluslararası bankacılık ve sigortacılık: Ulusal banka ve sigorta şirketlerinin uluslararası faaliyetlerinden kazandıkları dövizler veya bu hizmetler için yabancı kuruluşlara yapılan ödemeler bu grupla ilgilidir.
Yabancı sermaye yatırımlarının kazançları: Yurt içindeki yabancı sermaye şirketlerinin faaliyetlerinden kazanıp yurt dışına transfer ettikleri karlar, ülkedeki uzun ve kısa süreli mali sermaye yatırımlarının geliri olarak (faiz ve temettü) dışarıya gönderilen paralar ve resmi dış borç faizleri bu grupta yer alır.
Yurt dışı içi işçi gelirleri: Yurt dışında çalışan işçilerin anayurda gönderdikleri paralar da emek gücünün sağladığı hizmetin ihraç edilmesinin bir karşılığıdır.
Lisans bedelleri, kiralar, komisyonlar, v.s.: Yurt dışındaki çeşitli şirket ve kuruluşlara sağlanan özel hizmetler karşılığında yapılan ödemeleri kapsar.
Yurt dışı resmi hizmetler: Yurt dışında ülkeyi temsil eden elçilik veya konsolosluk görevlilerinin ücret ve maaşları, devlete ait bina ve arazilerin bakım ve onarımı, dışarıdaki askeri birlik ve görevlilerin harcamaları, vs. gibi resmi harcamalar bu grupta toplanır.

Cevap E

70. Aşağıdakilerden hangisi ödemeler bilânçosunun otonom kalemlerinin ortaya çıkardığı dengesizliği gidermek için merkez bankalarının dış rezervlerindeki değişmeleri gösterir?
A) Resmi rezervler hesabı
B) Sermaye hesabı
C) Karşılıksız transferler hesabı
D) Cari işlemler hesabı
E) Dış ticaret hesabı

ödemeler bilânçosunun otonom kalemlerinin ortaya çıkardığı dengesizliği gidermek için merkez bankalarının dış rezervlerindeki değişmelerine resmi rezervler hesabı denir.
Cevap A
71. Kısa vadeli borçları sistematik olarak ayırmadığı için bilânço açığını olduğundan fazla gösteren kavrama ne denilir?
A) Net likidite dengesi
B) Temel denge
C) Resmi rezervler dengesi
D) Dış ticaret dengesi
E) Cari işlemler dengesi

Net likidite dengesi, Kısa vadeli borçları sistematik olarak ayırmadığı için bilânço açığını olduğundan fazla gösteren kavramdır.

Cevap A
72. Aşağıdakilerden hangisi genel olarak dış dengesizlik doğuran faktörlerden biri değildir?
A) Yapısal nedenler
B) İktisadi dalgalanmalar
C) Enflasyon
D) Döviz spekülasyonu
E) Geçici faktörler

genel olarak dış dengesizlik doğuran faktörler;
Yapısal nedenler
İktisadi dalgalanmalar
Döviz spekülasyonu
Geçici faktörlerdir.

Cevap C

73. Hükümetlerin ithalatı kısıtlama için koydukları gümrük tarifeleri, ithal kota ve yasakları gibi önlemleri kapsayan “Dış Ticaret Kısıtlamaları” hangi politikaların kapsamı dahilinde uygulanır?
A) Maliye politikaları
B) Para politikaları
C) Harcama kaydırıcı politikalar
D) Gelirler politikaları
E) Vergi politikaları
Uluslararası dış ticaret teorisinin temel amacı, ülkeler arasındaki mal ve hizmet alım satımlarının nedenlerini açıklayabilmektir. Uluslararası ticaret teorisinde bir dizi varsayımlar mevcuttur. Genelde iki ülkeli, iki mallı ve iki faktörlü modeller kullanılır; kamu sektörünün varolmadığı, dolayısıyla gümrük tarifelerinin ve ticaret üzerinde öteki kısıtlamaların bulunmadığı, mal ve faktör piyasalarında tam rekabet koşullarının geçerli olduğu; uluslararası taşıma giderlerinin bulunmadığı gibi bir takım varsayımlardan hareket edilir. Uluslararası ticaret teorisine ilişkin analizleri, bazı aşırı basitleştirici varsayımlar altında ülkelerin birbirleriyle yapmakta oldukları ticaretin temelini, yani dış ticaret kazançlarını, dış ticaretin bileşimi ve göreceli reel fiyat ilişkilerini açıklamaya yönelik bir bilimsel faaliyet alanı olarak tanımlama olanağı vardır.
Cevap C
74. Ödemeler dengesi açık veren ülkelerin ulusal paralarının döviz piyasalarında değer kaybedeceğini, fazla veren ülkenin parasının değer kazanacağını savunan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A) Akım değişkeni yaklaşımı
B) Satın alma paritesi yaklaşımı
C) Parasalcı yaklaşım
D) Ödemeler dengesi yaklaşımı
E) Portfolyo dengesi yaklaşımı

Ödemeler dengesi açık veren ülkelerin ulusal paralarının döviz piyasalarında değer kaybedeceğini, fazla veren ülkenin parasının değer kazanacağını savunan yaklaşım ödemeler dengesi yaklaşımıdır.

Cevap D

75. Bireylerin servetlerinin büyüklüğüne göre çeşitli menkul değerlerden oluşan belirli hacimlerde yatırım yapacakları hangi yaklaşım çerçevesinde değerlendirilir?
A) Akım değişkeni yaklaşımı
B) Portfolyo dengesi yaklaşımı
C) Satın alma paritesi yaklaşımı
D) Parasalcı yaklaşım
E) Ödemeler dengesi yaklaşımı

Bireylerin servetlerinin büyüklüğüne göre çeşitli menkul değerlerden oluşan belirli hacimlerde yatırım yapacakları Portfolyo dengesi yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilir
Cevap B
76. Dövizin ulusal para karşılığında gelecekte belirli bir süre sonra teslim edilmek koşuluyla bugünden yapılan alım satım işlemlerine ne ad verilir?
A) Forward B) Arbitraj
C) Faiz arbitrajı D) Swap
E) Spekülasyon

Dövizin, içinde bulunulan zaman içinde kararlaştırılan bir fiyattan ilerdeki bir tarihte teslim edilmek koşuluyla, bugünden yapılan sözleşmelerle alınıp satılmasına vadeli teslim işlemi (FORWARD) ve bu işlemlerin yapıldığı piyasaya da vadeli teslim piyasaları denilmektedir. Vadeli teslim işlemleri normalde ticari bankalarca yapılmaktadır. Vadeli teslim işlemlerinde olduğu üzere bazı sözleşmelere gerek duyulmasının nedeni, döviz kurlarının gelecekteki gösterecekleri olası belirsizliklerdir.
Vadeli teslim işlemlerine uygulanan kurlara vadeli teslim kuru adı verilir. Vadeli kurlar genellikle anında kurlarla karşılaştırılmalı olarak ifade edilmektedir. Eğer vadeli teslim kuru anında teslim kurundan yüksekse, aradaki farka vadeli teslim primi denir. Tersi bir durumda ise, vadeli kurun anında teslim kurundan düşük olması durumundaki negatif farka da vadeli kur ıskontosu adı verilmektedir.

Cevap A

77. Dünyada 1870’lerden I. Dünya Savaşı’na kadar uygulanan değişim döneminin adı nedir?
A) Çift para dönemi
B) Altın para dönemi
C) Gümüş para dönemi
D) Buhran dönemi
E) Altın standardı
F) Dünyada altın para standardı, 19. yüzyılın ikinci yarısından I. Dünya Savaşının başlangıcına kadar kesintisiz biçimde uygulanmış bir sistemdir. Altın para standardında öncelikle her bir ülkenin ulusal parasının değeri belirli ağırlıkta saf altın olarak tanımlanır. Bu işlem sonucunda oluşan fiyata altın paritesi adı verilir. Ulusal paranın değerinin parite düzeyinde sürdürülebilmesi için merkez bankası veya darphane görevli olarak ilan edilmiş kurumlardır ve belirlenen fiyattan isteyen herkese altın satarlar veya bu kurumlar kendilerine arz edilen altınları satın alma yolunu seçebilirler. Böylece ülke düzeyinde sabit altın fiyatı uygulaması gerçekleştirilmiş olur. Kabaca söylemek gerekirse, altın para standardı bir sabit kur sistemini ifade etmektedir. Bu sistemde döviz kurlarının sabit oluşu, görevli kurumların tespit edilen fiyattan serbestçe altın alımsatım faaliyetinde bulunabilmesi ve herhangi bir engel olmaksızın altının elde edebilmeleri ve altın ithalinin serbest oluşuyla sağlanmaktadır.
Cevap B
78. Aşağıdaki kurumlardan hangisi Bretton Woods Konferansının sonunda kuruluş yasaları kabul edilen kuruluşlardan biridir?
A) Dünya Bankası
B) Uluslararası Yatırım ve İmar Bankası (IBRD)
C) UNESCO
D) UNIAD
E) Uluslararası Kalkınma Bankası
Dünya ticaretini serbestleştirme çabalarını ilk önce sanayileşmiş ülkeler başlatmış ve bu durum giderek az gelişmiş ülkelerde de yaygınlık kazanmıştır. 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki uluslararası ekonomik ve mali sistemin temeli 1944’de toplanan Bretton Woods Konferansları’nda atılmıştır. Konferansların sonucunda kurulmasına karar verilen iki örgütten birisi olan Dünya Bankası olup, Avrupa ekonomilerinin onarımına katkıda bulunmak (daha sonraları az gelişmiş ülkelere kalkınma yardımı sağlamak) amacını gütmektedir. İkinci olarak Uluslararası Para Fonu kurulmuş ve uluslararası parasal ve mali sistemin düzenli biçimde işlenmesini sağlamakla görevlendirilmiştir
Cevap B
79. Bretton Woods sistemi hangi kur sistemine dayanır?
A) Sabit kur sistemi
B) Dalgalı kur sistemi
C) Ayarlanabilir kur sistemi
D) Kirli kur sistemi
E) Yarı dalgalı kur sistemi

Sabit kur sisteminin temel özelliği döviz kurlarının belirli bir seviyede sürdürülmesi olgusudur. En eski sabit kur sistemi altın standardı olarak bilinmektedir. Ancak modern ekonomilerdeki kâğıt para sistemlerinde de sabit kur sistemi altın standardına benzer bir sabit kur sistemi de zaman zaman uygulanabilmektedir. II. Dünya Savaşı sonrasında başlayıp 1970’li yılların başına kadar geçen sürede dünyada birçok ülke tarafından uygulanan ve Bretton Woods Sistemi diye adlandırılan sistem de sabit kur sistemine dayalı bir sistem idi ve genel olarak altın standardı adı verilen sisteme benzer özellikler taşımakta idi.

Cevap A

80. Bretton Woods sisteminde ulusal paraların dolar paritesi etrafında dalgalanma marjı, alt ve üst yönde yüzde kaç olarak sınırlandırılmıştı?
A) % 5 B) %4 C) %3
D) %2 E) %1

Bretton Woods sisteminde ulusal paraların dolar paritesi etrafında dalgalanma marjı, alt ve üst yönde yüzde 1 olarak sınırlandırılmıştı
Cevap E
81. Bretton Woods sistemine göre Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) başlıca görevi nedir?
A) Dış açıklar konusunda üye ülkelere teknik destek vermek
B) Üye ülkelere ilişkin develüasyon sorunlarının çözümünde kredi sağlamak
C) Dış açık veren üye ülkelere kısa süreli kredi sağlamak
D) Uluslararası Dolar paritesini belirlemek
E) Uluslararası ticaretin gelişmesine katkıda bulunmak
Bretton Woods sistemine göre Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) başlıca görevi Dış açık veren üye ülkelere kısa süreli kredi sağlamaktır.

Cevap C

82. Uluslararası Para Fonu’na ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) En üst karar organı yönetim kuruludur
B) Yürütme Kurulu fonun sürekli karar organıdır
C) Uluslararası para sisteminin yönetimi ve uygulamasının gözetimi ile ilgilenir.
D) Uluslararası parasal ilişkilerin düzenli ve uyum içinde gelişmesini gözetlemek
E) Üye ülkelerin makro ekonomik ve yapısal uyum politikalarını belirlemek
Üye ülkelerin makro ekonomik ve yapısal uyum politikalarını belirlemek IMF’nin yetki kapsamınıda değerlendirilemez.

Cevap E
83. Aşağıdakilerden hangisi IMF kotalarına ilişkin olarak doğru bilgileri içermektedir?
A) Üyeler üye olarak kabul edildiklerinde kotalarının %50’si kadarını uluslararası rezerv paralarla IMF’ye öderler
B) Her ülkenin fondaki oy hakkının ağırlığı onun kotasına bağlı olarak belirlenmez
C) Kotalar her zaman fondan çekilebilecek mali kaynakların sınırını belirlemez
D) Üye ülke kotalarının uluslararası rezerv paralarla ödenen bölümüne rezerv tranşı (dilimi) denir
E) Rezerv paralar fon tarafından 1965 yılında yaratılmış bir kaynaktır

Üye ülke kotalarının uluslararası rezerv paralarla ödenen bölümüne rezerv tranşı (dilimi) denir

Cevap D
84. IMF kredi politikası temelde hangi ilkeye dayanır?
A) Karşılık ilkesi B) Şartlılık ilkesi
C) Niyet ilkesi D) İstikrar ilkesi
E) Geri ödeme ilkesi

IMF kredi politikası temelde Şartlılık ilkesine dayanır
Cevap B
85. IMF tarafından uygulanan ve genelde bir hükümetin diğerinin merkez bankasından onun ulusal parasını çekmesine olanak veren hakka ne ad verilmektedir?
A) Özel çekme hakları B) EURO
C) Özel tahsis hakları D) Karşılıklar
E) Şartlı kabul
IMF tarafından uygulanan ve genelde bir hükümetin diğerinin merkez bankasından onun ulusal parasını çekmesine olanak veren hak Özel Çekme Hakkı (SDR) denir.
Cevap A

86. Aşağıdakilerden hangisi IMF’nin mali kaynaklarından biri değildir?
A) SDR
B) Fonda toplanan paralar
C) Borçlanma
D) Merkez bankaları arası future anlaşması
E) Ödünç alma genel anlaşması
Cevap D
Merkez bankaları arası future anlaşması IMF’nin mali kaynaklarından biri değildir.
87. Merkezi kurun otomatik biçimde, ufak ölçülerle ve sürekli olarak değiştirilmesine dayanan yönteme ne ad verilir?
A) Geniş marjlı pariteler
B) Yönetimli dalgalanma
C) Serbest kur sistemi
D) Sürünen pariteler
E) İstikrarsız pariteler

Sürünen pariteler merkezi kurumlarca belirlenen kurun (parite) otomatik biçimde fakat ufak ölçüler ile ve sürekli değiştirilmesine dayanan bir usuldür. Döviz kurlarının parite etrafında yani tespit edilen sınırlar içinde (dar veya geniş bir şekilde) dalgalanmasına izin verilir. Fakat sistemin temel özelliği, merkezi kurun son birkaç hafta veya ayın ortalamasına göre düzenli olarak değiştirilmesidir. Bu sistemde, döviz kurlarında objektif göstergelere göre yapılacak ayarlamalar daha önceden belli edilir ve ileride gerçekleştirilecek değişiklikler önceden tespit edilir başka bir deyişle ortalama olarak kurlar belirlenen parite etrafında dalgalanır.

Cevap D

88. Yakın ekonomik ilişkide bulunan bir grup ülkenin ulusal paralarını sabit kurlarla birbirine bağlayıp öteki paralara karşı dalgalanma bırakmaları ile oluşan sistem aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ekonomik birlikler
B) Parasal bölgeler
C) Ortak para alanları
D) Gümrük birliği
E) Optimum para birliği

Sabit ve değişken kur sistemleri arasında gerçekleşen diğer bir model de ortak para alanı ya da parasal birliklerdir. Para alanı, yakın ekonomik ilişki de bulunan bir grup ülkenin, ulusal paralarını sabit kurlarla birbirine bağlayıp öteki paralara karşı dalgalanmaya bırakmaları ile oluşturulan bir sistemdir. Bahsi geçen bölge içerisindeki ülkelerin birbirlerinin paraları arasındaki kurlar sabitlenir. Bu nedenle denkleşme sorununun çözümü için birliğe girecek ülkelerin belirli özellikleri taşımaları gerekir. En azından bu ülkelerin ekonomik özelliklerinin grup ülkelerinin ekonomilerine benzemeleri konusu bir yerde bir zorunluluğu ifade etmektedir.

Cevap C
89. Aşağıdakilerden hangisi ithal ikameci politikaların eleştirilerinden birisidir?
A) Kaynak israfına azaltır
B) Dışa bağımlılığı azaltır
C) İç borçları artırır
D) Ülkeye yabancı sermayenin gelişini artırır
E) İhracat endüstrileri aleyhine doğan çarpıklığı azaltır

İthal edilen malların ithal eilmeyerek ülkede üretilmesine ithal ikameci politika denir. İthal ikameci ithalatı kısar bu nedenle de dış borcu azaltır. Aam iç borcu artırır.
Cevap C
90. Aşağıdakilerden hangisi 24 Ocak 1980 iktisadi kararlarından biri değildir?
A) İhracatı özendirmeye dayanan bir stratejiye yönelindi
B) Dışa açık bir model esas alındı
C) Serbest piyasa koşullarına işlerlik kazdırıldı
D) Beş yıllık kalkınma planlarından vazgeçildi
E) İhracatın artırılması ile kalkınma hedefleniyordu
Beş yıllık kalkınma hala günümüzde de uygulanmaktadır.
Cevap D
91. Aşağıdakilerden hangisi tarımsal üretimi koruyucu dış ticaret önlemlerinden birisidir?
A) Döviz yasağı
B) İhracat kotaları
C) Damping
D) Fark giderici vergiler
E) İthalatta fiyat farkı ödemesi

Fark Giderici Vergiler: Doğurdukları sonuçlar bakımından ithal kotalarına benzerler. Bunlar daha çok tarım kesimi için kullanılır. Burada, hükümetler korumak istedikleri sektörlerdeki üreticiler için yüksek iç fiyatlar belirlerler. Bunlar minimum ithal fiyatını oluşturur. İç piyasada bu yüksek fiyatları geçerli kılmak için de fark giderici vergiler uygulanır. Fark giderici vergilerin en tipik örneği Avrupa Birliği’nin ortak tarım politikası uygulamalarında görülür. Bu politikalar çerçevesinde Birlik, kendi üreticilerini korumak amacıyla yüksek yurtiçi destekleme fiyatları belirler, sonra da dünya fiyatlarını bu yüksek fiyatlara eşitlemek üzere fark giderici vergi uygulamasına başvurur. Bu önlemler dolayısıyla ucuz fiyatlı yabancı malların Birliğe girişi kesinlikle önlenmiş olur.

Cevap D

92. Aşağıdakilerden hangisi bir uluslararası kredi türü değildir?
A) Proje kredileri
B) Bağlı krediler
C) Serbest krediler
D) Hükümet kredileri
E) Kalkınma kredileri
Kalkınma kredileri ulusal kredilerdendir.
Cevap E
93. Üretimde sabit maliyetler, bir endüstriden başka birine aktarılan kaynakların her iki kesimde de aynı derecede verimli olmalarını ifade eder. Bu durumun üretimde görülen doğal sonucuna ne ad verilir?
A) Eksik rekabet B) Tam rekabet
C) Tam uzmanlaşma D) Artan maliyet
E) Azalan maliyet
Üretimde sabit maliyetler, bir endüstriden başka birine aktarılan kaynakların her iki kesimde de aynı derecede verimli olmalarını ifade eder. Bu durumun üretimde görülen doğal sonucuna tam uzmanlaşma adı verilir
Cevap C

94. İthal malı bir birim artırırken bunların karşılığında ülkenin kendi malından önereceği miktarları gösteren eğrinin adı aşağıdakilerden hangisidir?
A) İthalatihracat eğrileri
B) Dönüşüm eğrisi
C) Uluslararası üretim imkânları eğrisi
D) Teklif eğrisi
E) Dış ticaret eğrisi

Karşılıklı talep teorisi, İngiliz iktisatçısı Alfred Marshall tarafından geliştirilen ve teklif eğrileri adı verilen grafikler aracılığıyla incelenmiştir. Bu teori ile dış ticaret hadlerinin oluşumunda arz ve talep etkilerine daha büyük bir açıklık getirilmiş olmaktadır. Ülkenin belirli miktar veya hacmindeki ithal malı karşılığında önerdiği ihraç malı tutarına teklif adı verilmektedir. Buna göre bir teklif, aynı anda şu üç şeyi ifade eder: İhraç miktarı, İthalat miktarı ve uluslararası fiyat oranı.
Ticaret hacmine bağlı olarak ülkenin teklifleri birbirinden farklılaşır. Bu noktada toplam ihracat hacmi en yüksek düzeyini görmektedir. Teklif eğrisi, ithal malı birer birim arttırılırken, bunların karşılığında ülkenin kendi malından önereceği miktarları gösteren eğri şeklinde tanımlanır ya da tersine, teklif edilen ihraç malları birer birim arttırılırken talep edilen ithal malı miktarını gösteren eğri biçiminde de tanımlanabilir. Teklif eğrisi üzerindeki her nokta, hem teklif ve talep edilen miktarları, hem de bunların birbirine oranı olan uluslararası göreceli fiyatı yani ticaret haderini bulmamıza yarar.
İç maliyet doğrusundan ayrıldıktan sonra teklif eğrisi giderek dikleşmekte (eğimi yükselmekte) ve belli bir ticaret hacminden sonra tersine dönmektedir. (eğimin negatif olması). Eğimin yükselmekte olduğu kısımda, her yeni ithal malı birimi karşılığında ihraç malından önerilen miktarlar azalmaktadır. Eğrinin tersine döndüğü kısımda ise, daha fazla ithal malı kabul edebilmesi için ülke, teklif ettiği ihraç malının toplam miktarını azaltıyor. Bir teklif eğrisi hem arz hem talep eğrisi olmak özelliklerine sahiptir. Ticaret hacmi genişledikçe ihraç mallarının arzı kıtlaşmakta ve dolayısıyla ancak daha fazla miktarlarda ithal malı karşılığında aynı miktar ihraç malı arz edilmektedir. Böylece eğrinin şekli, ülkenin üretim teknolojisi, faktör donatımı ekonomik yönetimde etkinlik gibi arzla ilgili özelliklerini yansıtmaktadır.

Eğer iki ülkenin, ayrı ayrı elde edilen teklif eğrileri aynı grafik üzerinde gösterilirse bunlar bir noktadan geçen fiyat oranı ise denge ticaret haddini oluşturur. Şekilde Türkiye ile Almanya arasındaki ticarette (dünya piyasası) uluslararası dengeyi sağlayan ticaret hadleri P den geçen OP fiyat oranıdır. OP ticaret hadlerinden Türkiye’nin ihraç etmek istediği pirinç miktarı (OL), Almanya’nın ithal etmek istediği pirinç miktarına (MP), Türkiye’nin ithal etmeyi arzuladığı kumaş (LP)’de Almanya’nın ihraç etmek istediği kumaş miktarına (OM) eşittir. Bu durumda, teker teker her maldan yapılmak istenen ihracat ile ithalat birbirine eşitlenmiş ve böylece dünya ticaret dengesi sağlanmıştır. OP’nin dışında hiçbir ticaret haddi dünya ticaret dengesini sağlayamayacaktır. Örneğin OS gibi, OP’ den daha yüksek (pirinç için) bir ticaret haddi doğrusunu ele alırsak, bu fiyattan Türkiye’nin teklif edeceği OV, Almanya’nın talep edeceği miktar OY olduğundan bu olasılıkta YV kadar bir arz fazlası var demektir. Bunun gibi, aynı ticaret haddinden Almanya’nın teklif edeceği kumaş OR iken Türkiye’nin talep edeceği kumaş ON’dir. Dolayısıyla da NR kadar bir talep fazlası bulunmaktadır. O halde bu arz ve talep uyuşmazlıkları sonucunda pirinç fiyatları kumaşa göre düşecek yani OS doğrusu aşağıya doğru hareket edecek ve OP ye eşitlendiğinde istikrarlı denge sağlanmış olacaktır.

Cevap D

95. Bir ülkenin aynı endüstriye ait malları hem ihraç hem ithal etmesi biçimindeki duruma ticarette verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
A) Uluslararası ticaret
B) Endüstri içi ticaret
C) Karşılıklı ticaret
D) Tek taraflı ticaret
E) Rekabetçi ticaret

Bir ülkenin aynı endüstriye ait malları hem ihraç hem ithal etmesi biçimindeki duruma ticarette endüstri içi ticaret denir.
Cevap B
96. Merkantilist doktrin ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Dış ticaret politikasının temel amacı hazineni altın stokunu artırmaktır.
B) Yoğun devlet müdahalesine dayanır.
C) İhracatın artırılmasına birinci derecede önem verirler.
D) Hammadde ithaline sıkı kontroller getirmişlerdir.
E) Servetin kaynağı altın ve değerli madendir.

Klasik teoriden önceki ekonomik ve siyasal doktrin Merkantilizm üzerine kuruluydu. Bu düşünce akımı 16. asırdan 17. asır sonlarına kadar dünya iktisadi hayatında etkili olmuştur. Merkantelist dönemden evvel dünyada yaygın bir dış ticaret olgusundan bahsetmek ise oldukça güçtür. Merkantilizm, aslında feodalizmin yerine ulusal devletlerin kurulmakta olduğu bir dönemin görüşlerini yansıtmaktadır. Daha açık bir deyişle İngiltere, Fransa, İs-panya, Hollanda, İsveç, Norveç ve Danimarka gibi ülkeler milli bütünlüklerini, sözü edilen bu dönemde sağlan-mıştır.
Merkantilist felsefeye göre dış ticaret politikasının temel amacı, hazinenin altın stokunu yeterince arttırabil-mektir. Bunun için de ödemeler dengesinde açısından bakılacak olursa dış ticarette fazla vermek gerekir. Merkan-tilistler altın ve değerli madenleri servetin kaynağı olarak görmüşlerdir. Merkantilizm asıl olarak yoğun devlet mü-dahaleciliğine dayanan bir doktrindir. Bu görüşü savunanlara göre dış ödeme fazlası oluşturulup altın stoklarını artırabilmek için iç ve dış ekonomik faaliyetler üzerine yoğun devlet müdahaleciliği zorunlu bir unsurdur. Temel amaçları doğrultusunda izledikleri politikaları daha somut olarak şu şekilde açıklayabiliriz: İhracatın artırılmasına birinci derecede önem verilmiş ve mamul mal ithalinin ise sıkı biçimde kısıtlanması öngörülmüştür. Buna karşın, çoğu ham maddenin ithali serbesttir. Doğal olarak bunun ifade ettiği anlam, ülkenin dışarıdan hammadde ithalinin özendirilmesi ve bunların ülkede işlenerek diğer ülkelere mamul mal biçiminde ihraç edilmesi şeklindedir.
Merkantilist doktrine göre; dünya serveti (altın ve değerli maden stoku) sabittir. Bu sebepten, birbiriyle ticaret yapan ülkelerin çıkarları arasında daima bir çelişki var olacaktır. Örneğin, ticaretten bir taraf kazançlı çıkarken, diğer taraf aynı ölçüde bir zarara uğrar.

Cevap D
97. “Karşılaştırmalı üstünlükler” ve “Mutlak Üstünlükler” kuramları kimlere aittir?
Karşılaştırmalı Mutlak
Üstünlükler Üstünlükler
A) Ricardo A.Smith
B) Ricardo Marshall
C) A.Smith Ricardo
D) J.S.Mill A.Smith
E) J.S.Mill Ricardo
Mutlak Üstünlük Teoremi
Adam Smith, serbest ticaret ve uluslararası uzmanlaşmanın yararlarını Mutlak Üstünlük Teoremi’nde açıklar. Teoriye göre, bir ülke diğer ülkeye göre hangi malı daha düşük maliyetle üretiyorsa o malın üretiminde uzmanlaş-malı ve bu malları ihraç ederek karşılığında pahalıya ürettiklerini dış ülkeden ithal etmelidir. Mutlak Üstünlük Teorisi’nin uluslararası ticaretin nedenini bilimsel olarak açıklamada önemli ilerleme kaydettiğine kuşku yoktur. Bununla birlikte, bu teori, örneğin gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki ticaret gibi, uluslararası ticaretin an-cak sınırlı bir bölümünü açıklayabilmiş ve gelişmiş ülkelerin kendi aralarındaki ticaretin oluşumuna genelde yeterli bir açıklama getirememiştir.
Karşılaştırmalı Üstünlük Modeli
Adam Smith’ten yaklaşık kırk yıl sonra David Ricardo Mutlak Üstünlük Teorisi’ne ilişkin analizleri geliştirerek karşılaştırmalı üstünlük teorisini ortaya atmıştır. Ona göre uluslararası ticareti mutlak üstünlükler yaklaşımına da-yandırmaya gerek yoktur. Ona göre böyle bir yaklaşım teorinin kapsamını daraltmaktaydı. Karşılaştırmalı üstün-lüklerin gerçekleştiği durumlarda mutlak üstünlük de vardır. Ama bunun tersi bir durum ise söz konusu değildir. Yani karşılaştırmalı üstünlük elde edilen her durumda mutlak üstünlük bulunmayabilir. Ricardo’nun yaptığı katkı-lara göre uluslararası ticaret için üzerinde durulması gereken ülkenin bazı malları diğer ülkeden daha ucuza üret-miş olması, yani bu mallarda mutlak üstünlük sahibi olması değildir. Tersine, önemli olan üretimdeki üstünlüklerin derecesidir. Bir ülke, diğerine göre, hangi malın üretiminde daha yüksek oranda bir üstünlük sahibi ise o mal üze-rinde uzmanlaşmaya gitmelidir. Karşılaştırmalı üstünlükler teoremine göre ülkeler arasında karlı dış ticaret için bu-lunması gereken koşul, bu ülkelerdeki üretim maliyetlerinin (yurtiçi fiyatlarının) birbirinden farklı olması gereğidir. Dış ticaretten tarafların sağlayacakları yararların ölçüsü ise uluslararası fiyat oranına bağlıdır. Bu oranın nasıl oluştuğu ise ülkelerin talep koşullarının da incelenmesi bulunabilecektir.
Ricardo Modeli’nin Eksiklikleri
Bu eksiklikleri şöyle sıralayabiliriz.
• Ricardo modeli emek-değer yaklaşımına dayanır.
• Ricardo ülkeler arasında iş gücü verimindeki farlılığın nedenlerini açıklamamıştır.
• Ricardoya göre iş gücü ülke içinde tam hareketli, ülkeler arasında ise tam hareketsizdir.
• Ricardo’nun teorisi bir arz teorisidir ve konunun talep yönüne önem vermez.
• Ricardo modeli sabit maliyet ve tam uzmanlaşmaya dayanır.
• Ricardo modeli statik bir modeldir.
• Ricardo modelinde bir malın üretiminin farklı aşamalara ayrılması ve her bir aşamanın, maliyeti minimuma indirmek için değişik ülkelerde gerçekleştirilmesi üzerinde durulmuş değildir.
Karşılaştırmalı Üstünlüklerin Geçerlilik Alanı
Karşılaştırmalı üstünlük teorisinin geçerlilik alanını değerlendirirken bazı noktaların göz önünde bulundurul-ması gereklidir ve bunlara aşağıda yer verilmiştir.
a. Yurtiçi talep ve ulusal üretim arasındaki farklılıklar: Bazı ülkelerde belirli malların yerli üretimi yurt içi talebi karşılayacak düzeyde artırılamamakta ve hatta hiç yapılamamaktadır.
b. Malların niteliğindeki farklılıklar: Aynı endüstri dalında faaliyet gösterseler dahi çeşitli ülkelerde, firmalar tarafından üretilen mallar arasında fiziki görünüş veya yapılış bakımından farklılıklar bulunmaktadır. Dolayısıyla fiyat farkı önemli olmamakla birlikte aralarında önemli kalite farlılıkları bulunan mallar üzerindeki ticareti dar an-lamda karşılaştırmalı üstünlüklerle açıklamak pek olası değildir.
c. Fiyat farklılıkları: Bir grup mal ise çeşitli ülkelerdeki farklı firmalar tarafından üretilmelerine karşın, arala-rında önemli kalite farlılığı bulunmamaktadır. Bu gibi homojen (türdeş) ürünler arasından hangisinin satın alına-cağını belirleyen temel faktör bunların fiyatları olmaktadır.

Cevap A

98. HeckscherOhlin’in faktör donatımı teorisine göre aşağıdakilerden hangisi, sermaye/emek oranının Türkiye’de ABD’den daha düşük olmasının ekonomik sonuçlarından biri değildir?
A) Türkiye’nin emek yoğun mallarda uzmanlaşması
B) ABD’nin sermaye yoğun mallarda uzmanlaşması
C) ABD’de faiz/ücret oranının yükselmeye başlaması
D) Türkiye’de faiz/ücret oranının düşmeye başlaması
E) ABD’de faiz/ücret oranının değişmemesi
İsviçreli iktisatçı Eli Hecksher’in, 1919 yılında yayımlanan bir makalesine dayanılarak bu yeni yaklaşıma “faktör oranları teorisi” adı verilmiştir. Hecksher’in bu makalesi yaklaşık on yıl sonra yine İsveçli bir iktisatçı ve Hecksher’in öğrencisi olan Bertil Ohlin tarafından yeniden ele alınmıştır. Ohlin bu makaledeki görüşlere açıklık kazandırdı, yeni katkılarda bulundu ve açıklamalarını içeren “Bölgeler arası Ticaret ve Uluslararası Ticaret” adlı kitabını 1933 tarihinde yayınladı ve sonradan bu iktisatçıların isimlerinden dolayı teoriye Hecksher-Ohlin Teorisi denmeye başlandı.
Hecksher-Ohlin Teorisi oldukça açık basit ve rasyonel bir düşünceye dayanır. Teoride savunulan ana düşünce “Bir ülke hangi faktörüne zengin olarak sahipse, üretimi o faktörü yoğun biçimde gerektiren mallarda karşılaştırmalı üstünlü elde eder, yani onları daha ucuza üretir ve o alanlarda uzmanlaşır.” şeklinde ifade edilmiştir. Hecksher-Ohlin Teorisi’nin iki ana varsayımı ise şu şekildedir: Ülkeler faktör donatımları bakımından bir-birinden faklıdırlar. İki ülkeli modelde bir ülke emek, diğeri ise sermaye bakımından zengin ülkelerdir. Mallar faktör yoğunlukları ya da nispi faktör oranları bakımından da farklılık gösterirler. Diğerleriyle karşılaştırıldığında, bazı mallar emeğe oranla daha çok sermaye ya da tersine sermayeye göre daha çok emek gerektirir. Bu iki temel var-sayımın dışında teorinin dayanağı diğer bazı varsayımlar şöyle belirtilebilir: Bir malın üretim fonksiyonu bütün ül-kelerde aynıdır. Üretimde ölçeğe göre sabit verim koşulları geçerlidir. Ülkelerin talep koşulları birbirinin benzeridir.

Hecksher-Ohlin Modelinden Türetilen Diğer Teoremler
Hecksher-Ohlin modelinden dört önemli teorem türetilmiştir. Bunlar: a) faktör donatımı teoremi, b) faktör fi-yatları eşitliği teoremi, c) Stolper-Samuelson gelir dağılımı teoremi ve d) Rybczynki teoremidir.
a- Faktör Donatımı Teoremi
Buna göre her ülke, zengin olarak sahip olduğu faktörü yoğun biçimde kullanan malların üretiminde karşılaş-tırmalı üstünlük elde eder.
b- Faktör Fiyatları Eşitliği Teoremi
Teoreme göre serbest ticaret, ülkeler arasında faktör fiyatlarını eşitler ve bu bakımdan uluslararası serbest faktör hareketliliği ile aynı sonucu doğurur.
c- Stolper-Samuelson Teoremi
Bu teorem ile serbest ticaretin ülkenin bol olarak sahip bulunduğu faktörün reel gelirini yükselteceği, kıt fak-törün gelirini ise düşüreceği ortaya koyuluyor.
d- Rybczynski Teoremi
Bu teoreme göre de tam çalışma koşulları altında, yalnız bir faktörün arzı artınca, bu faktörü yoğun olarak kullanan malın üretiminin genişleyeceği, arzı sabit kalan faktörü yoğun olarak kullanan malın ise mutlak olarak da-ralacağı kanıtlanmaktadır.

Cevap E
99. Devalüasyonun net ihracatı artırması için, ithal talebinin fiyat esnekliği ile ihracat talebinin fiyat esnekliği toplamının birden büyük olmalıdır koşulu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tanzi etkisi
B) Pigou koşulu
C) Marshall – Lerner koşulu
D) Ohlin koşulu
E) Samuelson koşulu

Buna göre, ithal ve ihraç mallarının arz esnekliklerinin sonsuz olması varsayımı altında döviz piyasasının istikrarlı olup olmadığı, ithal mal-larının yurt içi talep esnekliği (Em) ile ihraç mallarının dış talep esnekliğinin (Ex) toplam değerine bağlı olarak ortaya çıkacaktır. Bunların mutlak değerleri toplamı 1 veya daha büyük olursa döviz piyasası istikrarlı bir seyir gösterecek denilebilir. Marshall-Lerner koşuluna göre döviz piyasası istikrarı formülle şöyle gösterilmektedir:
Em + Ex > 1
Formüle göre ithal ve ihraç mallarının arz esneklikleri sonsuzken talep esneklikleri toplamının birden büyük olması durumunda ulusal paranın değer kaybı (devalüasyon) dış ticaret açığı şeklinde bir etki gösterirken, ulusal paranın değer kazanması (revalüasyon) da dış ticaret fazlasını giderici etkide bulunacaktır.

Cevap C

100. Aşağıdakilerden hangisi karşılaştırmalı üstünlükler (Ricardo) teorisinde yer almaz?
A) Emeğin homojen kabul edilmesi
B) İşgücünün ülkeler arasında hareketsiz olması
C) Ülkeler arasındaki işgücü verim farklılıkları açıklanmamıştır.
D) Tam uzmanlaşmaya dayanır.
E) Modelin dinamik bir yapıya dayanır

Adam Smith’ten yaklaşık kırk yıl sonra David Ricardo Mutlak Üstünlük Teorisi’ne ilişkin analizleri geliştirerek karşılaştırmalı üstünlük teorisini ortaya atmıştır. Ona göre uluslararası ticareti mutlak üstünlükler yaklaşımına da-yandırmaya gerek yoktur. Ona göre böyle bir yaklaşım teorinin kapsamını daraltmaktaydı. Karşılaştırmalı üstün-lüklerin gerçekleştiği durumlarda mutlak üstünlük de vardır. Ama bunun tersi bir durum ise söz konusu değildir. Yani karşılaştırmalı üstünlük elde edilen her durumda mutlak üstünlük bulunmayabilir. Ricardo’nun yaptığı katkılara göre uluslararası ticaret için üzerinde durulması gereken ülkenin bazı malları diğer ülkeden daha ucuza üretmiş olması, yani bu mallarda mutlak üstünlük sahibi olması değildir. Tersine, önemli olan üretimdeki üstünlüklerin derecesidir. Bir ülke, diğerine göre, hangi malın üretiminde daha yüksek oranda bir üstünlük sahibi ise o mal üze-rinde uzmanlaşmaya gitmelidir. Karşılaştırmalı üstünlükler teoremine göre ülkeler arasında karlı dış ticaret için bu-lunması gereken koşul, bu ülkelerdeki üretim maliyetlerinin (yurtiçi fiyatlarının) birbirinden farklı olması gereğidir. Dış ticaretten tarafların sağlayacakları yararların ölçüsü ise uluslararası fiyat oranına bağlıdır.

Cevap E

Tüm İktisat Notları İçin Tıklayın


3 4

kpss 2


 

Bir önceki yazımız olan Kpss A İktisat El Yazısı Notlar başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.